3   Önceki Bölüm  Sonraki Bölüm   5 



O sabah Temmuz uyandı. Çocukları hazırladı ve onları servise bindirip geri yukarı çıktı. Kahvaltı yapacak pek bri şey yoktu. Jean'ın kendini topladığından emin olmak için onu kontrol etmiş ve anahtarları Manu'ya bırakıp çıkmıştı. Evden. Geri döndüğünde onu bulamayacağını biliyordu. İş aramaya devam ederken Köpek tarafından yönetilirken parlak bir geleceğe sahip şık restoranda bir iş bulmuştu. Eski ahbapları onu oraya yönlendirmişti. Yapması gereken tek şey ise ona gelen servis atıklarını ayırıp arındırıcıdan bulaşıkları geçirmekti. Su değerliydi ve bulaşıklar için kullanılan arındırıcı solisyonlar oldukça zararlı olmasıan rağmen başka türkü bakteri ve parazitlerle başa çıkamıyorlardı. O gün işinin ilk günüydü haftalık ödeme alacaklardı ve bu ödemeler onun için uygundu. Evin kirası ve çocukların gıda ihtiyacıan yetecek kadar gelir elde etmişti. Jean'a muhtaç olmadığı düşüncesindne kurtulma gibi bri ihtimali yoktu. Çünkü biliyordu ki daha önce iş aradığında oan kims eiş vermemişti. Şimdi onun gücü ile böyle bir iş bulabilmişti.
“Temiz bir başlangıç!” derken eline kalın kauçuk eldivenleri geçiriyordu. Yüzünde aptalca bri gülümseme ile öğlene kadar çalışmıştı. Öğle yemeğini restoran vermiyordu. Kendi getirdikleri ile karın doyurmak zorundaydılar. Herkes yemeğini yiyene kadar dolandı ve sonra mola odasına gelmişti. Aranıyor gibi etrafa bakınırken yaşı hepsinden ileri olan şef garson oturduğu yerde kalitesiz tütününü buruşuk kağıda sarmakla meşguldü. Kağıdı bir rulo gibi parmakları arasında kıvırdı. Diliyle kağıdı yalayıp yapıştırdı. Sigarasını yaktı ve onun karşısına oturmuş olan Temmuz'a dikti gözlerini.
“Kuralların katılığı konusunda endişen olmasın. Duyduğuma göre iki kardeşine sen bakıyormuşsun. Yönetim okullarında okuyor olmalılar!” dedi. Temmuz başını sallayınca adam gülümsedi.
“Orada çalışan öğreticiler zırt pırt adamı çağırır. Seni idare ederiz. Bu zamanda iş bulmak zor ama kaybetmek kolay. İlk mesainde performansını sevdim. İlk def agülümseyerek çalışan bri adam gördüm!” dedi. Temmuz gülümsemişti.
“Bu işe gerçekten ihtiyacım vardı. O yüzden keyif alıyorum!” dedi. Adam bri kahkaha attı. Onu baştan aşağı süzdü.
“Seni sevdim! Eğer çabalamaya devam edersen burada garsonluğa kadar yükselirsin ve zengin müşteriler iyi bahşiş bırakır!” demişti. Temmuz geri kalan sürede sessizce onun nasıl yükseleceğien dair anlattığı uzun yolculuğu dinlerken çantasıan koyduğunu biel unuttuğu telefonun sesi yayılmay abaşlamıştı. Kendisine ait olduğunu unuttuğu telefonu cevaplaması gerektiğini birisi ona söylediğind epanikle telefonu elien aldı. Ekranda büyük hafrlerle “Jean” yazdığını görünce hemen açtı oturduğu yerde.
“Temmuz bir kaç dakika sonra çalıştığın yerin arkasına Manu gelecek. Silahım hala sende. Ve yönetime üzeirnde silahla yakalanmanı istemiyorum. Onu evde hiç bri yerd ebulamadım. Onu bana vermen gerek!” dedi. Temmuz onun henüz yeni kalktığını anlamıştı. Silahı koyduğu yeri bulmasına imkan yoktu ve onda sanmasını anlıyordu.
“Onu mutfak dolabının üstüen koydum. Çocukların ulaşamayacağı tek yer. Dün Manu onu ben koyarken görmüştü. Orada!” dedi. Kısa sessizlik sonra Jean derin bir nefes verdi.
“İyi bari. Bri an için yanında sandım.” demişti. Temmuz güldü. Ve elini saçlarına götürdü.
“Eve mi geçeceksin?” demişti. Jean bir süre sessiz kaldı ve ardından sabit bri sesle konuşmaya başladı.
“Aslında geçmem gerek! Yapmam gereken şeyler var. ancak bri yandan yataktan çıkmak istemiyorum. Bu gün kalıp bana bakabilirdin. Hastayım ve ateşim çıkıp başım dönüp düşüp kendimi yaralama imkanım var!” demişti. Temmuz onun nazlandığını anladığında daha iyi olduğunu anlamıştı.
“Hastaneye gitmelisin. Sana benden daha iyi bakarlar. Ve sana bakacak bri sürü insan var!” demişti. Jean güldü. Ardından sıcak bir sesle konuşmaya başladı.
