Bölüm 65
Yue Quin yavaşça soyundu vücudunda pek çok yarayla akarsuya girdi. Biraz utangaç gözlerinde beklentiyle ormana baktı. Normal şartlarda birisinin onu izlemesinden korkardı ama Kai’nin bir köşede onu izlemesini istiyordu.
10 yıl Kai’e aşık olduğunda altı yaşındaydı on yıl bekledi sayısız acıya katlandı her şeyden vazgeçti bilinçsizce kalbinde aşkı büyüttükçe büyüttü. Düşününce şimdi çok saf oluşuna güldü. Kai o zamanlarda nazik ve kibar bir çocuktu o gün ona yardımı ve sözleri çok basit ve masumdu ama Yue Quin için o sözler kalbinin kilidini açan anahtardı.
Defalarca Kai tarafından kabul edilmeyeceğinden korktu ama ne kadar korkarsa sevgisine o kadar sarıldı.
Bir resim sadece bir yıl önce eline büyük bedel ödeyerek aldığı resim ona umut ışığı verdi. Kalbinde ki küçük çocuğun yüzünü bir yetişkinin yüzüne dönüştürdü.
Şimdi nihayet o ve Kai bir kaç metre birbirinden uzaktı. Bir an kararından şüphe etti, karşısına çıkıp ismini söylese daha iyi olmaz mıydı diye düşündü ama bu fikri hızlıca aklından kovdu.
Onu tanımadı bu gerçek onu üzse de gerçekti.
10 yıl sonra aslında Yue Quin de resme sahip olmasa Kai’yi tanımaya bilirdi. Zaman çok şeyi değiştirdi, Kai geçmişte çocuktu ama bugün bir yetişkindi. Yaşı on dört olabilir lakin Runik Kıtasında fiziksel yetişkinlik 12 yaştaydı 12 yaşında evlenmek ve çocuk yapmak siviller için normaldi. Hızlı gelişen Runik Ustaları için 12 yaş sivillerin 20 yaşlarına denk sayılırdı.
Kai’nin olgun yüzü bir çok değişime sahipti geçmişte ki çocuksu yüzünden geriye pek bir şey kalmadı. Eğer aynı kalan bir şey varsa o da hala cam gibi parlak temiz büyük kahverengi gözleriydi.
Yue Quin bilinçsizce kızardı akarsuda öylece ayakta dururken utandı. Gölgelerden Diana ona baktı aklı biraz karışıktı kızın vücudunda ki yaraları görünce üzüldü. Genç bir kızın bu kadar yaraya sahip olmak için ne kadar acı çektiğini hayal etmeye çalıştı.
Kai’nin göremediği pek çok şey onun görüşünden kaçamazdı. Yue Quinin arkasını döndüğünde ağladığını yüzünün değişimlerini gördü. Saf bir kız olabilir ama saflığı aptallıkla bağdaştırılamazdı. Bu kızın Kai ile belirsiz bir ilişkisi olduğunu görebiliyordu ama tam olarak çözemedi.
Fakat kızın Kai’e karşı hiç bir kötü niyeti olmadığını hissediyordu ki kalanını umursamadı. Kainin kaç kadını olduğunu önseme di Kai onu sevdiği sürece umurunda da değildi. Nihayetinde Luna dan sonra aslında herkes sonradan gelmişti kimse kendisinden sonra gelenleri sorgulama hakkına mantıken sahip olmamalıydı.
Yue Quin karmaşık düşüncelerle on dakika boğuştu. Nihayetinde derin bir nefes alıp önce ki planını takip etmeye karar verdi. Bunun kader olduğunu düşündü her şeyin yoluna gireceğine inandı. Çocuksu bir söz değil gerçek bir aşkı istedi. Kai’nin onu seveceğine bütün kalbiyle güvendi.
Yıkandı su vücudunda ki kirleri ve kötü düşünceleri alıp götürdü.
Bilinçsizce yarım saatten uzun süre temizlendikten sonra sudan çıktı. Yine ormana baktı, Kai onu izlememişti biraz hayal kırıklığına uğradı ama başını indirip vücuduna bakınca hayal kırıklığı anında yok oldu.
