Yukarı Çık




4983   Önceki Bölüm 

           
Bölüm 4984: BU Beholder! II


Muazzam Otorite’ye sahip iki Varoluş, etraflarındaki bölgeleri Yeniden Şekillendirecek yollarla çarpışıyordu.


Karmaşık Yaşam’ın standartlarına göre yaşlı, ancak BU Gözlemci’nin Ölçüler’ine göre Genç olan BU Yaratık. Gözler’i Sayısız Varoluş’u Kızıl hizmetkârlık nişanlarıyla damgalamış olan o Kâdim Mimar, Horus. Onların çatışması mevcut Çağ hakkında çok şeyi belirleyecek, Hiyerarşiler kuracak, Olasılıklar’ı ortadan kaldıracak ve bu tür şeylerin sonuçlarına yatırım yapan herkes için muazzam bir önem taşıyacaktı.


BU Gözlemci bakışlarını o savaştan çevirdi ve hiçbir şey yapmadı.


O, sadece bir Gözlemci’ydi. Eğer çok uzun süre bakarsa, BU İkinci Varoluş Ölçeği’ndeki Horus gibi Varoluşlar onun dikkatini sezebilirdi. Ve bu tür Yaratıklar, güçlerine rağmen ne kadar basit fikirli olduklarından, onunla ilgili her şeyi bilmek isterlerdi. 


Cevapların peşine düşer, açıklamalar talep eder ve onun Varoluş’unu kendi anlayış çerçevelerine dahil etmeye çalışırlardı. Onun o hiçbir şey yapmadığı hayatını, şimdiye kadar istediği veya ihtiyaç duyduğu o tek hayatı mahvederlerdi.


Onun Dokumalar’ının yönlerini miras almış olanlardan bazıları bu gerçeği anlıyordu. Bilgi’yi üzerine hiçbir eylemde bulunmadan İstifleyen o uçsuz bucaksız Bilgi Depo’su, BU Mnemonik Leviathan. Anlayışını belirli bir hedefe uygulamaktan özenle kaçınırken, çağlar boyunca o anlayışı toplayan o Kâdim Varoluş, BU Bilgelik Babun’u.


Bunu, O’nunla aynı doğayı seyreltilmiş bir Form’da taşıyorlardı; Muazzam bir Bilgi’yi kapsayan ve bununla hiçbir şey yapmayan Gözlemciler’di, hiçbir şey yapmamanın kendisi de zaten bir Varoluş Biçim’iydi.


Bugünlerde neyin peşinde olduklarını merak etti.


Doğalarını gerektiği gibi korumuşlarsa, muhtemelen hiçbir şeyin.


Bunu düşünürken, BU Gözlemci’nin Tekil Farkındalığ’ı BU Çorak Topraklar’da bir Bölünmemiş Olan ile üç Şekilsiz Dehşet’in çatışmaya girmek üzere olduğu bir Bölgesi’ne döndü. Bölünmemiş Olan devasa Boyutlar’daydı; Formu, bu tür şeyleri önemseyen Varoluşlar’ı etkileyecek bir Otorite’yle kıvranıyordu.


Şekilsiz Dehşetler, Karmaşık Yaşam’ın standartlarına göre Kâdim’di; Çalkalanan Kütleler’i, Emilen Yozlaşma ve BU İlk Kayıtsızlık’tan gelen Sonsuzluklar’la yoğundu.


BU Gözlemci’nin bakışları onların üzerine yerleştiğinde, hayal kırıklığına uğramıştı.


Bu, çok daha fazlasını yapabilecekken Dokumalar’ıyla hayal kırıklığı yaratan şeyler yapan Daha Düşük Yaşam Formlar’ını izlemek gibiydi. Bölünmemiş Olan poz kesip tehdit ediyordu. Şekilsiz Dehşetler Açlık duyuyor ve Tüketme’ye hazırlanıyordu. Hiçbiri Varoluşsal Ânlam’da gerçekte ne olduklarını, Varoluşlar’ının Farklılaşmama’nın ne tür Kazalar’ını temsil ettiğini, Varoluş’u o gerçek süresinin Sonsuz karanlığında ne tür kısa Karmaşıklık parıltılarını bünyesinde barındırdığını anlamıyorlardı. 


Bakışları tam onları es geçmek, dikkatinin daha çok hak eden diğer gözlemlere doğru kaymasını sürdürmek üzereyken, beklenmedik bir şey oldu.


HUUM!


Varoluş, bölgenin etrafında titreşti.