“Sürekli mantıklı olmak zorunda değilsin. Kısa zamanda seni iş yerinde ziyaret etmek isterdim ama bu doğru olmaz gibi. Çocuklar için yemek aldırdım. Birazdan ayrılacağım. Bir gün tekrar uğrarım.” dedi. Temmuz ecvap vermemişti. Bir sür eboş boş baktı ve Jean'da susmuştu.
“O zmana kapatıyorum!” dedi Jean. Temmuz bunu duyduğunda telefonu kapatmadan hemen araya bri kaç kelime sıkıştırmıştı.
“Hastaneye git ve ilaçlarını al. Yemekler içinde teşekkür ederiz. Sende bir şeyler ye! Sonra görüşürüz.” dedi. Jean gülmüş ve telefonu kapatmıştı. Temmuz kulağından telefonu çekip bri süre boş boş siyah ekrana baktı ve ardından telefonu bacakları arasında ki çantaya bıraktı. Mola bitmiş ve işine dönmüştü.
Bu koşturmaya bir hafta devam etti. O süre içinde 6. bölgede bir şeylerin değiştiğini fark ediyordu. Yollarda duran insnaların yüzü değişiyordu. Sürekli olarak etrafta dolaşan yönetim kolluk kuvvetleri ortadan yavaş yavaş kayboluyordu. Tatil günü olan pazar günü bittiğinde ilk defa kardeşleri ile br rpazar geçirmiş ve o gün onlarla zaman geçirmenin mutluluğu ile uyanmıştı. Ancak pazartesi oldukça sıkıntılı geçecekti. 6. bölgenin en meşhur bir kaç restoranında birisi olan bu yerde yönetimin genel binası öğlen yemeği için buradaydı. Ancak yalnız değillerdi. 6. bölge şefi ile görüşecek bir kişi daha vardı. Jadu'dan atanan 6. bölge patronu Jean. Etrfata bir koşturma vardı. Restoran öğle arasında mola vermeyecekti. Arka taraf kapatılmış ve en iyi garsonlar oraya yönlendirilmişti. Temmuz yönetimin geleceğini biliyordu. Şef garson ise sigarasını içerken diğerlerine vaaz vermeye başlamıştı.
“Bir sıkıntı çıkars amüdür bizi bitirir. Hiç bri kusur olmayacak. Yönetimin emrettiği gibi yemekler kontrolden geçip göndeirlecek! Ve yeni 6. bölge patronun oldukça titiz olduğunu duydum. Tabaklarının ve her şeyinin temiz olduğundan emin olun! Adamları için masanın servisi hızlı olsun!” dedi. Temmuz şaşkınlık içinde ona bakıyordu.
“Ben bi hava alıp gelebilir miyim?” demişti. Çıkarken çantasından telefonunu kapmış ve hemen ilerideki kapıya koşmuştu. Çıkar çıkmaz çevirdiği numara ise kayıtlı tek numaraydı. Jean telefonu açtığında arabadaydı.
“Jean!” demişti. Jean karşısında oturan Manu ve Kasım'a bakmıştı.
“Şu an müsait bri yerde değilim Temmuz! Biraz işim var ve...”
“İşin olduğunu biliyorum. Sadece şey geldiğin restoranda çalıştığımı biliyorsun!” Jean gülmüştü bunu duyduğunda.
“Biliyorum. Özellikle orayı seçtim. “
“Özellikle mi?” dmeişti Temmuz şaşkındı.
“Evet! Yemeklerin yapıldığı yeri görebiliyorsun. İçine bir şey katılırsa bana haber verebilirsin! Bu sayede ben ve herkes güvende olur. Briileir ölmemiş olur. “ dedi. Temmuz şaşkınlıkla onu dinliyordu.
“Haber vermek mi? Jean ya ben görmedne bri şey yaparlar ve sana... yani siz ebri şey olursa?” demişti. Jean karşısında oturan Kasım'a dikti gözlerini.
“Merak etme. Gözündne bri şey kaçarsa önce yönetim zehirlenir. Sadece kimse ölsün istemiyorum.” demişti. Temmuz sessizlik içind ekaldığında Jean deirn bri nefes aldı.
“Çıkmadan seni görmeye geleceğim. Telefonun açık olsun. Şimdi vardık sayılır. Konuşuruz.” dedi ve telefonu kapattı. Temmuz öylece restoranın arka yük alanında dikilip kalmıştı. Şef garson ise orada olduğunu belli eder gibi boğazını temizleyerek öksürdü. Elinde hiç bitmeyen o sigarası vardı yine.
“Gelecek olanlar içind earkadaşın mı var?” demişti. Temmuz ne diyeceğini bilemedi. Şef garson gülümsedi ve gülüşünün altında çirkin bir ifade belirdi.
“Yönetim ve örgütün yani Jadu Mafya'nın arasında ki sıkıntı bizi ilgilendirsin istemiyoruz. O yüzden arkadaşın olduğunu belli etme!” demişti. Temmuz başını sallamakla yetindi. Ve ara sokaktan gözüken ana caddeden lüks arabaları gördü. Şef garson derin bir nefes aldı.
