Bölüm...
Action, Drama, Harem, Novel, Türkçe Novel

Bölüm 131

Yurin Utta(3.)
Yazar: salepsever Grup: : Bağımsız Okuma süresi: 8 dk Kelime: 1.984



Kai altın mızrağı sıktı ve ileri atıldı. “Runik Tekniği 16 Mızrak!“ Kai kendi yarattığı mızrak tekniğini kullanmaya başladı.




Yurin Utta biraz boğuldu, uzak mesafeden gelen saldırılar yorucuydu. Yurin Utta hemen karşılık verdi. Kai’nin mızrağı adeta dans etti, metal sesleri, çarpışma ve patlamalar ıssız vadiyi doldurdu.




On dakika sonra yüzlerce küçük veya büyük çukur yüzlerce metreyi kapladı. Korkunç bir yıkımdı. Kai yoğun toz bulutunun içinden fırladı, cübbesinde pek çok yırtık ve yara kolunda büyük bir yara vardı. Alnı terli, saçları karışmış ve tozluydu fakat gözlerinde ki keyifli bakış vahşi ve cesurdu.




Toz bulutundan otuz metre uzakta durdu. Mızrağını kaldırıp salladı ve derin bir nefes aldı. Padme gökyüzünde sessizdi, şimdi tek kelime etmedi zira Kai’nin dikkatini dağıtmak istemedi.




Yurin Utta bir an sonra toz bulutundan çıktı. Kaiden daha iyi görünmüyordu özellikle göğsünde ki yırtık kıyafetinde hala kan lekesi vardı.




Açıkça bu on dakika da bir ölüm tehlikesi atlatmıştı.




Kai’e bakarken gözleri öldürme niyeti, hayranlık ve bir miktar korkuyla doluydu. Elbette şaşkın olduğu gerçeği görmezden gelinemez.




“Sen gerçekten canavarsın... “Kai den ölümüne nefret etmesine rağmen övmekten kendisini alamadı. Bir zamanlar Klaus Han’ın savaşını izleme şansı oldu, onun en yetenekli genç nesil olduğunu düşündü. Geçmişte Ekaterinayı hatta Çiçek Hükümdarını tanıdı. Daha geriye gidilirse Bilge Hükümdarın savaşını bile gördü fakat hiç birisi Kai gibi hissettirmedi.




Dışarıdan bakınca sakin, yakışıklı ve sıcak kanlı görünen bu çocuğun yeteneklerinin basit olması beklene bilir. Fakat kesinlikle derisinin altında korkunç bir savaş canavarı vardı.




Yurin Utta savaş sırasında Kai kadar zevk alan birisini hiç görmedi. En çılgın olanlar bile onun kadar değildi, Klaus Han ile neredeyse aynı deliliğe sahipti.




Bu kibar ve nazik adamın böyle bir deli olacağını kim düşünürdü ?




Yurin Utta bir anlığına kayboldu ama anında bir kriz duygusu hissetti. Kendisine geldiği anda zaten Kai’nin mızrağı beş metre uzağındaydı.




Titredi, hemen karşı saldırıya geçti. Siyah Runik halkası ve 6. Runik yeteneği Çürük Kemik Kaos’unu devreye soktu. Yurin Utta’nun önünde aniden bir karmaşa patladı ve Kai’nin saldırısını atlatmak için zaman kazandı.




“Benimle savaşırken dikkatsiz olmaya cesaret ediyorsun. Beni hafife mi alıyorsun ?“ Kai biraz öfkeyle söyledi, gözleri kısık ve vahşiydi. Onunla savaşırken nasıl dikkatini dağıta bilir ? Bu onu küçük görmekten farksızdı.




Kai yüzeyde sakin olabilir ama kalbinde gücünden her zaman gurur duydu. 




Kai’nin öfkesi yükseldi, altın renkli yıldırımlar vücudunda çıktı ve mızrağına doğru sayısız küçük yılanmış gibi süründü. 




“6. Runik Yeteneği, Mızrak Geliyor! Gökleri Kesmek için!“ Kai yeteneği serbest bıraktığı anda korkunç bir mızrak niyeti patladı. Aynı anda gökyüzünde devasa bir mızrak şekillendi, etrafı altın yıldırımlarla çevriliydi.




Yurin Utta muazzam bir kriz hissetti. “8. Runik Yeteneği Çürük Kemik Rüzgar Ölümü!“ 




Yurin Utta en güçlü yeteneğini anında serbest bıraktı ve her şeyini bu saldırıya verdi. Kai’nin öfkeli saldırısı ayak parmaklarından saç diplerine kadar her yerini ürpertmişti. Ölüm krizi öylesine büyüktü ki koz saklamaya bile cesaret edemedi.






