Yukarı Çık

Son hazırlıklar tamamlandığında, önde Rimel hemen arkasında seksenlerin rock starları gibi görünen Şükrücük Sosyal Medya bölgesine giriş yapıyordu.

Nefesimizi tutmuş onları izlerken yalnız olmadığımızı görmek beni hiç şaşırtmadı, son iki gündür olanlardan dolayı, nereye gitsek arkamızda koca bir kalabalık bizi takip eder olmuştu.

Kaçak durumuna düşerek bunların birçoğunu kesmiş olduğumuz için bir şey de soramıyorlardı, bizim tarafımızdan öldürüldüklerinde de sekiz saatlik azaba gittiklerini öğrenmelerinden sonra süt dökmüş kedi gibi olmuşlardı yavru ceylanlar.

“Abi hadi biraz ortalara ilerle, en ufak aksilikte dalıyoruz bizde!”

Yavaş adımlarla yürüyen ikiliyi hızlandırmak için bağırınca, tüm gözler üstünde olan Şükrücük biraz kızdığını belli edercesine elini salladı, daha sonra acele ile ilerlemeye başlarken ağzının hareketlerinden söylendiğini anlayabiliyordum.

Herkesin önünde sanki korkuyormuş gibi görünmek pek hoşuna gitmemişti belli ki, el âlem ne der baskısı burada bile yakasını bırakmıyordu adamın.

Ortaya varmak üzereyken, tankımızın bir Düşmüşten etki alması ile perdeler açılmış ve oyun başlamıştı. Rimel bir saniye geçmeden kendisini kurtardığı zaman, Şükrücük’te ilk defa yeteneğini etkinleştiriyordu.

Onları izlerken, bir yandan da parti ekranında bizim hırçın kafacının ismini altındaki hayat puanı barını kesiyordum, bir tane mobun onu gıdıklayamayacağını bilsem bile tedbirli olmak kanıma işliyordu yavaş yavaş.

“Abi! Böyle olmaz biraz daha Düşmüş topla etrafına!”

Tank yetiştirmenin zorluğunu çeken bilir arkadaş, çoğunlukla şifacı rolünde oynayan bu bedbaht kardeşinize soracaksınız bu durumu.

Bu sefer Şükrücük bağırmama bozulmad,ı o da bir tane sineğin etrafında vızıldamasından sıkılmıştı sanırım.

“Nasıl yapıcam, hareket edemiyorum!”

Adam da haklıydı; ilk denemesinde, üstelik tuhaf bir yeteneğin pençesinde kıvranırken panik yapmıştı haliyle.

“Abi, bağırda biraz ilgisini çek diğerlerinin!”

Bir anda havaya kalkan kaşlarından anladığım kadarıyla aklına yatmıştı bu öneri, ağzını açıp göbeğini davul gibi yapacak kadar hava çekip uygulamaya koyulacaktı bizim tank.

“Heyyyyyyyyyytttttttttttt! Var mı ulan bana yan bakan!”

Hayda! Biz bağır dedik, Şükrücük kendini Kanlı Nigar filmindeki kabadayı zannediverdi, yalnız ne ses çıkarmış be arkadaş, değil bulunduğumuz yer komşu bölgedeki moblar bile dönüp ona baktılar.

“Bugün üç renkli slime yapıcaz arkadaşlar!”

“Terk eden sevgilinizi geri döndürecek duaları açıklıyorum!”

“Miami de, videolarımı izleyen sübyanların sayesinde kazandığım paraları eziyorum!”

Taze et görmüş zombi sürüsü misali tüm moblar Şükrücük yönüne döndüğünde, kafa ütüleyici sesler birbiri üstüne binmeye başlamıştı.

Hiç yoksa elli tane Düşmüş, şifacımız ve ne yapacağından habersiz tankımızın üzerine son hız koşuyordu.

“Toraman hazır ol dalıyoruz, Şükrücük bunları ancak yarım dakika tutabilir!”

Durum gerçekten vahimdi, ben adama etraftaki iki üç slotu çekmesini söylemiştim ama sağ olsun her hareketi aşırı olan abim tüm alanın yarısını toplayacaktı etrafına.

İlk darbe sonrası yeniden etki alan Şükrücük’ ün yardımına ilk önce Rimel yetişti, hemen yeteneğini kullanarak onu bu dertten kurtararak görevini yerine getiriyordu.

Sağ olsun, önden tam gaz gelip tanka etki atan vitaminsiz model bir youtuber eziğinin sayesinde, ana saldırıları yeteneğinin etkisindeyken karşılayacaktı Şükrücük.

Üzerine yağmur gibi saldırılar düşerken biz de çoktan harekete geçmiş, onu çembere alıp linç etmek isteyen kalabalığa tekme tokat girişmiştik.

Tankımızın HP barı ekolayzır gibi hareket etmekteydi, bir aşağı bir yukarı, keskin düşüşlerden sonra ani yükselişler yaşıyordu.

En önemli kıstas yarıdan aşağı inip inmediğiydi, ne mutlu ki Şükrücük kritik eşiğin altına hiç düşmedi bu denemede ama biz de hiç risk almamıştık.

Elinde adeta bir jedi kılıcı gibi iş gören sopasıyla Toraman ve Durdurulamaz Yumruk yeteneğiyle naçizane anlatıcınız ben, temizlik işini hızlıca hallediyorduk.

