Bölüm 24
Ekaterina ağzı açık bir şey söyleyemedi. Sadece Dar boğaz hapları bile devrim yaratacak nitelikteydi. Alice şuan Runik Tapınağının en çok ihtiyaç duyduğu zamanda gelmişti.
Runik Kıtası bir güç dengesi zaten oluşturmuştu. Runik Tapınağı bütün gücün yarısını tutarken Üç İmparatorluk Dört Tarikat Beş Klan ve çeşitli güçler kalan yarısına sahipti. Runik Tapınağı güçlüydü ama hırslarını yerine getirecek kadar değildi.
Alice’nin dar boğaz hapı ile birlikte Runik Tapınağının gücü bir kaç yılda yüksele bilirdi. Runik Kralları kazana bilirler veya en temel kuvvetlerini bir bütün olarak ileriye taşıya bilirlerdi.
“Bu haplar için kaynaklar özel mi?“ dedi Ekaterina kısa süre sonra sakinleşti. “Elbette, düşük seviyeden yüksek seviyeye doğru kullanılan şifalı bitkilerden arıtma sürecine kadar tüketim ve zaman katlanarak artar. Ben dokuzuncu seviye bir Simyacıyım bu da dokuzuncu seviyeye kadar danları yada sizin değiminizle hapları arıta bileceğim anlamına gelir.
Fakat bununda yan etkileri var. Düşük seviyeleri arıtmakta sıkıntı olmasa da 6. Seviyeden sonra ki hapları arıtırken bazı zorluklar olacak. Sekizinci seviyeyi ayda bir defa arıta bilirim ve dokuzuncu seviye hapları ancak altı ayda bir defa arıta bilirim. Her başlangıçta set başına 12 hap arıta bilirim ve seviye arttıkça rakam düşer. Dokuzuncu seviyeye gelince altı ayda sadece bir tane arıta bilirim.“ dedi Alice.
Ekaterina bunun az olduğunu hissetmedi hatta ona göre bu fazlaydı bile. Altı ayda bir hap arıtmak demek altı ayda bir kişiye Runik Kralı olmak için fırsat yaratmak anlamına geliyordu. On yılda yirmi şans anlamına gelirdi. Sadece iki kişi atılım yapsa Runik Tapınağının gücüne büyük katkı sağlardı ki hala sekizinci sınıf hapların sayısı ayda üç ayda bir kaç tane olacaktı. Bu da her ay bir kaç Runik Dükü veya Runik Düşesinin Runik Grandükü veya Grand Düşesine atılım yapabilme şansı olacağı anlamına geliyordu.
Runik Kıtasının toplam nüfusu 6 Milyar insandır ve dört milyar insan arasında sadece 2 Milyon Runik Ustası bulunur. Bunun 1.9 Milyonu 30 Seviyenin altındadır. Kalan yüz binin büyük kısmı ise 50. Seviyenin altında çoğunlukla kırklı seviyelerde yada otuzlu seviyelerin ilerisindedir.
Son olarak kalan on bin kişi 50. Seviyenin üstündedir. Bu on bin kişiden sadece yüz tanesi Runik kralı ve üstündeyken 350 kadarı Runik Grandükü veya Grand Düşesidir. Diğerleri 51. Seviye ile 79. Seviye arasındadır ki bu seviyeler kulağa küçük gelebilir fakat Runik Kıtasında günlük hayatın büyük güçleridirler.
Üç İmparatorluk Dört Tarikat Beş Klanın öne çıkmasının sebebi Runik Kralları ve üstündeki güçlere sahip olmasıdır.
Her atılım bu sebeple dengeyi bozmaya yeter. Tek bir Runik Grandükünün, Runik Kralına dönüşmesi bir yana bir Runik Prensinin, Runik Düküne dönüşmesi bile kıtada önemli bir olay olarak kabul edilir.
Alice’nin bahsettiği dar boğaz hapı tek başına bütün kıtayı kaosa sokmaya yeter.
Ekaterina zaten bu teklifi duyduktan sonra aklında fikirler üretmeye başlamıştı. Eğer bu hapların bazılarını kullanarak rakipleri Runik Tapınağının yanına çekerse Runik Tapınağının asırlardır devam eden hırsı gerçekleşe bilir.