Kai gözlerini kıstı, devasa enerji onunkini fazlasıyla aşmıştı. Muazzam bir çürük kokusu rüzgara karıştı ve Kai gözlerini kıstı saldırısını desteklerken niyeti arttırdı. Aynı zamanda iki darbe çarpıştı.




Muazzam bir şok dalgası halka halinde yayıldı. Kai göğsüne bir balyozla vurulmuş gibi uçtu. Kan kustu, yüzü anında beyazlaştı ve gözleri biraz soldu. Bir kaç kaburgası kırılmıştı ayrıca iç organları hasar gördü. Enerjisi kaotikti.




Devasa patlama gökyüzünde bir mantar bulutu gibi yayıldı. Yurin Utta’nın bulunduğu yerde devasa bir çukur vardı. En az yüz metre çapa sahip çukurdan otuz metre uzakta Yurin Utta solgun bir yüzle nefes nefese ağzından kan akarak duruyordu.




Kai’e bir canavara bakarmış gibi baktı.




“Burada ölemem... O canavar! Kahretsin!“ Yurin Utta dişlerini sıktı ve nefes nefese mırıldandı. Kolu tamamen kırıldı ve altın yıldırım vücuduna girdi. Enerjisini zar zor kontrol edebiliyordu, iç organları neredeyse yer değiştirdi ayrıca vücudunda pek çok çatlak vardı. 




Fakat 89. Seviye Grandükün gücü hafife alınamaz. Yaralanmış olsa da Kaiden daha iyi durumdaydı.




Kai kan kusarak yere ayaklarını bastı, biraz sendeledi ve büyük bir miktarda kan kustu. Aynı anda biraz rahatladı, gözleri keskin bir mızrak gibi Yurin Utta’nın üstüne düştü.




İleri adım attı ve vücudu kayboldu.




“1. Runik Tekniği: Delen Mızrak“




Kai’nin ilk runik yeteneği anında patladı. Yurin Utta dişlerini sıktı hemen karşılık verdi. Kai’nin mızrağı vücuduna düştü ama kaçmayı başardı.




Kai hemen 16 Mızrak tekniğini kullanmaya başladı. Tekrar şiddetli bir savaş patladı, kan etrafa uçtu. Kai’nin vücudunda küçük yaralar açılmaya başladı, çürümüş kokuda ki zehir vücuduna girdi. Yurin Utta Kai’nin ağzından çıkan küçük mızraklar tarafından delindi. Göğsünde ki elbise paçavraya çevrilmiş yerinde küçük onlarca yara vardı. 




Padme gökyüzünde sessizdi, biraz endişeli ama yine de Kai’e güven duyarken Diana gölgelerin içinde sessizce savaşı izledi.




Kai’nin acı çekmesine üzülse de müdahale etmedi. Sürekli çevreyi taradı ve dikkat etti, aynı zamanda Kai’nin yüzüne baktı.




Yüzünde ki o ifade, gözlerinde ki çılgınlık ve ciddiyet yanaklarını kızarttı.




“Kai savaşmayı seviyor... Bu savaştan hoşlanıyor.“ diye mırıldandı. Gözlerinde bir takıntı izi ortaya çıktı. Her kadın kahramanları sever. Diana bir istisna değil. Diana için Kai’nin gücü önemli olmasa da savaşırken gösterdiği ciddiyet ve cesaret övülmeye değer.




Yaklaşık yirmi dakika sonra Yurin Utta ile Kai tekrar ayrıldı. “Canavar! Lanet olsun tekniği güçlendi! Mızrak niyeti tekrar tekrar gelişiyor ve yıldırım niyetini kavramada ileri yönlü kazanımlar elde etti! 16 mızrak tekniği bile gelişti! Beni bir bileme taşı olarak kullanıyor! “Yurin Utta kalbinde öfkeyle dolu olsa da misilleme yapamadı. Aşağılanmış hissediyordu ama ne anlamı var ?




Sadece Kai’i öldürmek için daha fazla fırsat bulmaya çalışa bilirdi. Kai ise umursamadı mızrağını savurdu ve tekrar atağa geçti.




Gün döndü, gece çöktü. Ay ışığı hala savaşan yorgun iki kişinin üstüne düştü.




Kai bir transa geçmiş gibiydi, her an yakıtı bitecek ve düşecekmiş gibi görünmesine rağmen gözlerinde sadece sonsuz savaşma arzusu kalmıştı.




Altın Yıldırımlar vücudunun dört bir yanından fışkırdı, mızrak niyeti öylesine yoğundu ki adeta elle tutulur bir bulut gibiydi.




