Noah, Milyarlar’ca Dev’i daha yakından incelerken, gözleri irileşti.
“Bunu ilk kez, Kaos Yol’umu destekleyen ve takip edenlerin sanki desteklerini geri çekiyormuş gibi birbiri ardına ortadan kaybolmaya başladığında fark ettim.“
Kaos’un sesi Anı’nın ağırlığını taşıyordu.
“Araştırmaya gittiğimde, ilk başta ne gördüğümü bilmek ister misin?“
Cevap beklemedi.
“Bu, birkaç saat önceydi.“
BU İlkel Kaos elini salladı ve ilkinin yanında başka bir illüzyon ekranı belirdi.
Bu ekran, Noah’ın az önce diğer ekranda baktığı aynı Engin Medeniyet Kalesi’ni gösteriyordu.
Ama şok edici bir şekilde, sanki bir savaş yaşanıyormuş gibi her şeyin yok edildiğini gösteriyordu!
Devler iki tarafa bölünmüş gibi görünüyordu; Jotunheim’ın Temeller’ini sarsan bir Otorite’yle birbirleriyle savaşıyorlardı!
Bir taraf saldırırken, şok edici derecede verimli ve sessizdi. Hareketleri hassas ve koordineliydi. Kaos Yol’u kullanımları, Noah’ın şimdiye kadar gördüğü her şeyden daha görkemli ve daha kontrollüydü. Kükremeden savaşıyorlardı. Tereddüt etmeden ilerliyorlardı.
Diğer taraf Beyanlar kükrüyordu ve sahip oldukları her şeyle savaşıyordu. Kaos’u Geleneksel Anlam’da, vahşi, öngörülemez ve umutsuz bir şekilde kullanıyorlardı. Saldırganlar’a Beyanlar, Tezler ve Hâm Otorite’yi pervasızca fırlatıyorlardı.
Yarım-Adım Mutlaklar altlarındaki siyah buzu çatlatan bir güçle çarpışıyordu!
BU Temel Derinlikler, Daha Düşük Medeniyetler’i çökertecek darbeler takas ediyordu!
BU Orta ve Yüzey Derinliği Varoluşlar’ı, bunu Eonlar’ca sürecek bir savaş hâline getirmesi gereken sayılarda savaşıyordu!
Ve yine de, sadece Saniyeler’in geçmesiyle...
Daha az verimli olan taraf, Beyanlar kükreyen ve sahip oldukları her şeyle savaşan taraf...
Ellerini sessizce indirdiler.
Artık etrafta uçuşan Beyanlar, Dayatmalar, Tezler, İlanlar veya başka bir şey yoktu.
Artık kimse savaşmıyordu.
Herkes savaşmayı bıraktı.
Tüm Medeniyet’e muazzam, ürkütücü bir sessizlik yayıldı!
Devler daha sonra sanki az önce savaşmıyorlarmış gibi hareket etmeye başladılar; Kaos Yollar’ı mükemmel bir senkronizasyonla hareket ederek, çevrelerindeki Kale’yi onarmaya başladılar. Yok olanı düzelttiler. Kanlananı temizlediler. Hasar göreni restore ettiler.
Sanki hiçbir şey olmamış gibi.
Sanki savaş hiç yaşanmamış gibi.
Sanki her zaman aynı taraftaymışlar gibi.
BU İlkel Kaos, gerçeğe dönüşmüş bir kabusu tarif eden birinin ağırlığını taşıyan bir sesle açıklarken, Noah’ın yüzü ağırlaştı.
“Yol’uma tecavüz eden Düşman, Saldırılar’ında son derece ölümcül olan ve Eylem yöntemi, sen farkında bile olmadan tüm Derinlikler’e ve Medeniyetler’e sessizce yayılmak gibi görünen biri.“
İlk ekrandaki şimdi huzurlu olan Kale’ye işaret etti.
“Benim Kaos Yol’umun takipçisi olan tüm bu Milyarlar... Onlar etkili bir şekilde öldüler ve farkında bile olmadan Çökertildiler.“
Devler senkronize gelişimlerine devam ettiler, yüzleri huzurlu ve boştu.
“Onlardan geriye kalanlar kabuk olmalıydı ve yine de her şey olduğu gibi görünüyor.“
Kaos’un sesi daha da karardı.
“Saldırı Fırlatmalar’ı veya Yollar’ını ifade etmeleri bir şaşırtmaca. Onlar, bir Enfeksiyon gibiler; Sadece Enfekte olanlara savaşıyormuşsun gibi görünebilir ama soluduğun Otorite, kullandığın İlk Dil Fonemler’i, Varoluş’un boyunca kullandığın Yol ve Medeniyet’in ta kendisi... Bu her neyse onun tarafından çoktan enfekte edilmiş olabilir.“
Noah, illüzyon ekranındaki devlerin yakındaki bir Yozlaşmış Büyüme Kümesi’ni arındırmak için mükemmel bir uyum içinde hareket etmesini izledi.
“Sen, daha ne olduğunu anlamadan, işler kararıveriyor. Kim olduğun kayboluyor ve yerini başka bir şey alıyor.“
BU İlkel Kaos, sözlerinin ağırlığının oturmasına izin vermek için duraksadı.
