Sigrid’den yayılan görkemli Beyaz Işık huzmesi, sabahın ne demek olduğunu unutmuş bir Dünya’ya doğan şafak gibi dışarıya doğru yayılmıştı.
Konkordato Amfitiyatrosu’nu kapladı ve geçtiği her yerde, Varoluş’un kendisinde ince değişiklikler dalgalandı.
Amfitiyatro’nun her bölümünün üzerinde, Varoluş, orada toplanan Yaşayan Varoluşlar’ın doğasına uyacak şekilde çoktan dönüşmüştü!
Paradokslar’ın üzerindeki alan, görünür hâle gelen Belirsizlik’le kıvranıyordu... Aynı Ân’da Hem var olan Hem de var olmayan Olasılık fırtınaları barındırıyordu!
Zamansallar’ın üzerindeki alan, hangi yönün aşağı akış olduğunu belirleyemeyen bir nehir gibi zamanda ileri geri akıyordu.
Her bölüm, kendi kaos izini, doğal olarak kabul edilen kendine özgü Düzensizlik özelliğini taşıyordu.
Ancak Sigrid’in Düzen Işığ’ı geçtiği Ân’da her şey değişmişti.
Çelişkiler’in kendilerini parçalamaya çalışan fırtınalar gibi dönüp, durduğu Paradokslar bölümünün üzerinde, Schrodinger ayağa kalkmıştı!
Sonsuz bir çatışmada çalkalanan Paradoks dalgalarının aniden... Yatışmasını izlerken, gözleri şaşkınlık ya da sevinç ya da her ikisi birden olabilir bir şeyle genişlemişti!
Fırtına, kesin bir şekilde akmaya başlayan Düzen’li yağmur damlalarına dönüştü, her damla tam olarak nereye, ne zaman ve neden düşeceğini biliyordu.
Paradoks ortadan kalkmamıştı... O’na bir Yapı verilmişti!
HUUM!
Yaşayan Geçici Varoluşlar arasında, Zaman’ın Kendi’si, aniden Kıyılar’ını hatırlayan bir Nehir gibi Düzelmiş’ti.
Geçmiş ve Gelecek arasındaki sürekli dalgalanma, ne zaman olacağına dair Sonsuz Belirsizlik, tek bir yöne doğru çözüldü... İleri’ye, Her Zaman İleri’ye, Düzen’in uygun gördüğü yöne!
Aynı Ân’da birden fazla Ân’da Var Olmaya alışmış Zamansal Varoluşlar, aniden, rahatsız edici bir şekilde, Kendiler’ini Şimdiki Zaman’da bulmuşlardı!
Ancak en dramatik dönüşüm, Yaşayan Ruhlar’ın bölümünde meydana gelmişti!
Işık yayıldığında, bir Figür yeni gelmişti... küçük görünüşüne rağmen korkutucu bir Varoluş.
Küçük, neredeyse Çocuk gibi görünüyordu, üzerine işlenmiş resimler olmasaydı sevimli olabilecek fırfırlı siyah bir elbise giymişti.
Her resim farklı açılardan aynı şeyi gösteriyordu: Çok fazla dişi olan, Hayvanlar’ın Ötesi’nde bir Zeka barındıran Gözler’i olan, nakışlı hâliyle Varoluş’u tedirgin eden gülümseyen bir köpek.
Küçük ellerinde, ilk bakışta önemsiz görünen bir zincir tutuyordu... Normal bir evcil hayvanı zapt edebilecek basit bir tasma.
Ama zincir arkasında uzadıkça uzadı. Ve uzadı. Ve uzadı!
Zincir, binlerce kilometreye ulaşana kadar uzadı, her bir halkası, Kavramlar’ı Gerçeğ’e bağlayabilecek kristalize bir Otorite’den oluşuyordu.
Ve bu imkansız zincirin ucunda, Dünya’nın Temel’i kadar kalın bir boynu saran, Dük Seviyesinde’ki Varoluşlar’ı bile geri adım attıran bir şey vardı.
