Bölüm 5119
Sonsuz’a dek uzanan Sütun’a bakarken, Noah Varoluş’unun derinliklerinde köklü bir değişim hissetti.
Sanki kapalı olduğunu bilmediği bir baraj kapaklarını açmış gibiydi. Birkaç saniye önce neredeyse dolmuş gibi görünen içindeki Quintessence Infiniforce ve Gözlemlenebilir Güç yoğunluğu, artık Sayılamayan Kez daha Genişleyebilecekmiş gibi geliyordu. Kapasite’si sadece artmakla kalmamıştı. Kapasite Kavram’ının Kendi’si değişmişti; Sınır’lı bir Kaptan, Sınırsız’ca Büyüyebilen bir şeye Dönüşmüş’tü!
İşte bu, onun eksikliğini duyduğu şeydi.
İşte bu, BU İlk Sonsuz Ölçeğ’in sözde Zirvesi’nde durmasının onu mahrum bıraktığı şeydi. Algılayamadığ’ı bir Tavan, Potansiyel’ini baskı altında tutuyor, tutabileceği, kanalize edebileceği ve olabileceği şeyleri Sınırlıyor’du. Artık o Tavan yoktu; Daha önce hiç var olmamış bir şeyin İnşası’yla paramparça olmuştu.
İşte bu, İkinci Kademe olan Infinitas Architectura’ydı!
Ama aslında orada değil. Henüz orada değil!
Çünkü inşa etmeye başlamamıştı.
Hadean Sonsuzluk Sütun’u Sonsuz bir potansiyele sahipti ama şu anda içi boştu. İçeriği olmayan görkemli bir Yapı. Olan şeyden ziyade olabilecek şeyin Anıt’ı. Çok Renk’li Yüzey’i, Maddesi’nden ziyade Doğası’ndan, gerçekleşmiş hâlinden ziyade Potansiyel’inden gelen bir Otorite’yle parlıyordu.
Noah elini salladı.
Bir Ân önce Gözlemlenebilir Varoluş’un tamamına yayılmış olan Sütun’un Sonsuz Doğa’sı, solmaya başladı.
Geriye kalan, onun işgal ettiği bu Oceanus benzeri Âlem’in yüksekliğinde olan bir Sütun’du; Şekli, var olan her şeye yayılmak yerine, BU Infiniverse’nin içinde kalmıştı.
Aşağıya baktı.
Aşağı’da, Yukarı’da ve Aşağı’da uzanan İkiz Okyanuslar’ın arasındaki Ada’da, Naldine sert bir ifadeyle yukarı bakıyordu. Tekillikler’le noktalı gözleri, Ânaliz ile ihtiyat arasında bir şey barındıran bir dikkatle Sütunu inceliyordu. Güc’ünü ölçmeye çalışıyordu, az önce tanık olduğu şeyi anlamaya çalışıyordu!
Bırakın merak etsin.
O göz kamaştırıcı, içi boş Sonsuzluk Sütun’unun içinde, Noah tabanına doğru süzüldü.
İç Kısım, Akıl Almaz Derece’de Geniş’ti; Bir şekilde onun Varoluş’u içinde var olan, aynı zamanda etrafındaki Âlem’de Fiziksel bir Alan’ı kaplayan bir Alan’dı. Duvarlar her yöne doğru Kıvrılıyordu; Üzerinde gerçekleştireceği Medeniyetler’i bekleyen Çok Renkli Yüzeyler. Ama her şeyin başlayacağı yer Zemin’di. Diğer her şeyin üzerine inşa edileceği Temel.
“Tüm bunların Temel’inde Mana olacak.“
Sesi, o boş iç mekana baskı yapan bir inançla yükseldi.
“İlk Dil.“
HUUM!
Bu görkemli Sütun’un tabanında, her zaman sahip olduğu tek şeyden başka hiçbir şey olmayacaktı. Her Dönüşüm’de, her İlerleme’de, her imkansız başarıda değişmeyen tek şey.
İlk Dil, o Medeniyetler’in ne olduğunu bilmeden önce bile onun Medeniyet’iydi.