“Tek bri silah patlamadan şu yemeği bitirelim.” dedi ve onu alıp içeri geçti. Temmuz gelenleri görmek için dışarıdan karanlık gözüken servis camının önündeydi herkes gbii. Jean ve adamları içeri giriyordu. Bri ordu dolusu adamla gelmişti. Yanında Manu ve Kasım'la önden gidiyordu. Temmuz onlara bakarken siyah gözler cama doğru dönmüş ve herke stitremişti adeta.
“Yeni bölge başkanı gençmiş!” llafı kullaklarında yankılandı. Birkaç kadının fısıltısı kulağına geldi ardından.
“Yakışıklı ve genç. Belki onunla tanışma şansı buluruz!” demiştlerdi. Temmuz gözleirni Jean'dan ayırmıyordu. Sanki onu gören gibi gözlere baktığında içini saran korku ile geriledi. Bir şey olsun istemiyordu. Ve servis zili çaldığında herkes yerleirne geçmişti. Restoranın içinde derin bir sessizlik vardı. Jean oturan yönetim müdürüne doğru yürüdü ve ayağa kalkmasını izledi. Uzatılan ele baktı ve gülüp onun için ayrılan yere geçip oturdu. Selamını almamıştı ve onu aşağılar gibi eliyle oturmasını işaret ettiğinde sessizlikte gerginlik başlamıştı. Jean bulunduğu ortamda baskın olacak şekilde yetiştirilmişti. İçeir gren garsonlar bunun hakkında konuşurken kapı açıldı ve içeri Manu bir kaç adamla girdi. Etrafı kontrol etmekle görevliydiler. Etrafı ararken Manu en köşede bulaşıkçı olan Temmuz'u görmüştü. Oraya doğru yrürüken Temmuz tanıdık ayak sesleri ile irkilip dönmüştü. Manu gülümsedi. Tek bulaşıkçı Temmuz değildi. Onun gibi çalışan dört kişi daha vardı.
“Her yere iyi ce bakın!” demişti Manu. Bulaşık yıkayanlara doğru bri kaç adım yaklaştığında Şef garson eski dilind ebri kaç küfür savurdu ve etrafı kurcalayan adamlara kızgın aşçıları sakinleştirmek için geirye çekti. Temmuz ne yapacağını bilemiyordu. Manu ise onun karşısında durmuştu. Bir şey diyecekti ama emin değil gibi bir süre bakındılar. Manu arındırıcıyı işaret edip;
“Güvenilir mi?” demişti. Temmuz başını salladı ve Aarındırıcı sıvıya döndü.
“Güvenilir. Henüz yeni açtık!” demişti. Manu başı yavaş yavaş salladı ve Temmuz'a bri adım yaklaşıp kulağıan dair bri şeyler fısıldadı. Temmuz onun çekilmesi ile başını sallayıp gözünü duvarda ki saate dikti. Manu işaret parmağını saate doğrultup;
“Zamanında herşeyin temzi ve düzenli olması gerek!” demiş ve geldiği gibi adamlarını toplayarak çıkmıştı. Temmuz ona bakan gözleir fark etmiş ama tek yapabileceği dönüp bulaşıkları arındırmaya devam etmekti. İçeri girip çıkanlar zaman ilerlerken gerginliğin arttığını ve bölge müdürünün kızarıp bozardığın anlatıyordu. Ara sıcak servisi bitip ana yemeğe doğru etrafta sessizlik bozulmuştu. İçeir giren şef garson gözleir yerin çıkacak kadar büyümüş halde geldi.
“Sergeo ne oldu?” demişti yaşlı bri aşçı. Sergeo cebinden sigarasını çıkarıp yaktı ve şaşkınlığını geçirdi.
“Yönetime bölgeyi terk etmek için süre verdi! Aklını kaçırmış olmalı bu adam!” dmeişti. Temmuz bunu duyduğunda elindeki tabağı hzıla tezgaha düşürdü. Çalan telefonu ise onu yerinden sıçratmıştı.
Herkes ona bakarken elindkei eldiveni çıkarıp cebindne telefonu aldı. Jean yazan numara bir sür ebaktı ve açtı. Sessizce kulağına götürmüştü.
“Seni görmem gerek.” demişti. Temmuz ne yapacağını bilemedi. Yutkunup etrafa baktı.
“Doğru olmaz. Çalışıyorum ve meşgülüm. Akşam yemeğe gelirsin!” demişti. Telefon kapandı ardından bri kaç mesaj sesi duyuldu.
“Sen gelmez isen ben geleceim oraya. Şimdi tuvalete!” demişti. Temmuz diğe reldivenini çıkardı ve tuvalete gitmek üzere çıkmıştı. Oraya vardığında Kasım ve Manu tuvaletin kapısındaydı. İkiside onu başları iel selamlayıp kapıyı açmıştı. Jean içerde dolaşıp sigarasını içmekle meşguldü.
“N'oldu?” demişti Temmuz. Jean ona baktı ve boğazını temizledi.
