Bölüm 111
Runik Tapınağı’nın büyük konferans salonunda yaklaşık yüz kişi toplanmıştı. Üstlerinde beyaz temelli çeşitli renklerde ki cübbeleri vardı. Büyük kısmı yaşlı bazıları ise gençti. Gruplar halinde oturan yaşlılar sakin bir ifadeye sahipti. Aralarında gözlerini kapatıp sessizce dinlenen ve dünyaya kayıtsız görünenler dışında çoğu biraz meraklıydı.
Bir kaç dakika böyle sessizce geçti, odayı aydınlatan loş ışık ortama biraz kasvet katsa da açılan büyük kapının sesine bir muhafızın bağırması eşlik etti.
“KUTSAL PAPA HAZRETLERİ TEŞRİF ETTİLER.“ Ses düştüğü anda odada bir hareketlilik oldu. Herkes aynı anda ayağa kalktı ve saygılı bir ifade takındı. Ekaterina kapıda göründüğünde sağında ve solunda iki kız dikkat çekti. Kısa mor saçlı güzel bir yüzü olan Padme’nin başında gümüş bir taç vardı. Tacın altında gösterişli ve düzgün bir elbise vardı. Onun yanında mavi saçları buz mavisi gözleri ve Padme’nin tacına benzer taç ve kıyafet giyen Padme sessiz ve kayıtsız bir şekilde başı dik yürüdü.
Ekaterina elinde tuttuğu asasını nazikçe kavradı, uzun mor cübbesi yerden bir kaç santim yüksekteydi, topuklu ayakkabısı zemine çarpıp hoş bir ses çıkartırken uzun bacakları ileri gitti. Gözleri soğuk ve kaygısızdı adeta dünyaya tepeden bakıyordu. İfadesinde ki soğukluk büyüleyici yüzüne ayrı bir çekicilik katarken kimse onun güzelliğine bakmaya cesaret edemedi.
Tek bir ağızdan herkes Kutsal Papa’yı selamladı. Ekaterina kayıtsızca yürüyüp aralarından geçti ve yüksek tahtta oturdu, tahtın bir basamak altında iki taht daha vardı. Birisi sağda, diğeri solda olan tahtlar Azizler için ayrılmıştı. Padme ve Nana sessizce ön koltukta ki yerlerini aldıkları.
Aynı anda Ekaterina yavaşça oturdu, elini uzattı ve asasını tuttu “Otur.“ dedi ses soğuk ve buyurgandı.
Kalabalık emri aldıktan sonra sessizce oturdu. Bir an sonra tekrar kapı açıldı. “Runik Salonu Ustası Ruh Egemen, Runik Salonu Yüce Yaşlısı Kılıç Hükümdarı, Runik Salonu Yüce Yaşlısı Mızrak Hükümdarı Teşrif Ettiler.“ Kalabalık tekrar ayağa kalktı fakat Padme ile Nana oturmaya devam etti.
Onların konumu hiyerarşide farklıydı. Kai’nin eşi ve nişanlısı olarak Azizin hattına bağlılardı ayrıca Ekaterina’nın çırağı konumundan dolayı Runik Tapınağa aitlerdi. İki konumun birleşmesiyle birlikte kimseye selam vermelerine gerek yoktu. Ayağa kalkmamalarının temel sebebi saygısızlık değil aksine Kai’nin konumuna olan aidiyetti. Kalktıkları anda Kai’nin makamını Runik Salonuna boyun eğdirmiş olurlardı.
Kapıda ki üç kişinin dışında ayrıca birde kırmızı bir cübbe giyen kırmızı saçlı uzun boylu yakışıklı bir adam vardı. Genç yüzü parlaktı kaşları kılıç gibi gözleri ihtişam ve güçle doluydu. Yüzünde ki soğuk ifade yaramaz mizacını gizleyemedi ama güçlü aurası bastırılmamıştı. Kılıç Hükümdarının bir adım gerisinde yürüdü.
Mızrak Hükümdarı Kai’e yıllarca öğrettikten sonra Alice’nin yardımıyla 97. Seviye Runik İmparatorluğunu kırdı ve tekrar yardım alarak 98. Seviyeye adım attı fakat bu hayatta ki potansiyelini tamamen tüketmişti.
Dört kişi yürürken kapının dışında üç kişi aniden ortaya çıktı. Güçlü enerji dalgalanması bir anda herkesi durdurdu, bakışlar Runik Salonunun insanlarının arkasına düştüğünde ifadeleri onurlu ve saygılı hale geldi.
En önde duran güneş sarısı bir cübbe giymiş olan Alice’nin yüzünde soğuk bir ifade vardı. Bakışları keskin ve acımasızdı her an saldırmaya hazır bir canavarmış gibi görünüyordu. Alice genel olarak biraz muzip ve eğlenceli olsa da bu sadece ilgilendiği kişilere karşıydı. Normal zamanında kimsenin dokunamayacağı bir figürdü, varlığı öylesine yüksekti ki kökenlerine inenler bile deliye dönebilirdi.