Şimdi de onun Temel’i olacaktı.
Noah, Sütun’unun Taban’ına diz çöktü.
Ellerinden Sonsuz Mavi ışık dışarıya yayıldı. Bu sadece bir Aydınlatma değildi, çok daha temel bir şeydi; İlk Dil’in temsil ettiği şeyin Öz’ü, onun niyetiyle görünür hâşe gelmişti. Etrafında Sonsuz Mutlak Mühürler belirmeye başladı; Varoluş’un Temel Dil’ini oluşturan Yirmi Yedi Fonem’i temsil eden Otorite Dokumalar’ı.
Bu Mühürler, sanki bu Sonsuzluk Sütun’unun tam tabanına ekilen Tohumlarmışçası’na Sonsuz’ca fışkırdı.
Yirmi Yedi harf, Logos’a dönüştü. Kelimeler’e dönüştü. Sayısız Kez birbirleriyle karıştılar, Basit Matematiğ’in Tarif Edebileceğ’inin Ötesi’nde çoğalan Varyasyonlar ve Kombinasyonlar yarattılar. Her bir Fonem, diğer Fonemler’e dokunarak, Yeni Anlamlar yarattı. Bu Anlamlar diğer Anlamlar’la birleşerek, Terimler oluşturdu. Filolojiler ve Arkheler çiçek açtı!
Bu Terimler diğer Terimler’le iç içe geçerek, Otoriteler yarattı.
Sanki Tohumlar çiçek açıyormuş gibi, Sütun’un tüm taban bölgesi dönüşmeye başladı.
Yerden hayali Mavi Tohumlar filizlendi. Hiçlik’ten, var olmaları gerekene kadar var olmayan Potansiyel Varoluş’tan yukarı doğru itildiler. O Tohumlar’dan Fidanlar çıktı, şekilleri kristalimsi ve parlaktı, dalları yukarıdaki boş yüksekliklere uzanıyordu. Fidanlar Ağaçlar’a dönüştü, büyümeleri herhangi bir doğal sürecin başarabileceğinin Ötesi’ne geçti.
Noah’ın etrafında İlk Dil’in Orman’ı yükseldi.
Etrafında Mavi Reng’in yoğunluğu giderek, artmaya başladı. Dizler’ini, Bel’ini, Göğsü’nü Aştı. Boy’unu geçti ve yükselmeye devam etti; Orman her geçen Ân daha da yoğunlaşıyor ve ihtişam kazanıyordu. Dil Ağaçlar’ı Sütun’un iç kısımlarındaki Yükseklikler’e doğru uzanıyordu; Dallar’ı henüz söylenmemiş sözlerle doluydu, Yapraklar’ında ise çoğu Varoluş’un Kavrayamayacağ’ı Anlamlar yazılıydı.
Tüm bunların en tepesinde, bir şey oluşmaya başladı.
Işıl ışıl bir Hadean Sözlükler’i Grimoire’si Varoluş’a geldi.
Kitap devasa Boyut’taydı, Kapağ’ı açıklanmaya gerek kalmadan Doğası’nı İlan Eden Çok Renk’li bir ışıkla parlıyordu. Sayfalar’ı Sonsuz’ca dalgalanıyordu, hiçbir zaman tek bir Düzen’de durmuyordu; Her Dalgalanma Yeni Kelimeler, Yeni Anlamlar ve Yeni Olasılıklar ortaya çıkarıyordu. Bu, İlk Dil’in gerçekleşmesiydi.
Bu gerçekleştiği Ân’da, her şey değişti.
Altın Reng’i Gözlemlenebilir Güç Nehirler’i, Sütun’un Duvarlar’ının Ötesi’nden bir yerden bu Temel Kat’a akın etti. Gözlemlenebilir Güç, neredeyse çaresizce hissedilen bir amaçla, Somutlaşan Medeniyet’e doğru koştu. Her Şey’e, Her Ağac’a, Her Dal’a, Her Yaprağ’a ve Her Kelime’ye nüfuz etti.
