Yukarı Çık




16   Önceki Bölüm  Sonraki Bölüm   18 

           
**17. Bölüm: Gizli İlişki İnsanın İçini Isıtır**


“Ş-şey... Çıktığımız gerçeği beni utandırıyor, o yüzden henüz... kimseye söylemedim.“


“Yoksa..?! Benimle çıktığının bilinmesinden mi utanıyorsun?“


“Öyle demek istemedim!“


Chinatsu-chan telaşla kızarmış yüzünü bana döndü. Gözlerinde ciddiyetten çok çaresizlik vardı.


“Kastettiğim o değildi. Daha önce hiç sevgilim olmadı.“


“Biliyorum. Sorun çıktığın kişinin ben olmam değil, bir ilişkinin içinde görünmekten utanman, değil mi?“


“...Evet. Özür dilerim.“


Chinatsu-chan hafifçe başını salladı.


Chinatsu-chan’ın duygularına saygı duymaya karar verdim. Eğer utanıyorsa, bunu arkadaşlarından gizli tutmasını dert etmem.


Ama, eğer bu utangaçlığa alışır ve açıkça kız arkadaşım olduğunu ilan etmeye hazır olursa, onunla hava atmak için elimden gelen her şeyi yapacağım. O benim dünyalar tatlısı sevgilim! Haberiniz olsun!


Bu yüzden, onun buna alışmasını sağlamam lazım.


“O zaman şimdilik bu ikimiz arasında bir sır. Vay canına, Chinatsu-chan ile bir sırrımız olduğunu düşünmek beni bile heyecanlandırıyor.“


“B-böyle söyleyince ben de heyecanlanıyorum.“


“Haha. Bunu duymak güzel.“


Ben gülümsediğimde, Chinatsu-chan’ın ifadesi bile yumuşadı.


Bu beni ayrıca mutlu etti çünkü bana, gerçekten bana baktığını hissettim.


“Şey... o zaman yalnız kaldığımızda...“


Chinatsu-chan yine utangaç bir tavırla konuşmaya başladı. Acaba bu sefer nasıl tatlı bir istekte bulunacaktı?


Bana aşağıdan ürkek bakışlar atıyordu ki bu da sakinliğimi korumamı zorlaştırıyordu.


“Şey... yalnızken sana Masa-kun diyebilir miyim...?“


“Ggghh!“


Sanki sağlam bir yumruk yemiş gibi şoka girdim.


Çünkü Chinatsu bana Masa-kun demişti! Şimdiye kadar olması imkansız görünen bir hitapla seslenilmesi beni heyecanlandırmıştı.


Ayrıca kulağa çok tatlı geliyordu. Chinatsu-chan’dan beklendiği gibi!


“Olmaz mı?“


“Hayır, hiç de bile! İstediğin gibi söyle!“


“Anlıyorum. Sevindim... Fufu~~“


Böylesine basit bir şey için bile derin bir rahatlama yaşamış gibi görünüyordu.


Chinatsu-chan ilişkilerde biraz acemiydi. Muhtemelen aradaki mesafeyi ayarlamakta iyi olmadığını düşünüyordu, bu yüzden yanlış anlamamam için bana karşı bu kadar dikkatli davranıyordu.


Çocukluk arkadaşı Osako bile ona güvenmemişti. Sanırım aynı şeyin tekrar yaşanmaması için bana ürkek adımlarla yaklaşmaya çalışıyordu.


“Hiyah!?“


Chinatsu-chan’a sarıldım.


“Şu an sadece sen ve ben varız.“


“Ne? E-Evet?“


“O zaman söyle.“


Kulağına fısıldadım. Ne istediğimi böylece anladı.


“...Ma-Masa-kun.“


Utangaç ama kararlı bir sesle söyledi.


Bu güzel ve sevimli kız benim sevgilim, değil mi? Kısa bir süre öncesine kadar böyle bir ilişkimiz olabileceğini hayal bile edemezdim. Ama kollarındaki sıcaklık beni kabul ediyordu.


