Yukarı Çık




213   Önceki Bölüm 

           


214.Bölüm: 40.Kısım – Kuluçka (5)
-------------------------------------------------------------------------

...Yeni bir takımyıldızı mı? Şimdiden mi? Beklediğim zamandan daha erkendi. Birkaç olay daha yaşanmadan abonelerin gelmeyeceğini düşünmüştüm...

   [Bir takımyıldızı, niteleyicisini açıklamadan enkarnasyonlara bakıyor.]

Daha önce karşılaştığım bir takımyıldızı gibi görünmüyordu. Biraz hayal kırıklığına uğradım. Gizemli Entrikacı ya da Abisal Kara Alev Ejderhası olmasını umuyordum.

   “D-Demin gelen mesajı duydunuz mu?”

   “Hangi mesaj?”

   “Dolaylı bir mesaj duydum!”

Zengin miydi bilmiyorum ama yeni takımyıldızı daha en baştan dolaylı mesajlar yağdırıyordu. Biyoo omzumdan bağırdı. Muhtemelen şu anda epey jeton kazanıyordu. Bir dokkaebi olarak jeton kazanmayı artık öğrenmişti.

   「 Kim Dokja düşündü: Umarım iyi biridir. 」

İlk abonelerin eğilimi, kanalın doğasını belirlerdi. İlk takımyıldızları ‘enkarnasyon arayanlar’ mı yoksa ‘eğlence arayanlar’ mı olacağına göre senaryonun uyarıcılığı ve zorluğu şekillenirdi.

Sonuçta dokkaebilerin doğrudan belirleyemediği tüm ayrıntılar, abonelerin arzularına göre oluşuyordu.

Aslında en çok endişelendiğim şey buydu. 41. Regresyon Shin Yoosung zaten dokkaebiler yüzünden sayısız yara almıştı. Gelecekte senaryonun devam edebilmesi için Biyoo’nun sürekli takımyıldızlarının arzularıyla yüzleşmesi gerekecekti.

   [Baat?]

Elimi Biyoo’nun başına koydum.

   [Niteleyicisini açıklamayan bir takımyıldızı niteleyicisini açıklıyor.]

   [Takımyıldızı Sonradan Görme Yılan Patronu, buradaki enkarnasyonları onaylamıyor.]

Mesajı görünce kaşlarımı çattım.

...Kötü bir başlangıçtı.

Hayatta Kalma Yolları’nda bu ismi hatırlıyordum.

   [Takımyıldızı Sonradan Görme Yılan Patronu, senaryonun gidişatından sıkılmış durumda.]

   [Takımyıldızı Sonradan Görme Yılan Patronu, dokkaebinin saf ilerleyişinden memnun değil.]

Sonradan Görme Yılan Patronu.

Hobisi, zayıf takımyıldızlarının bulunduğu kanallara girip jeton saçmak ve senaryoyu mahvetmekti.

   [Takımyıldızı Sonradan Görme Yılan Patronu, heyecan istiyor.]

Hayatta Kalma Yolları’nda, onun yüzünden birçok kanalın abone kaybettiği ya da tamamen yok olduğu anlatılıyordu. O zaman sadece adı geçmişti ama şimdi onunla doğrudan karşı karşıyaydım.

   [Takımyıldızı Sonradan Görme Yılan Patronu, ‘tasfiye kölelerinin’ hayatta kalmasını istemiyor.]

   [Takımyıldızı Sonradan Görme Yılan Patronu, herkesin düşmanları öldürmek için iş birliği yapması gerektiğini söylüyor!]

   [Takımyıldızı Sonradan Görme Yılan Patronu, bir tasfiye kölesi öldüren herkese jeton bağışlayacağını ilan ediyor.]

Vatandaşlar mesajlara bakarak etrafa göz gezdirmeye başladı. Bazıları ne anlama geldiğini anlayamayıp şaşkın görünüyordu. Bazıları tereddüt ediyordu. Bazılarının yüzünde ise kötü anıların geri dönmesiyle panik vardı.

Ama içlerinden bazıları gizlice silahlarını çıkarmaya başlamıştı. Bunu fark eden Jang Hayoung bağırdı.

   “Dur! Ne yaptığını sanıyorsun?”

Geç kalmıştı. Bir kişinin silah çektiğini gören diğerleri de hızlandı. Bir, iki, üç. Silahların sayısı arttı.

   “Hey, ciddi misin? Böyle olmaz!” Mark, bir tasfiye kölesine yaklaşan vatandaşı yakaladı. “Sırf tasfiye kölesi oldukları için tamamen kaybolmuş değiller! Bazılarının hâlâ aklı yerinde!”

   “Çoğu ruhunu düklere satmış insanlardı!”

   “Hepsi öyle değil! Bilmiyor musun?”

   “Zaten ölü sayılırlar! Bu harika bir fırsat!”

