Bölüm 4859: Gözlemlenebilir Varoluş’un Çatlağ’ı! I
BU Yol Eserler Müze’si eşsiz bir yerdi.
Noah vardığında, kendini Sonsuz’ca ileriye akıyor gibi görünen Altın bir Nehrin üzerinde dururken, buldu. Akıntı, dengesini bozmadan ayaklarının altından akıp, gidiyor; O’nu hiçbir yere götürmezken, aynı zamanda her yere taşıyordu.
Dört bir yanındaki yıldızlarla dolu ortamda, sanki yol gösteren bir el tarafından saçılmış yıldızlarmış gibi, Enginliğ’e kazınmış rengarenk parıltılar vardı. Bu parıltılar, normalde bir arada bulunmaması gereken Renkler’le yanıyordu; Masmavi’nin yanında Kızıl, Altın’ın yanında ise hiçbir Dil’de ismi olmayan Tonlar...
Bu sözde yıldızların her biri, bağlı oldukları ipliklere sahipti.
Bu İplikler Algı Sınır’ına kadar uzanıyordu; Eserler’i Yollar’a, hazineleri ise onları talep etmeye layık olanlara bağlayan İncecik Kader Lifler’iydi. Tüm Müze, önceden belirlenmiş bağlantılardan oluşan bir ağdı; Bulunması gereken şeyin, onu bulması gereken Varoluş tarafından bulunacağı bir yerdi.
Arkasında, Glossikos’un figürü ona meraklı gözlerle bakıyordu.
“Hepimiz İlk Dil’i inceler ve ona hürmet ederiz.“
Sesi müzikal bir tondaydı.
“Kendine DİL’İN FISILDAYICISI diyen senin gibi birine rastlamak nadirdir. Bizim sadece kavramaya çalışarak, Eonlar harcadığımız şeyde usta olmuş birine.“
Etraflarındaki Varoluşsal Yıldız’lı Enginliğ’e doğru işaret etti.
“İlk Dil’e hürmet ettiğimiz için, ben ve birkaç Varoluş daha BU Yol Eserler Müze’si ile ilgileniyoruz. Zamanla onun birkaç sırrını anlamaya başladık.“
Ahşap yüz hatları gurura benzer bir ifade taşıyordu.
“Eğer burada birinin Yol’unda bir şey varsa, Medeniyetler’inin bir parıltısını salarlar. Eğer bir şeye Yazgılılar’sa, o şey onlar için aşağı iner. İplikler ayrılır. Bariyerler çözülür. Hak İddia edilmesi gereken şey, bekleyen ellere süzülür.“
Duraksadı.
“Biz kendimiz de katkıda bulunmayı denedik ve buraya talep edilen şeyler eklediğimizde, liyakat puanları kazandığımızı fark ettik. Bunu yapma yöntemi tam şurada.“
Altın Nehrin kenarındaki bir alanı işaret etti.
Akan akıntının içinden yükselen bir kürsü vardı; Altındaki Sonsuz harekete rağmen tabanı bir şekilde demirlenmişti. Kürsünün tepesinde, Nehrin kendisine benzer bir Otorite’yle çalkalanan ama Yoğunlaşmış, Odaklanmış ve amaçlı altın bir platform dönüyordu.
Bir sunağa benziyordu.
Hah!
Noah, sadık bir yoldaş gibi Mavi-Altın Sandığ’ın yanında süzülürken, Sunağ’a doğru yürüdü. Altın Nehrin kenarındaki o yüksek kürsünün önünde durdu ve durduğu Ân, Varoluş’una bilgi akmaya başladı.
>>Müze Protokolü Algılandı.>>
>>BU Yol Eserler Müze’si, katkıda bulunulan her şeye bağlı olarak Liyakat kazanılabilecek bir yerdir.>>
>>Liyakat, ancak katkıda bulunulan şey Yol’undaki Varoluş tarafından talep edildiğinde verilir.>>
>>Eğer Yol’unda hiç kimse onu talep edemezse, Liyakat verilmeyecektir.>>
>>Katkı, Yol’undaki alıcı alana kadar Müze’de kalacaktır.>
>>Bu Ânlar sürebilir. Bu Eonlar sürebilir. Zaman Yol için önemsizdir.>>
>>Katkıda bulunmak istediğin şeyi kürsüye yerleştir, o da BU Müze’nin mahzenlerine dahil edilecektir.>>
...!
Noah’ın gözleri bununla birlikte keskin bir şekilde parladı.
