Yukarı Çık

Hançerinin değerlendirmesinden sonra, Nie Yan dışarı yürümeye başladı. Kafasını eğerek yetenek çubuğuna baktı. Sadece iki tane yetenek vardı: Gizlilik ve Ölümcül Vuruş.

Mükemmel bir Hırsız'ın elinin altında birçok yetenek olmalıydı. Bir Hırsız ekipmansız yapabilirdi ama yeteneksiz asla.

Nie Yan oyunun başında Hırsız yetenek kitapları toplanabilecek birkaç yerin  hepsini avucunun içi gibi biliyordu. Ancak onları toplamak için büyük çaba gerekirdi ve Nie Yan'ın bununla uğraşması olası değildi. Eğer bir yetenek kitabı kolayca toplanabilirse, marketten de kolayca satın alınabilirdi.

Hmm… Nadir başlangıç yetenek kitapları bulabileceğim başka bir yer var mı?

Nie Yan alnına vurdu. Bunu nasıl unutabilirim?

Hırsız gibi sınıflardan konuşacak olursak, eğer sürdürülebilir dövüş gücüne sahip olmak istiyorsalar çoğu zaman Simya Zanaatı ya da Sargı yeteneğini seçerlerdi. Simya Zanaatı oyuncuların her türlü can iksiri, ilaç vb. üretmelerine olanak sağlıyordu. Savaşın ortasında kaybedilmiş canı yenileyen can iksiri, oyuncu için ikinci bir hayata eşitti. Savaş bittikten sonra, bir yenileme iksiri içmek oyuncunun canını çabucak yenilemesine ve tekrar savaşa atılmasına imkân sağlıyordu. Böylece kasma hızları da artıyordu. Sargı yeteneğinin ise, can iksirine kıyasla biraz eksiği vardı—sıradan Sargı yeteneği çatışma sırasında kullanılamazdı.

Nie Yan nadir bir yetenek olan Sıhhiye yeteneğinin öğrenilebileceği bir yer biliyordu. Sargı’nın aksine, Sıhhiye savaş esnasında kullanılabilirdi.

Yüksek seviyelerde, eğer biri marketten orta ya da yüksek-derece can veya yenileme iksiri almak istiyorsa, harcamaları bayağı büyük olurdu. Nede olsa, iksirlerin fiyatları bayağı tuzluydu—çoğu oyuncu için, can ve yenileme iksirleri, dişlerinden tırnaklarından arttırarak elde ettikleri eşyalardı. Ortalama bir oyuncunun can veya yenileme iksirlerini yaygınca kullandığı görülmezdi—tabi zengin değilse.

Ama Nie Yan farklıydı—kafasının içi, bir sürü hızlı ve kolayca para kazanma yoluyla doluydu. Para için endişelenmesine gerek yoktu. Sonraları, can ve yenileme iksirleri marketten kolayca alabileceği şeylerdi. Bu yüzden, vaktini Simya Zanaat yeteneğini öğrenmek için harcamasına gerek yoktu. Ancak, Sıhhiye yeteneğini öğrenseydi, bu onun hayatta kalma yeteneğini büyük ölçüde artırırdı. Bunu düşünerek, Nie Yan’ın aklına bir fikir geldi.

Onu sonra hallederim. Önce Sıhhiye yeteneğini öğrenmeliyim.

Nie Yan iki bakır harcadı ve NPC genel dükkânından iki tane Sualtı Nefes Alma Hapı satın aldı. Hemen sonra,  Tellak Kasabası’ndan çok da uzakta olmayan Rando Gölü’ne doğru acele etti.

Birkaç Seviye 2-3 bölgeyi geçtikten sonra, canavar avlamak için parti kurmuş birçok oyuncuyla karşılaştı. Genellikle kendi alanlarında belli bir bölgeyi işgal etmiştiler. Savaşçılar, Paladinler, vb… tüm bu yakın dövüş sınıfları canavarları çekmek için beraber çalışıyordu. Sonrasında Büyücü, bu canavarları büyüleriyle aralıksız bir yaylım ateşine tutuyordu. Bazı partiler kendi Rahiplerini bile getirmişti. Çoğu Rahibin henüz İyileştirme yeteneği yoktu—verdikleri hasar Büyücüler kadar çok da değildi. Çoğu zaman, tecrübe sülüğüydüler. Buna rağmen, her takım sanki popüler bir ürün gibi Rahip arıyordu. Bunun nedeni, eğer bir takım gelecekte herhangi bir büyüme veya gelişme istiyorsa, Rahipleriyle mutlaka iyi ilişkiler içinde olmalıydılar. Bir Rahibin eksikliği sınırsız can iksiri kaybına eşdeğerdi.

