Bölüm...
Action, Drama, Harem, Novel, Türkçe Novel

Bölüm 74

Mızrak Niyeti (5.)
Yazar: salepsever Grup: : Bağımsız Okuma süresi: 7 dk Kelime: 1.851

Altın renkli kubbe ikinci gün genişlemeye devam etti. Çevresi atmışa yakın Runik Kralıyla çevrilmişti. Kai ile ilişkisi olan herkes buradaydı. Nişanlılarının aileleri bile istisna değildi. Nihayetinde bu Runik Kıtasında ki nadir bir andı fakat iç çemberdekilerin aksine dış çemberde bekleyenler bilgisizdi.



                             
Uzaktan seyreden iki Runik Kralı kafası karışık bir şekilde birbirine bakıp konuştu.



                             
“Runik Tapınağının bir yaşlısı niyeti yoğunlaştırıyor olmalı.“ dedi adam uzun beyaz sakalını yavaşça okşadı ifadesi sakin ama gözleri kıskançlıkla doluydu.



                             
“Kuzgun Köşkünden olma ihtimali var. Gelenlere bak, Kuzgun Köşkünün Ustası ile yakın ilişkisi olan herkes burada. Açıkça bir iyilik satmaya çalışıyorlar.“ dedi başka bir beyaz sakallı yaşlı adam.



                             
“Böyle bir sahne savaş alanında bile nadirdir. İki yüze yakın Runik Grandükü, Atmıştan fazla Runik Kralı ve üstünde kişi mevcut. Hala çevreye yayılmış pek çok Runik Dükü ve Prensi var. Seyircileri de sayarsak Runik Kıtasının savaş gücünün tamamı burada.“ dedi yaşlı adam hala sakallarını ovuştururken ifadesi daha ciddiydi.



                             
Ortamda ki hava çok ağırdı özellikle altın renkli kubbeyi koruyanlar ip gibi gergindi. Her an bir savaş patlak vermesi muhtemeldi ve bu savaşı kim kışkırtırsa kışkırtsın sonu iyi olmayacaktı.



                             
Elbette kimse o kadar pervasız olmayacaktı lakin pervasız olmayacakları gerçeği ağır atmosferi yok etmedi.



                             
Yaşlı adam hafifçe baktı sonra gözleri bir erkek ve kadının üstünde durdu. Erkeğin boyu bir doksan civarında kısa mavi saçlı güçlü bir fiziği olan son derece yakışıklı bir adamdı. Yaşı yirmilerinin sonunda gibi görünüyordu. Onun hemen yanında bir melekmiş gibi masum ve saf görünen başka mavi saçlı bir kadın vardı.



                             
Yaşlı adam bile bu kadına bakarken yutkunmaktan kendisini alamadı. Sonra gözleri diğerlerini taradı. Ekaterina’ya bir anlığına bakıp geçti, üstünde durmaya cesaret edemedi. Alice’nin genç bedenini bir süre izledikten sonra Yin Quin ve onun yanında ki Çiçek Hükümdarına gözü ilişti. 



                             
Çiçek Hükümdarı aynı anda başını çevirdi ve yaşlı adamla göz göze geldi. Yaşlı adamın kalp atışları anında hızlandı ürpererek başını çevirdi. 



                             
“Kutsal Papa sence de çok endişeli görünmüyor mu? Mızrak niyetini yoğunlaştıran bir yaşlıyı değil de kocasını bekleyen bir kadın gibi...“ dedi yaşlı adam tekrar sakalını sıvazladı ve meraklı bir şekilde sordu. Beyaz kaşlarından birisi kalkmış gözü biraz büyümüştü.



                             
“Dedikodulara göre Kutsal Papa, Aziz Oğula aşıkmış. Aralarında ki ilişkide hiç oldukça yakınmış.“ dedi yaşlı adam sesini biraz kıstı duyulmaktan korktu.



                             
“Bende duydum. Son zamanlarda herkes bunu konuşuyor, satranç oynamak için Kırık Kurt Runik Kralına gittiğimde bahsetmişti.“ dedi yaşlı adam sakalıyla oynamaya devam ederken bir dedektif edasıyla bakındı.



                             
“Duyduğuma göre Aziz Oğul yakışıklı bir çocukmuş. Runik Kıtasında ki en yakışıklı erkek olduğu söyleniyor.“ dedi yaşlı adam hafif tonda.



