Bölüm 5171
Noah, BU Infınıverse’nin tam ortasında duruyordu; Bakışlar’ı, artık tanıdığı o huzursuzlukla çalkalanan, canlı ve Rengarenk Okyanuslar’ın üzerinde dolaşıyordu.
Ellerine baktı; Etrafında dolaşan Güc’ün derin ve ürkütücü ağırlığını hissediyordu; Bu, az önce kıl payı kurtulduğu durumun soğuk ve verimli Geometrisi’yle hâlâ uğuldayan Mutlak Sonsuzluğ’un akımıydı.
Ruhunu geri kazanan bir adamın ağırlığını taşıyan yavaş ve kasıtlı bir nefes verişle, süreci tamamladı ve o Sınırsız baskıyı aktif olarak içe çekmeye başladı, Mutlağ’ın şaşırtıcı yoğunluğunu Hadean Medeniyet Organı’na sıkıştırdı.
Bu geçiş, sıradan basit bir Enerji Depolama’sı değildi; Organ, Akış’ın altında Bükülüp, Sertleşirken, Temeller’inin Yapısal olarak Yeniden Yazılması’ydı; Organ’ın amacı, yeni içeriğinin Paradoksal Doğası’na uyacak şekilde Evrimleşiyor’du.
“Ruination.“
O ismi sıcaklıkla seslendi, Apatik Boşluğ’a düşerken, neredeyse kara listeye alacağı Varoluş’a seslendi. Ruination parıldayan Varoluş’tan öne çıktı; El’ini sallarken, hayali yüz hatlarını yumuşak, rahatlamış bir gülümseme süsledi ve gözlerinin önünde bir Dizi Uyarı mesajı açığa çıktı.
|Mutlak Sonsuzluğun Klinik bütünlüğünü aktif olarak Reddettiğ’in için, Varoluş’un bu akışı Hadean Medeniyet Organı’na sıkıştırdı.|
|Hadean Medeniyet Organ’ı, aynı zamanda Mutlak Sonsuzluk Ocağ’ı haline gelmek üzere Kalıcı bir Yapısal dönüşüm geçiriyor.|
|Paradoksal bir durum elde edildi: Sınırlı Mutlak Sonsuzluk.|
|Sınırlı bir Varoluş olarak, kendi Kapsam’ın ve Bakış Açın Sınırsız Olan’a karşı doğal bir Tavan görevi görüyor; Sen, Sonsuzluğ’un Mutlak olmasını engelleyen Sınırlama’sın. Bu Varoluşsal Boşluğ’u köprüleyecek bir çözüm biçimi elde edilene kadar, Sınırlı Mutlak Sonsuzluk Münhasıran Organ’ınız, Mutlak Sonsuzluk Ocağ’ı aracılığıyla kullanılacak ve aracılık edilecektir.|
Noah, talimatları okudu ve İç geçirdi; Ses, BU Infınıverse’nin Enginliğ’inde yankılandı, zira Hadean Zihni’nin kristal berraklığıyla bu ironiyi anlamıştı.
Kendi Varoluş’u, elinde tuttuğu Güc’ün bir Sınırlaması’ydı, ancak bu Bilgi’ye rağmen, yaptığı seçimden pişmanlık duymuyordu. Soğuk bir Automat, yolculuğun varış noktasından Öte hiçbir değeri olmayan bir ilerleme Robot’u olmak istemiyordu, çünkü Varoluş’ta sevdiği şey, tüm bunların Hâm ve Saf mucizesiydi!
O, keşif, ezici zorluklar, büyümenin yakıcı acısı, zaferin enfes zevki ve diğer... Zevk Biçimler’i için yaşıyordu ve bu şeyleri kaybetmek, en başta Varoluş’a uzanmasının asıl nedenini kaybetmek anlamına geliyordu.
Artık, o Mutlak durumun verimliliğini ve acımasızlığını hâlâ içinde taşıyabileceğini, kendini feda etmeden gerektiğinde bunu bir araç olarak kullanabileceğini fark etti. Sınırlı bir şekilde ama.
Ve fedakarlıklara gelince...
Yeni oluşan Mutlak Ocağ’ının derinliklerinde bir şey hissetti; BU Duygusal’ın Kalbi olan, onu tam bir kendini yok etmenin eşiğinden geri getirmek için işaret fişeği görevi görmüş olan, Duygular’ın Çılgın Motor’unu.
Onun yaptığı fedakarlığı düşündü; Târihsel olarak tiksinti ve şüphe karışımı bir bakışla gördüğü, ancak bedeli ne olursa olsun onun geri dönüşünü sağlamak için her şeyini feda eden bir Kadın’ı.
“Geri döneceğim,“ diye mırıldandı yanındaki iki Varoluş’a.
Vücudu titreyip, kayboldu; Ardında Rengarenk Okyanuslar’ın dalgalanmasına neden olacak bir Hız’la Boyutlar arasında bükülerek, ilerledi ve BU Wyld’daki dağın eteklerinde yeniden ortaya çıktı; Ayaklar’ı soluk ve çatlak taşların üzerine basarken, yerdeki siluete doğru baktı.