“Artık bizim!” demişti. Temmuz ona şaşkınlıkla bakıyordu. Jean ise lavobonun kenarıan doğru yaslandı.
“Bizim buralar. Birkaç gün sonra o iğrenç yönetim yurdunu yıkacaklar. Ve bu bölgeyi bana teslim etmekten başka şansları kalmayacak. Burası senin ve benim şehrim olacak!” demişti. Temmuz ona şaşkınlıkla bakıyordu. Jean ise siharasından deirn bri soluk alıp gülümsedi.
“Seneler önce bri gece yağmur yağmış ve gök yarılacak kadar şiddetli gürlediğinde yanıma gelmiş ve bana bri soru sormuştun hatırladın mı?” demişti. Temmuz o soruyu unutmamıştı hiç bir zaman.
“Bir gün bu duvarları bundan daha gürültülü şekild eyıkar mısın benim için?” demişti. Jean o soruyunun cevabını o gün vermişti.
“Şimdi yıkacağım. Söz vermiştim. Bu şehri alırken önce seni korkuya boğan o duvarları sonra bütün şehrin duvarlarını yıkacağım. Seni korkutan ne varsa temizleyeceğim. Burası benim ve senin baştan yarattığı bri yuva olacak!” dedi. Temmuz ona olduğu yerde bakıyordu. Yeşil gözlerinde bri durgunluk vardı. Bunca nefretin ve öfkenin bie sebebi olmalıydı.
“Onları tehdit mi ettin? Gerçekten kolayca çekip gidecekleirne inanıyor musun?” dedi. Jean başını aşağı yukarı salladı.
“Evet! Ama çekip gitmeleirne izin vermeyeceğim. Benim için çalışan köleler olmaktan öteye gidemeyecekler. Elimdeki dosyalar kamuya sızarsa sonlarının idam olduğunu bilen o yağ tulumları oturdukları yerden benim için hizmet etmeye devam edecek!” demişti. Temmuz duvara doğru yaslandı.
“Jean bu şehri alsan bile temzilemek için ömründne vereceksin. Sadece yıktığın yetim yurdunun duvarlarından ibaret değil. İkinci bölge gibi düz sokakları yok. Belli merkezleri yok. İnsanları aç ve hain. “ demişti. Jean onun bu şehirde geçen hayatını biliyordu. Oan bakıp kaldı.
“Onca çocuk için en azından güvenli bri yer olan o yeri yıkma! Bırak! Sadece içerisini düzelt. Yöneticilerinin birilerini dövmesine izin verme. Onları cezalandır. Evlerini ellerinden alma!” demişti. Jean ona bakıp kaldı. Külü yere düştü ufacık bri “cıss” sesi duyuldu. Sessizlik sürüyordu. Temmuz ona bakıp gülümsedi.
“Akşam yemek yapacağım! Eve gel! Bunu orada konuşuruz. Sadece onların evlerini yıkacaksan binlerce çocuğun senin ve benim gibi sokaklara mahkum olacağını bil!” dedi. Jean hırslarının karanlığından bri an için çıktı. Yüzüne çöken masumiyet ile ona bakıp kaldı.
“Sadece sözümü tutmak istemiştim!” dedi. Temmuz gülümseyip onun yanına doğru yrüüdü. Tam önünde durmuştu.
“Jean bu şehri istemiyroum ben. Sadece normal bri hayatım, hayatımız olsun istiyorum. Eve geldiğimd eçocukların gülümsemesini, senin beni arayıp hasta olduğun için nazlanmanı istiyorum. Bri yetim yurdunun yıkılmasını ya da bu şehrin talan olmasını istemiyroum. Sadece güvende olmak ve güvende olduğunuzu bilmek istiyorum.” dedi. Jean oan bakıp kalmıştı. Temmuz onune lindeki sigarasını alıp bri nefes çekti. Ardından lavaboya söndürdü.
“Akşam yemeğe bekleyeceğim. Aç gelemye çalış!” dedi. Çıktığında Kasım ve Manu meraklıydı. Temmuz dalgınca yanlarından geçip gitti. O umut dolu kişi yoktu sanki artık karşısında. Jean'ın nefretini anlamaya çabaladı. Umutsuzluğunu nedne öfkeye çevirdiğini bilmek istiyordu. Ayrı kaldıkları bu uzun yıllarda ona ne olduğunu bilseydi içind eyanan öfkeyi söndürür ve mutlu olduğunu görebilirdi. İnancı bu yöndeydi. İçeir geçip bulaşıkların başıan geçti. Yüzünde yorgun vedalgın bir ifade vardı. İşine devam ederken Manu'nun ona dışarı gelmesini söylediği saati kaçırmış ama buna gerek yoktu. Jean sabırsızlık yapıp zaten onunla görüşmüştü. O da geri döndüğünde kararları ve ifadesi değişmiş biçimdeydi. Yıkım olmayacak ama orada çalışanların bazılarını istediğini karşılığında ise onları bri süre rahat bırakacağını söylemişti. Kararını değiştiren kişinin Temmuz olduğunu o masada sadece iki kişi biliyordu. Onlarda bunun nasıl mümkün olduğunu düşünüyordu. Yemek bittiğinde ilk çıkan Jean ve örgüt adamları olmuştu. Daha sonra yönetim gitmiş ve ardından restoranda gerginlik sönmüş ve hepsi için öğle arası başlamıştı. Temmuz yemek yemeden dinlenme odasına geçip koltuğa oturup telefonunda kayıtlı olan tek numaraya uzun uzun bakmaya başlamıştı. Sergeo ise ondan sonra gelen kişi olmuştu. Onun karşısına oturmuştu.
