Bölüm...
Action, Drama, Harem, Novel, Türkçe Novel

Bölüm 77

Aziz Oğul Kutsal Papayı Gördü
Yazar: salepsever Grup: : Bağımsız Okuma süresi: 8 dk Kelime: 1.985

Zaman akıp geçti bir hafta sonra büyük bir küvette yatan genç bir adam yavaşça gözlerini açtı. Açtığı anda gözlerinin acıdığını hissetti ardından burnuna kötü bir koku doldu. Yavaşça başını kaldırdı ve vücudunun küvette olduğunu fark etti. Küvette ki suyun rengi zift benzeri siyaha dönmüş balçık haline gelmişti. Koku öylesine iğrençti ki Kai öğürdü.


Aceleyle küvetten çıktı vücudunu kaplayan kir katmanını temizlemek için aceleyle banyo yaptı. Uzun süre çitilendikten sonra aceleyle tuvalete koşup dolaşım sisteminde ki her şeyi çıkarttı.


Koku dayanılmazdı bu sebeple işini bitirdikten sonra tekrar üstüne sinen iğrenç dışkı kokusunu temizlemek için bir defa daha banyo yaptı.


Uzun süre sonra banyodan çıktığında kendisini tazelenmiş hissetti. Ayrılmadan önce iğrenç bir koku yayan küveti boş bir depolama yüzüğünün içine koydu pencereleri açıp hızlıca oradan ayrıldı.


Banyodan çıktığında ancak bir çadırın içinde olduğunu fark etti. Çadır olarak anılsa da oldukça büyüktü. Gözü bir köşede ki yatağa ilişti, yatakta sessizce uyuyan Ekaterina’yı görünce kalp atışları engellenemez bir şekilde yükseldi.


Platin sarısı saçları yastığa yayılmıştı yavaşça nefes alıp verirken dolgun göğsü yükselip iniyordu. Büyüleyici yüzünde yanakları hafif kırmızıydı dudakları hafif aralık beyaz dişlerinin arasında ufak pembe dili görüle biliyordu.


Büyüleyiciydi Kai yutkunmaktan kendisini alamadı. Eğer aralarında ki ilişkinin adı konulmuş olsaydı şuan yatağa çıkıp Ekaterinayı tereddüt bile etmeden altına alır ve büyük bir zevk yaşardı ama dürtülerine rağmen harekete geçemedi.


Ekaterina ile işler çok karışıktı. Ekaterinanın kalbi kırıktı ve başka bir adamın gölgesi vardı. Kai Ekaterinayı sevse bile kendi gururu vardı. Başka bir erkeği kalbinde taşıyan bir kadına asla dokunmayacaktı bu Ekaterina olsa bile yine de aşk büyülü bir şeydi. Bundan kaçsa da her zaman onu rahatsız ediyordu.


Kai bir süre sonra sakinleşti, yavaşça yürüyüp yatağın yanına oturdu ve bir sanat eserini izlermiş gibi Ekaterinayı izledi. Ekaterina’nin beyaz yüzüne baktı o tatlı kırmızı dudaklarını öpmenin nasıl bir his olacağını hayal etti. Yutkundu dürtüsünü bastırdı ama Ekaterinanın göz kapakları yavaşça kıpırdandı ve açıldı.


Ona bakan birisini hissetmişti. Yavaşça başını çevirdi, Kai’nin parlak kahverengi gözleriyle yeşil gözleri buluştuğunda bilinçsizce gülümsedi. Sanki hala bir rüyada gibi hissetti. 


“Günaydın.“ Kai gülümseyerek nazik bir tonda söyledi.


“Günaydın...“ dedi Ekaterina hafif gerildi yüzünde ki gülümseme öylesine içten ve büyüleyiciydi ki Kai’nin kalp atışları anında hızlandı. 


“Seni seviyorum.“ Kai kalbinden gelen kelimeleri engelleyemedi ve usulca fısıldadı.


“Ben...“ sonra Ekaterinanın gözleri büyüdü aniden ayaklandı ve Kai’e baktı.


Bir anda bunun bir rüya olmadığını anladı. 


Yüzü adeta alev aldı “Ah...“ diye bir çığlık atıp aceleyle yataktan fırladı. Kai biraz şaşırdı ama daha çok hayal kırıklığına uğradı sadece sessizce kalbinin sızısını bastırıp acı bir gülümseme gösterdi.


“Sen... Küçük piç uyandın.“ Ekaterina aceleyle söyledi. Duygularını kontrol etmeye başladı yüzünü soğuk yapmaya çalışsa da yanaklarının kırmızılığını kaldıramadı. Eli bile arkasında hafifçe titriyordu.


