Yukarı Çık




5   Önceki Bölüm  Sonraki Bölüm   7 

           
6. BÖLÜM: DÜŞÜNCELER


Satou Shinichi telefonla konuşurken yemeğin soğumamasını sağlamak için bento kutusunu sessizce kapattı. Su Jun, yeni anıları işlemeye başlarken üzerine çöken rahatlama hissiyle arkasındaki güvenlik çitine yaslandı.


Günün olayları Su Jun’a gerçeküstü geliyordu. Kurumsal angaryalarla dolu monoton bir gün daha bekliyordu. Bunun yerine, süper güçlerin olduğu bir dünyada, süper güçlü bir akademide okuyan bir lise öğrencisi olarak uyanmıştı. Üstelik erkek arkadaşı olan bir lise öğrencisi.


Öğle yemeği molası, Su Jun’un nefes alması ve ruh göçünün kalbinde yarattığı çılgınca çırpınışları yatıştırması için memnuniyetle karşılanan bir fırsattı.


Derslere o kadar odaklanmıştım ki durumumu düşünecek vaktim bile olmadı. Üst düzey bir öğrenci olmak böyle bir şey mi?


Yirmi üç yıl boyunca kendini adamış, mücadele eden bir öğrenci olarak Su Jun, Shimizu Kazumi’nin yüksek özellikli akademik beyni gibi bir şeyi asla deneyimlememişti. Bu kızın öğrenme konusundaki doğuştan gelen yeteneği bir içgüdü gibiydi; bilgiyi öğretmenlerinden, o alışıldık zihin uyuşturan can sıkıntısı olmadan emiyordu. Aslında, garip bir şekilde zevkliydi.


Galiba ders çalışmayı gerçekten sevmeye başlıyor olabilirim!


Bu tehlikeli düşünceyi hızla kovdu ve kapının yanındaki köşede, sesi kasten kısılmış halde hâlâ telefonla konuşan Satou Shinichi’ye baktı. Kesinlikle biriyle konuşuyordu.


Şakaklarına bastırdı, bir baş ağrısı geliyordu. Benden önceki bedenin sahibinin ilişkisini nasıl idare edecekti?!


Çıkmak söz konusu bile olamazdı. Stajyer bir programcı olarak birkaç başarısız ilişkisi olsa da—tam bir emektar sayılmazdı ama bilgisiz bir çaylak da değildi.


Ama bir erkekle çıkmak... bu bir ilk olacaktı.


Buradaki asıl sorun bu bile değil!


Orijinal bedenin Satou Shinichi’ye olan hislerini bir kenara bırakan Su Jun’un ilk planı, ona bir süre soğuk davranmak ve ardından kalpsiz kadını kusursuzca oynayarak onu reddetmekti. Sonuçta şu anki kişiliği sessiz, buz gibi bir kızdı.


Ancak anıları eksik olduğu için Su Jun parasız ve kendi yemeği olmadan ortaya çıkmış, bu da onu ucuz erkek arkadaşından bedava yemek otlanmak için “her zamanki yere“ gelmek zorunda bırakmıştı.


Ve şimdi onun kişiliğini gerçekten tanıdığına göre, orijinal planını uygulayamayacağını fark etti.


Sadece onun iyiliği için her şeyini veren birine nasıl zalim olabilirdi? Bunu yapmaya gönlü elvermiyordu.


Diğer anıları yavaş yavaş geri dönüyordu ama Satou Shinichi ile ilgili olanlar zihninin en değerli köşesine sıkıca yerleşmişti.


Hiç arkadaşı olmayan yalnız bir kız, her zaman gülümseyen, güneş gibi ışık saçan çocuğa gizliden gizliye hayranlık duymuştu. Ve tesadüfe bakın ki, çocuk da o mesafeli, harika bir şekilde farklı kıza aşık olmuştu.


Mide bulandırıcı derecede tatlı bir mutlu son, aşıkların sonsuza dek mutlu yaşadığı karşılıklı bir sevgi hikayesi olmalıydı.


Öyleyse neden araya girmek zorundaydım?! Ne o ne de ben bunu isterdik!


Su Jun içinden çığlık attı. Yeye çıkan diğer tüm garip anılara rağmen, Shimizu Kazumi’nin Satou Shinichi’ye olan hisleri inkar edilemez bir şekilde gerçekti.