“Kamerada gördüler. Jadu 6. bölge patronu ile tuvalette ne konuştuğunu soracak işletem müdürü sana!” dedi. Temmuz telefonunu kapadı. Başını kaldırıp ona baktı. Yzüünde soğuk bri ifade vardı. Gözleri donuktu.
“Ne soracak?” dedi.
“Onu nereden tanıdığını ve ne konuştuğunuzu. Yönetimin ve Köpek'in devrinin bittiğini ve sermayenin Jean denilen yeni patronda olduğunu herkes anlıyor. Sen ben ve işletem müdürü yani sahibi dışında kimse olmayacak konuşmada. Sadece aramızı iyi tutmak istiyoruz onunla!” dedi. Temmuz başını iki yana salladı.
“Orada konuşulan şey sizi ilgilendirseydi yanınızda konuşurduk.” dedi. Sergeo oan bakıyordu. Yanına doğru geldi ve gözlerini oan dikti.
“Seni özel telefondan arayacak kadar yakın! Ve Arap Sam'in eski bir çalışanı olduğunu, Köpek'in yatak süsü olduğunu patronum biliyor. Sadece seninle ortak olmak istiyoruz. Ve belli ki...” Temmuz birden onun suratıan doğru bir yumruk atmıştı.
“Bu ne cürret!” diye bağırdığında Sergeo onun bileğini yakalayıp bir tokat patlattı. Temmuz eli sert bu adamın tokatı ile adeta beyin sarsıntısı geçirmişti.
“Büyük patronun seninle ne işi olabilir ki? Ancak Köpek'e verdiğin hizmetten faydalanmak istemiştir. Patronum bu işin içinde snein tarafında olmak istemişti seni sürtük!” demişti. Temmuz kulağında oluşan çınlama ile adeta sarsılmıştı. Ne yapacağını bilmiyordu. Yüzünde ılık ılık akan kanla elini elmacığına doğru koydu. Yüzü patlamıştı tokatın etkisiyle.
“Senin daha fazla kazanmanı sağlayacaktık! Aptal !” dedi Sergeo. Temmuz olayın şoku ile kalkmıştı. Çantasını aldı ve üstünd eönlükle dışarı doğru fırladı. Arka soakktan çıkmıştı. Nereye gideceğini bri süre kestiremeden yürüdü. Tokat beynini sallamıştı. Soluğu evd ealdığında akşam yemeğini dahi unutmuştu. Emin olduğu tek şey artık bri işi yoktu ve onun ne olduğunu herke sbiliyordu. Şimdi de Jean için fahişelik yapan birisi olarak anılmaya başlamanın ağırlığı ile yattığı yatakta göz yaşlarıan boğulmuştu. Bir ara Paul ve Ebru'nun sesleirni duymuş ve kapının dışında Ebru içeir grimek isteyen Paul'u durdurmuştu. Ardından kapıyı çalıp içeri girmişti. Elinde yaras için steril bant ve biraz solüsyon olan şişe vardı.
“Sana kim yaptı bunu?” demişti. Temmuz yattığı yerde ona bakıyordu. Cevap vermedi.
“Çocuklar senin için endişeli. Kendini toplayıp onlara ne olduğunu söylemelisin.” dedi. Temmuz onun yarasıan bakması için yattığı yerdne kalktı. Ebru nazikçe yarasını silip bandı yapıştırdı.
“Sana ağrı kesici getireceğim.” dedi. Temmuz o gelene kadar öylece oturmuştu. Ebru ona ilacı verdi ve ardından içmesini bekledi.
“İşte birisi ile kavga mı ettin?” demişti. Temmuz bunu duyduğunda birden gözleri dolmuş ve ağlamaya başlamıştı. Utanıyordu. Böyle bir hayatın içinde olmaktan ve insnaların ona verdiği kimliği taşımaktan yorulmuştu. Yaptığı şeylerin gerekçesi vardı. Ama yine de erkek kardeşi ve kız kardeşinin bunları duymasını istemiyordu. Ebru onu sıkıca sardı. Ağlamasıan izin vermişti. İlk defa Köpek tarafından çağrıldığı günün sabahı Manu onu eve getirdiği gün böyle sessizce hıçkırarak ağlamıştı. Ebru onun sakinleşmeisni bekledi. Ağrı kesici etkisini gösterip yavaş yavaş kendien geldiği sırada kapı çaldı ve ardından içeri doğru briileirnin geldiğini görmüştü. Kapı birden görültü ile açıldığında Jean öylece yatakta oturmuş ağlamaktan gözleri kızarmış ve yüzünde bir şişlikle bantla Ebru'ya sığınmış Temmuz'a bakıp kaldı. Gözleri öfkeden dönmüştü. Paul onun hemen arkasında kardeşi ile dikiliyordu.
