BU Gözlemci, Sonsuzluk-Taşıyıcısı’nı ve ordusunu ilk ortaya çıktıkları andan beri solmayan bir ilgiyle gözlemledi.
Gözlemlenebilir Varoluş’ta bu kadar çok Çağ boyunca yokluğundan sonra Sonsuzluk’a yeniden tanık olmak gerçekten de keyif vericiydi. O Dört Yüz Mutlağ’ın içinde yanan Mavi-Altın ışık o Hiçlik Çağ’ının yankılarını, Farklılaşma ve Farklılaşamama’nın Karmaşık Yaşam’ı üretmeyi öğrenmesinden önce var olan şeylerin zayıf parıltılarını taşıyordu.
Sonsuzluk-Taşıyıcısı’nın elinde tuttuğu şeyi tanımlayan o Son’u gelmeyen Doğa; Tüm bunlar, BU Gözlemci’nin, Karmaşık Yaşam’ın anlamlı bir şekilde idrak edemeyeceği Zaman Dilimler’idir var olan erişemediği Anılar’ı canlandırdı.
Fakat Bölünmemiş Olan’a ve Şekilsiz Dehşetler’e karşı yapılan gösteriyi izlerken, Sonsuzluk-Taşıyıcısı’nın güçlerini nasıl konuşlandırdığını ve onların Sonsuz Otoriteler’ini Savaş’a ve Tüketim’e doğru nasıl yönlendirdiğini gözlemlerken, BU Gözlemci kendini hayal kırıklığına yaklaşan bir şeyi deneyimlerken, buldu.
Sonsuzluk... Çok Sınır’lı bir anlamda kullanılıyordu.
Uygulamalar kesinlikle zekiceydi. Son’u gelmeyen Savunma’nın, Son’u gelmeyen Saldırı’nın ve Son’u gelmeyen İyileştirme’nin koordineli bir ifadede bütünleşmesi, çoğu Karmaşık Yaşam’ın temel Otoriteler’i kavrarken elde ettiğini Aşan bir anlayış gösteriyordu. Ancak tanık olduğu şeyin kapsamı Dar kalıyordu; Karmaşık Yaşam’ın bir türlü kaçamayacağı o çerçevelerle Sınır’lı kalıyor, Sonsuzluğ’u bir Doğa’dan ziyade bir araç olarak gören bakış açılarıyla kısıtlanıyordu.
Sonsuzluk bundan çok daha görkemli olmalıydı.
Potansiyel’in Sınır’ının ve Olasılığ’ın hududu olmadığı o Hiçlik Çağ’ında, Sonsuzluk elde tutulup, kullanılan bir şey değildi.
Boyadan ziyade Tuval, oyundan ziyade Sahne, belirli bir cevaptan ziyade Soru’nun kendisiydi.
BU Gözlemci’nin izlediği şey, Okyanus’u keşfedip, onu sadece su bardaklarını doldurmak için kullanmaya karar veren birine benziyordu.
Kendi Gözlemlenebilir Varoluşlar’ında Sonsuzluğ’u Kavrama’ya gelen bu Varoluş biraz anlayışsız mıydı?
Bu düşünce, BU Gözlemci’nin Tekil farkındalığından bir kınamadan ziyade şaşkınlıkla geçti. Karmaşık Yaşam’ın, onun doğasındaki Varoluşlar’ın paylaşmadığı Bencil hedefleri vardı. Varoluş’u; Algıladıklar’ı ve yaptıkları her şeyi Renklendiren duygu, hırs ve kişisel çıkar çerçeveleri aracılığıyla işliyorlardı.
Belki de bu Sonsuzluk-Taşıyıcı’sı, Karmaşık Yaşam’ın kullanması için tasarlanmamış bir Otorite’yle, Karmaşık Yaşam’ın yapabileceğinin en iyisini yapıyordu.
Belki de.