Sonsuzluk Sütun’u, akıl almaz bir parlaklıkla ışıldamaya başladı.
|Hadean Sonsuzluk Sütun’u kuruldu.|
Ruination’ın sesi hayretle yükseldi!
|İlk Medeniyet, Yapı’sı içinde gerçekleşmiştir. İlk Dil artık Kalıcı bir Temel olarak Varoluş’unu sürdürmektedir. Güc’ü, Sütununuz’dan sürekli olarak akmakta ve Üzerine İnşa Edilen Her Şey’e katkıda bulunmaktadır.|
|Resmen, Varoluş’un İlk Sonsuz Ölçeği’nin Sonsuz Mimari’si, Infinitas Architectura’ya adım attınız.|
|Yönteminiz resmen yeni bir şeye Öncülük etmeye başladı.|
|Vakochev’in Varoluş Ölçekler’inden Sapıyorsunuz.|
...!
Sözler görkemliydi.
Sonsuzluk Sütunu’nun içindeki Noah’ın Beden’i, onu çevreleyen kristal ormana baskı yapan, göz kamaştırıcı bir parlaklık yayıyordu. Gözlerinden, gerçekleşmiş Temel’in Zirvesi’nde süzülen Grimoire’ye uzanan çok Renk’li Işık Sütunlar’ı fışkırdı. Varoluş’unun her yönü, az önce başardığı şeyle rezonansa girmişti.
Resmen kendi Yol’unda!
Vakochev’in Varoluş Ölçeği’nden Sapıyordu!
Bu noktada...
|Hata.|
HUUM!
Ruination’ın sesi, birkaç saniye önce olmayan bir ihtiyatla titriyordu.
|Yabancı bir Kaynak’tan gelen Yeni Bilgi Akışlar’ı. Bunları durduramıyorum.|
...!
Noah, dışarıdan Bilinc’ine baskı uygulayan bir şey hissettiğinde, gözleri keskinleşti.
Bir Ân için Ruination’ın sesi ve uyarıları Soldu. Varoluş’u karşı koyamayacağı bir Otorite’ye sahip bir şey tarafından kenara itilmişçesine geri çekildi. Gözler’inin önünde, Ruination’ın Altın Reng’i Bildirimler’inden farklı, Mavi Kenar’lı Kutular ve parlak Mavi Hârfler’le yeni Uyarılar belirdi.
Onlara bir ses eşlik ediyordu.
Derin, Kâdim ve Ağır bir ses gibiydi; Eonlar’ı Kalp Atışlar’ı gibi gösteren Zaman Dilimler’inde hatta buna bile gerek duymadan Varoluş’u Gözlemlemiş Bir’inin Ağırlığ’ını taşıyordu. Tehditkar değildi. Saldırgan değildi!
Sadece oradaydı, tıpkı Dağlar’ın olduğu gibi, tıpkı Okyanuslar’ın olduğu gibi!
|...Seçtiğin yol, Çetin ve Zorlu bir Yol.|
Ses, yoğun bir şekilde Bilinc’ine baskı uyguladı!
|Ama Hoş Karşılıyorum.|
Yüzyıllar gibi hissettiren bir Duraklama, Ânlar’a Sıkıştırılmış’tı.
|Sana söyleyebileceğim tek şey, Sebat Et. Her şey yoluna çıkacak ama Sebat Et. Varoluş’un kendisi sana karşı çıkacak ama Sebat Et. Düşmanlar senin yok olmanı isteyecek ama Sebat Et Müttefikler yöntemlerinden şüphe duyacak ama Sebat et. Hatta Aile’n bile yoluna çıkıp, izlediğin Yol’un ulaşmaya değer bir yere çıkıp çıkmadığını sorgulayabilir.|
Ses daha ağırlaştı.
|Yine de, Sebat Et.|
Bir duraklama daha.
|Osmont, değil mi? Tüm Olasılıklar’a karşı, inşa ettiğin şeyi ezmeye çalışacak Her Güc’e karşı, işlerin her zaman olduğu gibi devam etmesinin ağırlığına karşı...|
Kâdim ses, saygı olabilecek bir şey taşıyordu.
|Ben, Vakochev, sana sadece Sebat Etmen’ tavsiye edebilirim. Ve belki, eğer başarırsan, O Yer’de görüşürüz.|
Son söz, Varoluş’unu Temeller’inden sarsan bir ağırlıkla ortaya çıktı.
|SEBAT ET!|
BOOM!