Hırsızlar ise, oyunu erken aşamalarında, çoğu zaman takımlarından kolaylıkla kovulurdu. Ancak, Hırsızlar tek başına kasma hızlarıyla oldukça meşhurdular. İhtiyacı olan yetenekleri elde ettiği sürece, bir hırsızın kasma hızı, bir Büyücününkinden hiçbir açıdan düşük değildi. Yani, bir takıma katılmasalar da pek de bir kayıp olmazdı.

Çeşitli canavar canlanma alanlarında, seviye kasma korkunç derecede monoton ve sıkıcıydı. Ancak bu oyuncular hala birbirleriyle muhabbet edebiliyordular. Böylece, tembelce muhabbet ederken zaman çabucak geçerdi.

Nie Yan oyuncuların kastığı bu alanları dikkatlice geçti çünkü belirli kasma noktaları için oyuncular arasında sıklıkla sürtüşmeler çıkıyordu. Bir oyuncu başka bir oyuncuyu öldürürse, ceza olarak isimleri kırmızıyla işaretlenirdi. Ayrıca şehir duvarlarından geçmeleri de engellenirdi. İsimlerinin kırmızıyla işaretlenmesi demek diğer oyuncuların ceza almadan onları öldürebilmesi demekti. Ölüm üzerine seviye kaybı bile daha fazla olurdu ve tüm ekipman parçaları da düşerdi. Fakat oyuncu belirli bir süre boyunca canavar öldürürse, isimlerindeki kırmızı renk yavaşça yok olurdu. Buna rağmen, çoğu oyuncu başkasının ekipmanını çalmak uğruna hala sıklıkla bu riski alırdı. Bir an bile tereddüt etmeksizin, isimlerinin kırmızıya döneceğini umursamayarak, diğer oyuncuları öldürürlerdi. Bunu güvenli bir şekilde yapmak içinse, sıklıkla şehirlerden uzaktaki yaban arazilerdeki oyuncuları hedef alırlardı. Bu yüzden, insan yalnız dolaşırken çok dikkatli olmalıydı.

Rando Gölü… Bu alan, Balıkadam canavarlar tarafından sahiplenilmişti. Söylentilere göre, bu Balıkadamlar antik Kötü Naga’nın torunlarıydılar. Saysız nesillerin ardından, en sonunda şu anki formlarına gelişmiştiler.

Bir balığın vücuduna ve tıpkı bir insan gibi dört uzva sahiptiler. Saldırı için kullandıkları silahları, keskin dişleri ve ellerinde taşıdıkları çatal mızraklarıydı.

Balıkadamlar bölgeyi devasa nüfuslarıyla dolduran Seviye 3 canavarlardı. Dahası, yakınlarda bir Balıkadam köyü bile vardı. Rando Gölü’ne girmek için Nie Yan’ın bu köyü geçmesi gerekiyordu. Daha sonra, varış noktasına ulaşmak için göl boyunca yüzmesi gerekecekti.

Rando Gölü’nün kenarında, göl kıyısının kumlu uçlarında düzensizce dağılmış birkaç yüz tahta kulübesiyle Balıkadam köyü konuşlanmıştı. Bu Balıkadam köyü en az üç yüz civarı Balıkadam, birkaç düzine Balıkadam Lideri ve iki Elite Balıkadam barındırıyordu. Biri bu bölgeyi temizlemek istiyorsa, bin veya daha fazla oyuncuya ihtiyacı olurdu.

Tam da Nie Yan Gizliliği aktifleştirip köyden gizlice geçecekken, bir sistem duyurusu belirdi.

Yerel Duyuru: Lonca, Muzaffer Dönüş, bu bölgeyi üç dakika içerisinde temizlemeyi planlıyor. Balıkadam Köyü yakınlarındaki tüm oyuncular, lütfen hemen ayrılın.

