Bölüm 98
NOT: Sezen Aksu Vazgeçtim ile okunması tavsiye edilir.
Utta Klanından on binlerce mil uzakta ki Duran şehrinde, büyük Güzel Işık Salonunun arkasında ki devasa kolezyumda binlerce insan toplanmış ve sıkışmıştı.
Herkes sahnede ki genç adama ve güzel kıza hayranlıkla bakıyor ismini bağırıyordu.
Sesler yüksek, korkunç bir coşku ve heyecan vardı.
Devasa kolezyumda on binden fazla kişi adım atacak her kalmayacak şekilde sıkışmıştı.
Sahnede bir grup müzisyen tuttuğu enstrümanları çalmaya başladıktan sonra nazik ve hüzünlü bir melodi doldu.
Kai sahnede yavaşça durdu bakışları uzağa baktı. Gözlerinde bir hüzün ve yalnızlık dokusu vardı, yan tarafta duran Yue Quin sessizce Kai’e göz atarken kalbinde iç çekti.
Bu görünüşü ne zaman görse Kai’nin hangi şarkıyı söyleyeceğini biliyordu.
Elbette müzisyenlerin melodisinin de etkisi yok değildi.
Hüzünlü melodi oditoryumu doldurduktan sonra sanki anlaşmış gibi çiftler birbirine sarıldı. Bazı seyircilerin gözleri ıssız ve acılıydı.
Kai yavaşça ağzını açtı ve hafif bir nefes ağzından çıkarken uyun bir anda melodiyle birlikte giriş yaptı.
Vazgeçtim, gözlerinden
Vazgeçtim, sözlerindenBir ah de yeter
Sessizce, kimsesizce
Gönderdim dudaklarımı
Öpme al yeterHiç tanımaz tenim ellerini
Bilmez yüreğim, bilmez yüreğini
Ah bu koku, bu ten bu dokunuş
Ah bu delilik sarsar bedenimi
Yok olmak, amadır şimdi
(SEZEN AKSU- VAZGEÇTİM)
Kai’nin sesi salonda yankılandı bilmeden göz yaşları binlerce insanın gözlerinden akarken sevgililer birbirine daha sıkı sarıldı. Zihinlerinde sayısız ayrılık ve aşk, acı verici üzüntü ve özlem dolu mutlu hatıralar belirdi.
Bu görüntü Kai’nin konserlerinde yeni değildi. İnsanlar buraya sadece şarkı dinlemek için gelmiyordu, kimisi uyuşturulmak istiyor, kimisi hatırlamak istiyordu. Bazıları özlemek istiyordu bazıları aşklarının önemini anlamak istiyordu.
Ne olursa olsun, ne için gelinirse gelinsin herkes istediğini alırken Kai sahnede ıssız durdu.
Sesi uzadı, tekrar nakarata gönderken gözünün kenarından bilinçsizce bir damla yaş döküldü. Ekaterina’nın acımasız yüzü zihninde belirdi, yüzüne inen o tokat kalbine bir mızrak gibi saplanan o sözler... Unutamadı, nasıl unuta bilirdi ? Vücudunda taşıdığı en büyük yara buydu.
Sadece acısını dökebilirdi, şarkılarla ağzından çıkan kelimeler birer birer gökyüzüne karışıp gitti.
Kai duygularına dalmışken yüzünde alaycı bir gülümseme belirdi. Arkadaki melodi yavaşça durdu, şarkı bitti sonra yeni bir melodi başladığında Yue Quin iç çekti. “Yine kendisini aşağılayacak.“ diye düşünmeden edemedi.
Üzülüyor, kalbi kanıyordu ama el uzatıp yardım edemiyordu. Nasıl yardım edeceğini bilmiyordu, insanların kalp acısı nasıl sarılırdı bilmiyordu. O daha kendi kalbinin sızısını giderememişti. Önünde hayatında ki en sevdiği kişi başka bir kadın için şarkı söyleyip göz yaşı döker kendisini kanırtıp, yaralarını açarken izliyordu. Bundan daha acı verici bir şey var mıydı ?
Melodi değiştikten sonra Kai yavaşça mırıldandı tezahürat yok, kimse hiç bir şey söylemedi zaten anlamı da yoktu kimse ses çıkartacak durumda değildi.
Hayat bazen öyle insafsız ki
Küçük bir boşluğundan yakalar
Hissettirmez en zayıf anında
Seni ta yüreğinden yaralarEllerin, kolların bağlansa da
Başında kasırgalar kopsa da
Sen tüm gücünle karşı koysan da
Seni acımasız sevdaya salarSen de benim kadar gerçekleri görüyorsun
Beraber olamayız, benim gibi biliyorsun
Bir başka dünyanın insanısın yavrucağım
Sen kendi dünyanın toprağında büyüyorsunSen de benim kadar gerçekleri görüyorsun
Beraber olamayız, benim gibi biliyorsun
Bir başka dünyanın insanısın yavrucağım
Sen kendi dünyanın toprağında büyüyorsunHaklısın, biraz geç karşılaştık
Oysa hiç konuşmadan anlaştık
Bazı şeyler var ki söylenmiyor
Biz senle sözleri susarak aştıkİnsan acılarla kıvransa da
Ve o aşkta bir daha doğsa da
Dünyasını yeniden kursa da
Düşler ve gerçekler ayrı ayrı yaşar
(SEZEN AKSU- BİLİYORSUN)
Kai şarkıyı söyledi, kalbinde öfke yükseldikçe yükseldi. Bağırmak istedi, nefret ve öfkeyle, aşk ve hasretle. Avazı çıktığı kadar sevdiğini söylemek istedi. Farklı dünyalar! Farklı yaşamlar umurunda değildi ama yapamadı. Uzanıp almak istese bile uzanamadı, almak istese orada değildi. Bu demirden elmayı hareket ettiremedi.