Vatandaşlar jetonların cazibesine kapılmıştı. Kılıçlar birer birer çekildi.

   [Takımyıldızı Sonradan Görme Yılan Patronu, artan çatışmadan heyecan duyuyor.]

    [Takımyıldızı Sonradan Görme Yılan Patronu, en çok tasfiye kölesi öldüren enkarnasyona 3.000 jeton bağışlayacağını ilan ediyor.]

3.000 jeton.

Jetonun değerli olduğu bu endüstri kompleksinde inanılmaz büyük bir miktardı.

   “H-Hadi öldürelim şunları. Yaşamak zorundayız...!”

   “Doğru! Başkan, hepsini öldürüp geri dönelim!”

Kalabalığın sesi hızla tek bir yöne kayıyordu. Silah çekenlerin sayısı giderek artıyordu. Mark açgözlülüklerini durdurmak için tekrar bağırdı.

   “Onlar da bir zamanlar vatandaştı! Böyle davranırsanız soylulardan ne farkınız kalır?”

   “Çekil yolumuzdan! Şimdi harekete geçmezsek—”

   [Takımyıldızı Sonradan Görme Yılan Patronu, vatandaşlar arasındaki anlaşmazlıktan keyif alıyor.]

Mark itiş kakış sırasında yere, kalçasının üstüne düşünce bir mesaj daha belirdi.

   [Takımyıldızı Sonradan Görme Yılan Patronu, bir vatandaşı öldüren enkarnasyona 300 jeton bağışlayacağını ilan ediyor.]

Vatandaşlar bir anlığına donup kaldı. Birbirlerine baktılar, sonra aceleyle birbirlerinden uzaklaştılar.

   “Uh...”

   “B-Bir dakika!”

Ne düşündüklerini tahmin edebiliyordum.

   「 Evet, senaryo en başta da böyleydi. 」

Bir zamanlar buradaki vatandaşlar da ‘ilk senaryoyu’ yaşamıştı. Hayatta kalmak için birbirlerine kılıç doğrultup öldürmüşlerdi.

   “U-Uhh…”

Vatandaşlar silahlarını tutarken birbirlerine bakıyordu. Bir takımyıldızının birkaç sözü, ‘devrim’ adı altında toplanmış bağları yavaş yavaş solduruyordu.

   [Takımyıldızı Sonradan Görme Yılan Patronu, enkarnasyonların tepkisinden memnun.]

Bir süredir unuttuğum takımyıldızlarına karşı duyduğum nefret yeniden alevlendi. Bir zamanlar ben de bu vatandaşlar gibi olabilirdim. Bir iki jeton için takımyıldızlarının istediği oyunu oynar, onların hikâyesine uyum sağlar ve sonunda ‘yapacak bir şey yok’ diyerek kabullenirdim.

   「 Kim Dokja düşündü. 」

Kaçınılmazdı...

   「 Kaçınılmaz diye bir şey yok. 」

Bir adım geri çekildim ve zemini tüm gücümle ezdim. O kuvvetle vatandaşların arasına sıçradım. Mark’ı sertçe iten vatandaşın boğazını yakaladım.

   “K-Keok!”

   “Kişi başı 300 jeton.”

   “Kuok… D-Devrimci?”

   “300 jeton. Sence de çok ucuz değil mi?”

Elimdeki vatandaş çırpınıyordu, yine de bırakmak yerine kavrayışımı sıkılaştırdım. Kısa süre sonra yüzü bembeyaz kesildi ve silahını düşürdü. Etrafındaki vatandaşlar çığlık attı. Boğulmak üzereyken onu sertçe yere bıraktım. Dehşete kapılmış gözlerle bana bakıyorlardı.

   “Kişi başı 300 jeton... Buradaki herkesi öldürürsem ne kadar eder?”

   “U-Uhh…”

   “Tasfiye kölelerini de öldürürsen 3.000 jeton veriyor. Toplamda 13.000 jeton eder... Gerçekten görmezden gelmesi zor.”

13.000 jeton. Buradakilerin çoğu böyle bir miktarı hayatında görmemişti.

   “...Ama bilmiyor musunuz? 13.000 jetonla hiçbir şeyi değiştiremezsiniz. En fazla birkaç belirsiz yetenek ve biraz ekipman alırsınız.”

Vatandaşların gözleri titremeye başladı. Dokkaebi Çantası’nı hiç kullanmamış olanlar bilmezdi. 13.000 jeton, yüksek rütbeli takımyıldızları için önemsiz bir harçlıktı. Bu dünyada o parayla ne yapılabilirdi ki?

Yerdeki vatandaşa baktım.

   “Sonra ne yapacaksın?”

   “E-Evet?”

   “Herkesi öldürüp 13.000 jetonu aldıktan sonra ne yapacaksın?”