O Derin ve Kâdim ses sona erdiğinde, Noah kaşlarının, bir Hadean Yaşam Formu’nun üretmesi imkansız olan terle kaplı olduğunu fark etti!
Az önce olanları sindirirken, gözleri şiddetle parladı. Burnundan, en yakınındaki kristal ağaçları kavuran Sonsuzluk Alevler’i fışkırdı.
Artık... Bunu tam anlamıyla hissediyordu.
Vakochev’in Varoluş Ölçekler’i ile olan tüm bağlantısını kaybetmişti.
Mevcut Varoluşlar’ın çoğunun doğmasından önce Varoluş boyunca Güc’ü yöneten çerçeve artık onun için Geçerli Değildi. O Standartlar’ı tamamen Reddetme’yi seçtiği için, o Standartlar’a göre Ölçülemez’di. Diğer herkese nerede durduklarını ve ne kadar yol katetmeleri gerektiğini söyleyen Ölçekler, ona hiçbir şey söylemeyecekti.
O, tamamen yalnızdı.
Kendi başına bir Öncü!
Not: Hahahah. Resmen Tüyler’im Diken Diken oldu Hahahahah. Başta Noah sanırım artık Sınır’lı bir Kap değil. Ve Vakochev geldi Hahahaha. Sebat Et dedi. O Yer’de görüşürüz dedi. O Yer. Ben size zaten dedim Ölçekler’in Dış’ını göreceğiz ve hatta O’nun da Dış’ını göreceğiz diye. Son Âlem gelirken bile şöyle olacak Tepe’de duran En Güçlü’sü, Noah ve işte Diğer Mcler güçlerini birleştirip artık ne yaparlar ederler bilmiyorum ama birbirlerini bir hiç gibi aşan mesela X Âlem’i hayal et sonra da M Âlem’i hayal et. X Alemi istediği kadar üst üste binsin istediği kadar her Türlü Sonsuzluk Tür’ünde Üst Üst’e binsin gene de M Âlem’ine ulaşamaz. Sonra daha da büyük bir farkla M Âlem’inden D Âlem’ine Geçiş’i Hâyal edin. He. Hiç bitmeden Kozmolojiler dahi bir Yol İnşa Edecekler. Adui’de Şu’nu Yazacak: Tüm Yazılanlar Tüm Olan Şeyler bundan sonraki bitmeyen yolculuklarının %0’ını oluşturuyor. Hahahahah. Ne kadar çılgın değil mi? Tüm Olan şeyler Son Âlem bile Yolculuklarının sadece %0’ı hatta bundan sonra da %0’ı çünkü En Tepe’de duran ve Mcler hiç bitmeyen bir Güç Yolculuğ’u İnşa ettiler. Bu Yolculukta Yeni Düşmanlar yok. Sadece Arkalarına yaslanıp, keyfi güçlenme durumu var. Her Ân bir Önceki Ân’dan Akla Gelebilecek Tüm Sonsuzluk Türler’i Kat’ı daha güçlüler tarzı şey bekliyorum işte. Ve Bu Bölüm de Noah ve diğer Mcler arasındaki farkı bir kez daha görmüş olduk. Adam Ölçek 2 olmadan Yol’dan saptı. Vakochev’in Ölçekler’inden Saptı. Ve ben ne dedim size? Vakochev Herkes’e herkesin Şah Damar’ından daha yakın mı değil mi dedim. Adam Noah Yol’dan Sapar Sapmaz onunla konuştu. Hem de ne Konuşma.
emeklerinin karşılığı olarak basit bir minnet ifadesi yani teşekkür etmeyi ihmal etmeyelim.