Yukarı Çık

On saniye geçmişti Rimel’ in kitabın kapağını açmasının üstünden, kendine geldiğinde kesik kesik nefes alıyordu.

“Söyle bakalım ufaklık senin yeteneğin ne, bana gördüğün her şeyi anlat!”

“Tamam, Max abi söylüyorum!”

Arındırma

- Düzey 1

- Düşmüşlerin etkisi altındaki günahkârlardan bir kötü etkiyi siler, hedef sonraki on saniye boyunca tüm kontrol etkilerine karşı bağışıklık kazanır.

- Kullanıcıdan daha yüksek seviyedeki Düşmüşler karşısında, her seviyede başarı şansı %10 düşer.

- Düzey iki gereksinimi –10.000 başarılı arındırma yapmak.

Heyecandan al al olmuş yanakları büyük gülümsemesi nedeniyle birbirinden uzaklaşırken, genç kız yeni yeteneğinin özelliklerini tek tek anlatıyordu.

Bu işe sevinen bir tek o değildi, duyduklarımdan sonra kendimi Bağcılar bölgesine atıp çılgınlar gibi oynamamak için zor tutmuştum.

“Bu gerçekten çok yararlı bir yetenek, bölgeye bağışıklığı olan kişinin dışında birimizin daha saldırı yapabilmesini sağlayacak!”

Şükrücük neler döndüğünü anlamasa da, benim sözlerimden sonra işlerini iyi gittiğini çözebilmişti, dört bölge vardı bulunduğumuz köyde ve biz üçüne bağışıklığı bulunan kişiler olarak bir aradaydık.

“Şimdi, Şükrücük sana parti daveti yolluyorum kabul ediyor musun?

Bunu uzun zamandır düşünüyordum, henüz parti menüsü çıkmamıştı bu nedenle nasıl olacağını bilmesem de, bu şekilde denemeye karar verdim.

“Max kardeş, önümde bir yazı ve iki seçenek çıktı ne yapacağım şimdi ben!”

“Sakin abi, oku bana yazanları!”

Tecrübelerime dayanarak yaptığım çıkarım doğruydu, sanırım bizim hırçın kafacının önünde belirenler parti davetiydi

“Max adlı günahkâr sizi partiye katılmaya davet etti!”

“Evet / Hayır”

“Evet de abi !”

İstek Şükrücük’e ulaşmıştı, sadece kabul etmesi gerekiyordu

“Evet!”

Cevapla beraber önüme yeni bir menü açıldı, parti ayarlarını yapacağım yerdi burası. Seçeneklerin Cehennem nedeniyle tamamen insanın içindeki şeytanı uyandırmasına dikkat edilmişti sanki

Ganimet Paylaşımı

Rastgele / Lider

Tecrübe Paylaşımı

Ortak / Zarar Orantılı

Günahkârı Partiden At

Partiyi Dağıt

Sade ama liderin kafasını karıştırıcıydı, neyse ki burada ben vardım; ganimeti lider, tecrübeyi ortak yaparak yola devam edecektik.

“Hadi, bu köydeki son üyemizi almaya gidelim!”

Ben, hımbılın bizi bıraktığım yerde beklediğine emindim fakat ekip arkadaşlarım bu konuda tereddütlüydü.

“Kim bu arkadaş Max!”

“Bizim gibi biri, onunda bir bölgeye karşı bağışıklığı var!”

Şükrücük biraz temkinli bir tipti sanırım normalde; doğruya, ilk önce benimle bile gerilmişti bu yüzden.

“Dört bölge bulunuyor etrafımızda ve bizim gibi son günahıyla Cehennemin Birinci Katına düşen toplam dört kişi var burada. Birlik olarak ilk önce etraftaki Düşmüşleri öldürmeliyiz, daha sonra buradan başka yerleri keşfe çıkmamız gerekecek gibi!”

Düşüncelerim bunlardı, önce çekirdek ekibi oluşturup seviye kasılacak, daha sonra etraftaki moblarla işimiz bitince yeni yerlere açılacaktık fakat unuttuğum bir şey vardı benim.

“Rimel, kitap ve para dışında bir şey daha aldın sen yerden, nedir o?

Doğru ya, gitti geldi parti kurmaydı tamamen aklımdan çıkmış, umarım işe yarar bir nesne düşmüştür.

“Bunu mu diyorsun abi, kullanılacak bir şey mi ki bu?

Genç kız cümlesi biter bitmez bir çığlık patlattı, canım cicim ne oluyor demeye bile kalmadan yine ağlarken buldum onu.

“Kızım gene ne oldu, koyuverme kendini sürekli!”

Şükrücük’te şaşkındı, ikimiz beraber duygu selinin bitmesini bekledik

“Max abi, bu sopanın adı Sihirli Değnek imiş!”

Nihayet kendine geldiğinde bize elindeki düz, birazda biçimsiz tahta nesnenin adını söyledi, ağlak ve korkaktı bu kız ama görünen o ki şansı iyiydi.

“Abicim, bana elindekinin özelliklerini söyler misin, sonrada değerlerine baksana değişen bir şey var mı?”