Çok fazla zaman kaybetmedi.
Ellerini salladı ve arkasındaki Hazine Sandığ’ı emriyle öne çıktı. Altın Nehrin üzerinden süzülüp, kürsüyü titreten bir ağırlıkla altın platformun üzerine kondu.
Antinomia Prizmatik.
BU İlkel Paradoks’un Enfekte olmamış Çekirdeğ’i.
Farklılaşmamış Kader, Filolojiler ve İlk Dil’in Arkeler’i O’nu altına gizledi.
Yol’unda onu almak olan Varoluş tarafından talep edilmeyi bekliyor.
Bundan Eonlar’ca sonra, bizzat Noah tarafından talep edilmeyi bekliyor!
Her şey Altın bir ışıkla parıldadı.
Platform, yıldızlı ortamı Saf Otorite Tonlar’ına boyayan bir parlaklıkla yandı. Yukarıdaki Sayısız Yıldız’ı birbirine bağlayan İplikler, önemli bir şeyin gelişini onaylarcasına titredi. Bu Alanda’ki Kader’in doğasını değiştirecek bir şeyin gelişi.
Yukarıdaki Sonsuz Gökyüzü’nden Altın bir İplik aşağı süzüldü.
Amaçla, Kaçınılmazlık’la, fiziksel form verilmiş Alın Yazısı’nın Ağırlığ’ıyla indi. İplik Hazine Sandığ’ına bağlandı, onu Varoluş’un kendisinden gelen nazik bir kucaklama gibi sardı.
Ânlar sonra Sandık yukarı çekildi.
Altın İpliğ’i takip ederek, kürsüden yükseldi, yukarıdaki Varoluşsal Yıldızlı Enginliğ’e doğru yol aldı. Gittikçe yükseldi, sayısız diğer ışık noktası arasında küçük bir nokta hâline gelene kadar küçüldü.
Sonra Yokluğ’un içinde kayboldu.
Gitti!
BU Yol Eserler Müze’sinin Sonsuz Eserler’i arasına gizlendi.
Noah, onun kayboluşunu izlerken, hiçbir panik hissetmedi.
Nereye gittiğini biliyordu. Kimin talep edeceğini biliyordu. Yol’undaki alıcının kendisi olduğunu ve onu kendine bağlayan Kader’in, kendi seçimleriyle yarattığı bir Kader olduğunu biliyordu.
Sakince arkasına döndü.
Geleceğin Mutlak Varoluş’u Glossikos kaşlarını kaldırdı. Ona merak ve şaşkınlığın birbirine karıştığı bir ifadeyle baktı.
“Yol’unda burada sana ait bir şey olup, olmadığını görmek için Medeniyet’inin ışığını salmak istemiyor musun?“
Sorusu makuldü.
Müze’ye katkıda bulunan Varoluşlar’ın çoğu, karşılığında kendileri için Yazgılı bir şey olup, olmadığını hemen kontrol ederdi. Bu, Varoluş’un kendine gösterdiği sıradan bir nezaketti. Yol’un hazırladığı hazineleri talep etmek için bir şans.
Bu sözler üzerine Noah gülümsedi.
“Benim Yol’umda olanı daha sonra gelip, alacağım.“
Sesi, mümkün olması gerekenin Ötesi’ne geçen bir bilgelik taşıyordu.
“Kim bilir. Belki o zaman geldiğinde, sen de buna tanıklık etmek için orada olursun.“
GÜM!
Bu sözleri gizemli bir şekilde söyledi.
Biliyordu ki, uzak gelecekteki diğer bedeni tam şu anda Glossikos ile birlikteydi. Kendisinin o versiyonu Müze’ye giriyordu ve Yol’un onun için hazırladığına inandığı bir şeyi almaya hazırlanıyordu.
Ve hazırlamıştı da.
Sadece kimsenin beklemeyeceği bir şekilde.
Ama buradaki Glossikos, sanki deli birine bakıyormuş gibi başını salladı.
Noah açıklama yapmadı.
Bir adım geri attı ve etrafına bakma gereği bile duymadan Müze’nin alanından ayrıldı. Yıldızlı ortam soldu. Altın Nehir ayaklarının altında kayboldu. Sayısız Kader İpliğ’i algısından çekildi.
Döngüsel Arınma Termal’ine geri döndü!
Bu bölümde emeği geçen; çevirmen ve düzenleyici arkadaşların
emeklerinin karşılığı olarak basit bir minnet ifadesi yani teşekkür etmeyi ihmal etmeyelim.