“Kim yaptı?” demişti Jean. Oraya doğru yürüdüğünde Ebru yataktan kalkmıştı. Temmuz oan şaşkınlık ile bakıyordu. Bu gece onun geleceği tamamen aklından çıkmıştı. Saatlerdir burada ağlıyor olmanın şoku ile kalmıştı. Jean yatağın uzuna oturup onun yüzüne baktı.
“Kim yaptı bunu?” demişti. Temmuz bir şey diyemedi. Jean zorlamaya devam ettiğinde sonunda bri yalan uydurmaya çalıştı.
“İş yerinde yere akan yağa basıp düştüm.” demişti. Jean onun çenesini yakalayıp gözlerini gözlerine dikti.
“Yalan söylediğini anlıyorum. Doğruyu söylemezsne ben zaten bulacağım!” demişti. Temmuz ona bakıp kalmıştı.
“Seninle konuştuğumu görmüşler. Benimle konuşmak istediler!” Jean bunu duyunca gözlerinden ateş fışkırdı.
“Yönetimin adamları mı?” diye sorduğunda Temmuz başını salladı.
“Restoran sahibi ve Sergeo! Ben biraz sert tepki verdim ve tartıştık.” demişti. Jean bris üre ona baktı ve kaşları çatıldı.
“Çocuklar üstünüzü giyinin. Yemeği dışarda yiyeceğiz. Bu gecelik abiniz yemek yapamamış!” dedi. Paul abisindne onay ister gibi bakarken Jean derin bir nefes aldı.
“Gidip yemeği dışarda yiyelim. Ebru sende gelmek ister misin?” demişti. Ebru ona nazikçe teklifte buluna Jean'ı büyük babasını gerekçe göstrip reddetti. Annie ve Paul'u hazırlamak için odadan onları alıp çıktığında Jean yatakta oturmay adevam etti.
“Sana ne dediler? Boş yere kavag etmezsin. O iş eihtiyacın vardı.” dedi. Temmuz ona bakmıyordu. Gözlerini yere dikmişti.
“ Konuşmak istemiyorsan sorun değil. Zaten öğreneceğim. Yüzünü yıka ve hazırlan. Birazdan Manu aşağıda olur.” dedi ve odadan çıktı. Temmuz üstünü değiştirmedi. Sadece yüzünü yıkadı ve uzamış saçlarını toplayıp öne doğru sarkan beyaz perçemleirni kulağının arkasıan sıkıştırdı. Aynadan yüzüne bakıyordu. Gözleri kan çanağıydı. Yemeğe nereye gideceklerdi bilmiyordu.
Manu gelip araç geldiğinde Temmuz kendini koltukta oturmuş bulmuştu. Paul ve annie ilk defa bir akşam yemeğini dışarda yemenin heyecanı iel atrafa bakınıyorlardı. Özel araca ikinci binişleriydi. Jean gözleirni Temmuz'un üzerindne ayırmıyordu. Araç durana kadar Temmuz dalgınca yolu izlemişti.
“Yer eyırttırdım. İnelim mi?” dediğinde Temmuz'un dalgınlığı dağılmıştı. Çalıştığı yerdi burası. Ve mesai dışındaydılar. Ama her yerin ışığı yanıyor ve içeride bütün çalışanlar vardı. Temmuz arabadan indiğinde öylece kaldı. Jean ona bakıyordu.
“Girelim ve yemeğimizi yiyelim. Çocukların karnı aç değil mi? Ayrıca erken dönmeleri gerek. Yarın okulları var!” demişti. Temmuz şaşkınlık içinde içeri girdiğinde kapılar çaılmıştı onlara. Sergeo onlara ayrılan masayı gösterdi. Paul ve Annie etrafa şaşkınlıkla bakıyordu. Jean çocukların oturtulmasıan yardım etmeleirni istedi ve Temmuz'un sandalyesini çekip onu davet eder gibi durdu. Temmuz şaşkınlık içindeydi. Etrafta korkunç bir sessizlik vardı.
“Ara sıcaklarla başlayın. Çocuklar için kapsül meyve suyu. Temmuz sen ne içeceksin?” demişti. Temmuz şoktan kurtulamamış halde ona bakıyordu. Gözleirnin içi titriyordu. Kalbinin atışı kulaklarınd apatlıyordu. Sesler ona boğuk geliyordu.
“Temmuz?” demişti Jean tekrar. Temmuz masayı parçalarcasına tutmuş ve ayağa kalkmıştı. Tuvalete kendini zor atıp kusmaya başladığında oraya nasıl geldiğini anlamamıştı. Jean onun ardından gelmişti. Bir süre onun kendine gelmesini bekledi. Ardından klozetin kapağını indirip onu oturttu. Ellerini ve yüzünü ıslatılmış mendille silmeye başlamıştı.
“Senin için çalışan bri fahişe olduğumu düşünüyorlar. Neden onların olduğu yere geldik?” demişti. Jean duymak istediğin duyduğunda yüzüne bie dinginlik çöktü.
