Dalgalar, boyun eğmeden, çatlamadan, üzerlerine muazzam bir gücün uygulandığına dair hiçbir belirti göstermeden Saldırı’yı Emerken, kristal plakaların üzerinden akıp, geçti.
Çağlar boyunca sayısız kurbanı eriten Yozlaşma, Hasar’ın Birikebileceğ’inden Daha Hız’lı Yenilenen Sonsuz savunmayla karşılaştığında, öylece duruverdi.
Milyonlarca Obsidyen Sütun, birleşik etkilerinin altındaki herhangi bir şeyi ezmesi gereken bir ağırlıkla Siper dizilişinin üzerine çöktü.
Tek bir santim bile kıpırdamayan kristal zırha çarptılar.
Siperler, Kızıl Denizler’i emdikleri gibi Obsidyen sütunları da Emdiler; Sınırlandırılmış Sayılabilir Sonsuzluklar’ı, alınan tüm Hasar’ı diğer uygulamaları besleyecek olan depolanmış Enerji’ye dönüştürüyordu. Orduları yerle bir edecek olan Saldırı, Son’u gelmeyen Sekanslar hâlinde uzanan bir savunmayla karşılaştığında, basitçe Son’a erdi.
Bölünmemiş Olan ve üç Şekilsiz Dehşet saldırılarına ara verdi.
Az önce tanık oldukları şeyin imkansızlığını işlerlerken İlkel Farkındalıklar’ından kafa karışıklığı geçti. Saldırılar’ı sadece engellenmemişti. Saldırılar’ı Anlamsız Kılınmış, BU Birinci Varoluş Ölçeği’ndeki herhangi bir şeyi ezip, geçmesi gereken güçleri zapt etmekten dolayı hiçbir zorlanma belirtisi göstermeyen tahkimatlar tarafından emilmişti.
Noah elini tekrar savurdu.
“Ağızlar. Kırkınız. Hedef başına on kişi.“
Açgözlü Ağızlar yükselişlerinden bu yana biriken bir hevesle hareket ettiler.
Yırtıcı Mutlaklar’ın kırk tanesi, onarlı gruplara ayrılırken, zapt edilemeyen bir şiddetle kıvranan Dokunaçlar’ıyla Siper dizilişindeki boşluklardan ileriye doğru atıldı. Her grup dört düşmandan birine yöneldi; Tırtıklı Ağızlar’ı, BU Çorak Topraklar’ın Yozlaşması’na karşı Mavi-Altın bir ışıkla alev alev yanan Sonsuzluk Tanımlar’ıyla dolu Tezahürler’i serbest bırakmak üzere açıldı.
İlk On Ağız, Amip’si Şekilsiz Dehşet’e ulaştı ve Sonsuz bir Saldırı’nın gerçekte ne anlama geldiğini gösterdi.
Tezahürler’i Dehşet’in formuna sadece çarpmakla kalmadı.
Onu Tanımladılar.
Çalkalanan Farklılaşamama’nın üzerine Sonsuz bir Yapı dayattılar ve Yaratığ’ın Varoluş’unu kaçamayacağı desenler halinde kristalleştirdiler. Ağızlar; çekiçler ve kılıçlar gibi hareket ederken, uzuvlar ve dokunaçlarla hedeflerinin üzerine çullandılar; Daha önce üzerine dayatılan bir Tanım’ı hiç deneyimlememiş bir Varoluş’a Sonsuz Tanımlar’ı acımasızca vurdular.
Dehşet buna karşılık olarak daha fazla Farklılaşamama salmaya çalıştı.
Girişim başarısız oldu.
Ağızlar’ın Varoluş Kopuş’u, çağlar boyunca onu koruyan savunma mekanizmalarını es geçerek, doğrudan onun Varoluş’una saldırdı. Yırtıcı Jeodezik İçgüdüler’i, dağılmış Bilinc’indeki her zayıflığı, sayısız gözündeki her güvenlik açığını, Kâdim savunmalarındaki her boşluğu buldu. Temas ettikleri her Ân daha da güçlenen bir Açlık’la bu zayıflıklara vurdular; Hedeflerini Mutlak Hâkimiyet’in vahşetiyle parçalarken, Sonsuz Güç Yığınlar’ı birikiyordu!
Dokunaçlar Amipsi kütlenin bazı kısımlarına sarılıp, onları koparırken, diğer Dokunaçlar geriye kalanları Sonsuz Tanımlar’la kristalleştirdi. Tırtıklı Ağızlar çalkalanan karanlığı ısırdı ve karanlığın reddedemeyeceği bir Yapı dayattı. Uzuvlar kuşatma silahları gibi indi; Her bir darbe, sadece Şekilsizliğ’i bilen bir Varoluş’a daha fazla Tanım Aşılıyor’du.
DUM! DUM! DUM!
Görkemli bir savaş senfonisi çiçek açtı.
İkinci On Ağız grubu kabuklu Konfigürasyon’undaki Dehşet’e ulaştı ve gösteriyi tekrarladı.
Yaratığı Çağlar boyunca koruyan zırhlı parçalar, Fiziksel Form’dan ziyade bizzat Varoluş’un kendisine saldıran vuruşlar altında darmadağın oldu. Bu parçaların içinde nabız gibi atan Saf Farklılaşamama çekirdeği, kendini Sonsuz’ca uzanan Tezahürler tarafından kristalleştirilmiş, Geleneksel Savunma’nın öngöremeyeceği açılardan gelen Tanımlar’a maruz kalmış hâlde buldu. Ağızlar, ona kardeşinin sergilediği aynı acımasız verimlilikle ağır darbeler indirdi!
