Yukarı Çık




4730   Önceki Bölüm  Sonraki Bölüm   4732 

           
Bölüm 4731: Her Şey Yaşar ve Ölür! V


Tamam.


Yani, BU Yaşayan Ruh gibi bir Varoluş’la savaşmak kolay bir iş değildi.


Güc’ü, bu savaşı kesin bir şekilde tek taraflı hâle getirmesi gereken yollarla kısıtlanmıştı zaten. Noah’ın kurulan Tez’i nedeniyle, İlkeler’i onlara Güç veren Dilbilimsel Temeller’e kapatıldığı için BU İlk Dil’e erişimi yoktu.


Otorite Yenilenmesi kilitlenmişti; Rezervler’ini her geçen ân Yenilemesi gereken ortam Manası’ndan yararlanamıyordu. Varoluş’un Dil’ine olan bağlantısı Kopmuş, Yenilenmeden Yükenen Rezervler’le savaşmaya terk edilmişti.


Ayrıca gücü artık Mutlak değildi; BU Kargaşa Aksiyomu’nun Parças’ı işini yaptığı için işgal ettiği Yarım-Adım yüksekliklerden aşağı çekilmiş, şimdi sadece BU Temel Derinlik’te duruyordu. 


Biçimsiz Derinliğ’i Geleneksel Ölçümler’e meydan okuyan ve Alevler’i Muspelheim’ın Sonsuz Ateşler’iyle eşleşen bir yoğunlukla dalgalanan Noah ile karşı karşıyaydı. Ağırlığ’ı, üzerinde savaştıkları bölgeyi bile şu anda Yutan, Sürekli Genişleyen bir Âlem’in Birikmiş Kütlesi’ni taşıyan BU Infiniverse ile karşı karşıyaydı!


Ve çevreden acımasız bir İddialar ve Dayatmalar fırtınasıyla saldırıya Otoriteler’ini ekleyen BU Infiniverse’den çok sayıda diğer BU Varoluşlar ile karşı karşıyaydı.


Ve yine de.. 


Bu Varoluş gerçekten düşmezken, On Saniye’den fazla Zaman geçtmişti!


10 Saniye!


Noah, ona tek bir basit soruyu soruyor gibi görünen Otoriter bir bakışla baktı: Buna nasıl cüret ederdi?!


On Saniye Daha Düşük Varoluşlar’a hiçbir şey gibi gelebilirdi ama bu kalibredeki Varoluşlar arasındaki bir savaşta On Saniye bir Sonsuzluk’tu. Zaten sınırlanmış hâlleriyle bile Femtosaniyeler’le hareket ediyor, Attosaniyeler’le düşünüyor ve dışarıdan gözlemleyen herkese donmuş durgunluk gibi görünecek Hızlar’da darbe değiş tokuşu yapıyorlardı.


On Saniye, On Katrilyon Femtosaniyelik sürekli savaş, saldırıların indiği, Deklarasyonlar’ın çarpıştığı ve Yollar’ın Mutlak Otorite yarışmalarında Yollar’a baskı yaptığı neredeyse On Katrilyon Ân anlamına geliyordu. 


Ân’dan çok uzak olsak dahi bunu böyle hayal etmek en mantıklısı olurdu 


Ve BU Yaşayan Ruh hepsine dayanmıştı. 


Şu anki Yenilmez duruşunun ve boyun eğmezliğin nedeni elbette Derinliğ’i -azalmış olsa bile-  Sayısız Çağ boyunca Rafine edilmiş Ruh Yol’uydu. Ama her ikisinden de öte, onu çoktan düşmesi gerekirken, ayakta tutan şey, kullandığı bir Aksiyom Parçası’ydı.


Tırpan.


İradesi’nin bir uzantısı gibi avucunda asılı duruyordu; Bıçağ’ı normal Ölüm’ü Aşan Sonlar’ın vaatleriyle kavisliydi ve sapı işkence görmüş bir farkındalıkla kıvranan Ruhsal Öz Zincirler’iyle sarılmıştı. BU Yaşayan Ruh’un gücü ona ağır bir şekilde sarılıyor, silah ve kullanıcıyı tek başına ikisinden de daha fazla olan bir şeyde birleştiriyordu.


Medeniyet Merceğ’i bile onun durum sayfasını veya taşıdığı Parça’nın kimliğini ortaya çıkarmamıştı; Alındığı Aksiyom bir sır olarak kalmıştı. 


Ama etkileri yeterince açıktı.


