Bölüm 19
Kai sahneden atladı. Muazzam bir hızla Padme’nin yere düşen bedenini yakaladı. Bir gözü siyah diğeri beyazdı, arkasında siyah ve beyaz iki kanat onun arkasında ise ikisi de beş metreden büyük olan iki kuzgun vardı.
Otoriter bir şekilde her varlığa küstah bir küçümseme ile bakıyorlardı.
Kai’nin gözleri zaten doluydu. Padme’nin dudağının kenarından kan akarken sırtında ki yaradan kan akıyordu.
Kai aceleyle depolama yüzüğünden bir şişe çıkarttı. İçinde şeffaf bir sıvı vardı. Tereddüt bile etmeden açtı, muazzam tıbbi koku arenayı sardı. Bir anda herkes hayat enerjisiyle dolduğunu hissetti. Geçen yıl doğum gününde Ekaterina tarafından ona verilen çok nadir bir iksirdi bu. İsmi Hayat Pınarı Suyu, iksir dense de doğal bir oluşumdu ve bir damlası bin yılda oluşur. Kai’nin elinde ki şişe de en az on bin yıllık stok vardı.
Kai aceleyle Padme’nin ağzına bir damla döktü. Fazlası kişiyi patlatır bu sebeple hepsini Padme’ye içirmek istese bile onu öldürmekten başka bir işe yaramazdı.
Kai’nin bu savurganlığı Kai’nin ruhundan etkilenmeyecek kadar güçlü olanları şok etti.
“Kai... Ben...“ Padme söyledi, gözleri kızardı elbette ölmekten korkuyordu.
“İyi olacaksın... İyi olacaksın.“ dedi Kai göz yaşları aktı, dört yaşında bir çocuktu hayatında en önem verdiği kişi gözünün önünde yaralandı. Nasıl sakin kalabilir nasıl göz yaşı dökmezdi ?
Padme gözlerini yavaşça kapattı ve bilincini kaybetti. Kai yavaşça onu bıraktı sonra elini kaldırdı. Boşluktan bir anda siyah beyaz bir mızrak ortaya çıktı.
Kızıl saçlı çocuğa siyah beyaz gözlerle baktı.
Ayaklarının altında kan kırmızısı bir runik halkası aniden çıktı.
Enerjisi bir anda patladı. Açığa çıkan enerji miktarı şüphesiz Runik Şövalyesini aşmıştı hatta Runik Baronları bile rakibi değildi. Bu güç zaten Runik Vikontu seviyesine dokunmuştu.
Kai mızrağını indirdi. Kaotik Yin Yang Kuzgun Mızrağının ortaya çıkmasıyla. Kai’nin arkasında ki kuzgunlar çığlık attı ve dağıldı. Kai’nin gözleri normale döndü ama o saf ve temiz gözlerde şimdi cani bir bakış vardı. Kırmızı saçlı çocuk titredi, vücüdü yere düştü alevli sarmaşıkları kontrol etme düşüncesi bile yoktu.
Kai’nin gözleri öylesine korkunçtu ki bakmaya bile dayanamadı.
“Gelme...“ dedi sadece korkarak geri çekilmeye çalıştı. Elleriyle bedenini itti.
“Gelme... Bü... Büyük babam Runik İmparatoru... Bana... Bana zarar verirsen seni öldürür!“ dedi korkak sesi titredi. Sırtı ter içindeydi.
“Majesteleri...“ Akademi Müdürü Kai’nin yanında ortaya çıktı. Kai Padme değildir! Kai Aziz Oğul olmak için en güçlü ve tek adaydır.
Şüphesiz bu konum onun olacak ve şüphesiz bir gün Runik Tapınağını yönetecekti.
Az önce gösterdiği güç 4 yaşında ki bir çocuğun gücünü zaten aşmıştı. Kimsenin Kai’nin nitelikleri hakkında şüphe edecek yeri yoktu. Açıkça o bir canavar dahiydi.
Kai soğuk gözlerini Akademi Müdürüne dikti. Akademi Müdürü biraz irkilse de korkmadı. Arada ki güç ve tecrübe farkı Kai’nin olgunlaşmamış öldürme niyetini görmezden gelebilirdi ama onu irkiltmesi bile başlı başına büyük başarıydı.
“Padme’yi öldürmek istedi.“ Kai soğuk bir sesle söyledi.
Seyirciler yutkundu az önce utanan, yüzü kızaran kişi ile bu soğuk sesin sahibi aynı mıydı ?
emeklerinin karşılığı olarak basit bir minnet ifadesi yani teşekkür etmeyi ihmal etmeyelim.