Yukarı Çık




4789   Önceki Bölüm  Sonraki Bölüm   4791 

           
Bölüm 4790: Mutlak İnkar! 


Arenanın çok da uzağında olmayan bir alanda.


Paradoks ve Büyüklük dalgalarıyla dolu bir bölgede, BU Dokumacılar’ın bedenleri Obsidiyen-Altın bir Deniz’in üzerinde süzülüyordu. Aşağıdaki sıvı, tezahür etmiş Çelişkiler’le çalkalanıyordu; İmkansız olması gereken desenler sürekli bir akış içinde bir arada var oluyordu.


Önlerinde bir Mutlak Taht’ı vardı.


İkili Paradoxos üzerinde oturuyordu.


Ya da onlar üzerinde oturuyorlardı.


Varoluş tekil tanıma meydan okuyordu. İki figür tek bir alanı işgal ediyor, formları sürekli bir ritimle üst üste biniyor ve ayrılıyordu. Bir yüz Erkeksi’ydi, soğuk mantıktan bahseden keskin hatlarla oyulmuştu. Diğeri Kadın’sıydı, mevkidaşının soğukluğuyla çelişen sıcaklığı barındıran daha yumuşak hatları vardı. Her iki yüz de aynı anda var oluyordu, ne baskın ne de itaatkardı.


Bedenleri yarı Obsidiyen, yarı Altın’dı; Ayrım çizgisi her nefesle değişiyordu. Bazen sol taraf karanlık, sağ taraf parlaktı. Bazen tam tersiydi. Bazen her iki taraf da aynı anda her iki renkteydi.


Aynı anda iki yöne doğru akan cübbeler giyiyorlardı; Fizik Yasalar’ına meydan okuyarak, ayerçekimiyle hem uyumlu hem de ona karşı eşit ölçüde hareket eden bir kumaş giyiyorlardı. 


Gözleri en rahatsız edici yöndü.


Toplam dört göz, her yüzde ikişer tane; Her biri her şeye ve hiçbir şeye bakıyormuş gibi görünen derinlikler barındırıyordu. Gerçeği ve yalanı aynı şey olarak algılıyorlardı. Olasılığ’ı ve İmkansızlığ’ı birbirinin yerine geçebilir Kavramlar olarak görüyorlardı.


Bu, İkili Paradoxos’tu.


Paradoksçular Yolu’nun Strategos’u.


BU İlkel Yargı Agorası’na bağlı bir Mutlak.


Ve BU Dokumacılar’a hoşnutsuzlukla bakıyorlardı.


Yine de BU Dokumacılar sakin kalmıştı. 


Üç beden de uyum içinde konuştu, sesleri aynı anda hem tek hem de çok olan bir şeye Katmanlanıyor’du.


“Siz dördünüzün hepimize olan nefretini anlayabiliyorum.“


Altın gözleri, kendilerine yöneltilen hoşnutsuzluktan hiç endişe duymuyordu.


“Ama Hâlâ Paradoks Felsefesi’ni takip ediyorsun. Her Şey Üzerinde Hak İddia Eden Varoluş seni Sonsuz’a dek hizmetine alabilir.“


Gülümsemeleri üç yüz boyunca aynıydı.


“Çünkü takip ettiğin şeyi nasıl inkar edebilirsin?“


...!


BU Dokumacılar’ın üç bedeni tek bir ağızdan konuştu.


Altın İplikler her yanlarında hareket ediyordu; Sadece onların tam olarak algılayabileceği desenlerde dönen Sayısız Yol ve Kısmet Dizi’si. Üç bedenden ikisi Altın Makaslar tutuyordu ve aynı anda birden fazla İpliğ’i kesiyorlardı. Kırt. Kırt. Kırt. Her kesik Varoluş’ta bir yerlerde önemli bir şeyi koparıyordu. Her kesik, Varoluş’un Dokumalar’ını tasarılarına göre değiştiriyordu.


Konuşurken bile çalışıyorlardı.


Onları açıkça hor gören bir Mutlak ile yüzleşirken bile.


