Durakladı ve Noah’a, hak etmediği halde ona nezaket göstermiş bir Varoluş için yüzyıllar süren minnettarlıkla dolu gözlerle baktı.
“BU Yaratığ’a, zamanı gelene kadar parçalar halinde saklanabilmem için Dokumalar’ımı Varoluş genelinde yaymasını söyledim,“ diye devam etti Anaximander. “Bunu mümkün kılmak için, Varoluş’umun Çekirdek Benliğ’imi azaltmadan Bölünebileceğ’ini ve Dağıtılabileceğ’ini ilan ederek, Yeni Yönergeler belirledim. Gelecekte her şeyin yatıştığı bir zaman geldiğinde, bir arkadaş gelip, beni uyandırabilirdi. O arkadaşın zaferinden sonra dönen BU Yaratık olacağını düşünmüştüm ama onun yerine sen çıktın.“
Gerçek bir sıcaklıkla gülümsedi.
“İşte buradayız, Dostum.“
...!
İşte buradaydılar.
Noah, bu imkansız Varoluş’la ilk karşılaştığından beri zihnini kurcalayan o soruyu Anaximander’e yakından bakıp, sormadan önce sessizce az önce öğrendiği her şeyi düşündü.
“Senin Yol’un nedir?“
...!
Onun Yol’u.
Anaximander, Geleneksel açıklamaya meydan okuyan bir şeyi nasıl açıklayacağını düşünürken, bu soruya tepelerinde Sonsuz’ca uzanan obsidyen tavana bakarak gülümsedi; İfadesi huzurlu bir tefekkür halindeydi.
“Benim Yol’um Benim Yol’umdur,“ diye başladı, normal Parametreler’in Ötesinde’ki bir şeyi tarif etmeye çalışan bir Bilim İnsan’ının o tanıdık tonuyla. “Benim Yol’um O Yoldur. Konuşmalarımız sırasında bunu tartıştığımızda BU Yaratık ona BU Yol’un Yol’u demişti. Ben sadece... Benim Yol’um dedim. Benlik Yol’u.“
Derin bir anlayışın ağırlığını taşıyan gözlerle Noah’a baktı.
“İstersen ona başka bir isim verebilirsin ama bu sadece benimle Varoluş arasındaki bir ilişkidir,“ diye devam etti Anaximander. “Ben Varoluş’a işlerin nasıl olması gerektiğini söylerim ve Varoluş’un sadece Dinlemesi gerekir. Yol budur. Benim Yol’um budur. Varoluş’a Karşı Savaşmam veya O’nu Güç ya da Otorite’yle Bükmem. Sadece Varoluş’a işlerin benim için nasıl olduğunu bildiririm ve Varoluş Beyan’ımı hakikat olarak kabul eder.“
...!
GÜM!
BU Yol’un Yol’u.
Benlik Yol’u.
Kullanıcısının bizzat Varoluş ile ilişkisini Yeniden Tanımlaması’na, Varoluş’un kabul etmek zorunda olduğu Beyanlar’da bulunmasına, BU Varoluşlar’ını bile bağlayan Normal Parametreler’in dışında var olmasına izin veren bir Güç.
Parçalar yerine otururken, Noah, Anaximander’e yeni bir anlayışla baktı. İşte bu yüzden BU Yaşayan Paradoks O’nun yok edilmesini bu kadar çok istemişti. İşte bu yüzden BU Yaratık ihanete rağmen onu korumak için harekete geçmişti. İşte bu yüzden böyle bir Varoluş bütün kalmasına izin verilmek yerine Varoluş genelinde parçalar halinde saklanmıştı.
Anaximander’in Yol’u, BU Yaşayan Paradoks’un BU Dokuma Tezgah’ı ve Serpinti aracılığıyla dayatmaya çalıştığı düzene bir tehditti.
Çünkü Yok Edilemeyeceğ’ini basitçe beyan eden birini Nasıl Yok Edebilirdiniz?
Dış İradeler’in Kendi’si için Geçerli Olmadığ’ını çoktan Beyan Etmiş birine İradeniz’i nasıl Dayatabilirdiniz?
Çoktan Kazandığ’ına karar vermiş birine karşı Nasıl Kazanabilirdi’niz?
Saçma bir Yol’du ve buna rağmen o serseri Paradoks, ilk çatışmalarında ona ve bizzat Varoluş’a karşı kazanmıştı.
“...“
Noah, tüm bunları düşünürken, kaşlarını çattı!
Noah, pek çok şeyi düşünürken, karşısındaki Anaximander gülümsedi ve her geçen Ân güçlenen titrek bacakları üzerinde doğrulmaya başladı.
“Ben, bir kaşifim,“ dedi Anaximander, tüm Varoluş’unu anlamayı kovalayarak, geçirmiş birinin o tanıdık tonuyla. “Ben bir Bilim İnsanı’yım. Sorguladım ve merak ettim ama bilgi arayışımda pek çok şeyi tabağıma aldım ve şu anda işleri düzeltmeye çalışmalıyım. Güc’üm çok yavaş geri dönüyor ve eskiden yaptıklarımı yapabilecek noktada değil ama... Bana yardım eder misin, dostum?“
Noah’ Gözler’i merak ve hesaplamayla keskin bir şekilde parlayan bu Varoluş’a baktı.
