Yukarı Çık




4994   Önceki Bölüm 

           
Bölüm 4995: Heyecan! II


Tarif edilemez bir ışıltıyla, önünde Sonsuz bir Mavi açılmıştı.


Renk o kadar göz kamaştırıcıydı ki, pek çok Varoluş içgüdüsel olarak bakışlarını başka yöne çevirmek zorunda kaldı. BU Infiniverse, Mücevher gibi gözlerini korudu. RUINATION’ın hayali bedeni, kontrol edemediği parazitlerle titriyordu. Noah’a en yakın olan Primus Kaçınılmazlıklar’ın Görsel Reseptörler’i, İşleme Kapasiteler’ini Aşan bilgi akışı karşısında aşırı yüklenmişti.


Kırılmış ve zar zor Bilinc’i yerinde olan Alexander bile, fiziksel algıyı tamamen atlayıp, doğrudan Bilinc’in kendisine çarpan ışıktan kaçınarak, geri çekilmişti. 


Her yönden, Sonsuz Navi Nehirler birleşmeye başladı.


Nehirler, Noah’ın Mühürler’inden geliyordu. Nehirler, Varoluş’u onun Sonsuz Doğası’nın bir ifadesi olan BU Infiniverse’nin kendisinden geliyordu. Nehirler, Sınırlı Sayılabilir Sonsuzluk’ta olan, kendi kontrolleri olmaksızın efendilerinin emrine yanıt veren Primus Kaçınılmazlıklar’dan geliyordu.


Nehirler, bu bölgenin tamamen Ötesi’nden geliyordu.


Bu yere ulaşamaması gereken, Beowulf’un kurduğu Kıpkırmızı Ateş Hâlka’sı tarafından Sınırlandırılma’sı gereken Mavi Nehirler, fiziksel Bariyer’le hiçbir ilgisi olmayan yönlerden akıyordu. Normal Geometri’yi Aşan Jeodezik Yollar boyunca akıyorlardı; Sonsuzluğ’un kendisi Gözlemlenebilir Varoluş’un tamamında birbirine bağlı olduğu için var olan bağlantıları takip ediyorlardı.


Noah’ın yerleştirdiği her Mühür bir Kaynak hâline gelmişti. 


Sonsuzluğ’u Taşıyan, onunla çevrili ya da onun etkisinde olan her Varoluş bir kol hâline gelmişti. İlkel Paradoks’un Dokumalar’ını taşıyan eşsiz Sonsuzluk dalgaları akıp, gelmişti. Yaşayan Paradoks’un Dokumalar’ını taşıyan eşsiz Sonsuzluk dalgaları akıp, gelmişti. Noah’ın Algılayamadığ’ı şeylerden gelen Dokumalar... Herhangi bir Bölünmemiş Varoluş, herhangi bir Formsuz Dehşet, şu anda herhangi bir şekilde Sonsuzluğ’un etkisi altında olan herhangi bir İlk Mimar. BU Yaratığ’ı, Horus’u çevreleyen her Örgü... Sonsuzluğ’un parladığı her yer!


Varoluş’un Ötesinde’ki, onun İddia’sı ile bağlantılı her bir Sonsuzluk noktası, bu tek ana, bu tek emre, nihayetinde içerilemeyeni içermeye çalışmaktan vazgeçmiş olan Son’lu bir Varoluş’un bu tek irade ifadesine doğru akmaya başlamıştı. 


Sonsuz bir Hız’la, Nehirler birleşti.


Noah’ın içine akmadılar.


Onun Varoluş’undan geçmediler.


Sadece onun önünde toplandılar, İradesi’yle yönlendirildiler, niyetiyle şekillendirildiler, onlara emir verme Otorite’sine sahip olduğu ve nihayet bu Otorite’yi doğru kullanmayı öğrendiği basit gerçeğiyle birleştiler.


Mavi bir dalga hâline geldi.


Dalga bir darbeye dönüştü.


BOOM!


Varoluş’un İlk Ölçeği’nde olan ve hiçbir şeyden gelmesi mümkün olmayan bir Güç’le, İlkel Zırh’ın avucuna çarptı.


Ve İlkel Mimar’ın devasa eli aslında geriye doğru savruldu.