Çok fazla yara izi vardı böyle bir vücudu Kai sever miydi ?
Bir defa daha bunalıma girdi yavaşça kurulandı ve bir iç çamaşırı aldı. Sadece iç çamaşırına baktı sonra beyaz dantelli iç çamaşırını düşündüğü anda yüzü adeta alev aldı.
Kendisini o iç çamaşırıyla Kai’nin önünde hayal etti. Yutkundu, bir erkek veya kadın olması önemsiz her insanın hayatında cinsellik vardır. Yue Quin düşüncelerinden utanmadı sadece Kai’nin önünde seksi görünme düşüncesi onu heyecanlandırdı.
Yüzünde oluşan bilinçsiz gülümseme ürkek bakışları bunalımını süpürürken durduğu yerde bin farklı duygu yaşadı.
Sadece iç çamaşırını yavaşça giydi. Sonra sutyeni ardından elbisesini giydi üstüne bir cübbe giydikten sonra suda yansımasına baktı. Elini kaldırıp kaşının üstünde ki beyaz yara izine dokun.
Biraz üzgün hissetmekten kendisini alamadı.
Fakat buna çok fazla takılmadı. Takılamazdı büyük amaçları vardı eğer gelecekte fırsatı olursa Kuzgun Köşkünden bir güzellik hapı alabilirdi. O zaman bütün yaraları anında iyileşecekti.
Şimdi düşününce Kuzgun Köşkü de Kai’nin mülkü değil miydi ? Yue Quin bilinçsizce tekrar gülümsedi Issız Sarayda bile Kuzgun Köşkünün adını duymuştu şüphesiz büyük bir iş ve güçtü.
Yue Quin eski kıyafetlerini topladıktan sonra yürüdü. Yeni patikadan geçip çalıların arasından yürüdü ve ağaçların yanından geçti. Düz alana çıktığında onu karşılayan elinde bir mızrakla pratik yapan Kai oldu.
Kai’nin sırtına baktı bilinçsizce gülümsedi yüzü sıradan haline geri dönmüştü artık eskisi gibi yakışıklı değildi hatta yolda karşılaşılacak sıradan bir gençten farklı değildi. Büyük gözleri dışında çok normaldi ama Yue Quin’nin gözünde şuan en mükemmel insandı.
Yue Quin şaşkınlığını aceleyle üstünden attı. Eğer onunla arkadaş olacaksa hayranlığını saklamalı ilgisiz kalmalı ve birlikte hareket edeceklerse bunu bir amaç için iş birliği gibi göstermeliydi.
Yue Quin yaklaşınca Kai mızrağını durdurdu ve Yue Quin’e baktı. Yue Quin’nin bakışlarında hiç bir ilgi görmedi biraz şaşkın görünüyordu ama rol olmadığını fark etti. Bunun dışında ne şehvet ne de hayal kırıklığı vardı. Kai buna anlam veremedi çekiciliğinin azaldığını bile düşündü.
İlk defa bir kız gerçek yüzünü gördükten sonra ona bu kadar tepkisiz kalmıştı.
Yıllar içinde Kai görünüşü sebebiyle bir küstahlık ve alışmışlık elde etti. Yue Quin’in normal birisine bakışı aslında şuan ki gibi olmalıydı ama Kai için normal bu değildi. Normal şehvetli ve hayranlık dolu gözlerdi. Bu gözler onun hayatının mormaliydi haliyle bu bakışlara sahip olmayanlar ona göre anormaldi.
“Merhaba Bayan.“ dedi Kai.
“Merhaba Bayım... Ben az önce ki durum için sizden özür dilerim.“ Yue Quin söyledi istemsizce yanakları biraz kızardı ama duygularını korudu kalbi hızlı atsa bile yanağının kızarması hata yapmış birisinin ifadesini gösterdi. Kesinlikle bir flört meselesi değildi. Bu durum Kai’i biraz daha garip kıldı.
“Uh... Sorun değil. Daha iyi misiniz ?“ dedi Kai. Konuyu geçiştirdi ve önemsemedi bir kadın tarafından vücudunun görülmesini önemsemedi.
