5049   Önceki Bölüm  Sonraki Bölüm   5051 

Arka Plan
Metin
🌙 Gece (Önerilen)
📜 Sepya
🌑 Soft Dark
☀️ Beyaz
Bölüm 5050

Bölüm 5050: İntikam! I


Xenoturbella, beyni, bağırsağı ya da herhangi bir Organ’ı olmayan bir Deniz Canlısı’dır.


Tek bir Deliğ’i vardır. Besin bu Delik’ten girer. Atıklar da aynı delikten çıkar. Okyanus tabanında sürüklenerek karşılaştığı her şeyi Tüketir; Bilim insanlarının bugüne kadar tespit edebildiği hiçbir açık neden ya da amaç uğruna var olmaz. Evrim onu Yaratmış, sonra da görünüşe göre unutmuştur.


Her nasılsa, BU Yaşayan Elemental bile böyle bir Varoluş’tan daha aşağıydı.


Xenoturbella en azından sadeliğine bağlı kalmıştı. Bir sonraki Öğün’ünü düşünmekten Öte’ye gitmeyen bir Tüp’ten fazlasıymış gibi davranmamıştı. BU Yaşayan Elemental ise büyüklüğe ulaşmaya çalışmış, BU İlk Ölçek’te Mutlak Derinlikler’e ulaşmış, bir Anlam ifade etmesi gereken Otorite Biriktirmiş ama yine de tüm Biyolojik stratejisi “Delik Sahibi Olmak“ olan bir Yaratık’tan daha az katkıda bulunmayı başarmıştı Gözlemlenebilir Varoluş’a.


En azından Xenoturbella kimseyi hayal kırıklığına uğratmamıştı. 


En azından Xenoturbella, hapse girerek yukarı doğru başarısızlığa uğramamıştı. 


En azından Xenoturbella, mütevazı tavrıyla, ne olduğunu tam olarak biliyordu ve Temeller’inin destekleyemeyeceği bir şey olmayı asla arzulamamıştı. 


BU Yaşayan Elemental, böyle bir Oganizmadan çok şey öğrenebilirdi.


Ne yazık ki, öğrenmek, BU Yaşayan Elemental’in hiç göstermediği bir Büyüme Kapasite’si gerektiriyordu.


-BU Hadean Desmoterion’un idari Kayıtlar’ında bulunan Yorum; Yazar’ın, özellikle sinirli olduğu bir Ân’da Ozymandias olduğu doğrulandı.


---


Noah, bu Beden’in aktif kontrolünü ele geçirip, farkındalığını BU Hadean Desmoterion’a Genişletirken, Ozymandias’ın Anılar’ı zihninde uçuşuyordu.


Sonsuz Günler süren huzurlu bir gelişim süreci Algı’sı içinde uzanıyordu. Yüzyıllar süren sabırlı birikim’i, Temeller’in Quintessence Infiniforce ile Kâdemeli olarak doygunluğa ulaşmasını, Gözlemlenebilir ve Gözlemlenemez Dokumalar’ın dönüşüme hazırlanan bir Varoluş’a metodik bir şekilde entegre edilmesini deneyimledi. Ardından BU Medeniyet Çapa’sının kurulması geldi; O Ân, diğer benliğinin ne olduğu ve asla taviz vermeyeceği konularda mutlak bir kesinlik kazandığı Ân’dı.


Onaylamalar şimdi içinde yankılanıyordu, Ozymandias’ın sarsılmaz bir Kimlik oluştururken, Hapishane’nin boşluğuna söylediği sözleri. 


“Açlık zayıflık değildir. Açlık, Varoluş’un tek dürüst gerçeğidir.“


“Her şey Tüketir. Her şey Yutar. Her şey Beslenir. Bunu inkar edenler kendilerine yalan söylerken, Temeller’i Potansiyeller’ini Yiyip, Bitirir.“


“Ben Şekillenmiş Açlığ’ım. Ben, Varoluş’un kendisinin bir avlanma olduğu gerçeğinin Kabulü’yüm. Ne olduğum için özür dilemem. Daha nazik biri gibi davranmam. Tüketirim çünkü Tüketim, var olmanın Temel eylemidir ve ben sadece aksini iddia etmeyi bıraktım.“


“Benim Çapa’m Açlık’tır. Benim Çapa’m Gerçektir. Çapa’m yerinden kıpırdamaz çünkü Açlık, Varoluş’un kendisinden ortadan kaldırılamaz. Ve benim Açlığ’ım... Sonsuz’dur.“


Noah gözlerini açarak, önünde uzanan Hadean Desmoterion’u gözlemledi.


