Bölüm 89
Bağımsız Bölgede ölümler yaygındı bu sebeple yol kenarında öldürülen bir grup insan neredeyse hiç dikkat çekmedi. Kai umursamadı ama Yue Quin rolü gereği arkasında biraz gergin görünümle takip etti.
İkisi sessizce yürümeye devam etti, arkalarında ki yıkımı tamamen görmezden gelmişlerdi. Kai biraz düşünceliydi, Bağımsız Bölgeye ayak bastığı anda Yin-Yang Kültünün bir müridiyle tanışmıştı.
Çift yetiştirme teknikleri büyük güçlerde yaygındır bu sebeple tabu olarak kabul edilmez ama Yin-Yang Kültü’nün Çift yetiştirme tekniği acımasız bir teknikti.
Tek yönlü ve yıkıcıydı bir mürit bu tekniği herhangi bir kadın yada erkek üstünde kullandığı sürece onun bütün enerjisinin sömürmeye başlardı. Kişi eğer Runik Ustasıysa bir süre dayana bilirdi fakat sıradan birisiyse ilişkiden sonra ölmüş olması çok mümkündü.
Yin-Yang Kültünün çift yetiştirme tekniği özellikle güzel kadın ve erkekleri hedefliyordu. Güzellik Yin veya Yang’ın bir tezahür biçimidir. Kişinin cinsiyetine göre görünüşü onun vücudunda ki Yin veya Yang miktarını gösterir özellikle bu kişi bir bakire ise eşsiz bir koku yayar ki bu tekniği kullananlar bu kokuyu soluya bilir.
Kai bu sebeple tehlike hissetti. Yin-Yang Kültü bir felaketten farklı değildi ve bir dönemler Runik Tapınağına bile ecel terleri döktürmüşlerdi. Runik Tapınağı şuan bütün kıtayı işgal etmek isterse bu en zor koşullarda bile bir kaç on yıl sürerdi ama Yin-Yang Kültünü İç ve Çekirdek bölgeden çıkartması iki yüz yıl sürmüştü.
İşe yaramaz bir mürit bile yeterince İlkel Yin veya İlkel Yang emdiği sürece Runik Kralı olabilirdi. Bu sebeple son derece tehlikeli bir güçtü. Runik Tapınağı binlerce yıl önce Yin-Yang Kültü ile savaşmış ve otuza yakın Runik Kralı, İmparatoru ve üstünde kişiyi öldürmüştü.
Bu korkunç bir rakamdı Runik Tapınağının genel gücüne son derece yakındı fakat Yin-Yang Kültünün müritlerinin temel zayıflığı temellerinin zayıf ve sığ olması kullandıkları teknikleri nitelik bakımından zayıf olmaları ayrıca korkunç teknikleri sebebiyle akıllarını kaybetmeye meyilli olmalarıydı.
Bu sebeplerden dolayı genel güçleri Runik Tapınağının savaş gücüne ulaşamazdı.
Fakat Kai şimdi Runik Tapınağının korumasında değildi. Çevresinde üç güçlü uzman olsa da Kai Yang yönü ağır basan Yin-Yang fiziğine sahipti. Yue Quin ise Yin enerjisi son derece güçlü bir kadındı.
Kai ve Yue Quin Yin-Yang Kültü için en iyi hedeflerdi.
“Sorun nedir Kıdemli Kardeş?“ Kai’nin dalgın yüzünü görünce Yue Quin nazik bir tonda hafif endişeyle sordu.
Kai’nin düşünceleri kesintiye uğradı, onu bir adım geriden takip eden Yue Quin’e baktı. Yüzünde erdemli bir ifade vardı su gibi nazik görünüyordu elleri hafif önünde birleşmiş yanakları biraz kızarık eflatun gözleri parlaktı.
Çok güzeldi insanların nefesini kesecek kadar güzeldi özellikle böyle saf görünürken daha da güzel oluyordu. Kai pek çok güzel kız görmüştü fakat böylesine erdemli görünen tek kişi Rin Dodon idi ama Rin Dodon’u en son beş yıl önce görmüştü.
Kai, Yue Quin’in rolüne fazla girdiğini bile düşündü. Yue Quin’in kişiliği soğuk ve uzaktı bakışları keskin ifadesi her zaman biraz acımasızlık ve yabancılık taşıyordu fakat şimdi kişiliği tamamen değişmiş gibiydi.