BU Yaşayan Ruh bu Tırpan’ı sallıyor ve çevreden Khor ya da Ra’Zan veya diğerleri tarafından yapılan herhangi bir İddia, sanki hiç konuşulmamış gibi basitçe Hükümsüz Kılınıyordu. Savunmalar’ını Yutma’sı gereken Açlık Çeneler’i Hiçliğ’e karışıyordu. Yol’unu Aşındırması gereken kemik ve zehir fırtınaları sabah güneşi önündeki sis gibi dağılıyordu.


Birleşik Otoriteler’inin ağırlığı, onu boyun eğmeye zorlaması gerekirken, taştan kayan su gibi Varoluş’undan kayıp, gidiyordu.


Bacaklarını, Daha Düşük Âlemler’i Parçalayabilecek bir güçle İmparatorluk İlkel Çekiçler’i gibi savuran BU Infiniverse, her alışverişte geri itiliyordu. İndirdiği her darbede Ağırlığ’ı çekiliyor, Tırpan bir şekilde onun ortaya koyduğu Enginliğ’i Sifonluyor ve O’nun Güc’ünü ona karşı kullanıyordu.


Ve Noah yeni bir Tez oluşturup, sadece BU İlk Dil’de Hak İddia Etmiş Birinin toplayabileceği bir Otorite’yle O’nu Varoluş’a söylediğinde, herhangi bir Normal Temel Derinlik Varoluş’unu ezecek bir etkiyle BU Yaşayan Ruh’a çarptı. Tez Dilbilimsel Yasa Zincirler’i gibi etrafında asılı kaldı; Ağır Derinliğ’i, onu boyun eğmeye ezmeye çalışan acımasız bir çekiç gibi bastırıyordu!


Ama BU Yaşayan Ruh güçlü durdu.


Kendi büyük Deklarasyonlar’ını yaptı; Sayısız Ağzı Güç Sözcükler’ini konuşuyordu.


Bu Deklarasyonlar’dan bazıları çevredeki kuvvetleri hedef aldı; Sigrid’i, Ra’Zan’ı veya Derinlikler’i onun kalibresindeki birinin doğrudan dikkat çekmeye yetersiz olan herhangi birini tek vuruşta öldürmeye çalışıyordu.


Ama Surtra ve diğer Temel Derinlik Muspeli Yaşam Formu, yanıt olarak kendi korkunç Enginlikler’ini indirdi; Yollar’ı, BU Yaşayan Ruh’un Deklarasyonlar’ı ile hedeflenen hedefler arasına, çağlar boyunca birlikte savaşmış Varoluşlar’ın pratik koordinasyonuyla giriyordu.


Surtra, BU Yaşayan Ruh Yarım-Adım Mutlak Derinlik’te iken bile onu benzersiz Yol’uyla tutmuştu; Kumlu Alevler’i bir şekilde onu bunaltması gereken Otorite’yi Dağıtma ve Yeniden Yönlendirme Yeteneğ’ine Sahipti. Ondan Daha Güç’lü değildi, asla ondan daha Güç’lü olmamıştı ama Yol’u, Hâm Güç karşılaştırmalarını ilgisiz kılan şekillerde savunma ve geciktirme için mükemmel bir şekilde uygundu.


Hiçbir şey onları geçememişti. 


Ve geriye kalan tek şey, Noah ve BU Infiniverse’in Derinlikler’i ve Enginlikler’iyle BU Yaşayan Ruh’u çevrelediği; Çok yakın gelecekte birçok Varoluş’un fark edeceği tanımlayıcı bir özellik haline gelecek tek bir faktör kendini gösterirken, onu yavaş yavaş yıprattıkları görkemli bir sahneydi.


BU Yaşayan Ruh tüm bu Saldırılar’ı, tüm bu Derinlikler’i, Noah’ın rastgele Tez Yapılar’ını ve Ağırlığ’ını bir böceği Kütle’si altında ezmeye çalışan Şişman bir İlkel Âlem gibi savuran BU Infiniverse’i karşılarken, aslında bir şeyi bekliyordu.


Saldırılarında bir boşluk bekliyordu.


Tükenmişliğ’i... O’nu bekliyordu.


Çünkü onlar sadece Derinlikler’ini ona pervasızca fırlatmakla kalmıyor, Aynı zamanda Aksiyom Parça’sı da her alışverişte Ağırlıklar’ını aktif olarak Hükümsüz kılıyor ve hatta çekiyordu. Tırpan, tam da bu amaç için tasarlanmıştı; Rakipler’i savunmalarına karşı kendilerini harcarken, o koruduğu ve hatta Çabalar’ından Güçlendiğ’i Yıpratma Savaşlar’ına dönüştürmek için.