Ozymandias’ın bedeni, ana formundan farklı özelliklere sahipti. Devasa ve kaslı olan yüzeyi, herhangi bir Ölümlü’nün üretebileceğinden çok daha yavaş bir kalp atışı ritmiyle nabız atan, Kızıl bir parlaklıkla karışık Yıldız Obsidiyen’i gibi parlıyordu.


Sıvı Mana’ya batmış devasa Mavi bir Dağ’ın üzerinde duruyordu; Bu Madde, sanki su Yerçekimine itaat etmeyi unutmuş gibi bacaklarının etrafında akıyordu.


Çevre, basit bir Sınıflandırma’ya meydan okuyordu.


Kara Kütleler’i, tutarlı bir yönelim barındırmayan Alanlar’da süzülüyordu; Yüzeyler’i, iç ışıkla parlayan Bitki Örtüsü’yle kaplıydı.


Varoluşsal Fenomenler bu Kara Kütleler’i arasında spiral şeklinde dönüyordu; Minyatür Galaksiler ve Yıldız Doğumhaneler’i, her yönden aynı anda yayılan bir Aydınlatma sağlıyordu. Yoğunlaşmış Otorite’nin Kıvrımlar’ı, bölgeler arasında geçitler oluşturuyordu; Bu geçitlerin girişleri, bu İç Alan’ın Dokusu’nda parıldayan çarpıklıklar olarak görünüyordu.


Varoluş’un Çarklar’ı uzakta dönüyordu; Devasa Yapılar, aksi takdirde kaosa dönüşebilecek bir Âlem’e Yapı kazandırıyordu.


Bu, Fiziksel bir Forma bürünmüş Kadim bir Çağ’dı. Coğrafya’nın Kozmoloji’yle birleştiği, Normal Varoluş’u yöneten kuralların bir arada var olmaması gereken Yapılar’ı barındırmak için esnediği İlkel bir manzara idi. 


Noah, Hadean Desmoterion’daki her şeyi hissediyordu.


Ginnungagap’tan buraya yerleştirdiği tutsakların hepsi, Medeniyet Gelişim Çağlar’ı boyunca dönüşmüştü. Her biri, İlk Ölçek’te Mutlak Derinlikler’e ulaşmıştı; Temeller’i, Zaman Genişleme’si ve bu dönüşmüş Hapishaneyi kaplayan ortam Otorite’si tarafından Yükseltilmişti. 



Hatta Yaşayan Elemental bile sıradan bir Mutlağ’ın Ötesi’ne geçen bir şeye dönüşmüştü.


Sadece o Varoluş’u düşünmek bile Ozymandias’ın devasa bedeninde bir öfke dalgasının yükselmesine neden oldu. Noah, bu özel mahkumun tutulduğu Hapishane’yi taradı ve onu Gigapersekler uzaklıkta, Ateş, Toprak, Su ve Hava’dan oluşan dönen Meteorlar’la dolu bir bölgenin üzerinde dururken buldu. O ahmak, tüm Medeniyet’ini etrafında inşa ettiği dört Element, derin bir meditasyonu andıran düzenlerde onun etrafında dönüyordu.


Bu aşağılık Varoluşs, aslında Medeniyet Çapası’nı oluşturmaya çalışıyordu.


Hadean Medeniyet Organ’ına o kadar çok Zaman ve Hasat akmıştı ki, BU Elemental olarak bilinen bu Değersiz Çöp bile İkinci Ölçeğ’e ulaşmaya çalışıyordu. Elemental başarılı olursa Noah’ın yararına olacaktı, çünkü Hapishane’nin Büyüme’si kendi Temeller’ine geri besleniyordu. Yetiştirilme Düzeyler’i onun ilerlemesine katkıda bulunduğu için Mahkumlar’ı tutuyordu. 


Ancak Noah, bu Varoluş yüzünden katlandığı o affedilmez günü hatırladığında...


Tek bir adım attı ve anında Gigapersekler kat etti.


Ozymandias, Yaşayan Elemental’in meditasyon yaptığı Dağ’ın üzerinde beliriverdi; Devasa Obsidyen Formu’nun gölgesi, dönen Elemental meteorların üzerine düşüyordu. Mahkumun gözleri hemen açıldı; Bu Hapishane içinde mümkün olmaması gereken bir şeyin gelişini algıladı.