Muzaffer Dönüş? Nie Yan kaşlarını kaldırdı. Önceki yaşamında, o ve Muzaffer Dönüş Loncası arasında bazı anlaşmazlıklar olmuştu… Muzaffer Dönüş’ün üyeleri kafalarına eseni yapıp, kibirlice davranmıştılar. Karşılarına kim çıkarsa istedikleri gibi öldürdüler. Uzun zaman önce Nie Yan’ın kardeşlerinden biri, loncanın kendisini kasma alanından kovmasından memnun olmadığı için Muzaffer Dönüş’ün üç üyesini öldürmüştü. Ufak bir kin Muzaffer Dönüş’ün üyelerini ayağa kaldırmıştı ve tüm lonca peşine düşmüştü. Nie Yan’ın kardeşini Seviye 0’a kadar katletmekle tehdit etmiştiler. O zamanlar Nie Yan ve kardeşlerinin gücü hala oldukça zayıftı, bu yüzden de tek yapabileceği sıradağlar arasındaki geçitlerde derince saklanmaktı. Seviye atlamaya devam etmiş ve tam bir ay boyunca deli gibi kasmıştı. Anca seviyesinin yeterli yüksekliğe ulaştığını hissettikten sonra kendini göstermeye cesaret edebilmişti. Ondan sonra bile, zar zor kendini savunabilmişti. Sonucunda, Muzaffer Dönüş gibi büyük bir lonca ile açıkça karşılaşmaya cesaret edememişti.

//ÇN: Buradaki kardeş çok yakın arkadaş olarak kullanılıyor.//

O zamanki güçsüzlük hissi… Sakın düşünme bile.

Bu hayatta böyle bir tarih kendini kesinlikle tekrar etmeyecek. Bu borcu sonuna kadar ödeyeceğim. Ancak bugün olmayacak, şimdilik…

Nie Yan oyuna gireli daha bir günden az olmuştu. Hala servetini yavaş yavaş biriktirmesi gerekiyordu.

Hemen döndü ve göl kenarına koştu.

Önüne bakınca, berrak suyun mavi gökyüzüyle birleştiğini gördü. Güneş ışınları kristal gibi temiz suların üzerini aydınlatırken, göl parıldadı.

Muzaffer Dönüş’ün oyuncuları yoğun bir şekilde harekete geçmiş ve araziyi iyice inceliyorlardı. Yakınlardaki pek çok alanda Muzaffer Dönüş oyuncularının hareketleri görülebilirdi. Sayıları kesinlikle az değildi. Balıkadam köyündeki operasyonlarına başlama hazırlığı yapıyor gibi görünüyordular.

Balıkadam köyü, bir zindandan ziyade canavarların toplanması için bir canlanma noktasıydı. Bu tür yerler sıklıkla iyi eşyalar düşürürdü.

Nie Yan küçük bir koruyu geçerek, göl kenarından yaklaşık iki yüz metre uzağa ulaştı.

Aniden, gökyüzünde bir ateş topu belirdi, Nie Yan’ın konumuna doğru fırladı.

Ateş topu parladığı gibi, Nie Yan’ın görüş hattı korunun üzerinden geçti. Gözleri kırmızı bir cüppe giyen Elementalist’in üzerine düştü. Rakip oyuncu Muzaffer Dönüş’ten Seviye 3 bir Elementalist’ti.

Büyücüler üç sınıfa bölünmüştü: Elementalistler, Gizemli Büyücüler ve Kutsal Büyücüler. Elementalistler buz, ateş ve şimşeği kontrol edebilme yeteneğine sahiptiler—güçleri elementlerdi. Gizemli Büyücüler gizemli kuvveti kontrol edebiliyordular ve son olarak Kutsal Büyücüler vardı. Kutsal büyücü en az seçilen sınıftı. Yetenekleri öğrenilmesi en zor olanlardı ancak kesinlikle en güçlüleriydi. İlahi büyülerin gücünü çağırıp kullanabilirdiler.

Ateş büyülerinin öldürme gücü bir Elementalistin kullanabileceği büyüler arasında en güçlü olandı.

Nie Yan ateş topunu fark ettiğinde artık çok geçti.

「Boom!」Ateş topu Nie Ya’ın vücudunda patladı. Nie Yan’a büyük bir hasar verdi, can çubuğu yirmi-iki puan düştü.

「Sistem: Rakip oyuncu Mor Ateş size saldırdı. Kendinizi savunmak için misilleme yapmaya özgürsünüz. Süre: 3 dakika.」

Bir Büyücüyle karşılaştığında, ya ona doğru koşar ve yakın dövüşürsün ya da arkana bakmadan kaçarsın.

Çevrede başka Muzaffer Dönüş oyuncusu olmadığını doğruladıktan sonra, Nie Yan Mor Ateş denen Elementaliste doğru koştu.

Bir Büyücünün stratejisi düşmanıyla arasına olabildiğince mesafe koyup onu büyülerle bombalamaktı.

