Yukarı Çık




5004   Önceki Bölüm 

           
Bölüm 5005: Ölçek! I



BU İlk Kayıtsızlık’ta.



Yozlaşmış Paradoksal Proto-Madde’nin fırtınaları, Yaşayan Paradoks’un bu Kâdim Yer’e yayılmaya başladığından beri biriken şiddetle Beyaz Bariyer’in ötesinde şiddetle esiyordu.



Sonsuz Mühürler’den gelen Mavi-Altın ışık, Yozlaşma’yla karışarak, sadece yakınlıklarıyla bile Daha Düşük Varoluşlar’ın yok olmasına neden olacak Fenomenler yarattı. Bölünmemiş Varoluşlar o Kaos’un içinde ya yandılar ya da gelişip, güçlendiler; Formsuz Dehşetler ise, zaten kafa karışıklığı içindeki Varoluşlar’ına baskı uygulayan Paradoksal Doğa’nın güçlendirdiği istikrarsızlıkla çalkalandı.



Ancak Beyaz Ağaç’tan yayılan dairesel bölgede Mutlak bir sükunet Hâkim’di.


Ağaç Bekçi’si Yggvaros, kabuğu Renksiz ama aynı anda tüm Renkler’i barındıran ışıkla parıldayan o Ağac’ın yanında tek başına oturuyordu.


BU Yaratık bir süre önce ayrılmış, Gözlemlenebilir Varoluş’ta şu anda dikkatini gerektiren her ne işe ona geri dönmüştü. Paylaştıkları konuşma Yggvaros’un düşüncelerinde hâlâ tazeydi. 



Beyaz Ağaç arkasından nazikçe nabız gibi atıyordu, Boyutlar’ı her bakışta değişmeye devam ediyordu. Bir Ân bir metre boyunda görünürken, bir sonraki Ân bu yerde var olmayan Ufuklar’a doğru uzanıyordu. Dallar’ı, henüz saf Matematiksel Potansiyel’den ayırt edilemeyen Geometrik kurallara uyuyordu ve Kökler’i, Geleneksel Ânlam’da toprak olmayan Toprağ’ın içinde kayboluyordu.


Yggvaros eğildi ve altındaki Altın Reng’i Toprak’tan basit bir çubuk aldı.



Canlı Altın Reng’i Toprak, Sonsuzluğ’un Açılım’dan önce Birikmiş sıcaklığıyla dokunuşuna yanıt verdi ve o çizmeye başladı.


Hareketleri kasıtlıydı; Çubuğun her vuruşu, Eonlar’ca süren tefekkürle rafine edilmiş bir amaçla o Kâdim Toprağ’a baskı uyguluyordu. Önünde bir daire şekillendi; O’nu oluşturan kaba araca rağmen çevresi mükemmeldi.


Daire’yi, kesişen iki çizgiyle dört eşit bölüme ayırdı.


İlk bölüme tek bir Kelime Yaz’dı: Kaos.


İkincisi’ne: Paradoks.


Üçüncüsü’ne: Varoluş.


Dördüncüye: İlk Dil.


Varoluş’un En Eski Paradoks’unun Dört Yön’ü, Altın Reng’i Toprak’tan ona bakıyordu; Düzenleri, Medeniyet’in Temeller’ini incelemiş herhangi bir Varoluş için tanıdıktı. Bunlar, ilerlemeyi sağlayan Anahtarlar, diğer tüm Otoriteler’in kaynaklandığı Otoriteler, Gözlemlenebilir Varoluş’taki Sayısız Varoluş’un, zar zor kavrayabildikleri gücü elde etmek için yürüdüğü yollardı.


Yggvaros çizmeye devam etti.


Daire’nin kenarından, dallanan Çizgiler çizdi; Her biri uzaktaki tek bir noktaya uzanıyordu. Çizgiler, Dört Yön’den uzaklaşırken, birleşiyordu; Çoğu Varoluş’un anladığı Sınıflandırmalar’ın Ötesi’nde var olan bir şeye doğru daralıyordu. Tüm Yollar’ın kesiştiği, tüm ilerlemenin doruğa ulaştığı, Güc’ün gerçek doğasının onu Algılayabilenler’e kendini gösterdiği bir Tekillik.


O kesişme noktasına bir soru işareti koydu.


Uzun bir süre, çizdiği şeye sadece baktı; Farklılaşma ve Farklılaşmama kesişiminde var olan Varoluşlar için her zaman olduğu gibi, Yüz Hâtlar’ı Varolma ve Varolmama arasında gidip, geldi. Sonra kristalleşmiş eliyle bir hareketle soru işaretini sildi ve yerine başka bir şey yazdı.


Varoluş Ölçeğ’i?


Kelimeler, anlamlarına yakışır bir ağırlıkla Altın Toprağ’a kazındı.


Ve Daire’den o uzak Tekilliğ’e doğru uzanan dallanan çizgilerin üzerine etiketler eklemeye başladı. Bir çizgiye Sonsuzluk yazdı; Semboller, Kavram’ın kendisinden ödünç aldığı Otorite’yle hafifçe parlıyordu.