Bu Kai’i şok etti.
Hafif yutkundu ve aklını topladı. Yue Quin Kai’nin tutkulu bakışlarını görünce utandı ama kalbinde mutluydu. Judy karakterini Anna Quin karakterinden hatta Yue Quin den çok daha fazla beğendi.
“Yin-Yang Kültü hakkında düşünüyordum küçük kız kardeş Judy.“ dedi Kai nazik bir tonda hafif gülümsedi.
İkisi yürürken çevrede kimse yoktu bir kaç yüz metre uzakta hala yanan at arabasından çıkan duman olmasa manzara da kusursuz sayılırdı.
Geniş açık ovada çakıllı yolda yürüyen bir yakışıklı ve bir güzel şüphesiz manzaraya büyük bir renk katıyordu.
“Kıdemli Kardeş Mo Fan bence çok endişeli olmamalı. Bağımsız Bölgenin dış kısmında uzak bir yerdeyiz. Burada bazı yolsuz kişilerin olması çok normal.“ dedi Yue Quin açıkladı bu kendi tahminiydi zira Yin-Yang Kültü Bağımsız Bölgede yasaklı olmasa da kimse tarafından sevilmiyordu.
Kai nazik bir şekilde başını salladı ve endişelerini kenara atıp Yue Quin’e hak verdi.
“Küçük Kız Kardeşim her zaman ki gibi zeki. Haklısın çok düşünmeye gerek yok.“ dedi Kai ama düşüncelerini kenara atsa da önden Orro’yu Duran Şehrine göndermeye karar verdi. Yin-Yang Kültünün müritlerini bir an önce bulup ortadan kaldırmalıydı. Gelecek bir kaç ayda bu şehirde yaşayacaktı ve Yin-Yang Kültüyle temasta olmak istemiyordu.
Çok tehlikelilerdi ve uzmanlarının sayısı bilinmiyordu. Diana, Grut ve Orro yanında olsa da düşmanın sayısı tehlike yarata bilirdi.
“Kıdemli Kardeş...“ Yue Quin nazikçe söyledi utanıp başını eğdi. Görünürde kıdemli kardeşi tarafından övüldüğü için utanarak mutlu olan bir kızdı.
Yue Quin’in nazik sesini utangaç yüzünü görünce Kai yutkundu. Sonra başını çevirdi yanakları hafif kızardı ve “Diana ile biraz zaman geçirmeliyim.“ diye düşündü.
İkisi bir daha konuşmadı, yola devam etti bir süre sonra Kirin Salonunun yönettiği kasabanın girişine gelmişlerdi.
Kasaba tahta ve taş evlerden oluşan bir kaç yüz eve sahipti. Güneşin altında soluk taş ve ahşap rengi nahoş bir görüntü yaratıyordu. Kirin Salonu bu karmaşık görüntünün içinde bir mücevher gibi parlak ve ihtişamlıydı.
Kai ve Yue Quin Kirin Salonunun yüksek kubbesine baktı. İlk izlenim Kirin Salonunun hafife alınacak bir güç olmadığıydı.
Bir organizasyonun yapıları o organizasyon hakkında pek çok şey öğrenmenizi sağlar. Dış görünüş ilk izlenimdir ayrıca seyircinin kalbinde organizasyonun genel gücünün bir değerlendirmesidir.
Kai ve Yue Quin Kirin Salonu hakkında genel bir görüşe sahipti. Kai daha detaylı bilgiyi zaten elde etmişti. Aziz Oğul olarak Runik Tapınağına bağlı bütün güçleri ve uzmanları hareket ettirme kabiliyetine sahipti.
Aziz Oğul Runik Tapınağında iki numaralı figürdür ve gücü korkunçtur.
Kirin Salonu Bağımsız Bölgede ona yardımcı olacak güçlerden biriydi.
İkisinin dikkati ihtişamlı kubbeye ardından gösterişli tabelaya düştü sonra yüksek bir kavisli girişi olan kapı girişine baktı. Girişin sağında ve solunda büyük ahşap kapılar vardı. Üç metre yüksekliğinde taş çitler bütün kasabayı sarıyordu.
Bu basit surlar genel olarak dıştan gelen tehditlere karşı korunmak için değil kasabanın sınırlarını belirlemek için yapılmıştı.