Fakat Gerçek Sonsuzluğ’un Gözlemlenebilir Varoluş’ta ne kadar nadir tezahür ettiği göz önüne alındığında, BU Gözlemci daha etkileyici bir şey ummuştu.
Tam dikkatini başka bir yöne çevirmek, farkındalığına daha layık olabilecek başka gözlemlere doğru süzmek üzereydi ki, Sonsuzluk-Taşıyıcı’sı beklenmedik bir şey yaptı. Varoluş, Dokumalar’ını yakın bölgeye Yozlaşmış Sonsuzluklar boyunca dışarı gönderdi; Altın İplikler, BU Gözlemci’nin Tekil İdrak’iyle algılayabileceği bağlantılar aracılığıyla uzanıyordu.
Sonsuzluk-Taşıyıcı’sı belirli bir şey arıyor, mevcut konumundan Bilinmeyen Hedefler’e doğru giden bağlantıların izini sürüyordu.
BU Gözlemci boş bir merakla o İplikler’i takip etti.
İplikler onu, halihazırda gözlemlediği ve bir süre önce yüz çevirdiği bir manzaraya götürdü.
Zırhlı bir Kâdim Mimar, Otoritesi’ni BU Çorak Topraklar’ın bir bölgesinde zayıf bir Yaşam Formu’na işkence etmek için kullanıyordu. BU Gözlemci, Gözlemlenebilir Varoluş boyunca süzülüşü sırasında bu manzarayı algılamış ve bu tür faaliyetler ilgisini çekmediği için izlememeyi seçmişti.
İşkence, sözde Çağlar süren gelişime rağmen Karmaşık Yaşam’ın bir türlü terk edemediği bir davranıştı. Onun doğasındaki Varoluşlar’ın sahip olmadığı ve bağ kuramayacağı Duygusal ihtiyaçlara hizmet ediyordu.
Dürüst olmak gerekirse bazı Kâdim Mimarlar makuldu.
Onlar fethetmek yerine gözlemliyorlardı. Tüketmek yerine Tefekkür ediyorlardı. Nihayetinde Farklılaşmamış ve Farklılaşmış Doğalar’ı, o İmkansız Sınırlamalar’ını Aşabilecekler’ini düşündüren şekillerde var oluyorlardı.
Bir ya da ikisi, gerçek Bilgeliğ’e yaklaşan bir şeye gerçekten ulaşmıştı. BU Yaratık makul olanlardan biriydi.
Fakat çok daha fazlası sadece hayal kırıklığı yaratıyordu.
Neden muazzam bir Otorite’ye ve Engin bir anlayışa sahip olan görünüşte Karmaşık bir Yaşam Formu işkence etmeyi seçsin ki? Bu tür bir faaliyet, BU Sonsuz Açılım’dan öncesinden beri var olan Varoluşlar’ın Seviyesi’nin altında olması gereken o duygusal dürtülerin tatmininden başka ne amaca hizmet edebilirdi?
Duygular, Karmaşık Yaşam Formlar’ının ne kadar Güç Biriktirirlerse Biriktirsinler veya ne kadar uzun süre var olurlarsa olsunlar kaçamayacakları önemli bir bileşeniydi.
Bu Zırh’lı Kâdim Mimar her kimse, açıkça o hayal kırıklığı yaratan kategoriye giriyordu.
BU Gözlemci, Sonsuzluk-Taşıyıcısı’nın bunu algıladığındaki tepkisinde bir şey fark ettiğinde, manzaraya tamamen geri odaklandı. Varoluş’un ifadesi değişmişti. Gözlemlerini karakterize eden o rahat özgüven, daha ağır, daha ciddi, tarafsız bir değerlendirmeden ziyade kişisel bir yatırımdan bahseden bir şeye dönüşmüştü.
Oh?
İşkence gören o zayıf şey ile Sonsuzluk-Taşıyıcı’sı birbirini tanıyor muydu?
Ne kadar da talihsiz bir tesadüftü bu. Bağlı olduğunuz birinin Varoluş’unun muhtemelen sona erip, bittiğini bilirken, yardım edemeyecek kadar güçsüz olmak.