BU Yaşayan Elemental, insansı bir şekle bürünmüş dört klasik Güç’ten oluşan bir Varoluş olarak ortaya çıktı. Bir kolunda Ateş alev alev yanarken, diğer kolunda Su akıyordu. Toprak, gövdesini canlı taşlardan oluşan şekillerle oluşturuyordu ve Hava, hiç durmadan esen Rüzgârlar’la başının etrafında dönüyordu. Karşısında duran Beden’i tanıyan yüzünde artık dehşet vardı.


“Bekle, ben sadece...“


Noah, sözünü bitirmesine izin vermedi.


Ozymandias’ın sağ bacağı, o kadar devasa bir Varoluş için mümkün olmaması gereken bir hızla yükseldi ve ayağının tabanı, BU Yaşayan Elemental’in göğsüne çarptı.


BOOM!


Çarpmanın etkisiyle mahkum, altındaki Dağ’a gömüldü; Taş ve Kristaller, Yıkım’ın halkaları hâlinde etrafa saçıldı. BU Elemental toparlanamadan, Noah’ın sol bacağı bir tekmeyle indi ve o aptalı yıkık araziye daha da derine itti. BU Elemental saldırı altında bütünlüğünü korumaya çalışırken, tutsağın vücudundan Ateş ve Su saçıldı.


Noah ona tekrar tekme attı.


Ve tekrar.


Her darbe, BU Yaşaya Elemental’i parçalanmış zemine daha da gömdü; Kendi Elementler’inden oluşan Meteorlar başının üzerinde kaotik bir şekilde dönerken, çığlıkları bölgede yankılandı. Noah bu eylemden özel bir tatmin duymadı. Mesele tatmin değildi. Mesele, asla unutmayacağı bir gün için adalet sağlamaktı!


Son tekmesi BU Elemental’in göbeğine isabet etti ve tutsağı Hadean Desmoterion’un Ötesi’ne Gigapersek uzağa fırlattı.


Yörünge, BU Elemental’in uzak bir Dağ’a çarpmasıyla sona erdi; Darbe, hapishanenin imkansız coğrafyasının Varoluşsal Arka Plan’ında bir ışık parlaması olarak görüldü.


Noah yavaşça nefes verdi.


Kendini biraz daha iyi hissediyordu.


Kabul etmek gerekirse, bu utanç verici bir Ân’dı. Gözlemlenebilir Varoluş boyunca Sonsuzluğ’u yöneten BU Genesis Hükümdar’ın imajına yakışmayacak kadar önemsiz bir şeydi.


Ancak bu, kimse gözlemlemeden kendi Varoluş’u içinde gerçekleşmişti ve BU Yaşayan Elemental’in yaptığı şey, ne kadar zaman geçerse geçsin affedilemezdi.


Bazı kinler, sürdürülmeyi hak ediyordu!





Not: Şunu diyeceğim. Teşekkürler Bilgi İçin Adui. İnfinite Mana’nın Ansiklopedi’sine bir başka daha şey ekleyin. Şahsen böyle bir Seriyi istesiniz de bulamazsınız. Bilgi, Güç, Felsefe, Durmadan Yeni Terimler... Var anam var. Şu Novel’i bırakanlar bile dedikleri tek şey bu Novel’i bırakalı çok oldu ama Şimdi O Hangi Düzey’e çıktı? Çok gördüm bunu. Çok. İnfinite Mana işte böyle bir Novel. Bir Okuyucu bir seriyi bırakır ise onu merak etmez ve ilişkisini keser. Ama İnfinite Mana işte böyle değil. Seriyi bırakanlar bile dönüp, dolaşıp o hangi Düzey’e ulaştı diye soruyorlar. Bu Novel’de gerçekten her şey var adamım. Daha Novel’in yeni yeni Ortalarına geldik. Adui daha fazla uzatmaz ise. İnşallah uzatır ve İnşallah 15.000-20.000 Arası Bölümleri görmüş oluruz. 


Bu bölümde emeği geçen; çevirmen ve düzenleyici arkadaşların
emeklerinin karşılığı olarak basit bir minnet ifadesi yani teşekkür etmeyi ihmal etmeyelim.

5049   Önceki Bölüm  Sonraki Bölüm   5051