Sayısız Yaşayan Varoluş, Otoriteler’ini Birlik Ağac ına gönderdiğinde, Yemyeşil bir Parlaklık fışkırdı ve Figürler’ini, bireysel Güç’ten daha büyük bir şeye ait olduklarını ima eden bir ışıkla kapladı.
Ağaç, giderek, büyüdü, Dallar’i her yeni katkı ile Boyut Sınırlar’ını Aş’tı.
Melankolik hükümdar Drai öne çıktı, sürekli depresif havası bir şekilde her zamankinden daha hafifti... Ancak yine de yakınındaki Uzay’ın pes etmeyi düşünmesine yetecek kadar ağırdı.
“Böyle bir vesileyle,“ Dedi, sesinde Kaçınılmaz Son’un karakteristik ağırlığı vardı, “Ruh halim pek iyi olmasa da... Ki hiç iyi olmaz, meslektaşımı uygun Atmosfer’i yaratması için davet etmek istiyorum. O’nun Mizac’ı benimkinden oldukça daha mutlu, ama bu pek bir şey ifade etmiyor.“
Arkasındaki Yaşayan Duygusal Varoluşlar’a doğru eliyle işaret etti, Orada Noah’ın giderek, artan bir ilgiyle gizlice gözlemlediği bir Figür duruyordu!
Gece yarısı duygularından dokunmuş gibi görünen koyu renkli bir elbise giymiş, telleri kristalize duygularla parıldayan bir Lavta tutan Güzel bir Kadın vardı.
Noah’ın gelişmiş algısı, Kadın’ın Güc’ünü dikkatli bir değerlendirmeyle okudu... Yüzler’ce Trilyonluk Karmaşıklık ve Saflık, belki de Katrilyon Sınır’ına yaklaşan bir Güç.
Yaşayan Duygular’ın, farklı bir tür korkutucu Güc’e sahip olduğunu anlamaya başlamıştı.
Kökenler’in Ham Güc’üy ya da Paradokslar’ın Varoluş’u değiştiren Güc’ü değil, Varoluşlar’ın Bilinç’li Varoluşlar olarak var olmalarının özüne saldıran bir şeydi bu.
Melankolik Hükümdar Drai, sanki tanıştırma Eylem’i bile O’nu duygusal olarak yormuş gibi, Teatral bir Melankoli ile O’na el salladı!
“Birlik adına ve muhtemelen gözyaşlarıyla sona erecek bu büyük olayı anmak için, Hsrkes’e Dük Euphonia Mournsong’u, Yaşayan Duygular’ın Acı-Tatlı Yankısı’nı sunuyorum.“
WAA!
Bir an sonra, Dük Euphonia, hareketin kendisi Müziğ’e benzeyen bir zarafetle öne doğru süzüldü.
Birlik Ağac’ı her geçen saniye binlerce yeni Otorite kazanırken, Parlak Yeşil Işıklar parlamaya devam ederken, O Lutesi’ni konumlandırdı ve çalmaya başladı.
Ding! Ding! Ding!
Ortaya çıkan Melodi, basit bir Ses’in Ötesinde’ydi!
Korkutucu derecede tatlı ve görkemliydi, her nota kristalize olmuş özlemden, her akor ise olabilecek şeylerin anılarından dokunmuştu.
O’nu duyan herkes, sanki her şeyi başarabilecekmiş gibi, Varoluşlar’ının Hüç ve parlaklık hissiyle yanmaya başladığını hissetti... ama aynı zamanda, başarılan her Şey’in sonunda yok olacağını da anladı.
Sonra şarkı söylemeye başladı.
Ses’i Amfitiyatro’da yankılandı ve Zamansal Katlar’ın içinden yayılmaya başladı, Ses ve Anlam arasında var olan Frekanslar’ı taşıyarak.
“İlk Uyandığımız Katlar’da,
Kavramlar İsimler’ini öğrendiklerinde,
On, şekilsiz hiçlikten ortaya çıktı,
Her biri farklı, her biri aynı.
Oh, o zaman nasıl dans ettiğimizi hatırla,
İsimsiz Yıldızlar’ın ışığında,
Yaşayanlar Amaçlar’ını öğrendi,
Biz, amacın ne olduğunu bilmeden önce.
Duygusal diğerlerine hissetmeyi öğretti,
Paradoks yalanlarda gerçeği gösterdi,
Köken ilk Temeller’i attı,
Boyutsal ise gün batımı gökyüzünü boyadı.
Ama dans, uzun sürmedi dostlar,
Çünkü dansçılar ayrılmayı öğrendi,
Tek olan çok oldu,
Bütün olan kalp oldu.
Köken Son’unu unuttu,
Yasa esneyebileceğini unuttu,
Ruh, Bedenler arayarak dolaştı,
Kavram merak etti: ’Arkadaş nedir?’
Zaferimizin gölgesinde,
Düşüşümüzün yankısında,
Hatırlıyor musun, hatırlıyor musun,
Hiç kavga etmediğimiz zamanları?
