Yukarı Çık




4989   Önceki Bölüm  Sonraki Bölüm   4991 

           
Bölüm 4990: Boşluk! 


Noah, aralarındaki o Yozlaşmış Varoluş’ta asılı duran Yemin’iyle BU Kâdim Zırh’ın önünde duruyordu.


İki Bin Dört Yüz Mutlak arkasında bekliyordu. Temeller’inde Sayılabilir Sonsuzluk alev alev yanıyordu. Tetras Apeiron Primus, Secundus, Tertius ve diğerleri, karşı karşıya oldukları o imkansız ihtimallere meydan okuyan bir hazırbulunuşlukla dizilişlerini koruyorlardı. Skoll onun yanındaydı. Protos Kızıl Mavi-Altın bir ışıkla alev alev yanıyordu.


Ve Beowulf tüm bunlara, o birikmiş Güc’ü önemsiz gösteren bir eğlenceyle bakıyordu.


“Bu gerçekten de gülünç.“


Kelimeler, Zırh’lı Titan’dan zaten çok fazla şey taşıyan omuzlara çöken bir ağırlık gibi Noah’ın bilincine baskı yapan rahat bir umursamazlıkla ortaya çıktı. Platin plakalar, aşağılama ile gerçek bir eğlenme arasında bir şey ileten desenler hâlinde yer değiştirdi.


“Biliyor musun? Şimdilik aslında hiçbir şey yapmayacağım.“


Devasa form geriye doğru çekildi; Zırh, rahatlamayı akla getiren şekillerde yeniden yapılandı.


“Sadece aradaki o Uçurum’u görmeni ve idrak etmeni istiyorum.“


Zırh’lı ellerin kavradığı çekiç kendi kendine yükseldi ve yerçekimine o rahat meydan okumasıyla Beowulf’un miğferinin üzerinde süzülmeye başladı. Yoğunlaşmış metalik Proto-Madde, hemen elde edemeyeceği hedefler için duyduğu hevesle başının içinde çalkalanıyordu.


“Hadi bakalım, Sonsuzluğ’a sahip olan o koca adam.“


BU Kâdim Zırh devasa eldivenlerinden biriyle arkasına uzandı ve asılı duran Alexander Asmodeus’u sıkıştırdı; Parçalanmış BU Barışçı’yı tıpkı sergilenen bir ganimet gibi Formu’nun arkasında süzülecek şekilde yeniden konumlandırdı. Alexander’ın parçalara ayrılmış gözleri neler olup, bittiğinin farkındalığıyla titreşti, ancak paramparça olmuş Varoluş’u bu rahat Manipülasyon’a direnmek için hiçbir şey yapamazdı.


Beowulf, Platin Plakalar’ın dizilişi aracılığıyla davetkar bir ifade ileten Vizör’üyle Noah’a doğru baktı.


“Bana saldır. Elinden gelen her şeyi yap.“


Zırhlı titan gerçekten de arkasına yaslandı.


Ve sonra oturdu.


BU İkinci Varoluş Ölçeği’ndeki bir Varoluş olan BU Kâdim Zırh, üstün bir özgüvenden bahseden bir duruşla BU Çorak Topraklar’ın o Yozlaşmış zeminine yerleşti. Orada, eğlenceli bir gösteri izlemeye hazırlanan biri gibi, üstünlüğünden o kadar emin bir Varoluş gibi oturuyordu ki, düşmanına bedava saldırı hakkı sunmak makul bir misafirperverlik gibi görünüyordu.


“Hadi bakalım.“


...!


Noah, Sonsuz ışıkla yanan gözleriyle çalkalanan düşüncelerle oturan Kâdim Mimar’a baktı.


Aradaki Uçurum’un büyük olacağını biliyordu. BU İkinci Ölçeğ’in, BU Birinci Ölçeğ’in anlamlı bir şekilde rekabet edemeyeceği Seviyeler’de faaliyet gösterdiğini Entelektüel olarak anlamıştı. Neye doğru yürüdüğünün Matematiğ’ini görmüş ve yine de yürümeyi seçmişti.


Ancak bir şeyi bilmek ile ona tanık olmak tamamen farklı deneyimlerdi.


Ama bu onun burada olmasını engellemedi.


Güvendiği şey kendisiydi. Güvendiği şey, o imkansızlık akıntılarını potansiyel olarak değiştirebilecek, Son’lu Ânaliz’in ulaşılamaz ilan ettiği sonuçları üretebilecek olan Sonsuzluk’tu. Sonsuzluk, Normal Hesaplamalar’ı Aşan özelliklere sahipti. Sonsuzluk, Sınırlandırılmış Otoriteler’in başaramayacağı şeylere izin veriyordu.