Bildiğin silah düşürmüştü ilk mobta, tek isteğim bu balının tüm partiye sirayet etmesiydi.

Sihirli Değnek

Seviye- 0

Atak Gücü: +1

Büyü Puanı: +1

Başlangıç köyünden düşen bir eşya olarak gayet iyiydi, şu andaki duruma bakarsak, kızın en önemli değerlerinde yüzde onluk artış sağlayacaktı.

“Max abi Atak ve Büyü Puanı yazan yerler 11 olmuş, kalan kısımlarda bir değişiklik yok!”

Gözünün önünde beliren ekrandan bilgileri inceleyen Rimel, bir yandan da soruma cevap veriyordu.

“Ayyyyy! Yetenek kısmında Arındırma yazıyor, çok mutlu oldum çok!”

Genç kız bir yandan garip el kol hareketleriyle dans etmeye çalışıyor, diğer yandan hafifçe sulanan gözlerini siliyordu. Alarm verilmişti, bir posta daha ağlama çekemezdim, hemen muhabbeti değiştirmeye çalıştım.

“Hadi, hadi gidip diğer arkadaşımızı bulalım!”

Ortamın havasını değiştirip Nalburiye bölgeye yürümemizi sağlamıştım, her şey huzurlu ve kolay olacak derken, şom ağzımın kurbanı mı olacaktım yine?

Aniden sanki ipleri kesilmiş kuklalar gibi yere düşmeye başladı etrafımızdaki insanlar, birkaç saniye sonra yok olmaya başladıklarında, neler döndüğünü anlamıştım.

Verilen mühlet dolmuş, bir günlük süreden sonra cezalarını çekmek için yola koyulmuştu bu insanlar, olay sonrası adımlarım daha da hızlanacaktı çünkü büyük ihtimalle bizim Toraman’da bu grubun içinde yer alıyordu.

Onu bıraktığım yere vardığımda kimse yoktu, ne bir iz, ne de kokusunu bırakmıştı ardında. Bir an dizlerimden dermanın gittiğini hissettim, daha fazla bu kötü dünyaya karşı ayakta duramazdım, düştüm, evet düştüm.

Belki sadece dizlerimin üstünde duruyor olsam da, içerde, daha derin bir yerde hala düşüyordum. Ardımda kalan birini kaybetmenin bana bu kadar acı vereceğini bilseydim ona sarılırdım, bir adım dahi benden ayrılmasına izin vermezdim.

Tabii ki bu kadar üzülmedim, yoksa siz az önce dalgasına düşündüklerimi gerçek mi sandınız?

Hımbıl teneke sözümü dinleseydi şimdi yanımızda dolanıyordu, hatta beni biraz uğraştırsa şu zavallı kızcağız olacaktı onun yerine acı çeken. Oh olsun, sekiz saatlik yoğun bakım umarım onun aklını başına getirir, yoksa başımızın çaresine bakmak için başka yol arayacaktık.

“Vay, kimler gelmiş, benim can kardeşim gelmiş!”

Kendimi trollediğim sırada uzaktan gelen bir ses yankılandı durduğumuz yerde, elinde avuç içi kadar kitapla beraber Toraman üzerime doğru geliyordu.

Paçayı kurtarmıştı ama nasıl? Deli dana koşu stiliyle yanımıza geldiği gibi, ilk bu konuyu sordum ona

“Valla sana inanmıyordum, ama içimden de bir ses ‘ya doğru söylüyorsa’ deyip duruyordu. Bende ne olur ne olmaz kalkanın dibine kadar gidip oturdum, gözüme bir tanesini kestirdim ve beklemeye başladım!”

El ve kol hareketlerini katarak olayları anlatırken, adeta o anları yeniden yaşıyordu hımbıllar şahı.

“Pat diye bir ses geldi ardımdan, bir döndüm insanlar kesilmiş ağaç gibi devriliyor, o an dedim ‘olum koş’. Önceden bellediğim Tinerci’ ye bir kodum eleman mort, bu yok olurken yerine birkaç para ve bu kitap çıktı ortaya!”

Artık, biraz geç mi geldi Cehennem’e yoksa ucu ucuna mı vurdu moba çözemedim ama sonuç olarak günü kurtarmıştı Toraman, akabinde bayıldığını, biçimsiz ışığın sözlerini ve geri gelişini anlattı bize.

“Şimdi, inanıyor musun bana?”

Soruyu sorarken öyle bir tonladım ki, “ya ne oldu artist” der gibiydim.

 

 




Bu bölümde emeği geçen; çevirmen ve düzenleyici arkadaşların
emeklerinin karşılığı olarak basit bir minnet ifadesi yani teşekkür etmeyi ihmal etmeyelim.




13   Önceki Bölüm  Sonraki Bölüm   15 

DISQUS - Mangaya Ait Yorumlar

*Not: Yorum Yazmadan Önce;

  • Spoiler,
  • Küfür, siyasi ve seviyesiz yorumlar,
  • Seriyle alakasız link paylaşımları yasaktır.
  • Seriyi çeviren gruplar harici site reklamı yapanlar sınırsız uzaklaştırılacaktır.



  • 13   Önceki Bölüm  Sonraki Bölüm   15