“Merak etme. Onlara senin kim olduğunu göstermeye geldik. Senin benim için ne kadar kıymetli olduğunu bilmeleri için bu gece burad ayiyeceğiz!” demişti. Temmuz ona bakıp kalmıştı.
“Çocuklar çok yalnız kalmasın. Geçelim mi?” dedi. Temmuz ondan destek alıp ayağa kalktı. Onun gibi özel üretilen alkolden istemişti masaya oturduğunda. Servis garsonu bridne değişmiş ve gelen kişinin yüzü kireç gibiydi. Çocuklar neşe ile yemek yerken Temmuz bri an için her şeyi unuttu. Paul ve Annie neşe içinde Jean'a okula dair anılarını anlatıyordu. Annei henüz küçüktü. Paul kadar bilgili değildi ama okumayı öğrendiğini anlatırken bazı kelimelerden söz ediyordu. Temmuz ise gelen iki garsonun yüzünü gördüğünde şaşırmıştı. Renkleir kireç gibiydi ve elleri titriyordu. Onlara bakıp kaldığında Annie'nin sesini duydu.
“Abi benim ne kadar güzel yazdığımı söylesene!” demişti. Temmuz dalgınlıktan kurtulmak için oraya doğru dönüp başını sallamıştı. Eli kadehine gitti. Jean gülümsemişti.
“Çocuklar için pasta getirin!” dedi. Garsonlar hızlı çalışıyordu. Jean kendini toplamış olan Temmuz' a bakıp gülümsedi.
“ Daha sık bri aile olarak dışarı çıkmalıyız!” dedi. Paul başını salladı ve gülümseyerek Jean'a doğru döndü.
“Bay Jean haklı abi! Bizimle daha çok böyle zaman geçirmelisin!” demişti. Temmuz buruk bri gülümseme ile baktı. Alkolün etkisini damarlarında hisseidyordu. Jean tatlılar geldiğind ebir telefon görüşmesi yapmak için dışarı çıkacağını söyledi. Onları masada bırakıp mutfak kısmıan doğru yürümüştü. Temmuz ve çocuklar sohbete dalmıştı. İçeri girdiğinde Kasım'ı görmüştü. Birkaç adam daha vardı. Ve yerde dayaktan kan içinde kalmış Sergeo ile işletme müdürü. Jean deri eldivenlerini gerecek şekilde yumruğunu sıktı.
“Değerli ailemden birisini üzdiğiniz yetmiyor gibi gizlice bana yaklaşmak için birisini kullanmaya kalktınız. Ve benim ailemden bir kişiye çekinmedne vurabildiniz.” demişti. Sergeo yerde debeleniyrodu. Doğrulacakken Kasım onun suratıan doğru bri tekem indirdi. Herkes içerdeydi. İki garson servis için dışardaydı.
“Temmuz için bu işi ayarlamalarını adamlarımdan istedim. Onun güvenli çalışabileceği bri ye rolsun istedim. Beni yanılttınız. Ona vuran elinin kopması gerekiyor Kasım!” demişti. Kasım birden kenarda duran satırı kapmış ve eğilip Sergeo'nun bileğini yakalyıp satırı indirdiğind eçığlık atmamak için elini ağzıan basanlar ile baygınlık geöirenle rbri olmuştu. Fayans zemin kan doluyordu. Jean yerde iki büklüm yalvaran işletme sahibine baktı.
“Bu adamın daha fazla ayak altında dolaşmasını istemiyorum. Umarım benimle çalışmayı sevmişsindir!” demişti. Adam sessiz inlemele rile öne doğru başını eğip yere yapıştırmıştı anlını. Jean elindne oluk oluk kan boşalan Sergeo'ya bakıtı.
“Yaşamasını sağlayın Kasım. Sağlayın ki Temmuz'a karşı bri hareketi olacak kişiler başlarıan gelecek şeyi bilsin!” demişti. Dışarı çıktığında çocuklar pastasını bitirmişti. Temmuz onun geldiğini görünce gülümsedi.
“Saat geç oluyor. Uyku saatleri yaklaştı.” demişti. Jean kapıya baktı.
“Araba hazır. Gidelim.” dedi. Annie ve Paul hazırlanmıştı hemen. Arabaya bindikten dakikalar sonra Annie yanında oturan Jean'ın dizine başını koyup uykyya dalmıştı. Paul ise daha dirençliydi. Abisinin yanında oturuyordu. Jean ufak kızın yumuşak saçlarını okşadı.
“Çalışmak istersen biliyorsun ki her zaman yanımda yerin var!” dedi. Temmuz ona bakıyordu. Jean onun dalgınlığına anlam vermeye çabaladı.
“Ben senin yanında bri işe yaramam Jean. Ne dil biliyorum ne okuma!” dedi. Jean oan bakıp gülümsedi.
“Öğrenebilirsin!” dediğinde Paul onlara döndü.
“Evet abi. Öğrenebilrisin. Bir ara denedin ve iyi gidiyordun.” dedi. Jean gülümseyip ona hayretle baktı.
“Kendi isteği ile bri şeyler mi okuma kalkıştı?” demişti. Paul başını salladı.
