Yukarı Çık




4915   Önceki Bölüm 

           
Bölüm 4916: Ölüm Her Şey’in Sonudur!


Korkunç İlkel Mimar bir Ân bekledi; Beden’i Varoluş’un Düşüncesi’ni Aşan bir tefekkürle değişiyordu. Sonra Taşlar’ı hareket ettirmek için devasa elini kullandı.


İki Taş’u hareket ettirdi. Biri, Formu olmazsa bile yine de onu Çalkalanan bir şövalyeye benzeyen bir şeye dönüştürüp, hareketsiz bırakılmış bir Şekilsiz Dehşet’ti. Diğeri ise sayısız Göz’ü göz kırpmanın ortasında donarak, bir kaleye benzeyen bir şeye dönüştürülmüş bir Bölünmemiş Olan’dı. Taşlar, bizzat Varoluş’a baskı yapan bir Ağırlık’la Tahta’nın üzerinde kaydı.


Ve ancak İlkel Mimar onları hareket ettirdikten sonra hareket edebiliyorlardı.


Tahta’nın merkezine yerleştirildiklerinde, iki Taş canlandı. Şekilsiz Dehşet, Tahta’yı paramparça etmek için şiddetle çalkalandı. Bölünmemiş Olan’ın gözleri, yakındaki Her Şey’i Yutma’sı gereken bir Açlık’la alev alev yandı. Çoğu Mutlağ’ı Aşan bir Otorite’yle Tahta’nın merkezinde savaştılar; Çatışmalar’ı, İlkel Mimar’ın çağlar önce koyduğu Kurallar’la Kare’nin Sınırlar’ı içinde tutuluyordu.


Kazanan bir sonraki tura geçecekti.


Kaybedene ne olacağı bilinmiyordu.


İlkel Mimar böylesine korkunç bir oyun oynarken, yakınında aslında tanıdık biri vardı.


Çok Renkli Varoluş Alevler’iyle çevrili İnsan’sı bir Varoluş, yanında bulunduğu Varoluş’a rağmen hiçbir boyun eğme barındırmayan bir duruşla Beyaz Ağac’ın yanında oturuyordu. Alevler, bu Varoluş’u Normal Sınıflandırma’nın Ötesi’nde bir şey olarak İlan Eden bir Otorite’yle Formu’nun etrafında dans edip, girdap gibi dönüyordu.


O, BU Yaratık’tan başkası değildi.


Bu anda, yüz ifadesi ve gözleri, Gözlemlenebilir Varoluş’taki görünüşü sırasında hiç olmadığı kadar netti. Gözleri görkemli ve buyurgan görünüyordu; Geleneksel Anlayış’la açıklanamayacak düzeyde olağanüstü bir sakinlikle doluydu.


Bu, her şeye tanık olmuş ve dengesini bozabilecek hiçbir şey bulamamış birinin sakinliğiydi.


Bu sakin Beyaz Bölge’nin etrafındaki fırtınaya doğru bakıyor, şu anda BU İlk Kayıtsızlığ’ı  dönüştüren Yozlaşma’yı ve Sonsuzluklar’ı ne endişe ne de tatmin barındıran bir dikkatle gözlemliyordu.


İlkel Mimar gözlerini oyunundan ayırmadan konuştu.


“Sana çok uzun zamandır o küçük şeyle oyun oynamamanı söylemiştim.“


Sesi özünde görkemliydi.


“Şimdi siz ikiniz çağlar boyunca gidip, geldiniz ve her şey buraya vardı.“


Tahtada’ki Şekilsiz Dehşet, Bölünmemiş Olan’ın Kütlesi’nin bir kısmını tüketerek, donmuş çatışmalarında avantaj elde etti.


“Bizim Gözlemlenebilir Varoluş’umuz, bugüne kadar bana bile harikalar gösteren görkemli bir yerdir. Ona değer vermeli ve onu beslemeliyiz.“


Geometrik desenleri vurgu olabilecek bir şeyle değişti.


“Sana da aynısını nasıl yapabileceğini anlattığımda, ben de bu anlattıklarımla BU Varoluş’un İkinci Ölçeği’ni onun harikaları aracılığıya Kavradım.“


Gözleri sonunda BU Yaratığ’a döndü.


“Ama sen çok sabırsızdın.“


...!


Sözler imalarında son derece dehşet vericiydi.


BU Yaratığ’ın Çok Renkli Alevler’i, hiçbir savunmacılık barındırmayan bir yanıtla titreşti.


“Tüm Varoluşlar İlkel Mimarlar gibi değildir.“


Sesi sakin, görkemliydi; Tonlar’ında bizzat Varoluş’un Ağırlığ’ını taşıyordu.


“Sizler, Farklılaşma ve Farklılaşmamışlığ’ın net düşünceleriyle dolu Varoluşlar’la doğdunuz. BU İkinci Ölçeğ’e giden yol, ortaya çıktığınız andan itibaren sizin için görünürdü. Sadece tefekkürünüze uyan herhangi bir Hız’da yürümeniz gerekiyordu. Sen... Bunca zamandır orada sıkışıp, kaldığın için Zorluk ve Sıkıntı’yı ihlal ettin.“


Doğrudan İlkel Mimar’a dönerek, onunla yüzleşti.