Suçluluk duygusu eziyor! Buraya gelmemeliydim. Bütün öğleden sonra aç kalmayı tercih ederdim!


Su Jun tam da bu berbat durumu nasıl sonlandıracağını düşünürken, görünüşe göre konuşmasını bitiren Satou Shinichi koşarak yanına geldi.


“Shimizu-san!! Özür dilerim! Çok özür dilerim! Önemli bir işim çıktı, o yüzden seninle yemek yiyebileceğimi sanmıyorum!!“


Sarışın çocuk, sanki onunla yemek yiyememek ölümcül bir günahmış gibi ellerini birleştirerek derin bir şekilde eğildi.


“Hm.“


Su Jun hafifçe başını salladı. Ne işler çevirdiğini merak etse de, bu garip ilişkiyi daha çabuk bitirmek için mümkün olduğunca az konuşmanın ve yapmanın en iyisi olduğunu düşündü.


“Şey, Shimizu-san, yemeğini bitirdikten sonra dinlenmek için sınıfa dönebilirsin. Şimdi gitmem gerek, özür dilerim!!“


Başka bir samimi özürden sonra Satou Shinichi arkasını döndü ve sanki dünyayı kurtarmaya gidiyormuş gibi arkasına bile bakmadan koşarak uzaklaştı.


Onun aceleyle gidişini izleyen Su Jun gülümsemekten kendini alamadı. Bu ona kendi öğrencilik günlerini, kendisinin de bir enerji kasırgası olduğu ve her şeye gürültülü bir hevesle atıldığı zamanları hatırlatmıştı.


“Ah, gençlik.“


Başını çatıdaki çite yasladı. Belki de burası süper güçlü bireylerin dünyası olduğu için gökyüzü olağanüstü derecede berrak görünüyordu. Okyanus mavisi enginliğe karşı duran saf beyaz bulutlara bakmak o kadar sakinleştiriciydi ki zihninin boşaldığını hissetti; üzerine tam bir rahatlık hissi yayıldı.


Mantıklı tarafı onu geri çekmeden önce düşüncelerinin bir süre sürüklenmesine izin verdi. Gökyüzüne bakmaya devam ederse muhtemelen tüm öğleden sonrayı burada harcayacaktı.


Ayağa kalktı, diz çökmekten uyuşmuş bacaklarını esnetti. Garipti; bir Çinli olarak Su Jun o insanlık dışı duruştan her zaman nefret etmişti ama bu beden yüzünden farkına bile varmadan bilinçsizce öyle oturmuştu.


Telefonunu cebinden çıkardı ve saate baktı. Saat çoktan bir buçuk olmuştu. Fark etmeden on dakikadır orada yaslanıyordu.


Geri gelen anılarıyla ilgili iyi haber şuydu ki Su Jun artık Shimizu Kazumi’nin mobil ödeme şifresini hatırlıyordu. Hesaptaki beş haneli bakiye biraz kalp kırıcıydı ama en azından bir şeydi.


Yerdeki bento kutusunu toparladı, örtüsüne sardı. Düşünceleri o sakar çocuğa döndü. Görünüşe göre onun yüzünden henüz yemek yiyememişti.


Bento kutusunu taşıyarak aşağı indi. Koridordaki tanıdık bir otomatın yanından geçerken çocuğa dair anılar tekrar yüzeye çıktı ve vücudu kendiliğinden oraya doğru hareket etti.


“...“


Su Jun, zihninin dağıldığı o kısa anda karşısına çıkan otomata sessizce baktı. Bunu bu bedenin içgüdülerine mi yormalıydı? Yoksa bu sadece aşk sarhoşu on altı yaşındaki bir beynin işi miydi?


“Her neyse, zaten buradayım. Kendime bir atıştırmalık alayım, madem pek bir şey yemedim...“


İçini çekti ve telefonundaki ödeme uygulamasını açtı ama narin parmakları bilinçsizce en üst sıradaki morina balıklı onigiri düğmesine bastı.

Bu bölümde emeği geçen; çevirmen ve düzenleyici arkadaşların
emeklerinin karşılığı olarak basit bir minnet ifadesi yani teşekkür etmeyi ihmal etmeyelim.

5   Önceki Bölüm  Sonraki Bölüm   7