Kai bütün tekniklerini geliştirdi, hepsini ileri taşımaya devam ederken sürekli Yurin Utta’yı bileme taşı olarak kullandı.




Yurin Utta Kai’nin göz bebeklerinin etrafında dönen altın dairelere baktı. Nereye giderse gitsin, saklansa bile asla gizlenemedi. Eğer saklana bilirse, bir fırsat yarata bilirdi ama Kai’nin Üç Bacaklı ALTIN Karga Runik Ruhunun ilk yeteneği öylesine korkunçtu ki sadece ona tam bir görüş alanı sağlamıyordu aynı zamanda her türlü saklı şeyi görmesine izin veriyordu.




Kai ise bu sırada hafif bir tonda mırıldandı. “Kaos Titreşimi.“ Aynı anda mızrağı titremeye başladı. Elini sıktı, gözlerinde bir delilik belirdi ve tekrar ileri atıldı.




Yurin Utta tekrar korkunç bir kriz hissetti. Anında çekilmek istedi ama Kai sanki birden hayat bulmuş gibi saldırdı.




Bu sefer kaçmak için zaman yoktu, hemen ileri atıldı ve Kai ile çarpıştı. Çürümüş Kemik Rüzgarı, beyaz, yeşil renkli kemiklere dönüştü ve Kai’e atıldı.




Kai saklanmadı, bazıları altın yıldırım bazıları Yurin Utta’ya giden mızrak tarafından parçalandı ama üçte biri Kai’nin vücuduna çarptı.




Kai dişlerini sıktı, ağzından kan fışkırdı ama durmadı. Yurin Utta korktu ve panikledi fakat Kai’nin mızrağı o sırada göğsüne girdi.




Ama kaçmak istediği anda göğsünde acı hissetmediğini fark etti.




Aşağı başını bilmeden indirdiği anda gözleri büyüdü.




Kai’nin mızrağının gördüğü yer boştu, hayır tam olarak söylemek gerekirse göğsünün ortasında bir futbol topu büyüklüğünde boşluk vardı.




Şaşkın, korkmuş ve çaresiz. Ağzından kan akarken vücudu düştü. 




Gözlerinde ki ruh kayboldu ve bedeni öne düştü. Onun sırtına bakan Kai, göğsünde ki delikten ıslanan toprağı görebiliyordu.




Kai “Kaos Titreşimini“ durdurduğu anda eline baktı, iki parmağı yok olmuştu avucunda ki et ve kan parçalanmış geriye sadece kemik kalmıştı.




Vücudunda onlarca yara vardı, zehir hala kanıyla her yere yayılırken Kai sadece gülümsedi.




Korkunç bir acı çekti. Aurası aniden kabardı ve enerjisi yukarıya yükseldi.




69. Seviyeden, 70. Seviyeye yükselmeden önce zaten bilincini kaybetmişti. Düşerken Diana aniden önünde belirdi, Kai’i kucakladı ve yok oldu. Tekrar ortaya çıktığında Kraai’nin üstündeydi.




“Diana... O...“ dedi. Padme biraz korkarak, gözleri kızardı ne zaman ağladığını kimse bilmiyor ama gözlerinde ki o kırgın bakış sanki Kai den daha çok acı çekiyormuş gibiydi.




Diana hiç bir şey söylemedi, Kai’nin ağzını açtı ve depolama yüzüğünden çıkarttığı hapı ağzına koydu. Pirinç tanesi büyüklüğünde ki hap Kai’nin ağzında ki kanla aktı ve midesine girdi.




Padme’nin  Diana’nın sessizliğini umursamadı, her zaman Kai dışında kimseyle teması olmayan buz küpü ölüm Hükümdarına zaten alışıktı.




Kai’nin iyiliğini ondan daha az düşünmüyordu ama Diana kadar işe yaramadı.




Diana işini yaparken müdahale etmedi. Sadece gözlerini kıstı bir an sonra Kai’nin vücudunu enerjiyle besleyen Diana’ya baktı ve kalktı.




Kraai’nin üstünden aşağı atladı, sırtında bir çift ateş kanadı anında açıldı.




Süzülerek yere düştükten sonra cansız kanlar içinde ki Yurin Utta’nın yanına yürüdü.




Arkasında Anka runik ruhu belirdi, çığlık attı. Bin dereceyi aşan sıcaklık anında toprağı ve havayı kavurdu. Padme’nin göz bebeklerinde kırmızı renkli bir hale döndü ve Yurin Utta’nın cesedini alevler sardı. 






Bu bölümde emeği geçen; çevirmen ve düzenleyici arkadaşların
emeklerinin karşılığı olarak basit bir minnet ifadesi yani teşekkür etmeyi ihmal etmeyelim.


Ayar kaydedildi