O zamana kadar yeteneğimin şu anlık yeterli olduğuna çok emindim fakat genç irisinin her vuruşunda en az üç tane düşmüşü yamultması sonucu fikirlerim yavaşça değişiyordu.

Ben enerjimi hızlıca tüketen bir yetenek kullanarak aynı etkiyi yaratırken, Toraman’ın sadece elindeki sopayı savurması yetmişti. Şimdi çocuğun hakkını da yememek lazım, söylediği kadar mahirdi bu silahın hâkimiyeti konusunda.

Bir vuruş gerçekleştirdikten sonra, hemen pozisyonunu değiştirerek farklı bir açıdan beklenmedik şekilde darbeler indiriyordu.

Bunu söylemek hiç hoşuma gitmiyor fakat adam benden en az on kişi fazla almıştı her şey sona erdiğinde.

Evet, ellinin üzerinde mobu birkaç dakika içinde alaşağı etmeyi başaran partimle, etrafı tamamen boşalmış bir alanda gururla duruyordum.

Şükrücük’ ün Hp barı fullenmişti bile, yüksek savunma puanı nedeniyle hasar almazken, gelen zararın belli bir yüzdesi yine de hayat puanına ekleniyordu.

“Şükrücük nasılsın?”

Fiziksel durumlar iyiydi, sıra ilk toplu mob kesmemizin arkadaşlarım üzerinde yarattığı psikolojik etkiyi ölçmeye gelmişti.

“Canavar gibiyim, artık hiç tek tek uğraşmayalım. Ben bunun bir yarısı kadar daha Düşmüşe dayanabilirim !”

Tahmin ettiğim gibi, başarılı olan teşebbüsümüz sonrası, en çabuk gaz alan üyemiz kendinden geçmiş bir haldeydi.

Toraman’a sormaya bile gerek yoktu, sapından yakaladığı odun parçasını artistik bilek hareketleri ile çevirirken, kalkanın içinden onu izleyenlere çaka satıyordu.

Her ne kadar Toro’ nun gölgesinde kalmış olsam da benim ruh halimde hiç fena değildi, henüz yeni yeni buraya alışıyorduk, ilerideki günlerin bize neler getireceğini bilemezdik.

Toraman, sopası ile en büyük hasar silahımız olabilirdi lakin elime geçireceğim güzel bir eşya sonrası benimde her şeyi tersine çevirme şansım bulunuyordu.

İlk seviyelerde böyle güç dengesizlikleri gayet doğal olmakla beraber asıl sıralama, tüm eşyaları dizmeyi bitirip yeteneklerin kullanımında kimin daha mahir olduğu ortaya çıktığında belirlenirdi.

Dalıp gitmiştim, düşünceler sarmış dört bir yanımı durumundan uyanmamı sağlayan kuvvetli burun çekme sesi ile partideki son kişiye, unutmuş olduğum Rimel’e dönmem bir olacaktı.

Küçük kızın kendi gibi küçük bir rolü olduğundan onu hiç hesaba katmamıştım, burada yani Sosyal Medya bölgesinde görünmez adam modunda dolaşabilse de, belli ki etrafının tamamen sarılması sonucu biraz sarsılmıştı.

“Max abi, çok korktum!”

Az önce çektiği burnu kızarmış, iri boncuk gözlerine yaşlar yavaş yavaş inmişti, bir dokunsan bin ah işitilecek haldeydi minik prensesimiz.

“Çok normal Rimel, senin yerinde kim olsa aynı duyguları hissederdi ama bak biz buradayız, senin kılına dokunmalarına izin vermeyiz değil mi?”

Konuşmamı bitirirken bana destek olmaları için kasılmaktan çatlamak üzere olan iki parti arkadaşıma dönmüştüm, onların da iki kelam edip Rimel’e destek olmaları gerekiyordu.

“Kızım ben buradayım, hiç korkma sen tamam mı?”

İlk tepki veren partinin abisi rolünü üstüne giymiş olan turbo dizel tankımız Şükrücük oldu, kısa ve öz bir şekilde üzerine düşeni yapmıştı.

Memnun bir şekilde gülümsedim kendisine tam yerinde ve kararında davranışı sonrasında, içimden de umarım Toro da buna benzer bir yaklaşımda bulunur diye temennide bulunuyordum.

“Kim korkuttu seni göster bana, bu dalı bellerinde kırmazsam bana da Toraman demesinler!”

Rimel’ in halini gören genç irisi burnundan soluyor, sapından sıkıca kavradığı meşe budağını rastgele sağa sola sallıyordu. Aşırı heyecan yapmıştı Toraman, ben bu hareketlerin nedenini çok iyi bilsem de bir süre daha susmak zorundaydım.

“Tamam, sakin arkadaşlar, hadi şimdi kalan Düşmüşleri temizleyelim!”

 

 




Bu bölümde emeği geçen; çevirmen ve düzenleyici arkadaşların
emeklerinin karşılığı olarak basit bir minnet ifadesi yani teşekkür etmeyi ihmal etmeyelim.




24   Önceki Bölüm  Sonraki Bölüm   26 

DISQUS - Mangaya Ait Yorumlar

*Not: Yorum Yazmadan Önce;

  • Spoiler,
  • Küfür, siyasi ve seviyesiz yorumlar,
  • Seriyle alakasız link paylaşımları yasaktır.
  • Seriyi çeviren gruplar harici site reklamı yapanlar sınırsız uzaklaştırılacaktır.



  • 24   Önceki Bölüm  Sonraki Bölüm   26