Karmaşık Yaşam kırılganlık yaratan bağlar kuruyor, bağlantılar zayıflıklara dönüşüyor, o bağlar tehdit edildiğinde veya koptuğunda ise acıya yol açıyordu.
Bu Sonsuzluk-Taşıyıcı’sı bağlı olduğu o Varoluş’un öldüğünü kabullenmek zorundaydı. Çünkü Zırhlı Kâdim Mimar açıkça, BU Gözlemci’nin farkındalığını Asgari Düzey’de zorlayarak, tespit ettiği üzere, BU En Genc’in rekabet edemeyeceği yüksekliklerde faaliyet gösteriyordu.
Rasyonel tepki, kaybın yasını tutmak ve gerçekten başarı olasılığı olan faaliyetlere devam etmekti.
BU Gözlemci’nin durum değerlendirmesi buydu.
Fakat bir sonraki Ân, BU En Genc’in konumundan yayılan Kehanet yankıları duydu.
Zorluktan, meşakkatten ve var olmak ile var olmamak arasındaki seçimlerden bahseden sözler. Mutlaklar Ordusu’nun bizzat Varoluş’un kendisine baskı yapan bir ağırlıkla tekrarladığı Kelimeler. Kabullenmekten ziyade niyeti, yastan ziyade eylemi, geri çekilmekten ziyade yüzleşmeyi telkin eden sözler.
BU En Genç... O zırhlı Kâdim Mimar’a doğru mu gidiyordu?
BU Gözlemci’nin Tekil Farkındalığ’ı gerçek bir şaşkınlıkla keskinleşti.
Sonsuzlup’u kavrayan Varoluş kesinlikle duygularına göre hareket etmezdi, değil mi?
BU İkinci Varoluş Ölçeğ’i, BU En Genc’in şu anda faaliyet gösterdiği yerden çok ama çok çok uzaktı. BU Birinci Ölçek ile BU İkinci Ölçek arasındaki Uçurum sadece aniceliksel değil, aynı zamanda absürt derece de Niteliksel’di; Basitçe Birikmiş Güçte’ki bir farktan ziyade temel doğadaki bir Fark’tı.
BU İkinci Ölçek’teki Varoluşlar, Varoluş’u ve Ölçeğ’i BU Birinci Ölçek’teki Varoluşlar’ın rekabet etmek şöyle dursun, İdrak Edemeyeceğ’i şekillerde Algılıyor ve O’nunla etkileşime giriyordu.
BU En Genc’in BU İkinci Ölçek’teki bir Kâdim Mimar’a karşı kesinlikle hiçbir şansı yoktu.
BU Gözlemci, farkındalığını Zırh’lı Varoluş’a tam olarak daha odakladı; Her zamanki Asgari Gözlem’inin gerektirdiğinden sadece birazcık daha fazla çaba sarf etti. Kâdim Mimar’ın Kimliğ’i, BU Kâdim Zırh, Beowulf idi.
BU İlk Neden’den bu yana var olan o Kâdim Varoluşlar’dan biri idi.
BU Kâdim Zırh, zekice taktiklerin veya Sonsuz Ordular’ın üstesinden gelebileceği bir düşman değildi.
Peki BU En Genç neden gidiyordu? Neden bu kadar mantıksız bir şey yapsın ki?
Sonsuzluk-Taşıyıcı’sı tehlikeyi açıkça anlıyordu. İfadesi, neye doğru yürüdüğüne dair tam bir farkındalıktan bahseden bir ağırlık taşıyordu. Ordusunun Kehanet sözlerini tekrarlaması, önlerindeki yüzleşmenin her şeyi talep edeceğinin ve yine de yetersiz kalabileceğinin kabul edildiğini gösteriyordu. Cehalet içinde hareket etmiyordu.
Rasyonel değerlendirmeye meydan okuyarak, hareket ediyordu.