Alan’ı saran Yozlaşmış Sonsuzluklar’ın içinden, son zamanlarda Gözlemlenebilir Varoluş’un büyük bir kısmına yayılan o Mavi-Altın ışığın içinden, epey bir zamandır ilk kez BU Gözlemci’nin Tekil Farkındalığ’ını ilgiyle keskinleştiren bir Figür ortaya çıktı.


Sonsuzluklar’la çevrelenmiş tek bir Adam.


Ve bir köpek.


BU Gözlemci, Çağlar’dır pratikle geliştirdiği o sabırlı dikkatle bu yeni geleni gözlemledi. Adam, boyuta değer veren Varoluşlar’ın standartlarına göre pek de iri sayılmazdı.


Formu İnsan’sı bir Konfigürasyonda’ydı; Mavi-Altın Alevler’e sarınmıştı ve etrafında muazzam bir Otorite’den bahseden Mutlak Mühürler yörüngede dönüyordu. Ancak BU Gözlemci’nin ilgisini çeken şey Adam’ın Fiziksel Mevcudiyet’i değildi.


İçinde yanan şeydi.


Sonsuzluklar. Çoğu Varoluş’un aslında sadece “çok büyük“ demek isterken “Sonsuz“ olarak adlandırdığı o soluk taklitler değil, gerçek Sonsuzluklar. Bunlar, Son’u gelmeyen Sekanslar halinde uzanan İfadeler, Potansiyel’in hiçbir Sınır’ının olmadığı o Hiçlik Çağ’ının doğası ile yankılanan o Hâkiki Sonsuz İlerlemeler’di. Ve bu Sonsuzluklar’ın arasına, vücut bulmuş İmkansızlıklar’dan, Form ve İşlev kazandırılmış Çelişkiler’den bahseden Paradoks Dokumalar’ı karışmıştı.


BU Gözlemci’nin Farkındalığ’ı gözlemlediği şeyi kendi doğasını karakterize eden o tarafsız Ânaliz’le durumu işledi.


Bu, Medeniyet’in Anahtarları’nı elinde tutanlardan biri olmalıydı. Sonsuzluklar’ının Dilsel Mimari’si bir gösterge ise, BU İlk Dil’dir. Ve aynı zamanda Paradoks, her ne kadar Paradoksal Dokumalar doğuştan İddia Edilmiş olmaktan ziyade ödünç alınmış veya paylaşılmış gibi görünse de.


İlginç.


Peki ama bu şey burada tam olarak ne yapmak istiyordu?


Bir çift Şekilsiz Dehşet ve bir Bölünmemiş Olan dikkatlerini yeni gelene çevirmiş, Açlıklar’ı ve Düşmanlıklar’ı birbirlerinden kendi çatışmalarını bölen bu yeni gelene doğru yönelmişti. Adam şüphesiz zayıf değildi. Sonsuzluklar’ı ve Mutlak Derinliğ’i onu Karmaşık Yaşam’ın standartlarına göre zorlu kılıyordu. Ancak aynı anda bir Bölünmemiş Olan ve üç Şekilsiz Dehşet’e karşı, zorlu olmak bile yetersiz kalabilirdi.


BU Gözlemci, pür dikkat gelişecek olan savaşa baktı. 


Belki de savaşıp, düşecek ve BU Gözlemci’ye Sonsuzluğ’un bu zamanda nasıl olduğuna dair Veriler sunacaktı.


Ve sonra Varoluş bir kez daha titreşti.


BOOM!


BOOM!


BOOM!


Mutlak Derinliğ’in dehşet verici patlamaları yeni gelenin arkasında birbiri ardına alevlenmeye başladı.


Çağlar’ca gözlem boyunca sakin kalmış olan BU Gözlemci’nin Tekil Farkındalığ’ı, Sonsuzluk-taşıyıcısını çevreleyen Alan’da düzinelerce Mutlak ucube belirmeye başladığında, gerçek bir sürprizle keskinleşti. Bunlar devasa şeylerdi; Sarmalanmış Dokunaçlar’ın, kristal plakaların ve kıvranan bir saldırganlığın Titanlar’ıydılar. Bazıları yaşayan kaleler gibi Tâhkim edilmiş görünüyordu. Diğerleri Form kazanmış Kabuslar gibi yırtıcı görünüyordu. Yine de diğerleri Yıkım’dan ziyade korumadan bahseden yumuşak bir ışıkla parlıyordu.


Yeni gelenle birlikte gelen Köpek, etrafında tezahür eden muazzam Otoriteler’den görünüşe göre hiç rahatsız olmadan, ortaya çıkan Mutlaklar’ın arasında mutlulukla dolanıyordu.