Kemiklerine kadar kibirli ve gururlu bir kadındı. Aksi taktirde Kai ile yıllarca birlikte kalıp ona hisleri olmasına rağmen neden asla adım atmayacaktı ?
Alice ancak onu fetih edecek güce sahip birisine aşık olabilirdi. Eşsiz güzelliği ve olgun vücuduna bakan herkes başlarını çevirdi.
Arkasında duran iki kişi yaşlı yüze sahipti, birisi şişman ve kısa diğeri uzun ve sıskaydı. Birbirleriyle çelişen görüntülerine rağmen güçleri zayıf değildi.
Kai’nin Kehribar Pagodadan elde ettiği bu iki kukla seviye olarak 94 ve 93. Seviye Runik Kralları olsalar da ikisi de Runik Cihazı yapma konusunda uzmandı ayrıca formasyon ve dizi gibi kayıp ilim biliyorlardı ki kimse onları hafife alamazdı.
İkisinin üstünde ki siyah cübbe haricinde cübbelerine işlenmiş bir altın karga figürü vardı.
“Ohh. Geciktik mi?“ Alice bu sırada sakin bir tonda söyledi.
“Simya Hükümdarı her zaman dakiktir.“ diye karşılık verdi Mızrak Hükümdarı gülümseyerek saygıyla. Alice hafif gülümsedi, gülümsediği anda kimse ona bakmaya cesaret edemedi. Bu kadın çok güzeldi, altın gözleri parlaktı, platin sarısı saçları iki yandan göğsüne dökülürken güzel yüzü parlak pembe dudakları nefes kesiciydi.
Ekaterina burada olmasa şüphesiz en güzel kişi olurdu. Temelde güzelliği bazı açılardan Ekaterinayı bile aştı.
“Hehe...“ Alice karşılık verdikten sonra diğerleriyle birlikte içeriye girdi.
Herkes konumunu aldı, özellikle Ekaterina’ya selam verdikten sonra Alice baş köşe de oturdu. Sağında Runik Salonu Ustası, Solunda Runik Mabedi Ustası vardı. Hemen arkasında Aziz Korucusu unvanını yeni alan salonda ki en genç kişilerden birisi olan Pepa vardı. Aynı zamanda gergindi, Kutsal Bakire olarak pek çok toplantıya katılsa da ilk defa bu kadar yüksek bir toplantıya katıldı.
Klaus Han, Kılıç Hükümdarının arkasında sessizce oturdu. Etrafına bir baktıktan sonra kalbinden bir iç çekti. Bu dünyaya ait değildi, başka bir dünyadan bilinmeyen bir şekilde buraya gelip bu bedenin içine girdi.
Geldiği yerde dövüş sanatları güçlü ve yaygındı ama en güçlü kişi en fazla Runik Prensiydi ki bu zaten oydu. En genç yaşta ulaştığı konumdu fakat Runik Kıtasına geçtikten sonra önce ki hayatında ki gücünün bir böcek kadar kıymetli olduğunu fark etti.
Bu odada Nana ve Padme haricinde herkes onu öldüre bilirdi, gücü önce ki hayatında kinden bile yüksekti ve burada ki herhangi bir kişi önce ki hayatında ki dünyaya gitse mutlak hükümdar olurdu.
Arada ki güç farkı öylesine muazzamdı ki başlangıçta bu dünyada fırtına yaratma isteğini düşününce kendisiyle alay bile etti. Burada hala korkunç Atalar ve Tanrı benzeri bilinmeyen figürler keşfedilmemiş topraklar sonsuz tehlikeler vardı.
Sayısız mücadele ve kayıpla yaşadığı önce ki hayatında genç yaşta avlandı çok fazla trajedi yaşadı şimdi korkunç bir mücadeleye girmek istemiyordu. Sadece iyi ve huzurlu bir hayat arıyordu, Runik Tapınağında pek çok kötülük vardı ama pek çok iyilikte vardı. Öğretmeni Kılıç Hükümdarı ona karşı çok iyi ve samimiydi.
Kalabalığa bakan Klaus Han muhafızın sesiyle kendisine geldi.
“AZİZ KIZ MAJESTELERİ LUNA RAVEN HAZRETLERİ TEŞRİF ETTİLER.“ muhafızın sesi düştüğü anda odada mutlak bir sessizlik oldu. Ekaterina bile başını kaldırıp kapıya bakarken herkes ayağa kalktı. Tutum kesinlikle Ekaterina’ya gösterilenden daha hevesli ve saygılıydı.
Kapı açıldığı anda Aziz Kız’ın kıyafetleriyle Luna içeriye girdi. Karnı büyümüştü fakat ihtişamından hiç bir şey kaybetmedi adımları ağır yüzü buz gibi soğuk ve kayıtsızdı. Gözlerinde sonsuz bir ihtişam vücudundan karşı konulamaz hükmedici bir aura yayılıyordu. Nefes kesiciydi sadece varlığı bile herkese anında baskı yaptı.
emeklerinin karşılığı olarak basit bir minnet ifadesi yani teşekkür etmeyi ihmal etmeyelim.