Yukarı Çık




4895   Önceki Bölüm  Sonraki Bölüm   4897 

           
Bölüm 4896: Çağlar Boyunca Bir Buluşma! II


Varoluş’ta o kadar çok tuhaflık vardı ki, takip etmek zordu.


Noah, tuhaflıkları ve harikaları, özellikle de anlamadığı şeyleri her zaman temkinli bir gözle gözlemlerdi.


BU Varoluş, onun tam olarak anladığı bir şey değildi.


Bu yüzden Bağışık olması gerektiğini bilmesine rağmen, Beden’i BU İlk Dil’in Mavi-Altın Âlevler’iyle örtülü bir şekilde, BU Dogmata Stoası’nda BU İlkel Paradoks ile birlikte belirdi. Savunmasını Aşmaya çalışabilecek herhangi bir tehdide yanıt vermeye hazır, koruyucu bir Koza gibi Formu’nun etrafında girdap gibi dönen Aonsuz Fonem Varyasyonlar’ı vardı.


Varoluş’u geçerlerken, BU İlkel Paradoks ona yakın durdu. Noah, Lumivara’yı Glossikos ile arkada bırakmıştı ve buraya sadece ikisi gelmişti.


Ve gerçekten de tuhaf bir şekilde, BU Gizemli Eon’un figürü daha önce oturdukları yerden bir santim bile ayrılmamıştı.


Gözleri BU İlkel Paradoks’a takıldığında, parladı. Derinden bekledikleri bir şey bir kez daha ortaya çıkmış gibi hem gözü hem de ağızı gülümsedi. Neşe, yüz hatlarından samimi ama derinden rahatsız edici görünen bir şekilde yayılıyordu.


Ancak BU Gizemli Eon’un gözleri Noah’a takıldığında, o gülümseme soldu. Sanki onun sırf Mevcudiyet’i bile işleri mahvediyormuş gibi kaşlarını çattı.


Kısa bir süre sonra BU Gizemli Eon’un kaşlarındaki çatıklık kayboldu, yerini dikkatli bir tarafsızlık aldı ve o da Noah’a gülümsedi.


Noah, Stoa’nın etrafına bakındı. Yanında, bu yere dışarıdan getirilmesine yardım ettiği ve istemeden BU Varoluş tarafından Enfekte olan Mürit, ortalarda görünmüyordu.


İki taraf birbirlerine sessizce baktı.


BU İlkel Paradoks çok fazla şey düşünüyor gibiydi. Sanki bir şeyi teyit etmeye çalışıyormuş gibi BU Gizemli Eon’u baştan aşağı süzdü; Obsidiyen gözleri başkalarının algılayamadığı Katmanlar’ı delip, geçiyordu.


Ve Noah her bir Detay’ı zihnine kazıdı.


Sonunda sessizliği bozan BU Gizemli Eon oldu.


“İlkini görmek her zaman eşsiz bir şeydir.“


Sesi sakin, neredeyse melodikti.


“Sen, benim ilkimdin, Ey İlkel Paradoks. Yine de benden alındın. Seni şimdi görmek beni çok mutlu ediyor. Bizi çok mutlu ediyor.“


Gülümsemesi geri döndü.


“Seni tekrar saflarımıza katma şansını elde etmeyi çok isteriz. Bu sefer... Başka biri tarafından alınmadan.“


...!


BU İlkel Paradoks onun ilkiydi.


Sözler ne kadar ürkütücü olsa da, Noah’a BU Varoluş’un ilk hedefinin nasıl BU İlkel Paradoks olduğunu hatırlattılar. Ve BU Yaşayan Paradoks Hâk İddiası’nı alıp, BU Dörtlü’den biri hâline geldiğinden, BU Varoluş BU İlkel Paradoks’u tam olarak ele geçirememişti.


BU Yaşayan Paradoks her ne yapmışsa, BU Yaşayan Paradoks Hâk İddiası’nı almak için kendi yöntemlerini kullandığından beri BU Varoluş hiçbir hareket yapmamıştı. BU Varoluş, ancak BU Serpinti Gözlemlenebilir Varoluş boyunca yayıldıktan sonra tekrar harekete geçmeye başlamıştı.


BU İlkel Paradoks’a bakarken, son derece sakin ve ürkütücü bir tavırla konuşmuştu. Bakışları daha sonra kısaca Noah’a döndü.


“Ve senin Varoluş’unu her zaman memnuniyetle karşılıyoruz. Sadece aynı anda olmamasını dilerdik. Bu şekilde... İşler çok daha kolay olurdu.“


Bu sözler üzerine Noah gözlerini kırpıştırdı.


Yanındaki BU İlkel Paradoks’a döndü.


“Görünüşe göre hazırladığın yöntemler her ne ise yeterli değil. Eğer burada yalnız olsaydın, sana tekrar yapışabilirdi.“


BU İlkel Paradoks onun sözlerine başını salladı. Karşısına geldiğinden beri ilk kez konuşmadan önce BU Gizemli Eon’a bir kez daha yakından baktı.


“Nasıl... Hissediyorsun?“


...!


Soru tuhaftı. Noah bile buna şaşırmıştı.


BU Gizemli Eon başını yana yatırdı.