“Ekaterina abla az önce neredeyse beni sevdiğini itiraf ediyordun.“ dedi Kai muzip bir gülümseme takınıp acımasızca flört etti.


“Sen! Saçmalama!“ Ekaterina anında yalanladı ama kulaklarına kadar kızardı ve gözlerini kaçırdı.




“Haha... Ağzından çıkanlarla yüzünün hali tamamen farklı Ekaterina abla...“ dedi. Ekaterina elini kaldırıp Kai’nin kafasına bir yumruk attı. Yumruk elbette güç içermiyordu. “Piç! Her zaman ki gibi acımasızca konuşuyorsun.“ dedi Ekaterina öfkeli göründü ama bağırırken yüzünde hafif bir gülümseme vardı.


Kai başını ovuşturup gülümsedi. 


“Ne kadar kaçacaksın ki Ekaterina abla ? Bir gün nasılsa seni fetih edeceğim ve beni sevdiğini kabul etmeni sağlayacağım.“ dedi Kai bu sefer gülümsese de bakışları keskin ve ciddiydi. Ekaterinanın kalbi anında yumuşadı kalbinde gerçekten mutlu oldu ama hemen sonra duygularını bastırıp kaşlarını çattı.


“Kai... Sana söyledim biz uygun değiliz. Bu fikirleri aklından çıkartsan iyi olur.“ dedi Ekaterina.


Kai hiç umursamadı “Geleceği kim biliyor ?“ dedi Kai sakince.


Ekaterina ağzını açtı ama sonra tekrar kapattı bir süre sonra. “Senden kırk yaş büyüğüm ve kalbimde hala başka birisi var.“ dedi. Sözleri acımasızdı Ekaterina bile Kai’nin yüzüne bunları söylerken vicdan azabı çekti fakat bu sözleri söylemezse hiç bir şeyi engellemeyeceğini düşünüyordu.


Kai ile arasında ki ilişki yeni değildi. Ekaterina’nın Kai’e düşkünlüğü akıl almaz düzeydeydi bu bir anne yada abla sevgisi değil bariz bir şekilde aşktı ama Ekaterina mantıklıydı.


Pozisyonu vardı, Kai’i bir bebekken buldu. Kai’nin nişanlıları vardı, Kai’nin itibarı vardı eğer Kai’e karşılık verirse kendi itibarı bir yana Kai’nin ününü yok ederdi.


Ayrıca kalbinde hala silinmeyen bir gölge vardı ve bedeni saf değildi. Bakire bir kadın olmadığı için kendisini Kai’e uygun görmedi.


Kai ise beklendiği gibi bu sözleri duyduktan sonra adeta çöktü. Gözlerinde bir hüzün ve yalnızlık belirdi, yavaşça yutkundu ve iç çekti. Çiçek Hükümdarının çırağı olarak yüzü şüphesiz kalındı reddedilmeyi kabul etmedi. 


“Yaş önemsiz... Kalbinde ki o adama gelince...“ dedi sözleri bittiğinde zaten bakışlarında sonsuz bir öldürme niyeti vardı.


“Sadece bir karınca değil mi? Onu ezersem...“


*PAA*


Kai’nin yüzüne sert bir tokat düştü. Bir anda çadırın içinde ses dalgalandı. Kai inanamayarak Ekaterina’ya baktı. Ekaterina Kai’e baktı.


“Ona zarar vermene izin vermeyeceğim!“ dedi. Kai’nin kalbi sanki soğuk bir el tarafından sıkılmış gibi ağrıdı. Bilinçsizce dudağını ısırdı gözlerinde sonsuz bir acı vardı.


Tokat, yumruk yada tekme hiç birisini önemsemedi. Luna ona ara sıra böyle davranırdı Çiçek Hükümdarından öğrenmişti. Güçlü kadınlar şiddet kullanmayı severdi bu sebeple önemsemedi ama ilk defa bir kadından başka bir erkek için tokat yedi ve bu kişi hala Ekaterinaydı.


Duyguları öylesine boğuldu ki anında soğudu yavaşça kalktı ve yutkundu. Ekaterina Kai’e baktı içinde kopan fırtınayı bastırdı ciddi görünmeye çalıştı.


Bu tokat her şeyi kesmek için bir araçtı. Tokatı atarken Kai den daha çok acı çekti ama yapılmalıydı ama pişman mı diye sorulursa elini kesmeyi tercih ederdi Kai’e vurmak yerine.


Kai’nin gözlerinde ki çöküşü görünce tarifsiz bir acı hissetti.