Bu, daha önce sayısız kez işe yaramış bir stratejiydi.


Bu şimdi işe yaraması gereken bir stratejiydi.


Yine de...


Hiçbir şey yapmıyor gibi mi görünüyordu?


On Saniye öncesine göre daha yorgun görünmüyorlardı. Saldırılar’ı aynı vahşetle, aynı Ağırlık’la, bu savaşın açılış anlarını karakterize eden aynı amansız baskıyla geliyordu. Bu On Saniye içinde hepsi Noah’da dahi Femtosaniyeler’le Saldırmış ve Hareket Etmiş, herhangi bir görünür Tükenme belirtisi olmadan Katrilyonlar’ca darbe, Deklarasyon ve İddia Değiş Tokuş etmişlerdi. 


Nispeten uzun bir süredir saldırıyorlardı.


Yollar’ını Ruh’una karşı tekrar tekrar İddia Ediyor, Dayatıyor ve İlan Ediyor; Her alışverişte azalması gereken ama bir şekilde sabit kalan bir Otorite’yle, Ağırlık’la ve Enginlik’le savunmalarını dövüyorlardı.


Sanki arkalarında Sonsuz bir destek varmış gibiydi.


“Ah...“


Bu noktada, BU Yaşayan Ruh’un gözleri, gelmesi yavaş olan ama vahiy gücüyle gelen bir anlayışla aydınlandı.


Başkalarının göremediği bir şeyi görüyor gibi sayısız gri gözünü kırpıştırdı; Algısı normal gözlemden gizlenen gerçekleri ortaya çıkaran Frekanslar’a kayıyordu.


BU En Genç Hak İddia Eden’den ve buradaki tüm halkına uzanan soluk Mavi-Altın Çizgiler gördüğünü sandı; Sadece tek bir yöne akan Mana’yla atan bağlantı İplikler’i. Diğer herkese ulaşıyorlardı ve o hatlar aracılığıyla Derinlikler’i ve Enginlikler’i Sonsuz bir şekilde Yenileniyordu.


Sonsuz’ca.


Nasıl yani? O Mana Çizgiler’i Enginliğ’e ve Derinliğ’e dönüşebiliyor muydu? 


“Ah...“


BU Yaşayan Ruh, sonunda neyle karşı karşıya olduğunu anladığını hissetmişti.


BU Varoluş’un En Eski Paradoksu’nun arkasındakilerin her birinin onları benzersiz kılan bir şeyi, onları benzer Derinlikler’deki diğer Varoluşlar’dan ayıran bir Niteliğ’i veya Yeteneğ’i vardı. BU Yaratığ’ın Varoluş’un kendisine bağlantısı vardı. BU Yaşayan Paradoks’un Çelişki üzerindeki ustalığı vardı. BU Kadim Kaos’un Entropi’nin Kaçınılmazlığ’ı vardı.


BU En Genç Hak İddia Eden’in arkasındaki Avantaj bu muydu?


Sonsuzluk?


Yol’una bağlı olanlara Sonsuz Kaynaklar Sağlama, Derinlikler’ini herhangi bir Düşman’ın Tüketebileceğ’inden Daha Hız’lı Yenileme, her yıpratma savaşını ona karşı duran herkes için garantili bir Kayba Dönüştürme Yeteneğ’i mi?



Bu, BU İlk Dil üzerinde nasıl hak iddia edebildiğini, görünürdeki Gençliğ’i ve nispeten mütevazı Kişisel Güc’üne sahip birinin tüm Varoluşta’ki Hiçbir Varoluş’un başaramadığı bir şeyi nasıl başardığını açıklardı!


BU Yaşayan Ruh, koşulların kendisine karşı geri döndürülemez bir şekilde değiştiğini fark edecek kadar uzun yaşamış birinin sakin kabullenişiyle bu idrake vardı.


Kendi Yol’u Tükenmeye devam ederken, Ağırlığ’ının ve Enginliğ’inin dolmadığını fark ettiğinde, bu savaşın... Kaybedildiğ’ini mükemmel bir netlikle anladı.


Burada zafere giden bir yol yoktu.


Tüketilemeyen Rakipler’den daha uzun süre dayanmasını sağlayacak henüz bir strateji yoktu.


Basitçe Kaynaklar’ı Tükenmeyen düşmanların üstesinden gelmesini sağlayacak bir Teknik yoktu.


Ama hâlâ sakindi.


Ne de olsa, bu, sadece onun diğer Yarım-Adım Mutlak Derinlik Ruh Beden’iydi.