Elementalist Mor Ateş, Ateş Patlaması büyünü kullanarak geriye zıpladı ve bir kez daha Ateş Topunu çağırdı. Sonrasında, Nie Yan ile arasını açmak için döndü ve kaçtı.

Uçarak gelen bir büyüyle yüzleşirken, oyuncular genellikle yuvarlanarak savuşturabilirdiler. Ancak büyüyü yuvarlanarak savuşturursalar, şüphesiz ki rakip Elementaliste mesafeyi açması için zaman vermiş olacaktırlar. Nie Yan, Elementalistin ateş topuna kafa attı ve ilerlemeye devam etti.

//ÇN: Kornerden gelen topa vuruyor :) //

「Boom!」Ateş topu Nie Ya’ın vücudunda patlayarak yirmi-yedi can puanı kaybetmesine neden oldu.

Mor Ateş her büyü çağırdığında, büyünün çağırılışında bir gecikme olurdu.

Büyü çağırmada bazı önemli noktalar vardı. Hareketler, dil, materyal ve sihirli aletlerin hepsi değişik türlerde büyüleri yapmak için gerekliydi. Farklı türlerde büyü çağırmanın gereksinimleri ayrıydı. Bazı büyüleri yapmak için sadece gerekli melodiyi söylemek gerekirdi. Bazı büyüleri yapmak için melodiler, hareketler ve materyallerin hepsi aynı anda kullanılabilirdi.

Her büyüyü yapmak için farklı şeylere gerek vardı. Ayrıca yapılış süresi de değişiklik gösterirdi.

Hece ve hareketleri aynı anda kullanan bir büyüyü yapmak için—saniyede bir hece ve hareket yapılmalıydı. On hece, bir hece seti oluşturur ve on hareket ise bir hareket seti oluşturdu. Heceler ve hareketler aynı zamanda birbiri üzerine eklenebilirdi yani ikisi de aynı anda yapılabilirdi.

Ateş Patlamasının yapım süresi, iki hece ve iki hareket olmak üzere, toplamda iki saniyeydi. Ateş Patlaması büyüsünü yaparken hareket yeteneği öğrenmemişlerse, oldukları yerde hareketsiz durmaları gerekirdi.

Nie Yan, Mor Ateşi'in Ateş Patlamasını çağırmak için harcadığı zamandan yararlanarak ileri atıldı. Hızlıca, bir ileri saplamayla, Mor Ateş'ten yirmi-üç can puanı götürdü. Bir Büyücünün savunması olağanüstü derecede kırılgandı.

Mor Ateş geriye zıpladı. Hemen, Vahşi Ateş Halkasını kullandı. Nie Yan'a doğru fırlayan dört ayrı ateş ortaya çıktı.

Vahşi Ateş Halkasını çağırmak için sadece bir hece gerekliydi.

Bu kadar yakın mesafeden, Nie Yan'ın büyüyü savuşturması olanaksızdı. Bu yüzden, tek yapabileceği buna katlanıp, yirmi-dokuz puan hasar almaktı. Parmağının bir hareketiyle kemerinden bir Basit Can İksiri çıkardı ve kafasına dikti.

Mor Ateşi'in davranışları, bir Büyücü için sıradan standart kabul edilebilirdi. Ancak hareketleri çok katı ve beceriksizdi. Her Büyücü, bir Hırsız ona yaklaştığında gerilirdi.

Vahşi Ateş Halkası havada uçarken, Mor Ateş geri çekilmek için fırsatı yakaladı.

Nie Yan, Beceriye birçok puan eklemişti. Hız açısından, Hırsızlar hala oldukça kayda değerdiler. Bu sefer, Mor Ateşi'in etrafında durmaksızın dolanırken hızı ona avantaj sağlamıştı. İki ardışık saplamayla saldırarak, Mor Ateşi'in otuz-altı can puanı kaybetmesine neden oldu.

Mor Ateş, Nie Yan’a doğru bir kez daha ateş topu gönderdi.

Conviction'ın dövüş sistemi raunt başına üç saniye sayıyordu ve büyüyü yapan ölmediği müddetçe, üç saniyeden kısa büyü saldırıları kesintiye uğratılamazdı. Yakın dövüş savaşı olmasına rağmen, Mor Ateş Nie Yan'ın saldırılarını hala karşılayabilecekti.

Ateş Topu'nun yüksek hasarı altında, Nie Yan’ın yirmi-beş canı kalmıştı. Mor Ateş arayı açmak için geri çekilmek istedi. Asasını çekerek, başka bir büyülü söz okumaya başladı. Ateş elementleri hızlıca asanına doğru hareket etmeye ve yuvarlak bir kütle şeklinde birleşmeye başladı.