“İyi hissediyorum. Hepimiz iyi hissediyoruz. Nasıl hissettiğimizi seninle paylaşabiliriz... Eğer bize izin verirsen.“


BU İlkel Paradoks, bu cevabı duyduğunda, başını salladı. Sanki sorduğu şey bu değilmiş gibi kendini tekrar etti.


“BU Varoluş’un İkinci Ölçeği’ni hissediyor musun? Senin için bir Olasılık bile var mı? Yoksa olabileceği kadar uzak mı?“


Sesi sertleşti.


“Çünkü sende, sadece Evrimsel bir çıkmaz sokak görebiliyorum. Sadece Varoluşsal bir çıkmaz sokak görebiliyorum. Bunu görüp, anlayabiliyor musun? Bunu hissedebiliyor musun?“


...!


BU Gizemli Eon bu sorular karşısında sessizleşti.


Ve bu anda, şok edici bir şekilde ayağa kalkmaya başladı.


Uzun zamandır ilk kez ayağa kalktı; Formu, Noah’ın onunla ilk karşılaştığından beri koruduğu o pozisyondan yükseliyordu. İfadesi baştan sona sakin kalırken, neredeyse İnsan’i görünen rahat hareketlerle kıyafetlerinin tozunu alırken, cübbesi dalgalandı.


“Hissedebildiğim şey senin düşmanlığın.“


Sesi hiçbir suçlama barındırmıyor, sadece gözlem içeriyordu.


“Konuşup, tartışacağımızı düşünmüştüm. Bize karşı nefretinin bu kadar fazla olduğunu düşünmemiştim.“


HUUM! 


Evet.


Bu anda Noah bile bunu hissedebiliyordu.


Paradoks’un Dokumalar’ı BU Dogmata Stoa’sı içindeki her yöne doğru kendilerini göstermişti. Varoluş’un kendisi, Noah’ın daha önce BU İlkel Paradoks’tan tanık olduğu Her Şey’i Aşan bir Ağırlık’la Varoluş’a baskı yapan Obsidiyen-Altın bir Otorite gördü. 


BU İlkel Paradoks gerçekten de BU Gizemli Eon’a karşı bir hamle yapmak istiyordu!


BU Varoluş’a karşı!


Anında, etraflarındaki Her Şey Paradoks’un Obsidiyen-Altın Denizler’iyle doldu. Ve bu Denizlerin içinde yüzen, kavrayışa meydan okuyan Yaratıklar vardı.


Canavarımsı Formlar’ında Somutlaştırmalar ve Apophasisler vardı!


Bir Nehir canavarının arka ayaklarına ve var olmaması gereken bir şeyin çenelerine sahip devasa bir Aslan; Aynı anda hem avcı hem de av Paradoks’unu Somutlaştırırken, Beden’i Katı ile Kavramsal arasında titreşiyordu. Aynı anda hem meydan okuma hem de boyun eğme olan bir sesle kükredi!


Fırtına bulutlarından kanatları olan ve ne olabileceğinin görüntülerini yansıtan pullara sahip bir Yılan; Formu, Varoluş’un NE OLMADIĞINI Olumsuzlayan bir Apophasis olarak, Obsidiyen-Altın Otorite’nin içinden kıvrılarak geçiyordu. Gözleri bizzat yadsımanın ağırlığını taşıyordu!


Büyük bir boğanın bedenine ve bir kartalın kanatlarına sahip bir Yaratık; Yüzü her kalp atışıyla değişen öfke ve dinginlik ifadeleri taşıyordu. Saldırmaya hazır bir şekilde Varoluş’u eşelerken, postu boyunca Paradoksal Alevler yanıyordu!


İmkansız bir yıldırımdan bir kuş; Tüyleri aynı anda her yöne vuran bir Otorite’yle çatırdıyor, Somutlaşmış Çelişki’nin Gerçeğ’ini İlan Eden bir Somutlaştırma ondan yayılıyordu!


Timsah kafalı, aslan yeleli ve ikisine de ait olmayan uzuvlara sahip bir canavar; Varoluş’u, Formlar arasındaki Sınırlar’ın Anlamsız Öneriler olduğunun bir İlan’ıydı!


Onlarcası!


Her biri bir Mutlağ’ın Enginliğ’i gibi hissettiriyordu!


BU İlkel Paradoks’un serbest bıraktığı her bir Somutlaştırma ve Apophasis, Gözlemlenebilir Varoluş’un bölgelerini tek başlarına harap edebilecek bir Ağırlığ’a sahipti. Hepsi Canavarım’sı Formlar’ında görkemli, cesur ve çıldırmıştı; Kükrüyor, Hırlıyor ve BU Dogmata Stoası’nın bizzat Temeller’ini titreten bir Otorite yayıyorlardı!


Hepsi bir sonraki Ân onu parçalayacaklarmış gibi BU Gizemli Eon’a doğru baktılar!

Bu bölümde emeği geçen; çevirmen ve düzenleyici arkadaşların
emeklerinin karşılığı olarak basit bir minnet ifadesi yani teşekkür etmeyi ihmal etmeyelim.

4895   Önceki Bölüm  Sonraki Bölüm   4897