“Evet temiz hava bana iyi geldi bayım... Bu arada resmi olarak tanışmadık, ismim Anna Quin.“ dedi Yue Quin. Kai şaşırdı sonra Yue Quinin eflatun gözlerine baktı ve anladı.
“Ah... Quin... Siz İmparatorluk ailesindensiniz.“ dedi.
“Benim ismim Alric Crow.“ dedi. Yue Quin neredeyse kahkaha attı. Onun soy ismini değiştirmemesinin sebebi Kai’nin ona kendisi hakkında sorular sorup sormayacağını merak etmesiydi ama Kai kesinlikle korkunç bir isim seçmişti. Kuzgun ve Karga arasında ne fark vardı ki?
Elbette düşünmediği şey Kai’nin kimliğini bilmeyen birisi için bu seçimin garip olmadığıydı.
“Merhaba Bay Alric.“ Yue Quin sakince söyledi. “Merhaba Bayan Anna.“ dedi Kai. Sonra duraksadı ve biraz tereddüt ettikten sonra “Bayan Anna... Sizi rahatsız ediyorum fakat size birisini sora bilir miyim ?“ dedi. Kai, Yue Quin’nin kalp atışları anında hızlandı. Gözleri beklentiyle doluydu yıllar sonra Kai onu hala hatırlıyor muydu diye merak etmişti.
“Elbette Bay Alric. Siz benim hayat kurtarıcımsınız.“ dedi Kai.
“Uh... Teşekkür ederim... Prenses Yue Quin’i sormak istiyordum. “dedi Kai. Bakışlarını biraz kaçırdı suçlu bir ifade yüzünde belirdi. Yue Quin Kai’nin her hareketini gözlemledi. Suçluluk dolu bakışlarını görünce hem mutlu oldu hem de üzüldü.
Başına gelenlerden Kai’i asla suçlamadı bu onun seçimiydi ve seçimiyle yaşaya bilirdi. Seçiminin sonuçlarını başkasına atfedecek kadar küçük değildi. Çok güçlü bir kadındı basitçe her şeyi Kai’e atıp onu sorumlu tutamazdı.
O zamanlar Kai sadece dört yaşındaydı söyledikleri asla o kadar ciddiye alınmamalıydı ama Yue Quin de altı yaşındaydı ve söylediklerini tamamen ciddiye aldı.
“Prenses Yue ... Çok eski bir isim. On yıl önce Issız Saraya sürgün edildi.“ dedi Yue Quin daha fazla detay vermek istedi ama Kai’nin kendisini suçladığını görmeye katlanamadığı için bilmiyormuş gibi davrandı.
“O bu yıllarda iyi yaşadı mı?“ dedi Kai.
“Prenses Yue’i tanıyor musunuz ?“ dedi Yue Quin.
“Şey... Aslında Çiçek Akademisinde bir arkadaşım ondan bahsetmişti... Merak ediyorum.“ dedi. Yue Quin boş boş baktı Kai gerçekten çok kötü bir yalancıydı. Bu yalan öylesine barizdi ki inanmak için bir aptal olmak gerekiyordu.
“Ah... Öyle mi? Prenses Yue’nin hayatı duyduğuma göre zormuş ama detayları bilmiyorum. İmparatoriçe Quin Issız Sarayı çok iyi koruyor bilgi sızması çok zor.“ dedi Yue Quin. Genel bir tanım verdi tahminine göre Kai onu unutmadıysa zaten Runik Tapınağının gücünü kullanarak bilgi aramış olmalıydı ama Issız Saraydan bilgi almak çok zordu.
Kai suçluluk ve hayal kırıklığı ile belirsiz bir şekilde mırıldandı. Sonra iç çekti. Yue Quin’in kalbi ısındı. “Beni hala önemsiyor.“ diye düşündü. Gözleri hafif kızardı sonra arkasını döndü ve “Ben... Biraz dinleneceğim.“ dedi aceleyle yürüdü.
“Ah.. Tamam...“ Kai belirsiz bir sesle söyledi şuan Yue Quine dikkat edemedi çünkü Yue Quin’i düşünüyordu. :D
emeklerinin karşılığı olarak basit bir minnet ifadesi yani teşekkür etmeyi ihmal etmeyelim.