                             
“Bende duydum ayrıca pek çok nişanlısı da var. Söylentiler haksız görünmüyor.“ dedi yaşlı adam merakı giderek yükseldi.



                             
 “Göksel Dalga Tarikatının genç hanımı ile Odena Zarafet Okuluna gitmişler ve orada Genç Hanım Angela Kun, Aziz Oğula aşık olmuş. Henüz daha süt kokan bir çocuk iken hem de. Ayrıca Söylentilere göre Quin İmparatorluğunun düşmüş Prensesi Yue Quin de bu sebeple kapatılmış. Evlilik belirtecinin Aziz Oğulda olduğunu duydum.“ dedi yaşlı adam. 



                                     
         
               
İki yaşlı ve işsiz Runik Kralı kendi arasında dedikodu yaparken altın alanın içinde Kai iki günden uzun süredir mızrak sallamaya devam ediyordu. Altın renkli kubbenin içinde kalan bütün ağaçlar mızrak niyeti tarafından talaşa dönüştürülmüştü.




Kai mızrağını savururken Altın renkli kubbe hafif titremeye başladı. Kai’nin bedeni ve mızrağı da aynı anda titredi.




Dışarıda aniden herkes durdu “Mızrak Niyeti Embriyosunu tespit etti mi? Bu gerçekten hızlı...“ bir kişi şaşkınlıkla söyledi.




Kısa süre sonra Altın Renkli Kubbe aniden hızla genişlemeye başladı. Titreşim çevreye yayıldı ve tiz bir ses kubbenin tamamından duyuldu.




“Hou...“ sesleri artık biraz cızırtılı adeta bozuk bir radyodan geliyor gibiydi.




“ÇEKİL!“ Ekaterina aynı anda emir verdi. Kimse sorgulamaya cesaret edemedi. Hızla Altın Renkli Kubbeden uzaklaşırken boşlukları doldurup dışarıdan herhangi bir saldırıyı engellemeye devam ettiler.




Çiçek Hükümdarı kaşları çatık geri çekildi.




“Bu pek iyi değil.“ diye mırıldandı.




“Ne iyi değil ?“ dedi Yin Quin sakince sesi soğuk ve otoriter ama içinde hafif bir cilve vardı.




“Embriyoyu çok erken kurdu. Niyeti oluşturması çok daha zor olacak ve daha uzun sürecek.“ dedi. 




Benzer konuşmalar her yerde duyuldu.




Bir köşede duran bir grup beyaz saçlı kalıplı adam kendi aralarında tartışıyordu.




“Prenses Nadia’nın nişanlısı muhteşem... Başlangıçta bu evliliğe karşı çıktım. Prenses ısrar ettiği için kabul ettim ama şimdi öyle görünüyor ki Prensesin ön görüsü muhteşem.“ dedi adam.




“Kes sesini Boris! Prenses Yin Fiziği, Aziz Oğul yan fiziği! Eğer evlenmezseler Prenses ölür sen prensesin ölmesini mi istiyorsun!“ adam öfkeyle azarladı.




Boris isimli adam boynunu küçülttü ve hiç bir şey söylemeye cesaret edemedi.




Farklı bir konuşma geri çekilen bir grup mavi saçlı kişi arasında yaşandı.




Kısa mavi saçlı yakışıklı bir adam yanında ki nazik kadına baktı sonra homurdandı. “Kızıma zar zor layık sayılır! Bu iş bittiğinde onu iyice döveceğim.“ dedi adam.




Mavi saçlı kadın kıkırdayarak kocasına baktı ve nazik bir sesle söyledi. “Kocam çok cesur. Ekaterinanın onu öldürmesinden bile korkmuyor.“ dedi.




Adam neredeyse gök yüzünden yere düşüyordu. Yüzü değişti ve sırtı ürperdi. Ona bakan Ekaterina’yı fark edince acı acı gülümsedi.




“Şaka... Sadece şaka yapıyorum.“ diyebildi. Ekaterina homurdanarak işine dönerken adam terini sildi. Nazik karısı kıkırdadı.




“Kocam çok cesur. Ekaterinaya şaka yapıyor.“ dedi nazik kadın. 




“Angelica... Beni öldürmek mi istiyorsun? Neden şeytanı çağırıyorsun!“ dedi aceleyle mavi saçlı adam.