Yüzlerinden duygular geçip gitti. Korku, tereddüt ve…

   “B-Ben...”

Sesleri uçuruma düşmüş gibiydi.

   “H-Hiçbir şey…”

Şaşkın yüzlerine baktım. Aslında biliyordum. Bunu net bir amaçla yapmıyorlardı. Belki kendileri bile neden jeton biriktirmeye çalıştıklarını anlamıyordu. Sadece hayatta kalma ve diğer enkarnasyonlardan daha fazla jeton toplama dürtüsü vardı. Senaryolar, enkarnasyonları hikâyenin kölesi yapıyordu.

Ağır sessizlik içinde, ne yapmaya kalktıklarını fark eden vatandaşlar ağlamaya başladı.

   “D-Devrimci... Ben...”

Gözlerini görmezden gelip ayağa kalktım. Ardından sakince konuştum.

   “Bir kanal açıldığından, ileride daha fazla takımyıldızı gelecek.”

Bana bakan gözlerde farklı bir ışık titriyordu.

   “Hikâyelerinizi bir iki jeton için satmayın. Satacaksanız, gerçek değerine satın.”

Sözlerimin ne kadarının ulaştığını bilmiyordum. Konuşmakta iyi değildim. Yine de yapabileceğim tek şey buydu.

Etrafımdakiler hüzünlü yüzlerle dudaklarını ısırdı. Sonra bir şeye karar vermiş gibi göründüler. Vatandaşlar başlarını eğdi ve silahlarını toplamaya başladı. Hiçbiri konuşmadı ama ifadeleri cevap gibiydi.

Yine de herkes sözlerimi kabul etmedi.

   [Takımyıldızı Sonradan Görme Yılan Patronu, sana bakıyor.]

   [Takımyıldızı Sonradan Görme Yılan Patronu, sana karşı güçlü bir öfke duyuyor.]

   [Takımyıldızı Sonradan Görme Yılan Patronu, bir ödül senaryosu talep etti.]

Bir ödül senaryosu. Evet, böyle bir şey vardı. Takımyıldızların isteğiyle devreye giren lanet bir senaryo.

   “...Devrimci?”

Şaşkın vatandaşlar korku dolu yüzlerle bana baktı. Şu anda bir ödül senaryosu tetiklenirse hedefin kim olacağı belliydi. Tam o sırada Biyoo başımın üzerinden yükselip havada süzüldü.

   [Baat.]

Diğer dokkaebiler olsaydı ödül senaryosunu memnuniyetle kabul ederlerdi ancak Biyoo yapamazdı. Biyoo’nun bedeni isteği reddedercesine şişti.

   [...Baat?]

Ardından Biyoo’nun küçük bedeninin üzerinde soluk kıvılcımlar dolaşmaya başladı.

   [B-Baat. Baaaat...!]

O anda ne olacağını fark ettim.

   [Takımyıldızı Sonradan Görme Yılan Patronu, bir ödül senaryosu talep etti.]

   [Takımyıldızı Sonradan Görme Yılan Patronu, bir ödül senaryosu talep etti.]

Biyoo artık içgüdüleriyle mücadele ediyordu.

   「 Yaygın yanlış anlaşılmaların aksine, dokkaebiler bilerek kışkırtıcı sahneler üretmezler. 」

Bu, kanala abone olan bir takımyıldızının taleplerini karşılamaya yönelik içgüdüsel bir tepkiydi.

   「 Yayıncı ne kadar doğuştan yetenekliyse, bu içgüdüler de o kadar güçlüdür. Daha çok varlığın arzuladığı bir senaryo yaratma içgüdüsü... Tüm dokkaebiler bu içgüdüyle yaşar. 」

Biyoo hâlâ bir bebekti ve böyle bir içgüdüyü bastırmak onun için daha zordu. Elimi uzatıp Biyoo’yu nazikçe tuttum. “Sorun değil.”

   “Bu kanalın yalnızca ‘tek’ bir abonesi yok.”

   [Takımyıldızı Kurtuluşun Şeytan Kralı, ödül senaryosunun devreye sokulmasına karşı çıkıyor.]

Anında parmak uçlarımda kıvılcımlar belirdi.

   [Ödül senaryosu talebi reddedildi.]

   [Takımyıldızı Sonradan Görme Yılan Patronu afalladı.]

Başımı gökyüzüne kaldırdım.

   “Yılan Patronu. Aradığın hikâye burada değil.”

Gece göğünde soluk şekilde parlayan takımyıldızlarına baktım ve kayıtsız bir sesle ilan ettim.

   “Meşgulüm, o yüzden defol.”

+

Çeviri: Sansanson

Bu bölümde emeği geçen; çevirmen ve düzenleyici arkadaşların
emeklerinin karşılığı olarak basit bir minnet ifadesi yani teşekkür etmeyi ihmal etmeyelim.

213   Önceki Bölüm