“Daha da korkutucu olanı, bu Görünmez Düşman her neyse... Saldırmamız için bir Beden’i, Otorite’si, Beyan’ı..... Hiç bir şeyi yok. Ben bile neyi hedef alacağımı bilmiyorum.“
Devler Arındırmalar’ını bitirdiler ve gelişim pozisyonlarına geri döndüler.
“Ve tüm bu Varoluşlar’ın ele geçirilmesinden sonra, sanki her şey normalmiş gibi hareket ediyorlar. Kaos’u sürekli Arındırdıklar’ını ve Yozlaşmış Büyümeler’le ilgilendiklerini hissedebilsem de, Yol’um konusunda çok kurnaz davrandılar.“
Noah, Kaos Dokumaları’nı gözlemlediğinde, neden bu kadar temiz olduklarını şimdi anlıyordu.
Bunun nedeni BU İlkel Kaos’un daha çalışkan olması değildi.
Bunun nedeni, onun alanını koruyan başka bir şeyin olmasıydı.
Takipçilerinin yerini almış bir şey.
Daha da yayılırken, onlar gibi davranan bir şey.
...!
BU İlkel Kaos’un söylediklerini duydukça, Noah’ın yüzü giderek, daha ciddi bir hâl aldı.
BU İlkel Kaos, bir hüküm veren birinin kesinliğiyle devam etti.
“Kaydetmeyi başardığım tek ilerleme, bir şekilde... Buna bağlı olan ve gözle görülür bir tehdit hissettiğim tek kimliğin...“
Değişen yüz hatları ölümcül derecede ciddi bir şeye yerleşti.
“BU Gizemli Eon olması.“
BOOM!
İllüzyon sureti BU İlkel Kaos’a odaklanırken, Noah’ın gözleri ışıkla zonkladı!
Temeller’i titredi.
Kalbi Varoluş’una baskı yapan bir ağırlıkla attı.
GÜM! GÜM! GÜM!
Kalbinin atışı ağırdı! Mühürler’i vızıldadı ve sanki Kalb’i Alarm vererek, diken diken olmuş gibiydi!
BU Gizemli Eon.
BU Dörtlü’yü birlikte Çökertme’yi öneren Varoluş.
Onları sadece öldürmek yerine yerlerini almak istediğini söyleyen Varoluş.
Mürit’ini az önce geri aldığı Varoluş.
Dakikalar önce diğer bedeninin yanında otururken, bıraktığı Varoluş.
“Diğer ikisini uyaracağım ama BU Dörtlü olarak bizler BU Gizemli Eon’a karşı tetikte olmalıyız.“
Kaos’un sesi mutlak kesinlik taşıyordu.
“Aramızdaki en zayıf sen olduğun için ve hiçbir şey hissetmeyebileceğin için önce sana ulaştım. Çünkü bu Düşman, bir savaş bile olmadan seni gerçekten alt edebilir, Bilinc’in sadece silinirken, etrafındakiler hiçbir şeyin farkında olmaz.“
Değişen yüz hatları endişe olabilecek bir şeyi barındırıyordu.
“BU Dörtlü’den biri olarak, eşsiz bir duyuya veya sezgiye sahip olmalısın. Eğer Varoluş’unun karıncalanan bir alarm hissi duyduğunu hissedersen, herhangi bir şeyin biraz ters olduğunu hissedersen, kaç.“
Daha da yaklaştı.
“Eğer BU Yaratık ile yakınsan, bir süre onun etrafında ol. Eğer bana herhangi bir güven duyuyorsan, Ana Beden’ini bile buraya getirebilirsin.“
“Çok ama çok Büyük bir Düşman geliyor.“
Sesi bu sırada neredeyse nazik bir şeye düştü.
“BU Gizemli Eon’un Dokumalar’ı hakkında herhangi bir şey hissettiğin veya duyduğun an kaç. Çünkü eğer yakınındaysa bile, kısa süre sonra farkına varmadan kendini kaybedebilirsin. Çoktan ölmüş olabilirsin.“
BU İlkel Kaos doğruldu.
“En zayıf olduğun için ilk hedeflediği Varoluş’un sen olacağını düşünmüştüm. Ve bu Düşman her neyse... Eğer İlk Dil’i ellerine geçirirse, kontrolü altındaki böyle bir şeyle işler hepimiz için Akıl Almaz Derece’de zorlaşır.“
BOOM!
Noah’ın zihni vızıldadı.
Kalb’inin atışı ağırdı!
Eon’un sözlerini hatırladı.
BU İlksel Kaos’u ve diğerlerini çökertmeyi planlıyordu ve Kaos ilk hedefiydi çünkü onun yerini alacağını söylemişti.
Onun yerini alacaktı.
Ve aynısını BU Yaşayan Paradoks’a BU Yaratığ’a yapacaktı.
Bunu söylemişti!
Ona planlarını açıkça anlatmıştı!
Çok büyük bir Düşman’dı bu.
Not: Hahahaha. Ne ara buralara geldik? Ama Acaba Gerçekten Bu Düşman Bu Gizemli Eon’mu? Yoksa hiç tahmin edemediğimiz biri mi? Ya da İnfinite Mana’da uzunca bir süre alan Bir Varoluş mu? Allah Aşkına düşüncelerinizi almak istiyorum.
Bu bölümde emeği geçen; çevirmen ve düzenleyici arkadaşların
emeklerinin karşılığı olarak basit bir minnet ifadesi yani teşekkür etmeyi ihmal etmeyelim.