Bu özelliklerin BU İkinci Ölçeğ’e karşı yeterli olup, olmayacağı ise henüz meçhuldü.


Burada yapılacak en kolay şey BU Barışçı’yı terk etmek olurdu. Alexander kesinlikle bir müttefik olarak görülebilirdi ama tamamen yakın değillerdi. Aynı Varoluş Çarkı’ndan gelen bir geçmişleri, onları birbirine bağlayan ortak kökenleri vardı. Fakat Alexander, Noah’ın korumasından çekip, gitmişti. Alexander kendi yolunu seçmişti. Alexander’ın şu anki acısı, Noah’ın onun yerine vermediği o seçimlerin sonucuydu.


En kolay şey ihtimalleri hesaplamak, imkansızlığı fark etmek ve gerçekten kazanılabilecek savaşlar vermek için geri çekilmek olurdu.


Ama kolay olan, doğru olanla aynı şey değildi.


Noah’ın doğasında, onu ele vermek yerine Milyarlar’ca Yıllık işkenceye katlanan birini terk etmek yoktu. Onun doğasında sadakati hesaplayan eylemler yoktu. 


İşte bu yüzden şimdi buradaydı.


Ve bununla başa çıkmak zorundaydı.


Madem düşman ona bir şans vermek istiyordu, madem Beowulf Ân’ında bir Yıkım’dan ziyade bir gösteriyle ilgileniyor gibi görünüyordu; Noah da o Uçurum’un gerçekten ne kadar Engin olduğunu görecekti. Sonsuzluğ’unu BU İkinci Ölçeğ’e karşı test edecek ve o Niteliksel Ayrım’ın Ötesi’ne hangi özelliklerin geçip, geçemeyeceğini keşfedecekti.


Elini kaldırdı.


Mavi-Altın ışık, oturan Kâdim Mimar’a doğru ardışık olarak uzanan Sonsuz bir ilerlemeyle parmaklarının etrafında toplandı. Işık, Varoluş’un doğal Geometrisi’ni bulan Jeodezik Yollar boyunca kıvrıldı; O, rahat davetle bekleyen hedefe doğru minimum mesafe rotalarını izledi.


Noah, bizzat Varoluş’un kendisine baskı yapan sözler söyledi.


“Koruduğum şeye zarar verme kapasiteni Geçersiz Kılıyorum. Sen’in Dokumalar’ın Sonsuzluk karşısında sağlam kalamayacak.“


Jeodezik Geçersiz Kılma, Yapısı’nda yanan Sonsuzluk ile ileri fırladı.


Noah ve Beowulf arasındaki en kısa yol boyunca, Sayılabilir İfadeler birbiri ardına asla Son’a Ermeyecek Sekanslar hâlinde vararak, Sonsuz’ca uzandı. Geçersiz Kılma, yeniden oluşumu engelleyecek, hedefin Noah’ın korumalı olarak belirlediği hiçbir şeye zarar verme Yeteneğ’ini Reddedecek Farklılaşamama taşıyordu.


Geçersiz Kılma Beowulf’a ulaştı.


Plat’in Zırh’a dokundu.


Ve...


Oturan Formun içinden geçip, gitti.


Ve hiçbir şey.


Hiçbir şey!


Ve BU Kâdim Zırh, sanki hiçbir şey olmamış gibi sakince Noah’a baktı.


Beowulf Savunma yapmadı. Beowulf Jeodezik Geçersiz Kılma’yı Saptırmadı, Emmedi veya ona karşı koymadı. Beowulf, Yozlaşmış zeminde oturarak ve Plat’in Plakalar’ın dizilişi aracılığıyla sabırlı bir eğlenceyle Noah’ı izleyerek, basitçe olduğu yerde kaldı.


Geçersiz Kılma onu etkilememişti.


Geçersiz Kılma, yanıt gerektiren bir şey olarak bile kaydedilmemişti.


Noah’ın ifadesi titreşti. Bu ânda konuşmaya başladı. 


“Bu, nasıl olabilir?“


Hemen ardından hiç durmadan Ağızlar’ına saldırmalarını emretti.


Ân’ında, yüzlerce yırtıcı Mutlak, Yozlaşmış Proto-Madde’ye dağılmış o Sonsuz Mutlak Mühür noktalarından çiçek açtı. Geleneksel bir yanıt için hiç zaman bırakmayan bir Hız’la devasa Formlar’ı cisimlenerek, oturan Kâdim Mimar’ı çevreleyen pozisyonlardan ortaya çıktılar. Dokunaçlar’ı zar zor zapt edilen bir Açlık’la kıvranıyordu. Tırtıklı Ağızlar’ı, Sonsuzluk Tanımlar’ıyla dolu Tezahürler salmak üzere açıldı.


