Bölüm 46
Angela Kun ve Rin Dodon yan yana sınıfa girdiğinde Yue Quin’i Nadia Yurigev’in arkasında gördü. Nadia Yurigev pencereden dışarı bakarken Yue Quin tereddütlü bir ifadeye sahipti. İçinde bir çatışma yaşadığı açıktı lakin sebebi yüzünden anlaşılamadı.
Angela Kun Nadia Yurgev’e görüşün açısından bazı benzerliklere sahiptir ama ikisinin mizacı büyük oranda farklıdır. Angela Kun su gibi hassas rüzgar gibi serin görünür fakat aynı zamanda tsunami gibi yıkıcı fırtına gibi yok edici olabilir.
Nadia Yurigev daha çok şımarık ve serttir çoğu zaman soğuk bir mizaca sahiptir küstah ve kibirlidir Kai etrafta değilse herkesi küçümser ayrıca dili keskindir. Bunun büyük kısmı ailesinde şımartılmasından kaynaklanırken bir kısmı da Dokuz Kuyruklu Buz Tilkisinin mizacından gelir.
Nadia Yurgev’in saçları beyaz gözleri buz mavisiyken Angela Kun’un gözleri ve saçları deniz mavisidir. İkisinin tenleri aynı tonda yüz şekilleri de büyük oranda benzerlik taşır bu bağlamda saç ve gözleri farklı kardeşler gibilerdir.
Rin Dodon ise saf ve temiz bir auraya sahip bir kızdır. Sadece varlığı kutsal bir his verir aurası bir yaşam tanrıçasını andırırken görüşü de doğal ve güzeldir. Sınıfta ki dört kızın üçü antik soyu miras almış olsa da güzellik bakımından hiç birisi Rin Dodondan daha iyi değildir.
Mürekkep siyahı saçları narin ve parlaktı ela gözleri büyük ve sevimliydi hassas bir yüzü vardı teni kar gibiydi. Dudakları pembe küçük ve sevimli bir kız çocuğuydu. Ona bakan herhangi birisinin ilk tepkisi bu sevimli kızın çok uslu ve mantıklı olduğu olurdu. Nadia Yurigev gibi cadı, Angela Kun gibi soğuk Yue Quin gibi zorba değildi.
“Nadia... Geldi mi?“ Sınıfın sessizliğini ve Yue Quin’in tereddütlü düşüncelerini bozan Angela Kun’un soğuk sesi oldu. Sesi çıktığı anda herkes ona baktı sadece Nadia hala camdan bakmaya devam ediyordu.
Nadia sesli bir şey söylemedi sadece başını salladı ve gizlice iç çektiği sırada gözleri parladı hemen cama yaklaştı ve döndü.
“GELDİ... GELDİ!“ Bir anda sınıfa güneş doğmuş soğuk karlar erimiş güzel bahar geri dönmüş gibiydi. Herkesin yanağı biraz kızardı.
Kutsal Papanın vagonu yaklaşırken sınıfta ki dört kız heyecanlıydı. Nadia dışarı çıkmak istese de saygınlığını korumak için kendisini durdurdu.
Araba dışarıda yaklaştı kolaylıkla çığlık sesleri duyula bilirdi. Modern zamanlarda olsa bu sahne bir pop starın gelişine benzetilirdi. Odena Zarafet Okulunun kapısına bir anda genç kızlar doluştu. Araba her zaman ki gibi fazla yaklaşamadı, Runik Canavarları biraz uzakta durdu ve bir Paladin konvoydan çıkıp kapıyı açtı.
Herkes nefesini tuttu çok garip bir andı. Sonra Kai beyaz cübbesi ve beyaz bir peçe ile vagondan aşağı indi.
İlk çığlığı kimin attığı belirsiz olsa da sürü psikolojisi etkisini gösterdi.
Kai herkesi nazikçe başıyla selamladı ve “Merhaba.“ dedi sonra döndü elini vagona uzattı.
Kalabalık şaşırdı kaşlarını çatanlar vardı. Kai’nin arabadan kimi indirmek için davet buyurduğunu anlamadılar. Padme Odena Zarafet Okuluna daha önce gelmemişti zarafet eğitimini özel olarak aldı bu sebeple Kainin yanında hiç bir zaman bir kız gelmedi.
Bu sefer farklıydı, Kai’nin elini ufak sıska bir el tuttu. Nana kırmızı bir yüzle arabadan indiğinde mutlak bir sessizlik alana hakim oldu. Şok aniden yayıldı herkes bütün zekalarıyla Nana’yı incelemeye başladı. Uzun buz mavisi saçları ve buz mavisi gözleri olan bu kızın insanlara verdiği ilk izlenim kutsal bir mizaçtı ama ikinci izlenim sıska bir kız olduğuydu.
emeklerinin karşılığı olarak basit bir minnet ifadesi yani teşekkür etmeyi ihmal etmeyelim.