“Bu iyi, şimdilik gizli kalması iyi olur.“ dedi Ekaterina. Alice başını salladı ve “Sorun değil. Söylediğim gibi siz Raven Klanının hayırseversinizi. Genç Üstadı yetiştirdiniz şüphesiz sizin tarafınızda yer alacağız elbette Genç Üstada zarar vermeye kalkmadığınız sürece.“ dedi Alice. Gözlerini kısıp Ekaterina ya baktı.
Ekaterina somurttu. “Kai’ye zarar vermem söz konusu bile olamaz!“ dedi sert bir dille. Alice’i kırmak istemedi ama Kai onun hassas karnıydı ve bu şekilde sorgulanmaktan hoşlanmadı. Faydalar için karakterini değiştiren birisi değildi, eğilmez bükülmez demirden bir kadındı.
Alice gülümsedi ve bir şey söylemedi. Yaşı genç olabilir ama aptal değildi sayısız entrika görmüştü ve bir simyacı ailesinde büyümüştü. Kaynaklar için savaşları, entrikaları yakından deneyimlemişti. Savaş döneminde büyümüş bir kişiydi yaşından çok daha büyük tecrübeye sahipti. Kaos insanı büyütür ve Alice Kaosun göbeğinde doğmuştu.
Ekaterina derin nefes aldı. Alice’nin ondan özür dilememesinin sebebini zaten anladı, ona bu haplardan bahsediyor olmasının sebebi temelde Alice’nin kendi üstünden faydaları kullanarak Kai’e bir koruma kalkanı vermesiydi. Kai’nin Ekaterina dahil hiç kimse tarafından zarar görmemesini garanti altına alıyordu. Bedeli ise haplardı.
“Diğer dört hap ise Kemik Hapı, kemiği güçlendiren bir haptır. Et hapı, eti güçlendirir, Kas hapı kasları güçlendirir, kan hapı kanı güçlendirir. Bunların etkileri isminden anlaşıla bilir. Bir kişi ömrü boyunca sadece beş tane tükete bilir, beşten sonra kullanmak sadece vücuda zarar verecektir. Aynı hapı bir yıl arayla tükete bilirsiniz, iki farklı hapı tüketmek için en az iki ay beklemek gerekir. Bu hapların her birisi kişinin fiziksel gücünü içten dışa doğru %10 artırır. Beş hap kullanıldıktan sonra kişinin fiziksel gücü %61 artıra bilir. Bu sınırdır ve beş hap her yıl aynı günde alınmalıdır ve eğer bir hapın zamanı atlanırsa kişinin fiziği çöker. “ dedi Alice.
Ekaterina hafif gülümsedi. “Raven Klanı ayrıca zeki insanlarla dolu.“ dedi. Alice gülümsedi ve “İltifatınız için teşekkürler.“ dedi.
Alice saydığı dört hap açıkça kullananların hayatını Alice’e bağlayacaktı. Alice eğer bir şekilde memnun olmazsa o zaman hap arzını kesebilir ve kullanıcıların hayatını tehlikeye atabilirdi. Bu akıllıca kurgulanmış bir komploydu ve Ekaterina’yı sözle uyarmaktan daha etkili olduğu düşünülmüştü.
Elbette Ekaterina kalbini açıp Kai’yi ne kadar sevdiğini göstermez bazı özel yeminler etmeden kanıtlayamazdı. Kanıtlayamıyorsa da Alice’nin ona güvenmesini bekleyemezdi bu sebeple Alice’nin korumalı faydasını memnuniyetle kabul etmekte tereddüt etmedi.
Amacı aynıydı, Kai’nin zarar görmesini istemedi ve bu hapların hepsinin ilk kullanıcıları onun astları olacaktı. Sadık olanları öne itecek en azından gelecek on yıl kendi gücünü geliştirecekti. Runik Salonuyla boy ölçüşecek duruma gelmeyi beklemese de kolay lokma olmayacağı bir döneme girmeliydi.