Saldırdılar.


Yüzler’ce Mutlak Primus Kaçınılmazlığ’ı aynı Ân’da Beowulf’a doğru vurdu; Devasa uzuvları Sınırlandırılmış Sayılabilir Sonsuzluk’tan dövülmüş Çekiçler gibi iniyordu. Her bir Vuruş, dokundukları her şeye bir Yapı dayatması gereken Tanımlar taşıyordu. Her bir Tezahür, birkaç Ân önce Bölünmemiş Olan’ı ve Şekilsiz Dehşetler’i yerle bir eden bir Otorite’yle alev alev yanıyordu.


Uzuvları Platin Zırh’a ulaştı.


Tezahürler’i oturan Forma temas etti!


Ve bir sonraki Ân, sanki BU Kâdim Zırh Sis’ten veya hiç Kavrayamayacaklar’ı bir şeyden yapılmış gibi, Mutlak Primus Kaçınılmazlıklar’ının bedenleri sanki orada hiçbir şey yokmuş gibi basitçe düşmanın yüzeylerinden geçip, gitti.


Ağızlar Beowulf’un içinden geçti.


Vuruşlar’ı Boş Varoluş’la buluştu.


Tezahürler’i, aynı alanı işgal ediyor gibi görünen ancak Dokunamayacaklar’ı Seviyeler’de var olan Varoluş’ta hiçbir tutunacak yer bulamadı.


Noah, Saldırı Güc’ünün tamamen etkisiz kaldığını izlerken, ifadesi daha da ağırlaştı.


Aradaki Uçurum, sadece Beowulf’un onun Güçler’inden Daha Güç’lü olması meselesi değildi.


Bu Uçurum, Çatışma’yı Anlamsız kılacak şekilde Niteliksel’di. BU İkinci Ölçek, kendisi bizzat istemediği sürece BU Birinci Ölçek onlarla etkileşime giremezdi. Saldırılar’ı Engellemiyor veya saptırmıyordu. Basitçe, Otoritesi’nin Erişemeyeceğ’i Seviyeler’de var olan bir şeyle bağlantı kurmakta başarısız oluyordu. 


BU Kâdim Zırh hareket etti.


Noah’ın Mutlak Algısı’nın zar zor takip edebileceği bir hızla devasa bir eldiven uzandı ve Zırh’lı parmaklar, Formu’nun içinden geçen yüzlercesinin arasından tek bir Ağız’ı sıkıştırdı. Birkaç Ân önce faydasızca saldıran yırtıcı Mutlak, kendini kurgulara hafifçe ilginç bulan bir şey tarafından incelenen bir kurgu gibi başparmak ile işaret parmağı arasında tutulurken, buldu.


Ağız o tutuşun içinde kıvrandı.


Dokunaçlar’ı Zırh’lı parmaklara çarptı. Tırtıklı ağızları Platin Plakalar’ı ısırdı. Tezahür’ü, Tanım’ı kabul etmeye zorlanması gereken yüzeylere karşı alev alev yandı.


Hiçbir şey onu tutan o Kavrama’yı etkilemedi.


Beowulf’un Vizör’ü yakalanan Ağız’a, ardından Noah’a, sonra tekrar Ağız’a doğru eğildi.


“Bu, benim durduğum yer ile senin durduğun yerin en basit Temsilidir, Ey Sonsuzluk-Taşıyıcı’sı.“


Kelimeler, Yozlaşmış Çorak Topraklar’ın içe doğru baskı yapıyormuş gibi görünmesine neden olan bir Ağırlık’la ortaya çıktı.


“Sen ve Sen’in şu eşyaların bana Dokunamayacaksınız bile. Yaptığın her Vuruş, saldığın her Tezahür, konuştuğun her Apophasis; Hepsi rüzgarın açık alanlardan geçtiği gibi benim Varoluşum’un içinden geçip, gidecek.“


Yakalanan Ağız faydasızca çırpınmaya devam etti.


“Hah. Bir de şu da var. Eğer istemezsem, beni algılayamayacaksın bile.“


BOOM!


BU Kâdim Zırh ortadan kayboldu.


Bir an orada, Zırh’lı parmakları arasında yakalanmış Ağız’ı tutan, Devasa oturan Form vardı.


Bir sonraki Ân, hiçbir şey.


Beowulf basitçe Noah’ın algısından tamamen Silinmiş’ti. Otoriteler’ini Gözlemlenebilir Varoluş boyunca takip edebilen, Sonsuz’ca uzanan Sayılabilir ilerlemeler aracılığıyla bağlantıları, tehditleri ve fırsatları algılayabilen Sonsuz Farkındalığ’ı, Kadim Mimar’ın hiçbir izini bulamadı.