Kai yavaşça ayağa kalktı ve duygularını bastırdı. “Onu yok edeceğim! İtibarını ayaklar altına alacağım, teorisini boka çevireceğim bütün Runik Kıtasında ki herkesin onu gördüğünde bir yalancı olduğunu anlamasını sağlayacağım. Öldürmeyeceğim ama öldürmem için bana yalvaracak! Onu avucumda bir karınca gibi tutup hayatının ve ölümünün kontrolünde olmamasının nasıl bir his olduğunu tatmasına izin vereceğim.


Önce Utta Klanını ezeceğim, sonra arkadaşlarını sonra çevresinde ki herkesi elinden alacağım. O zaman geldiğinde ona bir şans vereceğim! Önüne gelip sana onu sevmemen için yalvardığında ancak o zaman ölmesine izin vereceğim!“ dedi Kai.


Soğuk acımasız nefret ve öfkeli sesi Ekaterina’yı titretti.


Acımasız ve cani Kai’nin bu yüzünü ikinci defa görüyordu. İlkinde sadece dört yaşında bir çocuktu ve konu yine aynıydı fakat şimdi Kai 14 yaşında bir gençti Runik Kıtasında ki en güçlü dahiydi söylediklerini yapabilir miydi ? Şüpheye gerek yok o Aziz Oğuldu çöp bir teorisyeni yok etmek isterse şüphesiz ezip geçebilirdi.


Ekaterina tokadının Kai’nin nefretini bu kadar harekete geçirdiğine inanamadı.


“Şimdi Ekaterina abla tek şansın beni öldürmek... Beni öldürürsen o adamı kurtara bilirsin... Beni öldürmediğin sürece asla vazgeçmeyeceğim.“ Kai dik durdu sakince Ekaterinaya baktı. 


Sözlerinde hiç şaka yoktu. Ekaterina Kai’e baktı kalbinde korku hissetti. Yapmak zorunda olduğu seçim neydi ? Ya Kai ya da kalbinde ki adam mıydı ?


Kai’e baktı gözlerinde bir an beliren tereddüt Kai için son darbeydi.


“Hahaha...“ Kai aniden kahkaha attı. Elini kaldırdı ve “Unut gitsin... Sadece şaka yapıyordum. Onun için beni öldürmeyi gerçekten düşündün.“ dedi yavaşça geri çekildi ellerini sıktı ve “Aziz Oğul Kutsal Papayı gördü.“ dedikten sonra yavaşça döndü ve ayrıldı.


Ekaterina olduğu yerde dondu. Elini kaldırdı ağzını açtı durmasını söylemek istedi, onu öldürmek istemediğini söylemek istedi ama yapamadı.


Kalbine adeta bir bıçak sokulmuş gibiydi. Pişmanlık ve acı yanağında bir ıslaklık hissetti. Ne zaman bilmiyordu ama zaten göz yaşları akıyordu.


Az önce Kai resmen aralarında bir mesafe koydu.


Ekaterina Abla değildi. Kutsal Papa. Kai değildi Aziz Oğul. 


Kai çadırdan ayrılana kadar Ekaterinanın onu durmasını bekledi ama hiç ses çıkmadı.


Kai çadırdan dışarı adım attığı anda yürüdü. Ona bakanları umursamadı yavaşça gitti. Çiçek Hükümdarı yanında ki Yue Quin’in ayağa kalkmasını engelledi.


“Gitme...“ dedi yavaşça 


Alice sakince iç çekti. “Böyle olmasını beklemiyordum.“ dedi.


Diana kararsız kaldı gitmek istedi ama gidemedi. Kalmak istedi fakat içi el vermedi.


Kai uzaklaştı yürüdü ve yürüdü nihayet bir süre sonra kendisini tutamadı ve diz çöktü. Yumruğunu sıkıp kalbine vurdu.


“Acıma! Lanet olası acıma!“ 


Öfkeyle haykırdı kalbini adeta döverek susturmak istedi ama anlamı yoktu. Göz yaşları gözlerinden süzüldü yere düştü ve kapandı sadece ağladı. Bu acı tarifsizdi öylesine büyüktü ki anlatılamazdı.


Bir köşe de Alice ve Çiçek Hükümdarı sessizce izledi. Alice param parça olmuş Kai’e bakarken göz yaşlarını tutamadı. Çiçek Hükümdarı nostaljikti. 


“Usta ve Çırağın kaderi aynı.“ 





Bu bölümde emeği geçen; çevirmen ve düzenleyici arkadaşların
emeklerinin karşılığı olarak basit bir minnet ifadesi yani teşekkür etmeyi ihmal etmeyelim.


Ayar kaydedildi