Bu süreci başlatırken, BU İlkel Paradoks ellerini rahat bir Otorite’yle salladı.
Geminini güvertesinden, geminin merkezinde birbirine zıt konumlanmış iki Obsidyen Taht yükseldi. Helheim’ın dövülmüş ahşabından, geminin doğal uzantılarıymış gibi büyüdüler; Yüzeylerine Kadim Paradoks sembolleri kazınmıştı.
Önlerinde kristalize Obsidyen bir masa çiçek açtı.
Masa, Noah’ın Temeller’ini titreten Kadim bir Paradoks türüyle vızıldıyordu. Yüzeyi, muazzam bir değeri anlatan Ağırlık ve Otorite yayan Obsidyen-Altın kutsal otlar ve kristallerle doldu.
BU İlkel Paradoks, kendisi bunu daha önce sayısız kez yapmış birinin rahatlığıyla kendi Taht’ına yerleşirken, Noah’a karşıdaki Taht’ta oturmasını işaret etti. Ellerini salladı ve masadaki harikalardan yemeye başladı; Noah’ın çağında paha biçilemez hazineler sayılacak öğeleri sanki sıradan atıştırmalıklarmış gibi tüketiyordu.
Noah, önündeki sergiye bir göz attı.
Gözleri BU İlkel Paradoks’un karşısındaki Taht’ı buldu ve oturmak için hareketlendi. Küp şeklinde Obsidyen-Altın bir cevheri kavramak için uzandığında, İlk Dil aracılığıyla bilincine anında bilgi akmaya başladı.
>>Öğe Analiz’i.>>
>>Tanım: Gjöll Basınç Kristali.>>
>>Gjöll Nehri’nin dibinde bulunan Paradoksal bir Kristal.>>
>>Yaklaşık Bir Milyar Yıl boyunca Nehrin ezici basıncıyla hırpalanmıştır.>>
>>Süregelen güç, eser miktardaki Mutlak Otorit’eyi Yapısı’na hapsetmiştir.>>
>>Tek bir Kristal, içinde hafif Mutlak Dokumalar’ı barındırır.>>
>>Tüketim Tavsiyesi: Derhal.>>
>>Bunlar senin çağında mevcut değil. Gjöll Nehri, BU Sonsuz Açılım’ın sonraki Aşamalar’ında değişikliğe uğradı.>>
...!
Noah’ın gözleri bununla birlikte parladı.
Hiç düşünmeden Kristal’i ağzına attı ve çiğnemeye başladı.
His olağanüstüydü. Yakan bir soğuk. Genişleyen bir basınç. Kurak toprağa sızan su gibi Temeller’ine sızan bir Otorite. Kristal dişlerinde çözüldü, Bir Milyar Yıllık Birikmiş Ağırlığ’ı her ısırıkta Varoluş’una serbest kalıyordu.
>>Temel Gelişim Algılandı.>>
>>Karşılaştırmalı Temel Derinlikte’ki Temel’inin Büyüklüğ’ü, Derinliğ’i ve Ağırlığ’ı %0,1 oranında arttı.>>
...!
Görünüşe göre burada pek çok harika ve fırsat vardı.
Noah, bu parlak masaya dizilmiş öğelere odaklandı ve onları birbiri ardına tüketmeye başladı. Konsantre Sonlar gibi tadı olan obsidyen meyveler. Paradoksal bir sıcaklıkla yanan Altın otlar. Yutulduğunda yukarı doğru akan Kristal sular.
Her biri, başarılması zaman alacak şekillerde Temeller’ine Güç katıyordu.
BU İlkel Paradoks onu bir gülümsemeyle izliyordu. Elinde sakin bir şekilde içtiği canlı altın rengi sıvıyla dolu Obsidyen bir kadeh vardı.
“Gelecekte işler nasıl gidiyor?“
Sesi rahattı, sohbet havasındaydı.
“Erwin daha fazla belaya bulaşıyor mu?“
Bu soruyu sanki kendisini pek de ilgilendirmeyen birini soruyormuş gibi sordu. Sanki şu anda Mutlak Otoritesi’ni yiyip, bitiren müridi, Varoluşsal bir tehditten ziyade maceraları sadece biraz ilginç olan uzak bir tanıdıktı.
Noah, tüketmek için eşsiz bir öğe daha buldu; İçinde Sayısız Son’un Ağırlığ’ını barındıran sıkıştırılmış bir kırağı küresi vardı. Onu ısırırken, BU İlkel Paradoks’a baktı.
“Onun hakkında ve şu Ân sana ne yaptığı hakkında bilgin varken, hatta şu Ân onun hakkında konuşurken bile...“
Düşünceli bir şekilde çiğnedi.