Sanki Beowulf hiç var olmamış gibiydi.


Yakalanan Ağız bir Ân boş Varoluş’ta asılı kaldı, ardından şaşkın bir kıvranışla Yozlaşmış zemine düştü.


Noah’ın gözleri, algısı maksimum yoğunlukta yanarken, BU Çorak Topraklar’ı taradı.


Hiçbir şey.


BU İkinci Ölçeğ’e ait hiçbir imza. Platin Zırh’a dair hiçbir Mevcudiyet. Kendi güçlerinin Ötesi’nde herhangi bir şeyin bu bölgeyi işgal ettiğine dair hiçbir belirti.


Hiçbir şey yoktu. 


Beowulf’un sesi aynı anda her yerden yankılandı.


“Şimdi görüyor musun?“


Kelimeler yukarıdan, aşağıdan ve aynı anda her yönden geliyordu.


“Neyle karşı karşıya olduğunu anlıyor musun?“


Noah döndü, Kaynağ’ı aradı ama algısının kilitlenebileceği hiçbir şey bulamadı.


“Ve tüm bunlar sâdece Asgari Düzey’de yaptıklarım.“


BOOMM!!! 


Ve ardından Varoluş, bulunduğu konumdan metrelerce ötede titreşti.


BU Kâdim Zırh rahat bir kolaylıkla yeniden Algılanabilir bir şekilde Varoluş’a doğru çiçek açtı. Devasa Zırhlı Form oturduğu konumdan doğrudan Noah’ın yanındaki bir konuma taşınmıştı; Muazzam Miğfer’i, sanki onu çevreleyen ordu önemsizmiş gibi, Mutlaklar’ının arasından ona doğru bakıyordu.


Beowulf, Şu Ân’da onun üzerinde yükseliyordu.


Vizör aşağıya doğru yöneldi; Platin Plakalar Noah’ın kendi yansımasını yüzeylerinde görebileceği kadar yakındı.


“Görüyor musun?“


Kelimeler çok yakın mesafeden onun Varoluş’una baskı yaptı.


“Anlıyor musun?“


BU Kâdim Zırh’ın miğferi hafifçe eğildi.


“Bunu da belirlediğimize göre, artık tüm o tatsız şeyleri atlayabilir ve işleri kolaylaştırabiliriz.“


...!


Noah, yüzlerce Mutlak tarafından çevrelenmiş bir hâlde duruyordu ve Kâdim Mimar yeniden Algılanmayı seçene kadar hiçbirisi Beowulf’un hareket ettiğini algılamamıştı.


Bu Uçurum... Birikmiş bir Güç’le Aşabileceğ’i bir şey değildi.


Bu Uçurum tamamen başka bir şeydi!




Not: Hahahah çok ama çok Çılgın’ca. Unutmayın Bu 2.Ölçeğ’in daha en başında. Ve BU Yaratığ’ın dediğini unutmayın. 2.Ölçeğ’in başlarında olan birisi kendisi ile aynı Ölçek’te olan Rakib’ini Üfleme ile yok edebilir. Bu ne demek? Şu Ân’da Temel’de Bu Niteliksel Sayılabilir Sonsuzluğ’un Ötesinde. Sayılamaz Sonsuzluğ’a ihtiyacımız var. Belki Sayılamaz Sonsuzluk ile bu Rakib’i yenebiliriz. Peki ya Ölçek 2’nin başlarında duran ama onu Üfleme İle yok eden birisini yenebilir miyiz? Sonsuzluklar artık önemsiz hâle gelmeye başladı. Ben bir ara Vakochev eğer o isterse Noah O’nu ancak aşabilir demiştim. Ama çok Alçakgönüllü davranıyorum. Buna bile gerek yok. Adui, Dün Mutlak Sonsuzluğ’un bir hiç olduğunu söyledi. Çok fazla Sonsuzluk Türler’ine hazır olun dedi. Bu ne ki? Bu ne? Daha Novel’in Yarısında bile değiliz. 5006. Bölüm de Adui tam teşekküllü Novel’in Yarısında olduğumuzu söyledi. O Sonsuzluk Türler’i gelince var yaa... Geçen yazdığım şeyi unutun. Teolojiler bile gelse ne gelmese ne... Ama gelirse Çok daha Yönlü oluruz. Oldukça Çılgın şeyler olacak. İkinci Yarı’da hareketli geçecek demiştim bir ara ama ben bile Alçakgönüllü davranıyormuşum meğerse. 

Bu bölümde emeği geçen; çevirmen ve düzenleyici arkadaşların
emeklerinin karşılığı olarak basit bir minnet ifadesi yani teşekkür etmeyi ihmal etmeyelim.

4989   Önceki Bölüm  Sonraki Bölüm   4991