Noah’a ve onun değer verdiği herkese uzanmakta olan parmaklar, yörüngelerinden aniden saptı. Dokunduğu her şeyi ezmesi gereken avuç içi, beklemediği bir şeye çarpmış gibi geri çekildi. O ele bağlı kol, hissetmeyi beklemediği bir kuvvete karşı gerçek bir fiziksel tepki verdiğini gösteren açılarda büküldü.


Beowulf’un Vizör’ü kendi eline doğru yöneldi.


Platin plakalar, düzenleriyle bir karışıklık hissi veren bir hareketle kaydı. İlkel Zırh, az önce vurulmuş uzvuna baktı, sanki hasar olup, olmadığını kontrol eder gibi, az önce olanların gerçekten olup, olmadığını doğrular gibi inceledi.


Sonra vizör Noah’a yöneldi.


“...“


Sonra tekrar ele.


Hiçbir şey ona Dokunamaz’dı. Bunu son derece net bir şekilde göstermişti!


Yine de bir şey O’na Dokunmuş’tu.


Yine de bir şey onu etkilemişti.


Noah da benzer bir şaşkınlıkla kendi eline baktı.


O imkânsız dalgayı yönlendiren El’i hafifçe titriyordu. Parmaklarında, adını koyamadığı bir hisle karıncalanma hissediyordu; Bu, Varoluş’undan geçmeden emrini yerine getiren Sonsuz Güc’ün bir kalıntısıydı.


O, İlkel Zırh’a baktı.


Yarattığ’ı Sonsuzluğ’un kör edici parlaklığı çoktan solmuştu; Geriye sadece bozulmuş Çoraklıklar, Kıpkırmızı Ateş Hâlka’sı ve ikisinin, ikisinin de tahmin ettiğinden daha karmaşık hâle gelen bir boşluktan birbirlerine bakmaları kalmıştı.


Etrafta ağır bir sessizlik yayıldı.


Orada bulunan hiç kimsenin tam olarak anlamadığı olayların ardından gelen türden bir sessizlik. Varsayılan her şeyin temelden yeniden değerlendirilmesinden önce gelen türden bir sessizlik. Varoluş’un, az önce olanları kavrayabildiği Ânlar arasında var olan türden bir sessizlik!


Noah Osmont, az önce Varoluş’un İkinci Ölçeğ’inde olan bir İlkel Mimar’a saldırmıştı!


Hemen anlamak istediği o kadar çok şey vardı ki.


Hissetmek, incelemek, Ânaliz Edip, Kopyalayabileceğ’i bileşenlere ayırmak istediği o kadar çok şey vardı ki! Sonsuzluğ’u Sınırlama’dan kanalize etme hissi, Sonsuz bir Okyanus’u Son’lu İrade’yle yönlendirme deneyimi, dokunulmaz olması gereken bir şeye karşı az önce başardığı şeyin sonuçları.


Ama acele etmeliydi!


Bu yüzden o anda içgüdüleriyle hareket etti, artık geçerli olmayabilecek çerçevelere zorla sığdırmaya çalışmak yerine, içinde filizlenen yeni anlayışa güvendi. Hâlâ Medeniyet İçgüdüsü’ne sahip miydi? Sonsuzluk ile ilişkisi temelden değişmişken, o eski Otoriteler hâlâ işlev görüyor muydu?


Buna başını salladı ve Sonsuzluğ’u kanalize etmenin o muhteşem hissine odaklandı.


Elinin avucunu arkasına doğru uzattı.


HUUUUM!


Bunu yaptığı Ân’da, Sınırsız Mavi ışık dalgalarının Sonsuz ve Ânlık ortaya çıkışı, Geleneksel Algı’yı Aşan konik bir şekil oluşturdu. Kaynaklar’ını tam olarak göremezdi, çünkü sanki her yönden aynı anda gelip, birleşiyorlardı. Ancak dalgalar, Noah’ın avucundan birkaç santim uzakta başlayıp, İradesi’nin yön verdiği noktada tutarlı bir Forma kristalleşti.


Bu Sonsuz konik Mavi Işık, İlkel Mimar’ın etraflarına kurduğu halkaya doğru korkunç bir güçle fırladı.


Bu güç, belirli bir Derinlik’te tam olarak konumlandırılamazdı!


Bunun Yüzey Derinliğ’inde olduğunu söyleyebilirdiniz ve haklı olurdunuz.