Varoluş’uyla Terör’ün Anlam’ını Yeniden Tanımlayan bir Ruh Pitbull Terrör’ü vardı.
Pitbull! Zaten Dünya adlı Gezegen’de en tehlikeli köpeklerden biri hatta en tehlikeli köpek değil miydi? Pitbullar, aslında Terör’ü temsil eden hayvanlardı. [Not: Bir bilgi daha. Terör’ü temsil etmesi? Hiç duymadım. İlginç.]
Obsidiyen Kürkü Işığ’ı Yutuyor, Tüketiyor, Karanlık’tan daha Karanlık bir Şey’e dönüştürüyordu!
Kızıl Gözler’i, Duygular’ı Aşan ve Güc’ün kendisi hâline gelen öfkeyle devasa kafasında parlıyordu.
Alnı’nda eski bir Amblem kazınmıştı, bu işaret, Güc’ün ne anlama geldiğine dair mevcut Anlayış’tan daha eski, en eski Katmanlar’dan kaynaklanan bir Güç’le nabız gibi atıyordu!
Küçük Figür’ün arkasında yürüyen Dükler, dikkatli bir mesafe koruyorlardı, ihtiyatları hissedilebilirdi.
Yıllar boyunca, en az üç Dük ve Yüz Dokuz Onurlu ve Kraliyet Varoluş’u bu yaratık tarafından kazara Yutulmuş’tu.
Kazara. Sanki Dük Seviyesinde’ki Varoluşlar’ın atıştırmalık olmaması gerektiğini unutmuş gibiydi!
Vücud’u, şiddetli bir Güç fırtınasıyla dönüyordu. Ondan yayılan Karmaşıklık Bir Katrilyon’a yaklaşıyordu... Hayır, O’nu Aşıyor’du!
Bir Evcil Hayvan şeklinde bulunan Genç Erken Yaratık İşaretçi’si.
Düzen’in Işığ’ı bu alanı kapladığında, eşi görülmemiş bir şey meydana geldi.
Küçük Dük, içgüdüsel olarak korkunç arkadaşına döndü, zincirleri güçlendirmesi, bu yeni uyarımla canavarı kontrol altında tutmak için Otoritesi’ni kullanması gerekeceğini düşündü.
Ama gördüğü şey, şokla gözlerini genişletmesine neden oldu.
Genellikle Kavramlar’ı eritebilecek öfkeyle yanan vahşi kırmızı gözler, Aslında... Gevşemişti.
Devasa vücudundaki sürekli gerginlik, her anını belirleyen yok etme hazırlığı, basitçe... Gevşemişti!
Yüzyıllardır onun varsayılan ifadesi olan hırlama, memnuniyet gibi bir şeye dönüşmüştü!
Yaşayan Ruhlar arasında Canavar Çoban’ı olarak biliniyordu... Evcilleştirilemeyecek Ruhlar’ı Evcilleştirme’yi başaran, Kabuslar’a tasma takıp, korkunç Yaratıklar’ı Evcil Hayvan hâline getiren tek Varoluş.
El’ini sallarken, gözleri parlak bir şekilde ışıldadı ve devasa, Korkunç Pitbull, kocaman kafasını eğerek, O’na sevgiyle hafifçe dokundu. Unutmayın, Bu, Havlaması’yla Katlamalar’ı yok edebilecek Bir Tür’dü ama yine de...
Canavar Çoban’ı, Beyaz Işığ’ın Kaynağ’ına doğru döndü ve bakışları, asırlardır süren çabaların başaramadığını başaran, Lanet’li arkadaşına gerçek bir sükunet getiren Varoluş’a odaklandı!
Gözler’i, Noah’ın kucağında, şimdiye kadar tasarlanmış en tuhaf Taht’ta bir Kraliçe gibi oturan Sigrid’i buldu. Sigrid, dayatmayan ama ortaya çıkaran bir Düzen yayıyordu.
Amfitiyatro’da benzer sahneler yaşanıyordu!