Angelica Kun kıkırdadı ve hiç bir şey söylemedi.




“Her neyse... En azından bu çocuk hala bir erkek... Bir kaç karısı var.“ dedi mavi saçlı adam bir şeyler söyleme ihtiyacı duydu ama aniden ürperdi. Boynu tutulmuş gibi yavaşça başını çevirip karısının gülümseyen yüzüne baktı. Çok nazik sevilesi görünüyordu fakat mavi saçlı adamın bütün tüyleri diken diken olmuştu.




“Oh... Kocam çok cesur, başka kadınların hayalini kuruyor...“ dedi. Adam aniden panikledi hemen elini salladı ve panikle “Hayır... Hayır öyle demek istemedim sevgilim. “ adam aceleyle söylese de mavi saçlı kadın elleriyle yüzünü kapatıp ağlamaya başladı.




Mavi saçlı adam titredi. Bir anda üstüne düşen onlarca ölümcül bakışı hissetti. Her yönden ona bakan Runik Kralları onu öldürmek istiyor gibiydi.




Mavi Saçlı adam panikle hemen Angelica Kun’un yanına geldi ve “Biliyorsun hep seni sevdim. Seninle büyüdüm, senden başkasına asla bakmadım.“ dedi aceleyle adam.




“Yalancı... Bir zamanlar Ekaterina’yı sevmedin mi?“ dedi kırgın bir tonda. Mavi saçlı adam her yönden cani bakışları hissedip ürperdi. Bir anda halk düşmanına dönüşmüş gibiydi.




“Bu... Bu nasıl mümkün olabilir? Ekaterina nasıl seninle kıyaslana bilir... Sen dünyada ki en güzel kadınsın.“ dedi ama beklenmedik bir şekilde ölümcül bakışların sayısı bir anda bir kaç kat arttı.




Mavi adamın bütün bedeni ter içinde kaldı. 




“Gerçekten en güzel miyim?“ masum bir sesle Angelica Kun söyledi. Hafif başını kaldırıp sulu gözlerle Mavi saçlı adama baktı.




Adamın bacaklarının arasında aniden bir hareketlilik oldu.




Bu bakış öylesine ölümcüldü ki bütün hormonları bir anda çığlık atmaya başladı.




“Elbette en güzel sensin...“ dedi cani auraya göğüs gerip hemen söyledi.




“Gel bak sana ne kadar güzel olduğunu anlatacağım.“ dedi mavi saçlı adam kendisini tutamadı. Öylesine saf ve masum gürünüyordu ki Angelica Kun’u bir an önce yatağa bastırıp kirletmek istiyordu.




“Ah... Kocam cesur...“ dedi gülümseyerek takip etti.




Arkasında salınan mavi saç örgüsü su gibi nazik bir yüz ve tatlı bir deniz kokusu bıraktı. İkisi ayrılırken artık kimse onlara bakmadı.




Bu iki kişi neredeyse aynı pantolonu giyerek büyümüştü. Hayatları boyunca birbirlerini tanıdılar, sevdiler ve aşık oldular ilişkileri herhangi birisinin bozabileceği seviyenin ötesindeydi ama Angelica Kun’un saf ve masum yüzü sayısız kişinin kalbini çaldı. Mavi saçlı adam herkesin gözünde halk düşmanına dönüştü.




Bu mesele şaka değildi bazı diplomatik konularda bile Mavi Saçlı Adam hoş karşılanmıyordu.




Runik Tapınağında bile benzer kişiler vardı.




Elbette bir dönem Ekaterina’ya büyük bir ilgisi olmuştu ama kimin olmazdı ki?




Kıyaslanamayacak kadar güzel otoriter ve güçlüydü tek başına ayakta duran dişi bir dağ gibiydi. Erkeklerin hakim olduğu bu dünyayı tek eliyle bastırıp zirveye çıktı eşsiz bir kadındı. Herhangi bir erkek eşcinsel değilse şüphesiz Ekaterina’ya özel bir ilgi gösterecekti.




       

Bu bölümde emeği geçen; çevirmen ve düzenleyici arkadaşların
emeklerinin karşılığı olarak basit bir minnet ifadesi yani teşekkür etmeyi ihmal etmeyelim.


Ayar kaydedildi