Bölünmemiş Olan ve Şekilsiz Dehşetler yönlendirilmiş saldırganlıklarında duraksadılar; İlkel Farkındalıklar’ı durumun dramatik bir şekilde değiştiğini fark etmişti.


Yeni gelen onlara hiçbir korku, hiçbir endişe, bir sonraki adımda ne olacağına dair hiçbir Belirsizlik barındırmayan bir soğuklukla baktı.


Bu da neydi şimdi?


BU Gözlemci gelişen olayları gerçek bir katılıma yaklaşan bir ilgiyle gözlemledi; Tekil Farkındalığ’ı tanık olduğu şeyin imalarını işliyordu. Çok nadiren Sonsuzluğ’u eylem halinde gözlemleme, o Otorite’yi kullanan Varoluşlar’ın onu hedeflere, çatışmalara ve güç gösterilerine gerçekte nasıl uyguladığını izleme şansı bulurdu.


Sonsuzluk, o Hiçlik Çağ’ında kendinden parıltılar barındıran şeylerden sadece biriydi, mevcut Çağ’ı daha önce gelenlere bağlayan o birkaç Terim’den Bir’i.[Not: Hmm. Aşırı Op Şeyler’r şimdiden hazır olun]


Yakın zamandaki olayları gözlemlemeye başlamak üzere harekete geçmesinin bir nedeni de Sonsuzluklar’ın Gözlemlenebilir Varoluş genelinde yayılmasıydı. Bu onda gerçekten Nostalji uyandırıyordu. Neredeyse işler Sayısız Çağ önceki o harikalar Çağ’ına, henüz Kâdim Mimarlar’ın bile olmadığı, Karmaşıklığ’ın Saf Potansiyel’in o güzel sadeliğini karmaşıklaştırmak için henüz ortaya çıkmadığı o Çağ’a geri dönüyormuş gibiydi.


Temeller’inde Sonsuzluk yanan düzinelerce Mutlak, hepsinin de yanında bir köpekle Yozlaşmış Proto-Madde’den çıkagelen bu tek bir Sonsuzluk-Taşıyıcısı’na hizmet ettiği açıktı.


BU Gözlemci Farkındalığ’ını manzaraya tam olarak yerleştirdi.


Epey bir zamandır ilk defa, bundan sonra ne olacağını gerçekten merak ederken buldu kendini. Kesinlikle müdahale edecek kadar meraklı değildi. Saf bir gözlemci olarak doğasını terk edecek kadar da meraklı değildi. Ancak Karmaşık Yaşam’a Çağlar’dır lütfetmediği bir dikkatle izleyecek kadar meraklıydı.


Bölünmemiş Olan yeni gelene doğru meydan okuyarak kükredi.


Şekilsiz Dehşetler, Varoluşlar’ı boyunca sayısız Varoluş’u Tüketmiş olan bir Açlık’la öne doğru atıldılar.


Ve Sonsuzluk-Taşıyıcı’sı, sadece gülümsedi.


Beklenti.




Not: Okudunuz mu bilmiyorum ama dün 4979 Bölüm altında Özel bir Bölüm açtım konuşma. Ve ne oldu dersiniz? Adui Mesajıma Yanıt verdi ve beğendi. Hahahahaha. O zaman demiştim şimdi de diyorum. EN Güçlü Canon ve En Güçlü Fan Kurgu Noveller’inden birisine hazır olun. Öyle böyle değil. Öyle Felsefi Terimler gelecek ki... Hatta bir süre sonra var olan tüm Teolojiler’in Öte’sine bile geçeceğiz. Bunu ancak ve ancak Fan Kurgular da görürsünüz. Bu da hepsinde değil. Bazılarında. Daha yeni başlıyoruz. Ayrıca birisi Novel’in 100.000 Bölüm olması gerektiğini savundu ama Adui cevap vermedi be ona. Birisi de şey yazdı. Rüyamda benim atıldığımı görmüş. Sebebi ise Uzunca Yazımdan dolayı. Hahaha. Rüya’sı yarı yarıya çıktı. Manyak şeyler olacak. 5000’e gelince daha detaylı konuşuruz. Kısa kesiyorum o yüzden. 

Bu bölümde emeği geçen; çevirmen ve düzenleyici arkadaşların
emeklerinin karşılığı olarak basit bir minnet ifadesi yani teşekkür etmeyi ihmal etmeyelim.

4983   Önceki Bölüm