Kirin Salonu kendi kasabalarını yaratıyordu bu sebeple arazinin genişlemesini kısıtlıyordu. Nihayetinde arazinin genişlemesi Kirin Salonunun kontrolünün zayıflamasına sebep olacaktı.
Arazi genişleyince ikame edenlerin sayısı artacak olsa da fazla arazi kiracıların çok fazla seçeneğe sahip olmasına ve fazla seçenekte fiyatların düşmesine sebep olacaktı.
Bu sebeple surlar basit olsa da büyük öneme sahipti.
Büyük kapıların ardında hareket halinde pek çok insan vardı. Kai’nin ilk izlenimi kalabalıktı.
Yue Quin ve Kai’nin kasabaya gittiği yol dağ yoluydu bu sebeple seyrek kullanılırdı ayrıca dağ ormanına yakındı ve bu dağlarda Runik Canavarları vardı haliyle son derece tehlikeliydi.
Duran Şehrinden gelen ana yol ise çok daha fazla trafiğe sahipti.
İkisi kasabanın girişine bir süre baktıktan sonra Kai derin bir nefes aldı bir kaç dakika sonra Kai kimliğini gerekmedikçe ortaya çıkartmayacaktı ve tamamen Mo Fan Yang olacaktı.
Yue Quin de Kai ile benzer bir hissiyata sahipken Bing’er başını kaldırıp mavi gözlerle kasabaya küçümseyerek baktı. Sevimli ufak bir kedi yavrusu gibiydi Kai’nin omzunda sessizce yatarken tembel görünüyordu.
İki güzel insan ve bir kedi kasabanın girişine geldiği gibi dikkatleri anında çekti.
Kirin Salonu Kasabası canlı bir bölgeydi tüccarların varlığı sebebiyle bazı üst düzey figürler mevcuttu ve üst düzey kimliklere sahip olan insanların bulunduğu yerlerde her zaman güzel veya yakışıklı para avcıları bulunurdu.
Kai’nin görünümü %50 oranında değişmişti orijinali kadar yakışıklı olmasa da hala herhangi bir rakibi olmayacak seviyedeydi.
Diğer yandan Yue Quin kasabaya girmeden önce bir peçe taktı zira güzellik her zaman belada çekiyordu fakat peçe yüzünü gizlese de eşsiz mizacını gizlemeye yetmedi.
İkisi kasabanın girişinde göründüğü anda neredeyse herkes durdu.
Kai ve Yue Quin’e inanılmaz gözlerle bakıyorlardı.
Kai’nin beyaz teni parlak ve saf kahverengi gözleri vardı. Siyah saçları yakışıklı bir yüzü ve uzun boyu ile çok çekiciydi. Hafif çekik gözleri ince kaşları ve dudakları hafif ıslak parlaktı.
Sanki tanrı tarafından oyulmuş bir heykelmiş gibi ilahi bir yakışıklılığı eşsiz bir çekiciliği vardı. Öylece dursa ve kirli bir çuval giyse bile onu gören herkes bir asil bir beyefendi olduğunu hissederdi. Tek sorun bakışlarında ki hafif küstahlık ve yüzünde ki alaycı gülümsemeydi ama bu da ona ayrı bir çekicilik katıyordu.
Kai’nin varlığı sebebiyle Yue Quin’in eşsiz güzelliği bile gölgede bırakılmıştı. Kıskançlık, hayranlık, nefret ve açgözlülük dalgaları anında Kai’nin üstüne hücum etti. Onlarca çift göz Kai’i baştan sona tararken Kai ilgisiz ve küçümseyerek onlara baktı.
Sanki bu bakışlar onun hayatının normali gibiydi hiç ilgi göstermedi, gururlanmadı hatta küçümsedi.
Yue Quin yan tarafta kızardı ve ürkerek başını eğdi yavaşça Kai’nin arkasına geçip cübbesinin kenarını tuttu. Utangaç ve ürkek karakterini sergilerken Kai’e bağlılığını ilan etti.
Eşsiz bir oyunculuk gösteriyordu yüzü peçeyle örtülü olmasa Kai’nin ışığının bir kısmını alabilirdi ama yüzü örtülüydü eşsiz mizacı Kai’nin mizacı altında sindirildi bu sebeple silik bir varlığa dönüştü.
emeklerinin karşılığı olarak basit bir minnet ifadesi yani teşekkür etmeyi ihmal etmeyelim.