“Seni seviyorum, Chinatsu-chan...“


“~~!?“


Belki de utandığı için, Chinatsu-chan tüm gücüyle bana sarıldı. Beklenmedik derecede güçlü olduğu aramızda bir sır kalsın; acıdan çıkacak sesimi bastırmak zorunda kaldım. Çünkü ben bir erkeğim.


Bir sevgilin olduğunda, hayatın sonsuza dek değişir.


Hayat tozpembe bir hal alır. Bunu rahatlıkla söyleyebilirim çünkü hayatımın gerçekten de tozpembe olduğunu söylemek abartı olmazdı.


Sıradan okul rutini bile Chinatsu-chan ile buluşmam için birer fırsata dönüşmüştü. Her gün başlı başına bir ödüldü.


“Günaydın, Chinatsu-chan.“


“Günaydın, Ma... Sa-Sano-kun!“


Sıradan selamlaşmalarımız bile farklıydı. Neredeyse bana Masa-kun diyecekken aceleyle kendini düzeltmesi çok tatlıydı.


“Hava durumu yağmur mevsiminin bugün başladığını söyledi,“ dedi.


“Havanın bu kadar nemli olmasına şaşmamalı. Saçını yaparken zorlanmadın mı?“


“O kadar da zorlanmadım.“


“Hımm, buna imrendim doğrusu... Saçına dokunabilir miyim?“ diye sordum.


“Ama okuldayken olmaz.“


Chinatsu-chan ile havadan sudan konuşuyorduk.


Belki de ilişkimizi gizli tutmak istediğinden, Chinatsu-chan okulda bana her zamanki gibi davranmaya çalışıyordu.


Ancak, kesin bir değişiklik vardı.


Chinatsu-chan, belki de farkında olmadan, benimle konuşurken fiziksel olarak daha yakınıma geliyordu. Yüzündeki o delici ve keskin bakış tamamen kaybolmuş, ifadesi yumuşamıştı. Gözleri beni daha sık buluyordu.


Ve bunun gibi şeyler. Okulda her şeyin eskisi gibi olduğunu söylese de, ilişkimizdeki değişiklikler bazı yerlerde kendini belli ediyordu.


“Sano-kun, omzunda bir tüy var.“


“Ah, teşekkürler.“


Chinatsu-chan’ın eli omzuma dokundu. Sadece toz alıyor olsa da, dokunuşu bile beni heyecanlandırmaya yetmişti.


Çıkmaya başlar başlamaz sarılmıştık oysaki. Sanırım buna yeni yeni alışıyordum.


Chinatsu-chan benimle ilgilenmeye başlamıştı. Sanırım sevdiği insanlara bakıp gözetmek gibi bir eğilimi vardı.


Başka bir deyişle, Chinatsu-chan beni seviyordu. Artık sevgili olduğumuz için bu bir gerçekti ama bunu böyle davranışlarıyla belli ettiğinde mutlu olmaktan kendimi alamıyordum.


“O zaman, yine birlikte öğle yemeği yiyelim.“


“Evet, öğle arasını iple çekiyorum.“


Yavaş yavaş alışıyordu; sınıfta benimle cilveleşmekten kaçınsa da, öğle arasında veya okuldan sonra benimle baş başa kalmaya karşı artık bir direnci yok gibiydi.


Çıkmaya başladığımızdan beri Chinatsu-chan ile ilişkimiz adım adım gelişti. Her etkileşimimiz beni tatmin ediyordu.


Gerçekten de her şey yolundaydı. Şu andan itibaren Chinatsu-chan ile romantik anlar yaşayabilir, liseli aşıklar gibi olabilirdik. Yüzümdeki gülümsemeye engel olamıyordum.


“Ayano! İzin günlerinde sürekli seninle görüşemem de ne demek oluyor!“


İç ısıtan, mutlu bir hayat sürerken; işleri pek de yolunda gitmiyor gibi görünen Osako’nun yüksek sesi kulaklarıma çalındı.

Bu bölümde emeği geçen; çevirmen ve düzenleyici arkadaşların
emeklerinin karşılığı olarak basit bir minnet ifadesi yani teşekkür etmeyi ihmal etmeyelim.

16   Önceki Bölüm  Sonraki Bölüm   18