Alice bunun farkındaydı, istihbarat kabiliyeti çok iyiydi. Kısa sürede Runik Tapınağı, Runik Kıtası hatta Ekaterina hakkında bilgi topladı. Kıtanın genel durumundan bazı iç çatışmalara kadar bilgi edindi. Ayrıca Runik Tapınağında en çok Ekaterinaya güveniyordu. Nihayetinde Kai’yi dört yıl boyunca yetiştirmiş ona sevgi ve ilgi vermişti.
Odada çırağı için göz yaşı döken, Kai’yi rahatlatan kişiye hayran kaldı. Tehditler göz korkutmak içindi belki ama esas olarak faydaları sağlamasının sebebi Ekaterina’yı olan güveniydi.
Ekaterina’nın samimiyetsiz olduğunu hissetse dışarı çıkıp bir örgüt kullanmakta tereddüt etmezdi.
Depolama yüzüğünde yeterli kaynak vardı. Bir kaç güzellik hapı satarak zengin olabilir ve bu sermaye ile bir organizasyonu bir yılda kurabilirdi.
Sonra yetim ve öksüzleri toplar onları on yıl yetiştirirdi. On yıl sonra kıtada büyük bir güç ortaya çıkarta bilirdi.
O bir Simyacıydı, bir Simyacı son derece saygın bir varlıktır. Simyacıların kişisel savaş güçleri zayıf olabilir ama en otoriter güç ile iyi bir simyacıyı kırmaya cesaret edemez.
Tarih Simyacıların ne kadar korkunç olabileceğini defalarca kanıtlamıştı.
Ekaterine bir süre sessiz kaldı, ardından iç çekti. “Beni sınamana gerek yok. Beni faydalarla kışkırtmana veya tehditlere sindirmene gerek yok. Kai benim hayatımın en önemli parçası, son dört yılım onun sayesinde ışık ve huzurla dolu. Faydaların kışkırtıcı ama dürüst olmak gerekirse faydaların aynı zamanda tehlikeli. Bütün Runik Kıtasında Runik Tapınağı dışında kimse bu hapları üretmeye cesaret edemez çünkü bu ateşten gömleği giyen herkes Runik Kıtasının ana hedefi olacak. Bunu yalnız bir organizasyon kursan bile yaşayacaksın.
Bu hapları kabul ediyorum çünkü aynı hedefe sahibiz. Kai’nin güvenliğini istiyoruz, sen ona bir güç yaratmak istiyorsun ben ise onun iyiliğini istiyorum. O Runik Tapınağının varisi, gelecekte koltuğum dahil her şey zaten ona dönecek. İkimizde geleceğe yatırım yapıyoruz.“ dedi Ekaterina. Alice’nin gülümsemesi büyüdü. “Güzel abla, gerçekten zekisin. Sadece güzel bir yüz olmaktan çok daha iyisin. Haklısın amacım bu ama Genç Üstadı buraya bağlayamam. Gelecekte Genç Üstadın ayrı bir güç oluşturmasını isteyeceğim.“ dedi. Ekaterina hafif bir tonda kıkırdadı ve arkasına yaslandı.
“Zihinlerimiz aynı güzel kız. Kai’nin Aziz Oğul olması için önce bir sınavı geçmesi gerekiyor. Bu sınavlar farklıdır, büyük bir katkı yapmak, güçte büyük artış veya kendi gücünü inşa etmek gibi. Kai’nin kendisine bir Organizasyon kurmasını istemeyi düşünüyordum, seninle birlikteyse daha güvende olacak. “ dedi Ekaterina. Alice gülümsedi Ekaterina’yı tanıdıkça daha çok sevdi. Bu kadın sadece muhteşem güzel bir yüzden ibaret değildi. Güzelliğinin arkasında korkunç bir zeka vardı.
“Güzel abla. Çok entrikacısın, bunu sevdim.“ dedi Alice. Ekaterina kıkırdadı en son ne zaman birisiyle bu kadar samimi konuştuğunu bile hatırlamıyordu. Bir düşününce bir zamanlar kıdemli kız kardeşiyle maske takmadan konuşa bilirdi.
