Yukarı Çık




4792   Önceki Bölüm  Sonraki Bölüm   4794 

           
Bölüm 4793: Sen Asla Ben Olamazsın! II


Bağsız Khaotikos’un figürü yukarı süzüldü ve çılgınca güldü!


Sesi kaos çanları gibi gürledi!


“BAHAHA! BU DA NE?! NELER OLUYOR?!“


Ontikos hareketsiz kaldı ama vücudu daha önce orada olmayan çok Renk’li Alevler’le parladı. Arenadaki en istikrarlı yapı huzursuzluk yaşıyordu.


Ve Glossikos...


Noah’a sanki ihanete uğramış gibi bir bakışla baktı!


Sanki... Dostum, ne yapıyorsun ya, diye soruyordu?!


Eğer İlk Dil’in İddiası’nı verecekse, daha birkaç dakika önce havuzların içinde onunla yıkanıyordu! 9 Yeni Fonem katkıda bulunmuştu! 9 Katharsis Döngüsü’nün hepsinden geçmişti! Mutlak Hareket Etmez Nesne Ayrım’ını elde etmişti!


Ve şimdi sadece... O’nu veriyor muydu?!


En çok öfke uyandıran gerçek, hiçbirinin bu savaşa müdahale edememesi veya Arenaya girememesiydi.


Meğerki...


Glossikos Paradoxos’a baktı.


Paradoxos da dönüp, ona baktı.


Ve ikisi, Tahtlar’ında oturan diğer iki Mutlağ’a bakmak için döndüler.


Eğer dördü de aynı karara varırsa, bu alandaki her şeyin kurallarını Geçersiz Kılabilirler’di!


Bu Seviyede’ki Varoluşlar son derece hızlı iletişim kuruyordu. Glossikos ve Paradoxos, Arena sınırına gittikçe, yaklaşırken, Khaotikos ve Ontikos ile iletişim kurarak, onu açmak için dördünün de anlaşmasını istiyorlardı.


Kalbe ilk kim ulaşabilirse, ona helaldi!


Ve yine de...


“Bahaha... Bunun neresi eğlenceli? HAYIR!“


Khaotikos, şok edici bir şekilde onları reddetti!


Glossikos ve Paradoxos, Daha Düşük Varoluşlar’ı çökertebilecek bir öfkeyle ona baktılar.


Sadece gözlemlemek için kafalarını hızla geri çevirebildiler.


İlk Dil’in İddiası’nı temsil eden parlak bir Kitap ve Kalp, BU Dokumacılar’a doğru süzülüyordu!


Şimdi, eline geçiremeyen her bir Mutlağ’ın nasıl tepki verdiğine bakılırsa, herkesin istediği şeyin tam kendilerine doğru geldiğini gören BU Dokumacılar’ın nasıl hissettiği anlaşılabilirdi.


Gözleri inançsızlık ve şüpheyle zonkluyor gibiydi. 



Bunun bir numara olup, olmadığını doğrulamalarına bile gerek yoktu, çünkü Mutlaklar olarak hissedebiliyorlardı!


Noah’ın İddiası’nı gerçekten ve tamamen o Kalpte ve o Grimoire’da ortaya koyduğunu hissedebiliyorlardı!


Eğer alırlarsa...


O Yol’un ve Medeniyet’in Ağırlığ’ını kabul ederlerse...


İlk Dil’in ta kendisi üzerindeki İddia’yı etkili bir şekilde tutuyor olacaklardı.


BU Dörtlü’den biri!


BU Dörtlü!


OH!


“Benim! Benim!! BENİM!“


BOOM! 


BU Dokumacılar’ın Üç Beden’i de Büyüklükle kabardı!


Elleri Bitab’a ve Kalb’e doğru uzandı! Üçü, yani aynı Varoluş olsalar bile, kimin elini ilk süreceği konusunda savaşıyorlardı.


“BENİM!“


BU Dokumacılar’ın yüzlerindeki neşe ve öfori Mutlak’tı.


Her biri Grimoire’yı ve Kalbi kavradı.


Ve hissettiler!


İnanılmaz bir şekilde, ellerinde BU İlk Dil Üzerinde’ki İddia’yı hissettiler!


Şimdi bile, tam ellerinde tutarken, açık göğsüyle duran Noah’a döndüler. O’na sakince bakıyordu.


Sanki ona bakıyor ve başlarını sallayarak, soruyorlardı... Ne oluyor dostum, bu gerçekten, harbiden gerçek mi?!


Daha sonra, sanki ne lanet olası bir soytarıymış bu adam, dercesine başlarını salladılar!


İlk Dil’in Öfori’si işte bu kadar yoğundu.


Çünkü bu, etkili bir şekilde BU Yaratık, BU Yaşayan Paradoks ve BU İlkel Kaos gibi Varoluşlar’ın nadir bulunduğu topluluğa katılacakları anlamına geliyordu!


Kalbi ve Grimoire’yi tutarlarken, dışarıdaki Glossikos, sanki sevgilisinin gözlerinin önünde başkası tarafından alındığını görüyormuş gibi ıstırap ve yiğitlikle uludu.


Paradoxos son derece aşağılık bir ifadeye sahipti, her iki yüz de aynı öfkeyle çarpılmıştı!


Khaotikos, gülmeye devam etti ama kahkahası bile keskin bir hâl almıştı.


Ontikos hareketsiz kaldı ama etrafındaki çok Renk’li Alevler daha parlak yandı.


Ve Arenada, BU Dokumacılar kükredi...