Sonsuzluk-Taşıyıcı’sı Gözlemlenebilir Varoluş boyunca Zırh’lı Kâdim Mimar’ın konumuna doğru ilerlemeye başlarken, BU Gözlemci gerçek bir katılıma yaklaşan bir hayranlıkla izledi. Belki de BU En Genc’in Sonsuzluğ’u ifade etmesine dair kaçırdığı bir şeyler vardı.
Belki de bu Varoluş, Otoritesi’ni BU Gözlemci’nin Bölünmemiş Olan ve Şekilsiz Dehşetler’e karşı tanık olduğu o Sınırlı Uygulamalar’ı Aşan şekillerde tezahür ettirebilirdi.
Sonsuzluğ’un o Gerçek Sonsuzluğ’u gerçekten kullanıldığında, her şey mümkündü.
Sonsuzluğ’un temelde ne olduğunun doğası buydu. Sınır’ı olmayan Gerçek Olasılık. Hududu olmayan Gerçek Potansiyel. Son’lu hatta Sonsuz Ânaliz’in imkansız ilan ettiği sonuçları elde etme kapasitesi, çünkü Son’lu ve Sonsuz Ânaliz Gerçek Sonsuz’ca uzanan İfadeler’i hesaba katamazdı.
Fakat BU En Genc’in bu doğayı gerçekten kullanmaktan hâlâ çok uzak olması gerekiyordu.
Onun Sonsuzluğ’u şu anda Sınırsız Otorite’nin Sınırlı İfadeler’iydi. Biriktirdiği güce rağmen anlayışı dar görünüyordu. Uygulamalar’ı, Sonsuzlukğun kendisinden ziyade Sonsuzluğ’un bir Parçası’nı kavramış birini akla getiriyordu.
BU Gözlemci, BU En Genç ve ordusunun, Geleneksel Varoluşlar’ın geçmesi için muazzam Zaman Dilimler’i gerektirecek Mesafeler’i Aşması’nı izledi. Sonsuzluk-Taşıyıcı’sı, Otoritesi’nin kurduğu bağlantılar boyunca ilerliyor, Kader ve Mana İpler’inin üzerinden geçerek, onu BU Gözlemci’nin o Kâdim bakış açısını bile etkileyen bir Hız’la hedefine doğru taşıyordu.
BU Kâdim Zırh’ın Otoritesi’nin çoktan yakın çevredeki her şeyi sardığı BU Çorak Topraklar’ın bir bölgesine vardılar.
Buradaki Yozlaşma, başka yerlerdeki Yozlaşma’dan farklıydı. BU İkinci Ölçek’teki bir Varoluş’un imzasını taşıyordu; BU En Genc’in Erişemeyeceğ’i Seviyeler’de faaliyet gösteren bir Bilinç tarafından odak ve amaç kazandırılmış bir Farklılaşamama, idi bu. Bu bölgedeki bizzat Varoluş’un Doku’su, Gözlemlenebilir Varoluş’u normalde yöneten İlkeler’e değil, Beowulf’a cevap veriyordu.
BU Gözlemci, BU Kâdim Zırh’ın Vizör’ünün farkındalıkla aydınlanmasını sakince izledi.
Devasa Zırh’lı Varoluş dikkatini eziyet ettiği o zayıf Yaşam Formu’ndan çevirdi; Miğfer’i, Yozlaşmış Çorak Topraklar’a yeni gelen Sonsuzluklar’ın imzasıyla titreşmeye başlayan uzak bir noktaya yöneldi. Karanlıktan başka hiçbir şey ortaya çıkarmayan Platin Zırh’ın boşluklarından, ilgi olabilecek bir şey kıpırdandı.
BU En Genç ve ordusu belirdi.
Temeller’inde Sonsuzluk yanan Dört Yüz Mutlak, Sonsuzluk-Taşıyıcısı’nın arkasında diziliş hâlinde cisimlendi.
Sanki Mevcudiyetler’i gerçekten bir anlam ifade ediyormuş gibi, BU Kâdim Zırh Beowulf’un karşısına dikildiler.
