Bölüm 68
Yue Quin Kai’i üzen konuyu kapattıktan sonra yeni bir konu açtı.
“Bana Çiçek Akademisinden bahseder misiniz ?“ Yue Quin ilgiyle sordu bu konuyu özellikle merak ediyor gibiydi.
Kai biraz şaşkın baktı.
“Nişanlık Çiçek Akademisinde değil mi? “ dedi sonra bu sorunun biraz sorgulayıcı olduğunu düşündü.
Yue Quin sakin bir şekilde gülümsedi. “O Çiçek Akademisine gitmeden önce ayrılmıştık.“ dedi.
“Ah...“ Kai biraz şaşkın karşılık verdi sonra “Üzgünüm.“ dedi.
“Sorun değil. Çiçek Akademisinden bahsediyorduk.“ dedi Yue Quin.
“Evet... Çiçek Akademisini Öğretmenim 44 yıl önce arkadaşlarıyla birlikte kurdu. Asıl amacı Runik Kıtasında büyük güçlere ait olmayan dâhilerin herhangi bir güce muhtaç olmadan özgürce gelişe bilmesi ve kendisi gibi olanlara yardım edebilmesiydi.“ dedi Kai. Yue Quin şaşırdı Çiçek Akademisinin ismini biliyordu ama kendisi hakkında hiç bir fikri yoktu. 10 yıl önce Issız Saraya sürgün edilmeden önce bu konu hakkında bilgi edinmemişti.
Kai gururla göğsünü şişirdi. Runik Tapınağını temsil etse bile Öğretmeninin yaptığından çok memnundu. Runik Tapınağı en büyük güçtür bu sebeple içinde pek çok kirli şey oluyordu. Kai pek çok kayıt görmüştü Runik Tapınağında bazı konumları tehdit ettiği için gizlice öldürülen 10 yaşın altında pek çok dahi vardı.
Bu dâhilerin büyük kısmı sivil kökenliydi bir kısmı da düşmüş asil ailelerden geliyordu. Düşmüş asil ailelerden gelenler çoğunlukla karşıt aileler yada o ailelerin katilleri tarafından katledilmişti. Sivil kökenli olanların büyük kısmı asil ailelerin konumlarını yada bazı yaşlıların torunlarının geleceklerini tehdit ediyordu. Ufak bir kısmı ise ikili çatışmalar sonucu öldürülmüştü.
Runik Tapınağı iyi yönetile bilir üst kesimler birleşe bilir ama altlarda çok fazla asil kökenli kişi vardı ve bu kişiler çok hırslıydı.
Kai bu sebeple Çiçek Akademisinin varlığını taktir ediyordu ayrıca son on yılda Runik Tapınağına çekilen bazı tehlikeli durumda olan sivilleri Çiçek Akademisine göndermişti.
Çiçek Akademisine kabul standartlarını karşılamasalar bile güvenli akademilere gönderilmişlerdi.
“Bu çok onurlu bir davranış.“ dedi Yue Quin. Kai başını sallayıp gülümseyerek onayladı.
“Çiçek Akademisinde bir kaç kural var. Bu Kurallar Akademinin kanunu olarak bilinir.
Birincisi Çiçek Akademisi sadece dâhileri kabul eder.
İkincisi Çiçek Akademisine katılan her öğrenci kendi gücü dışında hiç bir kuvvete güvenemez.
Üçüncüsü Çiçek Akademisinde ki hiç bir öğrenci birbirini öldüremez.
Dördüncüsü ve en önemlisi. Çiçek Akademisi bir bütündür bir üyesine zarar verildiği sürece bütün Akademi bir bütün olarak intikam peşinde koşacaktır. Eğer bir kişi korkar veya geri çekilirse Akademi tarafından hain olarak kabul edilir ve bütün ayrıcalıkları yok edilir. Buna ekimi, Akademi sayesinde kazandığı serveti dahil.“ dedi Kai.
Yue Quin şokla dinledi. İlk üç kural hala bazı Akademilerde buluna bilirdi hatta üst düzey bazı Akademiler bu kuraları benimsemişti ama bu kurallar çoğu zaman laftaydı. Örneğin Runik Akademisi sadece dâhileri aldığını söylüyordu ama etkili ailelerden gelen pek çok standardı karşılamayan öğrenci vardı.
Bu kural temelde sadece siviller arasında dâhilerin alındığını anlatıyordu.