“Neden ona karşı bu kadar kayıtsızsın? Süreci durduramıyor olsan bile, neden ona şu anki gibi davranıyorsun? Sanki bilmiyormuşsun gibi?“
BU İlkel Paradoks onun sözlerine gülümsedi.
Bu, Daha Küçük Varoluşlar’ı öfkeye veya çaresizliğe sürükleyecek koşullarla barışmış birinin gülümsemesiydi.
“Onun bu hırsına ve çabasına saygı duyuyorum.“
Sözler samimi bir takdirle geldi.
“Büyük hırsları olan bir köylü. Sadece Varoluş’un gerçekte ne kadar muazzam ve görkemli olduğunu bilmiyor.“
Altın sıvısından bir yudum daha aldı.
“Eğer şu anda bana yaptığını yapacak hırsa sahipse, orada durmayacaktır. Her zaman daha fazlasını ve daha fazlasını arayacaktır ve eylemleri hayal bile edemeyeceği şeylere yol açacaktır.“
Obsidyen gözleri Kadim bir Bilgelik barındırıyordu.
“Çoğu zaman, muazzam derecede yüksek hırsı olanlar kendilerine tahmin edebileceklerinden çok daha fazla bela açarlar. Bu Paradoksal’dır ve görkemlidir.“
Başının üzerindeki Obsidyen taç, Varoluş’a baskı yapan bir Ağırlık ve Derinlik ile çalkalanıp, dönüyordu.
“Ve ben Paradoks hakkında herkesin hayal edebileceğinden daha fazlasını biliyorum. Onun içinde doğdum ve ona kök saldım.“
O, konuşurken, ondan dehşet verici bir Mutlak havası yayıldı.
Noah, bu boğucu hissi, Katlar’da karşılaştığı Boş Yankı ile kıyasladı. BU Yaratığ’ın kayıp tanımının o kırıntısı ki, Mühürler’ini neredeyse parçalamış ve onu sadece hayatta kalabilmek için bir Mutlak Her Şey harcamaya zorlamıştı...
Şu an önündeki BU İlkel Paradoks’tan hissettiği Âura’nın Yüz’de Bir’iyle bile kıyaslanamazdı.
Yanına bile yaklaşamazdı.
Aralarındaki fark bu kadar saçma düzeydeydi.
Bir Yankı ile gerçeği arasındaki uçurum kavrayışın Ötesi’nde muazzamdı.
Tam bu sırada...
BU İlkel Paradoks gülümsemesini kaybetti.
Kaşlarını çattı, dikkati üzerlerindeki gökyüzüne dönerken, Obsidyen yüz hatları değişti. Noah da döndü ve Mutlağ’ın dikkatini çeken şeyi algıladı.
Uzaklarda hızla yaklaşan iki parlak Mutlağ’ın Âura’sı vardı!
“Zamanımız’ın olmamasının sebeplerinden biri de bunlar olurdu.“
...!
BU İlkel Paradoks’un sesi soğukkanlılığını koruyordu ama içine keskin bir ifade girmişti.
“Bunca zamandır beni burada neyin tuttuğunu tam olarak gözlemlemek için kamp kurup, bekliyorlardı. Ben neyle ilgileniyorsam, düşmanlarım onu daha da çok arzular.“
Düşmanları mı?
Noah, bu bilgiyi işlerken, gözleri parladı.
BU İlkel Paradoks’un başka ne gibi düşmanları olabilirdi? O, BU Dörtlü’den biriydi. Varoluş’un En Eski Yönler’inden biri üzerinde bir Hak sahibiydi.
Noah’ın dile getirilmemiş sorusunu hissetmiş gibi, BU İlkel Paradoks tahtına yaslandı. Yaklaşan iki Mutlağ’ın Âura’sı onu en ufak bir şekilde endişelendirmiyor gibiydi. Yaklaşan bir çatışmadan ziyade havadan sudan konuşan birinin rahatlığıyla kadehindeki altın sıvıyı çalkadı.
“Varoluş ilk kez Farklılaşırken, Sınırsız Olasılıklar vardır.“
Sesi, artık gerçekleşmeyen şeylere tanıklık etmiş birinin Ağırlığ’ını taşıyordu.
“Şimdi imkansız olan ne varsa, o zamanlar günlük olaylardı. Düşmanlar’ım, BU Sonsuz Açılım kendisini tam olarak kurmadan önce Paradoks Üzerinde Hak İddia Etme’yi başaramayanlardır.“
WAA!
Bu bölümde emeği geçen; çevirmen ve düzenleyici arkadaşların
emeklerinin karşılığı olarak basit bir minnet ifadesi yani teşekkür etmeyi ihmal etmeyelim.