Paradoxos, BU Dokumacılar’a soğuk bir bakışla baktı.


Sonra her iki ağız da açıldı ve sesleri Obsidiyen-Altın Deniz’i şiddetle çalkalayan bir ağırlıkla gürledi.


“Büyük bir yoğunlukla saygı duyabilir ve nefret edebiliriz.“


Kelimeler iki boğazdan tek bir ses olarak çıktı.


“Hepimiz Mutlaklar’ız, yine de bazılarımızın kilitli kalmasına ve diğerlerinin serbestçe dolaşmasına kim karar verdi? Geri kalanımızın sürekli savaşmak zorunda olduğuna kim karar verdi?“


Dört gözleri Kâdim bir sitemle yandı.


“Her iki şekilde de fark etmez.“


Ton, daha iş odaklı bir şeye dönüştü.


“BU Yaşayan Paradoks’a, onun üç çirkin küçük silahının bir şekilde benim mekanıma indiğine dair bir mesaj gönderdim.“


BU Dokumacılar’ın Makaslar’ı anlık olarak durakladı.


“Senin diğer küçük projenin, Gilgamesh’in gittiğini sana söylememi istedi.“


Kelimeler ağırlıkla indi.


“İyi bir tohumu korumayı başaramadın, dedi. Bu kendi başına bir başarısızlık.“


Paradoxos Çelişkili Tahtlar’ında öne doğru eğildi.


“Ve bundan sonra, daha fazlası olamaz. Sürpriz olamaz.“


Sesleri ağırlaştı.


“Bu yüzden sana soruyor... Osmont bir Mutlak değil ama o BU Dörtlü’den biri. Eğer kendine güvenmiyorsan, yoldan çekil, ben halledebilirim.“


Hava gerilimle yoğunlaştı.


“Çünkü BU Dörtlü’nün ihtişamı, gerçekleştirdikleri İmkansızlıklar’da Yazılı’dır. Gilgamesh şimdi o İmkansızlık duvarında yatıyor ve BU Yaşayan Paradoks, BU Dokumacılar’ın ona katılmamasını çok tercih eder.“



Her iki yüz de sıcaklık olmadan gülümsedi.


“Yani tekrar soruyor. Kendine güveniyor musun?“


...!


BOOM!


Soru ağırdı!


Üç Dokumacı’nın Altın gözbebekleri bir hakaret ve ihtişam hissiyle döndü! Herhangi biri güvenlerini sorgulamaya nasıl cüret edebilirdi? BU Yaşayan Paradoks’un kendisi, bir Mutlak bile olmayan tek bir Varoluş’u halletme kapasitesine sahip olmayabileceklerini ima etmeye nasıl cüret edebilirdi?


Cevap vermek üzereydiler ki, Paradoxos devam etti.


“Bu senin cevaplaman gereken bir soru değildi.“


Sesleri, BU Dokumacılar’ın cevabının başlangıcını kesti.


“O, zaten senin adına cevapladı.“


Paradoxos ellerini salladı.


“Bunu benden sana ödünç vermek için ağır bir bedel ödedi.“


HUUM!


BU Dokumacılar’ın önündeki İlkel Âlem Bozulma’ya başladı!


Varolma ve Var Olmama arasındaki Çelişki’den bir şey ortaya çıktı!


Zar zor gözlemlenebilen, kör edici bir Obsidiyen Paradoks ışığı tutuyordu! Parlaklığa bakmak acı veriyordu, parlak olduğu için değil, algılanması mümkün olmaması gerektiği için! Var olan ve Var Olmayan bir şeydi, Kavramsallaştırma’nın doğasına meydan okuyan Form verilmiş bir Kavram’dı!


Bir Aksiyom’un birden fazla Parçası’nın Koleksiyon’uydu!


Ve neredeyse tamamlanmış görünüyordu!


Paradoxos imkansız nesneye işaret etti.


“Neredeyse tamamlanmış bir Aksiyom.“


Sesleri, Varoluş’un kendisinin dikkat etmesini sağlayan bir Ağırlık taşıyordu.