Mor Ateşi'in hala elli-bir can puanı vardı. Bir süreliğine güvendeydi çünkü Nie Yan'ın sadece yirmi-beş canı kalmıştı. Bir tane daha Ateş Topu çağırdığı sürece, Nie Yan’ın işini bitirebilirdi.

Mor Ateşi'in melodisini takiben, ateş elementleri kazıp parıldayarak hızlıca bir araya geldi.

“Geber! ” Mor Ateş her şeyin şimdi kendi kontrolünde olduğunda hissetti—asasındaki alevler yüzündeki uğursuz ifadeyi aydınlattı.

Nie Yan şu anki durumun ne kadar tehlikeli olduğunun farkındaydı. Çoktan zor kullanarak Mor Ateşi'in yanına ilerlemişti. Öfke çubuğuna baktı, tamamen dolmuş olduğunu ve güçlendirilmiş bir saldırı için gereksinimleri karşıladığını fark etti. Nie Yan'ın koyu siyah göz bebekleri, Mor Ateş'in boğazına kitlendi. Hızlıca, elindeki hançeri ters tutuş pozisyonuna getirdi.

“Ölümcül Vuruş!”

Nie Yan'ın ve Mor Ateş'in vücudu buluştu. Soğuk bir parıltı Mor Ateş'in boğazından geçti. Kanlar fışkırdığı gibi, boğazında derin bir kesik belirdi.

「Sistem: Ölümcül Vuruş başarılı! Saldırı %+5, fazladan hasara sebep olundu!」

−51

Bir hasar değeri Mor Ateş'in kafasının üstünde süzüldü.

Tam bir geri dönüş!

Bu nasıl mümkün olabilir?

Gözleri akıl almaz bir ifadeyle dolmuştu.

Bir Hırsızın patlayıcı gücü asla hafife alınmamalıdır. Bir Hırsızla yüzleşirken, kesin bir üstünlüğe bile sahip olsan, asla kendini güvende hissetmemelisin… Çünkü hemen ardından, ölen kişi sen olabilirsin.

Mor Ateş'in gözlerindeki ışık yavaşça kayboldu.「Plop…」Yere yığıldı, ne olduğunu hala anlayamamıştı. Seviye 2 bir Hırsız nasıl olur da aniden böyle hasar verebilir?

Ölümcül Vuruş… Bu yeteneğin hasarı gerçekten iyi.

Hançeri çantasına kaldırdı, ardından Mor Ateş'in cesedinden düşen ekipmanı almak için eğildi. Çok geçmeden, Seviye 0 Zeka +3 Bronz Asa'yı aldı. Bu asayı on bakır civarında satabileceğini tahmin etti.

“Orada bir düşman var! Mor Ateş öldürüldü!”

“Takip edin! Kaçmasına izin vermeyin! ”

Nie Yan, Muzaffer Dönüş'ün bir üyesini öldürmüştü. Böyle büyük bir olayın, çevredekilerin dikkatini çekeceği kesindi. Muzaffer Dönüş'ün altı üyesi her taraftan geldi ve etrafını sarmak için Nie Yan'ın konumuna doğru koştular. Bunu gören Nie Yan, Rando Gölü'ne doğru çılgınca koştu. Koşma hızı, kendi seviyesindeki ortalama bir oyuncudan daha hızlıydı. Çok geçmeden, diğer oyuncular ile arasındaki mesafeyi açtı.

Fakat Nie Yan'ın tam önünde bir Vahşi Savaşçı belirdi, yolunu kesti.

“Kaçmak ha? O kadar kolay olmayacak! Doğrusal Kesiş! ”



Bu bölümde emeği geçen; çevirmen ve düzenleyici arkadaşların
emeklerinin karşılığı olarak basit bir minnet ifadesi yani teşekkür etmeyi ihmal etmeyelim.




7   Önceki Bölüm  Sonraki Bölüm   9 

DISQUS - Mangaya Ait Yorumlar

*Not: Yorum Yazmadan Önce;

  • Spoiler,
  • Küfür, siyasi ve seviyesiz yorumlar,
  • Seriyle alakasız link paylaşımları yasaktır.
  • Seriyi çeviren gruplar harici site reklamı yapanlar sınırsız uzaklaştırılacaktır.



  • 7   Önceki Bölüm  Sonraki Bölüm   9