Paralel ama ayrı bir çizgiye ise İlkel Kaynak Yazdı; Bu Semboller, sanki bu şeye isim vermek küstahlıkmış gibi, yazılmaya direniyor gibiydi.


...!



Yggvaros çizimini bir Ân durdurdu; Çubuğu Altın rengi Toprağ’ın üzerinde asılı kalırken, çoğu Varoluş’un Kavrayamayacağ’ı kadar derin bir dalgınlık yüz Hâtlar’ına yerleşti.


“Varoluş her zamanki gibi çalkalanıyor ve gücü arayanlar, kendilerini merkeze taşıyacağına inandıkları samanlara tutunuyorlar.“


Sesi ölçülü bir şekilde çıktı; Her kelime, sayılamayacak kadar çok Döngü boyunca biriken hassasiyetle seçilmişti. Kendinden başka kimseye hitap etmiyordu, ancak sözleri etrafındaki sakin bölgeye baskı uygulayan bir ağırlık taşıyordu.


“Dört Yön, İlk Ölçeğ’e, çoğu Varoluş’un başarının Zirve’si olarak gördüğü Medeniyet’in Temeller’ine doğru yürüyenler için amacına yeterince hizmet ediyor. Kaos, Paradoks, Varoluş ve İlk Dil; Her biri Yollar, Yöntemler ve Otorite’nin İfadeler’ini sunuyor. Onlar’da ustalaşanlar yükselir. Onları Kavrayamayanlar düşer. Bu, Farklılaşma Varoluş’a Sınırlar’ın nasıl olacağını öğrettiğinden beri Tekrarlanmaktadır.“


İlk Kayıtsızlığ’ın kendisinden bile daha eski gözlerle çizdiği şemaya baktı.


“Ancak İkinci Ölçeğ’e ulaşanlar ya da sadece bu yolculuğa girişenler, kısa sürede alt Sınıflandırmalar’ın Algılayamadığ’ı bir gerçeği keşfederler. Dört Yön, Güc’ün nihai ve en büyük Kaynağ’ı değildir. Bunlar, daha derin bir şeyin İfadeler’i, daha büyük Otoriteler’in onların gözünde Ölümlüler’in Kavrayabileceğ’i Biçimler’e aktığı kanallardır.“


Asası, Altın rengi Toprağ’ın üzerindeki Sonsuzluk kelimesine dokundu.


“Bu, o daha büyük Otoriteler’den biridir. Sonsuzluk, İlk Neden Sınırlar’ın var olması gerektiğine karar vermeden önce var olan o Sonsuz Potansiyel’dir. Kavraması zordur, Çünkü Son’u Olmayan bir şeyi nasıl kavrayabiliriz? Sınırlanma’yı Reddeden bir şeyi nasıl Sınırlayabiliriz? Yine de prensipte anlaması kolaydır. Sonsuz’a dek uzanan Diziler. Ulaşılamayacak Sınırlar’a yaklaşan yoğunluk. Baktığınız Her Yön’de Son’un Yokluğ’u.“


Asası, “İlkel Kaynak“ kelimesini yazmak için hareket etti.


“Bu diğeri. Ve Sonsuzluk’tan farklı olarak, ne Kavrama’sı ne de Anlaması kolaydır. İlkel Kaynak nedir? Nereden kaynaklanır? Erişim ve Otorite Kavramlar’ından bile önce var olan bir Güc’e nasıl erişilir?“



Yggvaros asasını yere bıraktı ve önünde ellerini birleştirdi; Duruşu, çağlar boyunca Râfine olmuş bir sabrı yansıtıyordu.



“Sonsuzluğ’un Yönler’ini kullanmaya başlayanlar, bir sonraki Ölçeğ’e giden Yollar’ının, beklemedikleri şekillerde Aydınlandığ’ını görürler. O Otorite’nin Sonsuz Doğa’sı, Varoluş’un kendisindeki Temel bir şeyle rezonansa girer; Bu şey, benzer doğayı tanır ve ona göre tepki verir. Varoluş’un Temeller’inden Sonsuzluk ya da İlkel Kaynak akmıyorsa, İlk Ölçeğ’in Ötesi’ne geçmek sadece zor değil, İmkansız’dır...“


...!



Not: Ben, Siz’e daha önce demiştim. Gelecek olan Sonsuzluklar’a paralel gidecek Güçler’in olacağına. Şimdi bunu gördük. Mutlak Sonsuzluğ’a Eşdeğer bilinen İlkel Kaynak var. Ama bunu Ne Kavrama’sı Kolay ne de Anlaması. 




Not: 2.Ölçeğ’e geçmek sanılandan daha da zor. Yeni yeni Talepler gelmeye başlıyor. 

Bu bölümde emeği geçen; çevirmen ve düzenleyici arkadaşların
emeklerinin karşılığı olarak basit bir minnet ifadesi yani teşekkür etmeyi ihmal etmeyelim.

5004   Önceki Bölüm