BU Tezgah’ın Ruh Sığınağı’nda bir başkası duruyordu! Gerçek Varoluş’u ya da en azından Daha Tam bir Versiyon’u, BU En Genç Hak İddia Eden’in ve Sonsuz Desteğ’inin erişiminin Ötesi’nde güvenlikte bekliyordu. Bu Beden burada çökse bile, Varoluş’unun bu kısmı yok edilse ve Hasat Edilse bile, o devam edecekti.


Sanırım O Dördü’nden birinin, BU Varoluş’un En Eski Paradoksu’nun yönleri üzerinde Hak İddia etmiş olanlardan birinin altına düşmek, layık bir çöküş olurdu. Böyle bir Varoluş tarafından yenilmekte utanılacak bir şey yoktu; Varoluş’un temel bir gerçeğini temsil eden birine kaybetmek efsanesini azaltmazdı.


Sorun değ-


BOOM!


Düşüncelerinin ortasında, kabullenişin teslimiyete dönüşmeye başladığı anda, elindeki Tırpan BU Infiniverse’nin çekiç bacaklarından yana savruldu!


Vuruşu tek bir darbeye Sıkıştırılmış bir Âlem’in Güc’üyle geldi ve Varoluş’un çağları boyunca sayısız savaşta o silahı tutmuş olan kavrayışı bile, böylesine bunaltıcı bir etkiye karşı tutuşunu koruyamadı.


Tırpan avucundan uzağa döndü.


Ve önünde...


BOOM!


BU En Genç Hak İddia Eden’in titreşen vücudu, BU Infiniverse’nin vuruşunun yarattığı boşluğa sıkıştı!


Noah’ın ellerinden biri Tırpan’ı tutan eline kenetlendi; Parmakları Normal Ateş’i Aşan bir ısıyla Ruhsal Öz’e dağlayan Mavi-Altın Alevler’le yanıyordu.


Ve diğer eli onun devasa gri boynuna kesinlikten söz eden bir kavrayış’la tutundu!


Noah, Varoluşsal bir ışıkla gülümserken, BU Yaşayan Ruh’a tutundu. Gözler’i kategorizasyona meydan okuyan muazzam bir Derinlik’le, Varoluş’un Temeller’ine ait bir şeyde Hak İddia etmiş birinin Ağırlığ’ıyla yanıyordu.


“Varoluş’ta her şey yaşar ve ölür, Ey Ruh.“


Sesi sakin ve ölçülü, neredeyse nazik çıktı; Bariz bir gerçeği bir şekilde anlamayı başaramamış bir çocuğa açıklayan birinin tonuyla.


“Senin ölme vaktin geldi.“


...!


Bir Efsane, böylesine benzeri görülmemiş bir Ânın ortasında bile bir Ânormalliğ’e sakince baktı; O sayısız gri göz, yanan Mavi-Altın ile korku veya çaresizlik olmadan buluştu. Sayılamayacak kadar çok çağ boyunca yaşamıştı. BU Serpinti’den ve ondan önce gelen Kaos’tan sağ kurtulmuştu. Çoğu Varoluş’un Kavrayamayacağ’ı yüksekliklerde durmuştu.


Ve şimdi BU En Genç Hak İddia Eden’in ellerinde sonuyla yüzleşiyordu.


Anormallik ona geri baktı; Ağzı ve burnu her nefeste lav benzeri Mavi-Altın Alevler’le salıyordu; Yanmadan ziyade tezahür etmiş Otorite’nin saf ifadesi olan ateş. Bu Alevler BU Yaşayan Ruh’un Grim’si Ten’i üzerinde dans etmeye başladı; Kendilerine uzun süredir inkar edilen bir ziyafeti tüketen istekli hizmetkarlar gibi formuna yayıldı.


Alevlerin değdiği yerde Ruhsal Öz çözülmeye başladı.


Alevler’in yayıldığı yerde Çağlar’ın Birikmiş Otorite’si parçalanmaya başladı.


Alevler’in yandığı yerde bir Efsane sona ermeye başladı.


Ve Noah bırakmayacak bir kavrayışla tuttu; On Saniye ve On Katrilyon Femtosaniye süren ve her ikisinden de çok daha uzun süre hatırlanacak görkemli bir savaşa son verirken, gülümsemesi asla sarsılmadı!

Bu bölümde emeği geçen; çevirmen ve düzenleyici arkadaşların
emeklerinin karşılığı olarak basit bir minnet ifadesi yani teşekkür etmeyi ihmal etmeyelim.

4730   Önceki Bölüm  Sonraki Bölüm   4732