“Evet! Belki kamu personeli olurum demişti ve denemişti. Ama onlar öğretici tarafından verilmiş geçerli sertifika istiyordu.” dedi. Temmuz elini Paul2un saçlarıan koyup;
“O zamanlar daha gençtim. Şimdi öyle değil!” demişti. Paul gülümsedi ve abisine doğru yaslandı. Temmuz onu kendine doğru çekti. Yavaş yavaş onun boyuna doğru yaklaşan kardeşi büyüyor ve ona akıl vermeye başlıyordu. Eve varana kadar Paul'da direnemeyip uyumaya başlamıştı. Vardıklarında Jean Annie'y kucağıan aldı. Temmzu is ePaul'u uyandırdı ve yukarı doğru çıkmaya başladılar. Dedikodudan çekinmeyen komşuların kapının aralağından onlara baktığını görebiliyordu Temmuz. Jean ise buna aldırış etmedi.
“Yarın güzelce dinlen. Birkaç gün kendini toparla çocuklarla zaman geçir. Sonra teklifimi düşün. Senin yanımda olman bile benim için yeterli!” dmeişti. Temmuz gülümsedi kapıyı açtı. Paul kendini odaya sürüyüp yağa gömülmüştü. Jean ise Annie'yi yatırdı. Ayakkabılarını çıkarıp sessizce odadan çıkmıştı. Temmuz mutfaktaydı. Ufak takırtılar geldiğind eJean oraya doğru gitti. Temmuz bri yere sakladığı kahve haplarını çıkarmış kaynattığı suyun içine atmıştı.
“Bu gece burada mı kalcaksın?” demişti. Jean başını sallayıp masaya oturdu.
“Gitmem gerek. Yarın toplantım var. sabah erken kalkmam gerek.” demişti. Temmuz onun kahvesini verip karşısına oturdu. Masaya Jean'ın koyduğu tabakasından bir dal sigara aldı ve yaktı. Ama içemiyordu. Bri nefes çekip Jean'a uzattı.
“Bu iğrenç şeyi içmeyi bırakmalısın!” demişti. Alkolün etkisindne yanakları kızarmıştı. Yüzünde sersem bir gülümseme vardı. Jean onun verdiği sigaradan uzun bir nefes çekti.
“Bir gün bırakırım belki. Şu sıralar benim için uğraş oluyor!” demişti. Temmuz gülümsedi. Kahveleri bitene kadar havadan sudan konuşmuşlardı. Gerçek kahve yoktu artık. Sadece bu tabletlere sıkıştıtılmış suda çözünen içeceklerle tatsız keyifler yaşamaya çabalıyorlardı. Temmuz zamanında aldığı bu kahve tabletleirnin bozulmamış olmasına sevinmişti. Jean gitmeis gerektiğini söyledi. Kapıya doğru yürüyorlardı. Temmuz onun paltosunu giymesini izliyordu. Jean paltosunu giyip döndüğünde loş ışıkta parlayan gözlere bakıp kaldı. Mayhoş bri gülümseme ile onu izleyen gözler... Bir an için sadece düşünmedne eğilip Temmuz'un dudaklarına dudaklarını dokundurdu. Kısacık bu anın doğruldu. Ona şaşkınlıkla bakan Temmuz'un alnıan dökülen bri tutan saçı nazikçe alıp kulağının ardına iliştirdi.
“İyi geceler!” demişti. Temmuz öylece ona bakıyordu. Bütün bu gün yaşadığı acı bri öpücükle ucup gitmişti adeta. Jean gidince kendini yatağa bıraktı ve gülümsemeden duramaz halde bri sür eyatakta döndü. Ardından uykuya dalmıştı. Jean is eondan daha şaşkındı. Bunu yapmayı beklemiyordu. Arabada elleri istemsizce dudağıan gitti ve kendi kendine gülmüştü. Plazaya vardığında Kasım onu bekliyordu. Manu is eolanları öğrenmiş ve çoktan gelmişti.
“Temmuz iyi mi patron?” demişti Kasım onu asansörden çıkarken karşılamıştı. Jean daha önce hiç kimsenin görmediği hafif bri tebessümle gülümsüyordu. Kasım ev adamları patronlarıan şaşkınlıkla bakıyordu.
“İyi! Beni rahatsız etmeyin sabah kadar!” demişti. Odasına doğru yürürken adımlarının hafifliği Kasım'ı şoka sokmuştu. 



Bu bölümde emeği geçen; çevirmen ve düzenleyici arkadaşların
emeklerinin karşılığı olarak basit bir minnet ifadesi yani teşekkür etmeyi ihmal etmeyelim.


3   Önceki Bölüm  Sonraki Bölüm   5 



DISQUS - Mangaya Ait Yorumlar

*Not: Yorum Yazmadan Önce;

  • Spoiler,
  • Küfür, siyasi ve seviyesiz yorumlar,
  • İçerikle alakasız link paylaşımları yasaktır.
  • İçeriği çeviren gruplar dışında site reklamı yapanlar sınırsız uzaklaştırılacaktır.