Taş gibi içine oturdu, kor etti geçti ama ne yerinden kalktı ne söndü.
Bu şarkı onun kendisini aşağılaması, küçümsemesiydi engelleri geçemedi! Nefret etti! Neden daha erken doğmamıştı! Neden Ekaterina daha geç doğmamıştı! Neden ayrı olmak zorundalardı.
Kalbinde ki kızgınlık yükselirken cani bir bakış gözünde belirdiği esna da kulağına hafif bir nefes üfledi.
Şarkının son sesi ağzından çıktığında titredi ve başını çevirdi. Kimse yoktu ama zaten bu üflemenin Diana’dan geldiğini biliyordu.
Sahneye baktı şarkı söylerken tekti, önünde bir yada bir milyon kişi olduğunu hiç fark etmedi sadece kalbini döktü.
Aylar geçtikten sonra çok özlemişti. Luna’yı, Padme’yi, Nana ve Alice ama Ekaterina’yı da özlemişti. İstemese bile özlemişti, şimdi karşısına çıksa bütün öfke ve kızgınlığı uçup gidecekti.
Kızgınlıkla dişlerini sıktı ve elini kaldırdı. Bir gitar eline uçtu binlerce insan vardı sadece bir kaç tanesi bunu fark etmişti ama onlarda umursayacak durumda değildi.
Yue Quin Kai’e baktı bu sefer ne olacağını anlamadı.
Gitar Kai’e uçup eline düştükten sonra Kai boynuna astı arkada ki müzisyenler tamamen durdu ve Kai pena’yı gitarın tellerine vurdu.
Hemen ardından bir melodi çaldı, üzgün, alaycı ve şaşkın. Kabullenmezlik ve isyan fakat bir yalvarışla doluydu.
Gitarın sesi kalabalığı başka bir boyuta geçirirken Kai ağzını açtı üzgün yalvaran bir sesle söyledi.
Sen ciddisin
Gidiyorsun gerçekten
Şu ana kadar idrak etmedim
Hakikaten, hakikatenBir dakika
Ben bi’ acı kahve içmeliyim
Özür dilerim sürçülisan eylersem
Büsbütün mahvedenUnutuldum mu şimdi ben?
Unutuldum mu hemen?
Bir hatıra mıyım artık?
O da nadiren yâd edilenUnutuldum mu şimdi ben?
Unutuldum mu hemen?
Bir hatıra mıyım artık?
O da nadiren yâd edilenYak bütün ışıkları
Gece indi aniden
Be ayrılık olmaz olaydın
Bi’ git bendenYak bütün ışıkları
Gece indi aniden
Be ayrılık olmaz olaydın
Bi’ git bendenUnutuldum mu şimdi ben?
Unutuldum mu hemen?
Bir hatıra mıyım artık?
O da nadiren yâd edilenUnutuldum mu şimdi ben?
Unutuldum mu hemen?
Bir hatıra mıyım artık?
O da nadiren yâd edilenSen ciddisin
(SEZEN AKSU- SEN CİDDİSİN)
Kai şarkının içinde kayboldu bir kahkaha atma dürtüsü vardı kendisini aşağılama ve dövme. Adeta kendisine diyordu “Ne kadar gurursuzsun! Seni istemiyor! Sevmiyor hala onu istiyorsun!“ ama diğer yandan kalbi söylüyordu “Gururunun ne önemi var! Acını azaltıyor mu? Seni mutlu ediyor mu? Git ve al onu!“ Bir yandan melek, bir yanda şeytan ne melek iyi ne şeytan kötü. İkisi de Kai’nin kendisi ne ikisini duymazdan gelebilir ne ikisini dinleye bilir.
Kai duygularla doldu, daldı, şarkının içine kelimeleri birer yer ve gökyüzü yaptı içinde gidip gelirken boşlukta yüzdü. Duygularına boğuldu, sarsıldı sayısız iç içe geçmiş hasreti ve aşkı yaşadı.
Ekaterina’yı ilk gördüğü andan son ana kadar hatırladı.
Gölette bakan o sessiz kadını, hüzünlü bakışlar acı dolu sonsuz bir hasret ve özlemle. Sanki gölettin içinden çıkıp gelecekmiş gibi aşkı beklemesi. Belki de ilk defa o aşka, o sevgiye aşık olmuştu.
emeklerinin karşılığı olarak basit bir minnet ifadesi yani teşekkür etmeyi ihmal etmeyelim.