Ve sonra...
“Haha... HA!“
BU Gözlemci, BU Kâdim Zırh’ın gülmeye başladığını gördü.
Ses, Yozlaşmış Proto-Madde’yi titreten bir ağırlıkla bölge boyunca gürledi; Zırh’lı Varoluş’tan kendisine meydan okumaya gelen şeyi görmenin verdiği gerçek bir eğlence ortaya çıkmıştı. BU Gözlemci, onun doğasındaki Varoluşlar gerçekten iç çekmese de, bu gösteriye içinden iç çekti.
Bu Kâdim Mimar neden gülmesindi ki? Durum onun bakış açısından eğlenceliydi. BU Birinci Ölçek’teki bir Varoluş’un, idrak edemeyecekleri Seviyeler’de faaliyet gösteren bir şeyle yüzleşmek üzere Daha Düşük Varoluşlar’dan oluşan bir orduyla birlikte gelmesi idi.
Fakat BU Gözlemci o kahkahadaki tehlikeyi de fark etti.
Eğer BU Kâdim Zırh yeterince makul ise, o hayal kırıklığı yaratan Norm’u Aşan bir anlayışa sahipse, BU En Genc’in Sonsuzluğ’unu gerçekten de Kavrayabilir’di.
Sadece bir eğlenceden ziyade bir fırsat görebilirdi.
Eğer yeterince makul ise.
Çünkü bu Karmaşık Yaşam Formlar’ının birçoğu da Sonsuzluğ’u anlamıyordu.
BU Gözlemci’nin bildiği kadarıyla, Sayısız Çağlar’ı kapsayan gözlemlerinden anladığı kadarıyla, bu Gözlemlenebilir Varoluş’taki hiç kimse Sonsuzluğ’un gerçekte ne olduğunu tam olarak anlamıyordu. Parçaları Kavrıyor, kısımları kullanıyor ve yönlerden Faydalanıyorlardı; Ancak o Gerçek Son’u gelmeyen Potansiyel’in temel doğası onların İdrak’inin Ötesi’nde kalıyordu.
Sonsuzluk ile çoğundan daha fazlasını başarmış olan BU En Genç bile, gerçek bir anlayıştan ziyade Sınırlamalar dahilinde faaliyet gösteriyordu.
Şimdilik, BU Gözlemci izleyecekti.
Sonsuzluğ’u kavramış bir Varoluş ile BU İkinci Ölçeğ’e ulaşmış bir Varoluş arasında gözler önüne serilen şeyi gözlemleyecekti. Karmaşık Yaşam Formlar’ının yaptıklarını neden yaptıklarını, neden onları imkansız ihtimallerle yüzleşmeye yönelten bağlar kurduklarını, geri çekilmek Varoluşlar’ını koruyacakken, neden yüzleşmeyi seçtiklerini görecekti.
Otoriteler’in asla birbirine yaklaştırılmaması gereken bu çarpışmada ortaya çıkan felaket her neyse ona tanık olacaktı.
Ve belki, beklenmedik bir şey olursa, nihayet Sonsuzluğ’un Mevcudiyet’inin Kâdim farkındalığında uyandırdığı ilgiyi haklı çıkaran şekillerde ifade edildiğini görecekti.
BU En Genç, BU Kâdim Zırh’ın önünde durdu.
İşkence gören o Zayıf Yaşam Formu, o Zırh’lı Titan’ın önünde bir yerlerde yatıyor; Kader’i bundan sonra ne olacağına bağlı olarak kurtarma ile infaz arasında asılı kalmıştı.
Ve BU Gözlemci, Çağlar’ca yaptığı pratikle geliştirilmiş bir sabırla izledi.
Bu bölümde emeği geçen; çevirmen ve düzenleyici arkadaşların
emeklerinin karşılığı olarak basit bir minnet ifadesi yani teşekkür etmeyi ihmal etmeyelim.