“Tam olarak ne konuda yardıma ihtiyacın var?“
Anaximander gülümsedi ve iyileşen Varoluş’unun Sınırlar’ını test edercesine ellerini esnetti.
“BU Yaratığ’ın BU Erken Perdeli Kıyı’sı,“ dedi her kelimenin arkasındaki ağırlıkla. “Oraya geri dönmeliyim ve ne kadar zamanımız olduğunu bilmediğim için bu konuda yardıma ihtiyacım var. Eylemlerim pek çok şeye neden oldu ve Varoluş benim yüzümden acı çekmemeli. Sayısız Yaşam Formu benim yüzümden acı çekmemeli. Lütfen, bu yanlışı düzeltmeme yardım et.“
GÜM!
BU Yaratığ’n BU Erken Perdeli Kıyı’sı mı?
Noah, oturduğu yerden kalkarken, bu sözler üzerine gözleri ışıl ışıl parladı.
İlk Çiftçi bir süre önce, Serpinti’den sağ çıkmanın bir yolu olarak O’na BU Yaratığ’ın BU Erken Perdeli Kıyı’sını bulmasını söyleyen bir ses duyduğundan bahsetmişti. O zamanlar Noah, bu bilgiyi fırsat doğduğunda, araştırılacak bir şey olarak bir kenara not etmişti.
Kendi hazırlıkları ve BU Infiniverse ile inşa ettiği Kale göz önüne alındığında, Noah’ın buna özellikle ihtiyacı yoktu ama BU Yaratığ’ın kişisel Kıyı’sının Hangi Sırlar’ı barındırabileceğiyle kesinlikle ilgileniyordu.
Bu yüzden, sırf Beyan Yol’uyla Varoluş’un Kendisi’ne meydan okuyan bu gülünç tuhaflığa, Anaximander’in figürüne baktı ve hafif bir gülümsemeyle, “Sadece Yol’u göster,“ dedi.
...!
---
BU Dokuma Tezgâhı’nın içinde.
Çelişkiler’in imkansız bir bahçedeki çiçekler gibi açtığı canlı bir Paradoks Deniz’inde, tek bir Varoluş, tüketmeden yanan ve açığa çıkarmadan aydınlatan Varoluş’un Paradoksal Alevler’iyle çevriliydi.
Zirvede olmak gerçekten yalnızlıktı.
Çok az Varoluş Zirve’de kabul edilenlerin nasıl hissettiğini Anlayabilirdi çünkü kendileri o kadar Yükseğ’e tırmanmamıştı. Fedakarlıklar’ı, seçimleri yapmamış ve o yüksekliklere ulaşmak için gereken her şeyi yapmamışlardı. Kendilerinin üzerinde duranlara bakar ve sadece güç ve zafer görürlerdi, bu şeyleri elde etmek için ödenen bedeli asla görmezlerdi.
Oraya ulaşmak için verilen mücadeleler sadece varış noktasını görenlere görünmezdi.
Fedakarlıklar sadece zaferleri kutlayanlar tarafından unutulurdu.
Bazıları çağlar boyunca en güçlü Varoluşlar’ı bile rahatsız eden seçimler, bunları yapmak zorunda kalmamış olanlar için bilinmezdi.
Hiç kimse BU Yaşayan Paradoks’un şimdi olduğu yere gelmek için, Varoluş’un En Eski Paradoks’u üzerinde hak iddia edebilecek ve Varoluş’un Temeller’ine meydan okuyabilecek birkaç Varoluş’tan biri olarak durabilecek kapasiteye gelmek için neler yapmak zorunda kaldığını anlamıyordu.
Ama çoğu zaman, onun gibi zirvede olan Varoluşlar başkalarının anlamasına ihtiyaç duymazdı çünkü hırsları ve hevesleri o kadar Akıl Almaz Derece’de güçlüydü ki, anlayış veya sempatiden bağımsız olarak hesaba katılması gereken bir Güçtüler.
Varoluş’ta çok az Varoluş bilirdi ama BU Yaşayan Paradoks aslında bir köylü olarak doğmuştu.
Hiçbir şeyi olmayan ve hiçbir şeye sahip olmayan, Varoluş’unun En Erken Anlarında Güç veya Otorite ya da ikisinin vaadi olmadan zar zor geçinen alt sınıf bir Varoluş idi. Ama şimdi ona bakın, Çelişki Kavram’ını Somutlaştıran Alevler’le çevrili, tüm Gözlemlenebilir Varoluş’u Ueniden Şekillendirecek bir eylemin eşiğinde duruyor.[Not: Ciddi misin?]
O mütevazı Başlangıc’ın Anılar’ı kadim bilincinde titreşirken, Paradoks’un Alevler içindeki figürü kısaca gülümsedi.