İkinci kurala gelince tamamen hikayeydi sadece kelimelerdi. En açık örnek Kai idi. Runik Tapınağı Akademisi de yazılı olarak ayrımcılık yapmıyordu ama Kai toplanma alanında herkesin gözünün önüne bir konut dikti ve dilediği gibi Akademi de hareket etti.
Akademinin düzenlemelerinin %90 dan fazlasını görmezden geldi. Yıllarca Akademi de kalmasına rağmen tek bir rekoru kırmaya çalışmadı yada tek bir etkinliğe katılmadı.
Üçüncü kuralda yeterli arka planınız varsa kolaylıkla görmezden gelebilirdi. Runik Tapınağı Akademisinde her yıl bazı dâhiler çeşitli şekillerde ortada kayboluyordu. Eğer Kai Ekaterina tarafından korunmasa ölebilirdi yada Klaus veya Padme ve Nana.
Çünkü gelecekleri çok parlaktı herhangi bir fraksiyona katıldıkları sürece diğerlerinin düşmanı olacaklardı.
Dördüncü kurala gelince bazı Akademiler benzer şeyler söyledi ama tamamen hikayeydi bu genelde Tarikatların ve klanların kanunuydu Akademiler o kadar birleşmiş değildi ama Tarikat ve Klanlar bile bu kadar doğrudan hareket edemezdi.
Örneğin Kai herhangi bir tarikat yada klanın bir üyesini öldürürse hiç bir ceza almazdı en fazla kınanırdı ki bundan öteye de kimse gidemezdi.
Fakat Çiçek Akademisi bu konuda netti. Kural o kadar sertti ki geçmişte bu kuralın şaka olduğunu düşünenler fütursuzca Çiçek Akademisine hakaret etmişti ve nihayetinde sonları trajikti.
“Bu... Gerçek mi? Dördüncü kural hiç yürürlüğe girdi mi?“ dedi Yue Quin inanamayarak.
Yeterli faydalar olduğu sürece herkes bir şeyleri feda eder. Yue Quin buna en iyi örnekti, onun durumu da benzerdi. Issız Saraya neden gönderilmişti ? Annesi ona işkence ettiği sevdiği için miydi ?
Elbette değildi. Birincisi Yue Quin’in İmparatorlukta ki konumunu en alta indirmek ve İmparatorluk üstünde ki etkisini sıfıra yaklaştırmaktı. İkincisi ona kararının bedelini ödetmekti üçüncüsü Kai onu seviyorsa onu almaya gelecekti böylece Quin İmparatorluğu muazzam faydalar elde edecek karşılığında Yue Quin’i verecekti ama Yue Quin o sırada sadece yetenekli bir kız olacaktı.
İmparatorluğu etkileyecek gücü olmayacaktı. Kai gelmezse Yue Quin Issız Saraydan çıkartılacak muhtemelen bir intikamcı olarak yetiştirilecekti. Quin İmparatorluğu çok güçlü bir uzman kazanacaktı ve bu uzman Kai tarafından terk edilmiş, kalbi kırılmış Runik Tapınağına ve muhtemel Kutsal Papaya kin besleyen birisi olacaktı.
Bunlar elde edilen faydalardı ve feda edilen şey Yue Quin’in kendisiydi onu feda edende öz annesiydi.
Böyle bir tablo varken kim kendisini mutlak güvende hisseder ve her şeyini adardı ki?
Göksel Dalga Tarikatı, Angela Kun ile Kai arasında evlilik kurmuştu ama bu sadece Angela Kun, Kai’i sevdiği için miydi ? Elbette iki tarafın karşılıklı faydaları içindi.
Eğer Angela Kun Kai’i değil başka birisini sevseydi Annesi ve Babası onun isteğine saygı duyup bütün faydaları görmezden mi gelirdi ? Bu kişinin ailesi bir güce sahipse bir ihtimal vardı ama arka planı olmayan biriyse ? O zaman muhtemelen bu adamı öldürecek ilk kişi Angela Kun’un ailesi olacaktı.
Bu sebeplerle birlikte Çiçek Akademisinin ideası çok abartılıydı.
“Elbette var. 40 Yıl önce Çiçek Akademisi yükselen bir güçtü. Öğretmenim o dönemde Çiçek Akademisini şekillendiriyor ayrıca Çiçek Endüstrisi ile destekliyordu fakat Akademi ve şirketin varlığı bazı güç merkezlerini rahatsız etti.
emeklerinin karşılığı olarak basit bir minnet ifadesi yani teşekkür etmeyi ihmal etmeyelim.