Sonra gözlerinde hafif bir hüzün belirdi. Alice bunu fark etti ama sormadı, Ekaterina’nın gözlerinde ki derin hüznü, aşk acısını ve yalnızlığı görebiliyordu. Bu çok acı çekmiş kırgın yalnız bir kadındı. Şimdi Kai’nin onun ışığı olduğunu söylemesine daha çok inanıyordu.
Sonra hafif bir koku aldı. Şokla gözleri büyüdü. “Siz... Anka Kuşu mirasına sahipsiniz.“ dedi inanamadı. Neredeyse koltuktan fırladı.
Ekaterina bir an afalladı. “Miras ?“ dedi biraz şaşkın. Alice inanamayarak ağzını kapattı ama Ekaterina’ya şokla baktı.
“Nasıl olabilir ? Aynı çağda iki Anka kuşu mirası nasıl var olabilir ?“ dedi.
Anka’nın kaderi Altın Kargadır aşkları dillere destandır. Altın Kargayı iki kadın ölümüne sever birisi ilk karısı Kaos Kuzgunu diğeri ise Antik Anka Kuşudur.
Bu kader hafife alınamaz Alice bu dönemde yaşadı, bazı şeyleri hikayelerde duydu ama efendisinin Anka aşkını yaşadığını ve çok acı çektiğini kendi gözleriyle de görmüştü.
Anka Aşkı ateşlidir, acı verici ve ıstırapla doludur. Fırtınanın ortasında çıplak kalkmak gibidir ama bağımlılıkla doludur. Acı verici olduğu kadar da büyük bir sevgi barındırır.
Alice ilk başta Padme ile Kai’i görünce acı verici kısmının abartılı olduğunu düşünmüştü. Bir aptal bile ikisinin duygulardan haberi olmasa da birbirlerine deli gibi bağımlı olduğunu fark ederdi.
Fakat Ekaterina’nın varlığı bir anda Alice bir tokat gibi gerçeği hatırlattı.
Ekaterina ve Kai. Kaderin getirdiği acı dolu aşkı tatmak zorundalardı ve bu aşk pek çok engele sahipti. Alice ürperdi.
Ekaterina Alice şaşkın baktı.
“Anka Kuşu Mirasım olduğunuz söyledin? Bu nedir ?“ dedi Ekaterina ısrar etti. Miras önemli bir şeydir Runik Tapınağında bir Atalar mirası vardır ki bu Kıtada ki üç mirastan birisidir.
Alice biraz sakinleştikten sonra. “Anka Kuşunun Mirası ruhunda var güzel abla. Anka’nın kaderi çok zor, gerçekten zor.“ dedi başka bir şey söylemedi ama Alice Ekaterina için üzülüyormuş gibi ona baktı.
Bu aşk iki taraf içinde çok zordu. Şimdi Ekaterina’nın neden Kai’e bu kadar önem verdiğini onu hayatının ışığı ve huzuru olarak adlandırdığını daha iyi anlıyordu. Ekaterina kederin yörüngesine girmişti sadece bu aşk değil aile sevgisiydi ama zamanla değişecekti. Kai şimdi bir çocuktu fakat büyüdükçe Ekaterina artık ona bir çocuk değil adam olarak bakmaya başlayacaktı o zaman kaderin oyunu başlayacaktı.
Alice’nin sözleriyle Ekaterina kaşlarını çattı ama Alice söylemek istemediği için söylemedi. Alice iç çekti, “Bu arada dışarda bir yerlerde Kötü Kaoitik Buz Anka Kuşu ruhuna sahip bir kız var. Bu kızı bulmalısın güzel abla. Bu önemli mümkünse onu çırak olarak almalısın. Bu Kai’nin geleceği ile ilgili.“ dedi. Ekaterina ağzını açtı, sormak istedi fakat sonra vazgeçti.
Alice’nin gizemli davranışları ona sorular verse de açıklamak istemediği için sormanın anlamı olmadığını biliyordu. İkisi de aynı şey istiyordu bu sebeple detayları bilmek zorunda hissetmedi.
emeklerinin karşılığı olarak basit bir minnet ifadesi yani teşekkür etmeyi ihmal etmeyelim.