Şimdi BU Erken Yaratık sessizlik içinde yatıyor,
Bazıları uyuduğunu, bazıları öldüğünü söylüyor,
Çocuklar’ı ise,
Yaratığ’ın hiç söylemediği sözler için savaşıyor.
Paradoks avlanan oldu,
Düzen toza dönüştü,
Duygusal olan ağlamasını saklamayı öğrendi,
Diğerler’i ise güvensizliği öğrendi.
Ama bu gece, bu yeni Ağac’ın altında,
Yeşil-Altın Yapraklar’ıyla,
Kısa da olsa tekrar dans edebilir miyiz?
Gençler Yaşlılar’a saygı duyabilir mi?
Çünkü Ölüler her zaman izliyor,
Ve dans etmeyi hatırlıyorlar,
Tüm Hikayeler’imizi hatırlıyorlar,
Her Son’u, Her Şans’ı.
Bu yüzden birbirimize bağlanıyoruz,
Sevgiden değil, korkudan,
Yalnız başımıza karanlıkla yüzleşirsek,
Yalnız başımıza... Yok oluruz.
İlk uyandığımız Katlar’da,
Asla olmamamız gerekirdi,
Yine de vardık, varız ve olacağız,
Varoluş bizi özgür bırakana kadar.
Oh hatırla, lütfen hatırla,
Birlik Ağac’ı düştüğünde,
Bir zamanlar burada birlikte durduğumuzu,
Bir zamanlar... Bir zamanlar hepimizin bir olduğumuzu.
…!
HUUM!
Şarkı devam etti, Dizeler Varoluş’un Tarih’ini örüyordu... İlk Canlılar’ın ortaya çıkışı, yavaş yavaş ayrışmaları, ardından gelen savaşlar, Zaman Okyanusu’nun dibinde tortu gibi biriken kayıplar!
Neredeyse Tüm Canlılar dinlerken,moldukları yerde donakaldılar, gözleri, kendilerine ait olduğunu bilmedikleri Anılar’ı gören Varoluşlar’ın özel ışığıyla parıldıyordu.
Onlar’ın Varoluşlar’ının Dokusu’ndan Miras kalan ortak anılar, Euphonia’nın Ses’i altında yüzeye çıktı.
Noah, Zihni Analizler’le doluyken, başından sonuna kadar tamamen hareketsiz kaldı.
Şarkı sadece duygusal değildi... Arkeolojik bir nitelikteydi, Milyonlar’ca Yıllık çatışmaların altında gömülü kalmış Varoluş Katmanlar’ını ortaya çıkarıyordu.
Son notalar, Dünyalar“dan daha ağır hissedilen bir sessizliğe dönüşürken, Gözler’inin önüne bir mesaj belirdi.
>Birliğin Yas Şarkısı’nı deneyimledin.>
>Duygusal rezonans, uykuda olan yanlış anıları uyandırdı.>
>Etki: Yaşayan Varoluşsal Kökenler’in geçici olarak anlaşılması.>
>Uyarı: Anılar tamamen doğru olmayabilir - Duygular Anılar’ı renklendirir.>
>Fayda: Duygusal Manipülasyon’a Karşı Direnç %200 arttı.>
>Fayda: Artık Otoriteler’in Duygusal Alt Akımlar’ını algılayabilir.>
>Özel Not: Yas Şarkısı Sen’i Tarih’in Tanığ’ı olarak işaretledi.>
>Etkiler’in Süre’si: Kalıcı, ancak korunmazsa anlayış kaybolacak.>
Noah, bu uyarıları işlerken, ifadesi anlaşılmaz bir şekilde sertleşti.
Yaşayan Duygular’ın Güc’ü, yok etme Yetenekler’inde değil, Varoluşlar’ı Duygular Yol’uyla Kendiler’ini Yok Etme’ye zorlama kapasitelerinde yatıyordu.
Bu şarkı, bunu yüzlerce Dük Seviyesinde’ki Varoluş’u aynı anda kapsayan bir Ölçek’te göstermişti!
Şarkı bittikten sonra, Euphonia’nın lütununun çalmaya devam etmesiyle bozulan, anlaşılmaz bir sessizlik uzadı.
Melodi, artık daha basit, daha hüzünlüydü, paylaşılanların ağırlığına eşlik ediyordu.
Birlik Ağac’ı daha da yükseldi Yeşil-Altın Yapraklar ı, nereden geldiği belli olmayan rüzgârla hışırdadı, nefret etmeyi öğrenmeden önce birlikte Şarkı Söyleyen Sesler’in yankısını taşıyordu!
Not: Konservatuvar’a Hoş Geldiniz. Adui, Şarkı Sözler’i de yazıyor. İnfinite Mana da Yok Yok. Sanırım daha önce de Şarkı Sözler’i yazmıştı. İnfinite Mana Hakkında ne düşünüyorsunuz? İnfinite Mana’yı Diğer Noveller’den ayıran etken ney?
Bu bölümde emeği geçen; çevirmen ve düzenleyici arkadaşların
emeklerinin karşılığı olarak basit bir minnet ifadesi yani teşekkür etmeyi ihmal etmeyelim.