Yaşayan Kavramlar, Fikirler’inin açAniden Mantıklı Hiyerarşiler hâlinde Düzenlendiğ’ini fark ettiler.
Yaşayan Boyutsallar, Uzaylar’ının tutarlı kalan Koordinatlar’ı olduğunu keşfettiler.
Yaşayan Quantumlar, Olasılıklar’ının Quantum doğasını kaybetmeden Kesinlikler’e dönüştüğünü fark ettiler.
Işık geçtikçe, her ortam Kendi Düzen’ini yaşadı ve çoğu, bu Beyaz Işığ’ın gerçekten Yaşayan Varoluşsal Otorite olduğunu fark ederek, sert bakışlarla ayağa kalktı... Ama bu, onların tanıdıkları On Otorite’den hiçbiri değildi.
Bu neydi?
Bu soru, durgun sudaki dalgalar gibi topluluğun içinden yayıldı!
Bu yeniydi. Bu, eşi görülmemişti!
Paradokslar tarafında, Schrodinger, karakteristik olarak büyük ve Paradoksal olarak basit bir şey yapmak üzere olduğunu ima eden bir gülümsemeyle ayağa kalktı.
Eller’i, var olan ve olmayan desenler çizmeye başladı, her şeyi açıklığa kavuşturacak ya da geri dönüşü olmayan bir şekilde kafa karıştıracak bir şey hazırlıyordu.
Ama sonra ifadesi değişti.
Oluşmakta olan gülümseme... Başından beri farklı bir oyun oynadığını açıklamak üzere olan birinin ifadesi... Bir anda kayboldu!
Genellikle aynı anda birden fazla noktaya odaklanan bakışları, tek bir noktaya kilitlendi.
Yukarı baktı.
Sigrid’in Beyaz Işığ’ı altında daha Düzen’li hâle gelen, Mor-Mavi geçici nehirle dolu gökyüzüne, daha önce orada olmayan hiçbir şeyin olmadığı yere.
Ama bir sonraki anda, Schrödinger’in bakışlarının sabitlendiği tam o noktada, Figürler belirmeye başladı!
HUUM!
İlk olarak, farklı Cinsiyetler’ine rağmen birbirine tıpatıp benzeyen İki Varoluş geldi... Bir Erkek ve bir Kadın, Benzerlikler’i Gülünç Derece’de idi!
Basit beyaz giysiler giymişlerdi, temiz ama açıkça yıpranmış, sayısız kez elde yıkanmış olmanın getirdiği belirgin aşınma izleri vardı!
Kumaş bazı yerlerde inceydi, bazı yerlerde özenle onarılmıştı, sahip oldukları az şeyi gururla koruyanların haysiyetini taşıyordu.
Eller’inde Güç Silahlar’ı, Otorite Glifler’i, yüksek statülerinin Simgeler’i yoktu. Tarım Aletler’i taşıyorlardı!
Not: Adui, şu sıralar bilgi üzerine bilgi veriyor. Ben de size vereyim. 1. Amerikan Pit Bull Teriyeri. Amerikan Pit Bull Terrierler’i, bu cinsle ilgili çok sayıda olay nedeniyle en tehlikeli köpeklerden biri olarak kabul edilir. Köpek ısırığı istatistikleri, Pit Bulllar’ın ABD’deki tüm ölümcül köpek saldırılarının yüzde 60’ından fazlasından sorumlu olduğunu göstermektedir.
Pitbull’lar genellikle dünyanın en tehlikeli köpekleri arasında 1 numara olarak kabul edilir. ABD’deki köpeklerin yalnızca %6’sı pitbull olmasına rağmen, ölümcül köpek ısırıklarının yaklaşık %70’ini oluştururlar.
Not: ÖSYM elbet de sormaz da kim bilir Kpss de çıkabilir. Genel Kültür soruyorlar çünkü. Kaydedin Beyniniz’e.
Bu bölümde emeği geçen; çevirmen ve düzenleyici arkadaşların
emeklerinin karşılığı olarak basit bir minnet ifadesi yani teşekkür etmeyi ihmal etmeyelim.