Üçüncü grup sürekli değişen Dehşet’e ulaştı ve Kaos’un Sonsuz bir Yapı’ya karşı hiçbir savunma sağlamadığını gösterdi.
Yaratığ’ın büründüğü her Konfigürasyon, bir sonraki değişim gerçekleşemeden kendini kristalleşmiş buldu.
Dördüncü grup Bölünmemiş Olan’a ulaştı ve Boyut’un, doğru uygulanmış bir Sonsuzluk karşısında hiçbir anlam ifade etmediğini gösterdi.
Birkaç Ân önce çok devasa görünen o Yılan-Kırkayak Formu, kendini her parçaya aynı anda saldıran On Mutlak tarafından ezilip, geçilmiş halde buldu. Milyonlarca Obsidyen sütun salan o çok sayıdaki baş, Ağızlar’ın Bölünmemiş Olan’ın Varoluş’unun Reddedemeyeceğ’i Tanımlar dayatmasıyla birbiri ardına kristalleşti. Obsidyen ışıkla kıvranan parçalar, Sonsuz Yapı Farklılaşmamış Kaos’un yerini alırken, hareketsiz kaldı.
Tüm bu çatışma saniyeler sürdü.
Birkaç Ân önce çok tehlikeli görünen Bölünmemiş Olan ve üç Şekilsiz Dehşet, artık yalnızca savaş alanına saçılmış, parçalanmış kristalize kabuklar olarak Varoluşlar’ını sürdürüyordu. Formları Sonsuz Tanımlar’ın Konfigürasyonlar’ında dondurulmuş, Farklılaşamamalar’ı bir şey onu kasıtlı olarak sökene kadar Varoluş’unu sürdürecek bir Yapı’ya dönüştürülmüştü. Bazuman’ın Seviyesi’ne yaklaşan dört düşman olan şeyler, artık hiçbir Bilinc’e, hiçbir Otorite’ye ve hiçbi Direniş kapasitesine sahip olmayan dört kristalize madde yığınıydı.
Otorite’si kalıntılarını işlerken, kristalleşmiş yenik düşmanlar parçalanmaya başladı. Donmuş Yapı olan şey akan bir öze, çökmüş Varoluşlar’dan çıkarılan ve daha fazla ilerlemeyi besleyecek olan Kaynaklar’a dönüştü. Hasat, Lejyonlar’ına doğru Mavi-Altın bir ışık Nehirler’i hâlinde aktı; Ağızlar, Siperler, Koro ve Mimarlar büyüme açlığı çeken Temeller’iyle bunu emdiler.
>>Hasat İşlemi Tamamlandı.>>
>>Çöken Dört Düşman: Bir Bölünmemiş Olan (Mutlak Derinlik Eşdeğer’i), Üç Şekilsiz Dehşet (Mutlak Derinlik Eşdeğer’i).>>
>>Sonuçlar: 400 Mutlağ’ın tamamı önemli Miktar’da Temel takviyesi aldı. Doğrudan savaşa katılan Açgözlü Ağızlar, çatışmanın Ötesi’nde Varoluş’unu sürdüren Sonsuz Açlık Yığınlar’ı biriktirdi. Siperler, Emilen Hasar’ı yeniden dağıtıma hazır Rezervuarlar’da depoladı. Genel Lejyon etkinliği yaklaşık %12 arttı.>>
...!
Noah, Sonsuzluklar’ıyla eşleşen bir ışıkla parlayan gözlerle BU Çorak Topraklar’a baktı.
Kısa bir süre önce yenmek için dikkatli bir planlama gerektirecek dört düşman, seri üretim ve Kutsal Ot gelişimiyle inşa ettiği güçlerin konuşlandırılması sayesinde Saniyeler içinde temizlenmişti!
Nihayet kendini yeniden Avcı gibi hissetti.
Halledemeyeceği kadar Hız’lı ortaya çıkan tehditlere tepki veren o av değildi. Bölgeleri Sonsuz’ca Çoğalıyor gibi görünen güçlerden koruyan o savunucu değildi.
Hedefler arayan ve onları acımasızca ortadan kaldıran, düşmanları tersine çeviremeyecekleri şekilde zayıflarken, her zaferde daha da güçlenen o Avcı idi.
Sonsuz Savaş’ın görünüşü işte böyleydi.
“Sırada neresi var?“
Onu Gözlemlenebilir Varoluş’taki hedeflere bağlayan Kader ve Mana İpker’ine uzanarak, Sonsuz Farklılaşmamış Kader’e bir kez daha sordu.
Altın Teller farkındalığının önünde yanıyordu; Her biri dikkate değer düşmanlara çıkıyor, her biri inşa ettiği şeyin daha fazla gösteriş yapması için bir fırsatı temsil ediyordu.
Tetras Apeiron arkasında hazır bekliyor, Dört Yüz Mutlak Ustası’nın emrini bekliyordu.
Bu bölümde emeği geçen; çevirmen ve düzenleyici arkadaşların
emeklerinin karşılığı olarak basit bir minnet ifadesi yani teşekkür etmeyi ihmal etmeyelim.