“BU İlk Dil benim! Benim! Onu değersizlerin elinden alacağım! İddia Edeceğ’im... BU İlk Dil!“


BU Dokumacılar böyle sözler söylerken, kıkırdadı.


Her yerde akkor Mavi-Altın ışık parladı.


Diğer tarafta, Noah emredici bir bakışla izledi.


BU Dokumacılar Sonsuz bir Mana Işığ’ıyla titreşmeye başladı!


Sonsuz bir Mana Işığ’ı!


Sadece Sonsuz bir Mana Işığ’ıyla değil aynı zamanda İlk Dil’in Sonsuz bir Işığ’ıylada!


Ve...


Şok edici bir şekilde, kıkırdayan kahkahaları durdu.


Kısa süre sonra ifadeleri değişti.


Ve bir sonraki anda...


...!


“KAAAAA!“


Herhangi bir Temel Varoluş’un Derinliğ’ini paramparça edebilecek Akıl Almaz Derece’de delici bir çığlık gürledi!


BU Dokumacılar’ın bedenleri titredi.


Şu anda, tüm Altın gözbebekleri çatladı ve boş yuvalara dönüştü.


“BU DA NE?! BU DA NE?! BU ÇOK FAZLA!“


BOOM!


Çatlakla, Akıl Almaz bir ilerleyişle bedenlerine yayıldı!


Şok edici bir şekilde, Derinlikler’inin kendisi Akıl Almaz bir şekilde içe doğru çöküyor gibi görünüyordu!


Noah, bu sahneyi emredici gözlerle izledi.


Tek bir adım attı ve BU Dokumacılar’ın tam önünde belirdi.


Dalgalanan parlaklık fırtınasının hemen önünde!


Onlardan Santimler uzakta durdu.


Hem Kalb’ini hem de Grimoire’sini tutuyorlardı. Varoluşlar’ı Kendi Üzerine Çöküyor’du. Her biri, sanki artık İlk Dil’i istemiyorlarmış gibi ellerini Kalb’inden ve Grimoire’sinden çekmeye çalışıyordu.


Ama parmakları itaat etmedi.


Beyan kabul edilmişti.


Ve şimdi onları Tüketiyor’du!


Çünkü... Noah’ın İlk Dil üzerinde Beyan’ı koyabilmesinin tek sebebi neydi?


Kimsede olmayan neye sahipti?


Noah’ın figürü şu anda konuşurken, bitmek bilmez bir ihtişamla parladı.


“İlk Dil’i tutmayı ve İddia Etme’yi arzuluyorsun.“


Sesi soğuk ve Mutlak geldi.


“Ama... İlk Dil’in Sonsuzluğ’unu taşıyacak herhangi bir Sonsuzluğ’a sahip misin?“


BOOM!


Kelimeler bir ölüm cezasına eşdeğerdi!


BU Dokumacılar gözsüz yuvalarını ona çevirdiler!


Noah, boş bakışlarındaki inançsızlığı, ürpertiyi ve şüpheyi görebiliyordu!


Şu anda saldırmadı.


Tek bir Mühür bile çağırmadı.


Çünkü BU Dokumacılar... İddia Etme’ye çalıştıkları BU İlk Dil’in tüm Ağırlığ’ını taşıyorlardı!


Ve yine de İddialar’ını destekleyecek hiçbir Sonsuzluğ’a sahip değillerdi. 


Derinlikler’i, tüm Gözlemlenebilir Varoluş’a yayılan BU İlk Dil’in Büyüklüğ’ü tarafından çökmekte olmalıydı.


İlk Dil sadece bir Dil değildi.


Varoluş’un kendisinin Temel Otoritesi’ydi.


Gözlemlenebilir Varoluş’un her köşesine nüfuz ederdi.


Sayısız Âlem’de Sayısız Varoluş tarafından konuşulurdu.


Ve tüm bunların Ağırlığ’ı... Şimdi BU Dokumacılar’ın üzerine çöküyordu.


Onu taşıyacak Sonsuzluk olmadan.


Bu kadar açgözlülükle Kavradıklar’ı şeyi tutma kapasitesi olmadan.


“Bu... İmkansız...“


Üç ses aynı anda hırıldadı.


Noah, onlara hiddetle baktı.


Başını emredici bir şekilde kaldırdı.


“Benim kim olduğuma dair bir Pırıltı bile İfade Edemezken, sahip olduğum şeyi İddia Etmeye mi çalışıyorsun?“


Sesi ağırlaştı.


“Köpeğimi mi tehdit ediyorsun?“


Daha da ağırlaştı.


“Halkımı öldürmeye mi çalışıyorsun?“


Gözleri Mavi-Altın öfkeyle alevlendi.


“Önünde BU İlk Dil var ve onu İddia Bile Edemiyorsun!“


Bir adım daha yaklaştı.


“Asla yapamayacağın halde benim yaptığımı yapmaya çalışıyorsun!“


Sesi Mutlak oldu.


“Sen... ASLA BEN OLAMAZSIN!“


BOOM!



Not: Ne diyebilirim ki? İlk Dil unutmayın sâdece Sonsuz Değil. Bundan bile Öte de. Çünkü Varoluş’u Oluşturan O. Varoluş’un her bir yerine Yayıldı. Ve Yayılmaya da devam ediyor. Sonsuz’dan daha Fazla. 

Bu bölümde emeği geçen; çevirmen ve düzenleyici arkadaşların
emeklerinin karşılığı olarak basit bir minnet ifadesi yani teşekkür etmeyi ihmal etmeyelim.

4792   Önceki Bölüm  Sonraki Bölüm   4794