Bunun Mutlak Derinlik’te olduğunu söyleyebilirdiniz ve yine haklı olurdunuz.


Bunun Derinliğ’i tamamen Aştığ’ını, Sınıflandırma Sistem’inin Ölçmek için tasarlanmadığı Ölçekler’de var olduğunu söyleyebilirdiniz ve en haklı olan siz olurdunuz.


BOOM!


Bu Güç o kadar Sınırsız Derece’de ağırdı ki, Beowulf’un yaptığı Hâlka’yı bir Ânlık sürede Sonsuz Kez Vurdu. Bir kez değil. Bin kez değil. Sonsuz Kez. Her darbe diğer tüm darbelerle eşzamanlı olarak geliyordu; Sıralı, Sayılabilir İlerleme, hiç zaman geçmeden yapılan Sonsuz Vuruşlar’ın Birikmiş Ağırlığ’ıyla kıpkırmızı bariyere çarpan Tekil bir İfade’ye Sıkıştırılmış’tı.


BOOM!


Halkası görkemli bir şekilde paramparça olmuştu!


Mavi Işık demeti dışa doğru yayılmaya devam ederken, kırmızı Renk’li Farklılaşmamış parçalar Çorak Topraklar’a dağıldı ve Beowulf’un hapishanesi olarak hizmet eden Yozlaşma’nın içinden bir yol açtı. İlk Ölçek’te hiçbir şeyin Aşamayacağ’ı bariyer, Noah’ın ona yönelttiği Güc’ün ağırlığı altında Varoluş’unu yitirdi.


O, yaptığını nasıl yaptığını anlamak ya da doğrulamak için durmadı.


Onun Sınırlı Düşünceler’i eskisinden bile daha Hız’lı hareket ediyordu; Seçenekler’i değerlendiriyor ve daha önce hiç görülmemiş olmasına rağmen doğal gelen bir Hız’la kararları uyguluyordu. Parmaklarını, hiçbir anlamı olmaması gereken ama bir şekilde Her Şey’i İfade Eden bir hareketle hafifçe vurdu; Mavi İplikler Skoll’un, Alexander’ın, Infınıverse’nin, Ruination’un ve ona buraya kadar eşlik eden her bir Primus Kaçınılmazlığı’nın etrafını sardı.


Vücutları Ân’ında Sonsuz Sonsuzluk tarafından çekildi.


Uzaklara uzanan muhteşem Mavi ışını takip ederek, ufukta kayboldular; Geleneksel Seyahatler’in ulaşabileceğinden Daha Hız’lı hareket ettiren bir Güç tarafından yörüngesinde sürüklendiler. Bir Ân önce Noah’ın yanındaydılar. Bir sonraki Ân’da ise ortadan kaybolmuşlardı; eski anlayışının üretemeyeceği yöntemlerle tehlikeden uzaklaştırılmışlardı.


...!


Bir Ânlık bir süre gibi görünen bir Ân’da, sadece Noah ve BU İlkel Mimar birbirlerine bakıyorlardı!


Noah’ın göğsü, efor ya da yorgunluktan değil, sadece tüm bu olayların gerçeküstü hissinden kaynaklanan nefes alıp, verişiyle inip, kalkıyordu. Az önce olan her şey, hâlâ olan her şey, Sonsuz Otorite’si daha fazla Tâlimat beklerken, Sınır’lı Zihni’nin işlediği her şey. Bu kombinasyon, daha önce hiç deneyimlemediği bir durum yarattı!


Ona bakan İlkel Mimar’a baktı.


Beowulf’un Vizör’ü, artık kafa karışıklığının ötesinde bir şey iletiyordu. Platin Plakalar’ın dizilişinde gerçek bir Hâyranlık vardı!


Ve sonra İlkel Zırh gülmeye başladı!




Not: Yenemez. Aradaki Niteliksel fark sandığımızdan büyük. Dünki Bölümler’de Güncel’den bahsediyorum bu daha da apaçık belli oldu. Ama Noah Şu Ân’da evet Niteliksel bir şekilde Güçlen’di. 

Bu bölümde emeği geçen; çevirmen ve düzenleyici arkadaşların
emeklerinin karşılığı olarak basit bir minnet ifadesi yani teşekkür etmeyi ihmal etmeyelim.

4994   Önceki Bölüm