“Diğerleri böyle bir netliğe sahip değil. Diğerleri Yollar’ını; Karanlık, Belirsizlik ve Potansiyeller’ine ulaşmadan önce onların çöktüğünü görmek isteyen düşmanların sürekli baskısı altında dövmek zorundadır. Ve diğerleri senin sahip olduğun Zaman’a sahip değiller. Varoluş, aradığın şeye ulaşmanı sabırla beklerken, onlara aynı Ayrıcalığ’ı tanımıyor. “


Alevleri daha parlak yandı.


“Benim Yol’um Zorluk gerektiriyor. Benim Yol’um çatışma gerektiriyor. Benim Yol’um küçük şeylerle oyunlar oynamayı ve bu değiş tokuştan hangimizin dönüşmüş olarak çıkacağını görmeyi gerektiriyor.“


...!


İlkel Mimar, Dokumalar’ını eğlenceyle dans ettiren bir gülümsemeyle başını salladı.


“Gerekçen ne olursa olsun, işler artık bu noktaya geldi.“


Tahtasında başka bir Taş’ı hareket ettirdi; Bazuman’a benzeyen bir Bölünmemiş Olan, eşdeğer Büyüklükte’ki bir Şekilsiz Dehşet’in karşısına yerleştirildi.


“Tüm bu Döngüler’den ve Çağlar’dan sonra aklı başında olan birkaç Varoluş’tan biriyim. Benim gibilerin diğerleri hiç de aklı başında değil.“


Gözleri uzaklara daldı.


“Bazıları Senin Seviyen’de veya daha Aşağıda. Bazıları... Senin üzerinde. Çağlar üstüne Çağlar boyunca Farklılaşma ve Farklılaşmamışlığ’ın kendi Dokumalar’ında ve fırtınalarında kayboldular. Gerçekten ayrılmak ya da herhangi bir şey yapmak için hiçbir nedenleri yoktu. BU İlk Kayıtsızlık yeterince yuvaydı. Basitçe Amaçsız veya Yönsüz olabilecekleri zaman Varoluş oyunu onlar için hiçbir çekicilik barındırmıyordu.“


Bakışları keskinleşti.


“Şu anda olanlar, şeylere amaçlanandan daha fazla Tanım veriyor. Özellikle yukarıdaki o Sonsuzluk parıltısı.“


İlkel Mimar, Beyaz Bariyer’in ötesindeki fırtınaları işaret etti.


“Çağlar’dır hareket etmeyen veya hareket etme zahmetine girmeyen şeyler artık bu Topraklar’da özgürce yürümeye başlayacak. Onca çağ boyunca BU İlk Kayıtsızlık içinde kalmışlar, eyleme geçmeden var olmaktan memnun olmuşlardı. Ama tüm bunlar bunu değiştiriyor.“


Gülümsemesi soldu.


“Sen hazır olsan bile, peki ya diğerleri? Çağlar boyunca edindiğin küçük arkadaşların?“


...!


Sözler aynı anda hem görkemli hem de dehşet vericiydi!


BU Yaratık sakin kaldı ve hiçbir endişe barındırmayan bir sesle cevap verdi.


“Zorluğ’un gerçekten Zorluk olabilmesi için, Beklenemez veya Bilinemez olması gerekir.“


Çok Renkli Alevler’i istikrarlı bir yoğunlukla yandı.


“Şu anda olanlar, birden fazla Varoluş’un İkinci Ölçeğ’e ulaşması için Neden olacak. Yol’unda olanların bile bunu başaracağını asla söylemem. Onu Başaranlar, Kavrama’yı seçenlerdir.“


Kabullenmişlik barındıran gözlerle dışarıdaki fırtınalara baktı.


“Ölüm’e gelince, Ölüm her şey için gelir. Kaçınılmazlıklar Ölür. Yaşayan Varoluşlar ölür. Mutlaklar ölür.“


Bakışları İlkel Mimar’a döndü.


“İlkel Mimarlar bile Ölebilir.“


Beyaz Ağaç bu gerçeğin kabullenilişiyle titreşiyor gibiydi.


“Geriye kalan tek şey Seçimlerdir. Seçimler üstüne Seçimler, üstüne Seçimler.“


BOOM!


BU Yaratık tarafından böylesine korkunç sözler söylenirken; İlkel Mimar, BU Arboreal Muhafız Yggvaros, BU Beyaz Ağac’ın Bekçi’si, Döngüler’in Gözlemci’si, İkinci Ölçeğ’i Kavrayan Akıllılar Arasındaki İlk Varoluş... Gülümsedi.


Ve evet, epey kabarık bir Unvan Liste’si vardı.


Sanki hiçbir riski olmayan bir oyun oynuyormuş gibi, Normal Mutlaklar’ı Aşan Varoluşlar’ın Âuralar’ını taşıyan birden fazla Taş’ı hareket ettirerek, tahtasındaki Taşlar’la oynamaya devam etti!



Not: Ne diyeceğimi bilemiyorum. İlkel Mimarlar Fazla Op. Hayır bundan da Öte. Onlar, En baştan İtibaren İkinci Ölçek’le irtibat hâlindeler. 

Bu bölümde emeği geçen; çevirmen ve düzenleyici arkadaşların
emeklerinin karşılığı olarak basit bir minnet ifadesi yani teşekkür etmeyi ihmal etmeyelim.

4915   Önceki Bölüm