“Köylü olarak doğdum,“ dedi hem gurur hem de garip bir tür kabulleniş barındıran bir sesle. “Köylü olarak öleceğim. Ama arada... Tüm bunların arasında, enginlik olacak. Zafer olacak.“
HUMM!
Bunu söylerken, elini kaldırdı ve Alan’ının Paradoksal göğünde asılı duran Gece Yarısı’nı temsil eden Metaforik Saat’in üzerini işaret etti.
Devasa ibre Bir Saniye’den Sıfır’a doğru hareket etti.
Gece Yarısı’na kalan süre Sıfır’dı.
Bunun nedeni, aldığı önlemlerden bir başkasının tetiklendiğini hissetmesiydi. Dikkat ettiği Sayısız şeyden hangisinin tetiklendiğini bilmiyordu ama Gözlemlenebilir Varoluş genelinde dağınık haldeki sayısız güvenlik önleminden birinin devreye girdiğini doğuştan biliyordu. Ve bu sadece teraziyi Gece Yarısı’na doğru, devrilecek yer kalmayana kadar devirdi.
Şu an itibariyle, şimdi ile Serpinti arasında zaman kalmamıştı.
Geriye kalan hazırlıklar ve aktivasyondu.
Bu anda, BU Yaşayan Paradoks elini kaldırdı ve parmaklarının titrediğini gördü. Eli aslında, onları aramayan birine görünmez olacak kadar küçük titreşimlerle titriyordu.
Bu beklentiden mi yoksa gelecek olana dair bir korku hissinden miydi?
Eli yavaşça titremeyi bırakırken, gülümsemesi daha da parlaklaştı ve bu, korku yerine muhteşem bir beklenti işaretiydi. Serpinti Gözlemlenebilir Varoluş manzarasını dönüştürdükten sonra hiçbir şeyin aynı olmayacağını bilen birkaç Varoluş’tam biriydi.
Varoluş’un Daha Yüksek Ölçekler’ine Yükseliş’e izin verecek koşullar filizlenecekti.
BU Yaratık ve diğer pek çoğu çeşitli hapishanelerinden ve baskılamalarından serbest kalacaktı.
Herkesin kendine çalıştığı bir ortam açılacaktı ama Sonsuz Açılım’ın hiç hayal etmediği ve asla hazırlanamayacağı bir Ölçek’te.
Kartlar dağıtılmıştı ve Gece Yarısı yaklaşırken, şu anda hiçbir şey değiştirilemezdi. Gece Yarısı Saat’i Sıfır’a vururken, Serpinti önümüzdeki birkaç dakika veya saat içinde herhangi bir yerde patlak verebilirdi.
BU Yaşayan Paradoks, Paradoks Denizi’nden uzaklaştı ve BU Dokuma Tezgâhı’nın içinde başka bir yerde belirdi; Önünde, boşlukta dönen, Varoluş’un akkor halindeki çok renkli alevleriyle yanan devasa bir nesne vardı. Bir küpe benziyordu ama o kadar ısı ve ihtişam yayıyordu ki, Mutlak Hükümdarlığ’ın BU Temel Derinliğ’i Varoluş’u bile sadece yakınlığıyla yanabilirdi.
BU Yaşayan Paradoks onun önünde belirdi ve nostaljik bir ifadeyle okşadı, alevli eli şefkate yaklaşan bir şeyle yüzeyinin üzerinden geçti.
“Pekala ahbap, hadi yapalım şunu,“ dedi çağlar süren hazırlık ve beklentiyi barındıran bir sesle. “Biz, Varoluş’a karşı. Gözlemlenebilir Varoluş’un manzarasını değiştirelim. Güçlüler’in çok uzun süredir rakipsiz hüküm sürdüğü dışarıda bir adalet duygusu olsun.“
Sesi sertleşti, daha kararlı hale geldi.
“Kaos mu? Varoluş mu? İlk Dil mi? Paradoks mu? Sikeyim onları. Hepsini sikeyim. Varoluş’un En Eski Paradoksu’nun her bir yönü kazanmayı hak ettiğini sanıyor, yönetmeyi hak ettiğini sanıyor, Varoluş’un ne olduğunu ve ne olması gerektiğini tanımlamayı hak ettiğini sanıyor.“
...!
Bu sözleri söylemeyi bitirdiğinde, Varoluş’un adaletsiz olduğunu ve başkaları her şeyle doğarken, kendisinin hiçbir şeyle doğmadığını ilk fark ettiği andan beri içinde biriken enginlik ve örtülü öfke hissiyle gözleri yandı.
Ve sonra ileri doğru hareket etti, eli Serpinti’yi başlatacak ve Gözlemlenebilir Varoluş’u Sonsuz’a dek değiştirecek yanan küpe uzandı.
Bu bölümde emeği geçen; çevirmen ve düzenleyici arkadaşların
emeklerinin karşılığı olarak basit bir minnet ifadesi yani teşekkür etmeyi ihmal etmeyelim.