“BU Mutlak İnkar Aksiyom’u.“


Sadece ismi bile Varoluş’un ve İlkel Âlemler’in Ağırlaşması:na neden oldu.


“Kabiliyeti basittir, yine de var olan tüm Aksiyomlar arasında belki de en korkuncudur, eğer tamamlanmış olsaydı...“


Paradoxos’un dört gözü BU Dokumacılar’a sabitlendi.


“Kullanıcı Ney’i İnkar Etmek İsterse... İnkar Edilir. Mutlak olarak.“


Kelimeler basitti.


İmplikasyonlar’ı değildi.


“Sana doğru gelen bir Saldırı mı? İnkar Edildi. Sana karşı yürürlüğe konan bir Beyan mı? İnkar Edildi. Yenilginin Kavram’ı bile? İnkar Edildi. Tabii bunlarla Sınır’lı değil.“


Sesleri daha da soğuklaştı.


“Tam formunda, bir Mutlak tarafından kullanıldığında, Kullanıcı’yı Neredeyse Yenilmez yapardı. Hiçbir şey onlara Dokunamaz’dı. Hiçbir şey onlara zarar veremezdi. İzin vermedikleri hiçbir şey onları hiçbir şekilde etkileyemezdi.“


Neredeyse Tamamlanmış Aksiyom Obsidiyen ışıkla titreşti.


“Bu versiyon tam değil. Sınırlamalar’ı var. Ama bir Mutlak olmayan birine karşı...“


Paradoxos her iki yüzüyle de gülümsedi.


“Yeterli olandan bile fazla olmalı.“


...!


BU Dokumacılar, neredeyse tamamlanmış BU Mutlak İnkar Aksiyomu’na baktılar.


Üç beden de onu, hesaplama ve artan heyecanla dönen Altın gözlerle inceledi.


Sonra üçü de ürkütücü bir şekilde gülümsedi.


“Dostum, bu kadarı da artık resmen aşırıya kaçmak.“


Sesleri eğlenmiş bir kabullenişle Katmanlan’dı.


“Tamam.“


Uzandılar ve neredeyse tamamlanmış Aksiyom Kolektif Varoluşlar’ına aktı. Varoluşlar’ıyla birleşti, Obsidiyen Işığ’ı onları sürekli çevreleyen Altın İplikler’le iç içe geçti.


Böyle sözlerle, BU Dokumacılar Paradoxos’a baktı.


Etraflarındaki Altın İpler’i kesmeyi bıraktılar.


“Sanırım çağrıldım.“


Gülümsemeleri gelecek şiddetin vaadini taşıyordu.


“Diğer tarafta görüşürüz.“


Sonra, bir parlaklık parlamasıyla, kayboldular!


Obsidiyen-Altın Deniz Var Olmama’yla çalkalanmaya devam etti.


Paradoxos Tahtlar’ında kaldı, dört gözü tefekkürle BU Dokumacılar’ın bulunduğu yere bakıyordu! 



Not: Ne desem ki? Ben, ne diyebilirim ki? Ney’i İnkar Etmek istersen O’nu ikna edebilirsin. Misal o Habire Dirilen ve Öldürülemez Olan Ölüler mi? İnkâr Et. Artık Dirilemezsin. Sallıyorum Başın Koptu ve Yaşamaya devam ediyorsun, İnkar Et. Böyle işliyor. Bunlarla sınırlı değil. Beyan, Saldırdı, Kavramlar... Yenilgi Kavram’ı da dahi. İnkar Ettttt. Apophasis’e biraz benziyor. Ama şunu Unutmayın. Apophasis’in Kendisi zaten Matematik’te Mutlak Sonsuzluğ’a denk geliyor. Hatta bazı yönlerden onu bile aşıyor. Mutlak Sonsuzluk Zaten Matematiğ’in Son Durağ’ı. 

Bu bölümde emeği geçen; çevirmen ve düzenleyici arkadaşların
emeklerinin karşılığı olarak basit bir minnet ifadesi yani teşekkür etmeyi ihmal etmeyelim.

4789   Önceki Bölüm  Sonraki Bölüm   4791