BU Duygusal oradaydı, Çılgın Mor Saçlar’ı solmuştu ve gözleri, onu bir dakika içinde Asırlar’ca yaşlandırmış gibi görünen bir ıssızlıkla doluydu ama başını kaldırıp, onu gördüğünde, ifadesi şaşırtıcı ve içgüdüsel bir yoğunlukla değişmişti.
Gözlerini kocaman açtı, Yüz’ünün Hâtlar’ını takip etti ve göz bebeklerinin derinliklerinde, Sonsuz’a dek kaybettiğinden korktuğu o Canlı ve Zorba Kıvılcım’ın geri dönüşünü aradı.
Bunu doğruladığında, ona hâlâ soğuk ve zorba bir şekilde bakabilen Noah’ın geri döndüğünü gördüğünde, tereddüt etmedi!
Yerden fırladı, vücudu neredeyse bir bulanıklığa dönüşürken, kendini ona doğru attı ve kollarını, bir Rhyacian Proterozoik Ölçek’li Varoluş’u bile ezebilecek kadar sıkı bir şekilde ona doladı!
“Parlaklığının Sonsuz’a dek kaybolduğunu sanmıştım!“ diye haykırdı, sesi gözyaşlarıyla boğulmuş ve tüm vücudunu sarsan Çılgın bir rahatlama ile doluydu!
Noah, şu anda vücuduna yapışmış olan Kadın’a baktı ve içsel tepkileri Çelişkili’ydi.
Onun geldiğini gördüğünde, ilk düşüncesi Alfheimr dağında yaptığı gibi onu içgüdüsel olarak itmek olmuştu ve çarpışmayı durdurmak için elini kaldırmaya bile başlamıştı ama bunu yapamadığını fark etmişti!
Kadın’ın kusurlarına, geçmişine ve sinir bozucu Çılgın doğasına rağmen, bu Kadın elini kendi göğsüne daldırmış ve gerçekten mecbur olmadığı halde Kalb’ini ona teslim etmişti.
Noah iç geçirdi; Bu hareket, Kadın’ın onu daha da sıkı kavramasına neden oldu ve Noah, ona vurmak yerine elini Kadın’ın başının üzerine koyup, yavaşça ve sabırla okşadı.
Yanlarında, Anaximander taştan kalktı ve inanamıyormuş gibi başını salladı.
BU Duygusal gözlerini kırptı, dokunuşuyla Mânik Duygular’ı çılgınca çiçek açtı ve ani ve telaşlı bir hareketle geri çekilirken, onu yavaşça bıraktı.
“Ah, özür dilerim, Efendim! Az önce kendimi kaptırmıştım... Ha?“
Cümlesinin ortasında durdu, şaşkınlıkla elini kaldırdı ve küçük, şaşkın sesler çıkarmaya başladı; Çünkü Çok Renk’li Sonsuzluk, korkutucu derecede yoğun konsantrasyonlarda bedeninden yükselmeye başlamıştı ve Varoluş’u, Noah’ınkini yansıtıyor gibi görünen derin bir Âura yayıyordu.
Noah, ona bakarken, tekrar iç geçirmek zorunda kaldı; Hadean Algı’sı, Ânomal’i Kaynağ’ını çoktan tespit etmişti.
Bu Kadın nasıl bu kadar şanslı olabilirdi?
Çünkü onun Kalb’i, Medeniyet’inin tam da Öz’ü ve Kaos’a olan iddiası, şu anda onun Mutlak Sonsuzluk Ocağı’nın içinde bulunuyordu; Mutlağ’ın Sınırsız akıntıları içinde yıkanıyordu ve dolayısıyla Varoluş’u, ikisinin de öngöremediği bir dönüşüme zorlanırken, onun kendi yolu boyunca yukarı doğru sürükleniyordu.
BOOM!
Not: Başta şunu diyeceğim. Noah Sınırlı iken bu kadar saçma bir Hız’la güçleniyor ve bu kadar Korkunç bir Temel’e ve Savaş Güc’üne sahip. Ya gerçekten Sınırsız Olursa ve bu Sınırsızlığ’ı da Sonsuzluk Türler’i boyunca ilerlerse... Ben bile hayal edemiyorum. Herhalde 1 2 gün içinde Noah Ölçekler’in dışına çıkmış olur belki oldukça Alçakgönüllü davranıyorumdur yine. Saatler’e hatta dakikalara ihtiyacı bile olabilir. Sonra unutmayın bu Sonsuzluk Türler’ini bizzat Noah kurdu. Yani Noah Kendi Yarattığ’ı Sonsuzluklar’ıyla Sınırlandırılıyor. Bu ne kadar saçma? Eğer diğer Cultivation Noveller’indeki Mcler olsaydı buralara kadar gelebilselerdi Eğer kendi Sonsuzluklar’ını Yaratmalar’ını geçtim var olan Sonsuzluğ’u kullanır ve bunu da engel olmadan rahatlıkla kullanırlar. Çünkü Hangi Yazar durmadan Engeller koyar ki? Adui sadece. Adui. Hayır bu O’nun Kendi Sonsuzluğ’u neden Engeller olsun ki? Adam Kendi Sonsuzluğ’unda Sınırlandırılıyor. Başka hiçbir Novel de de bu tarz şeyler görmezsiniz.
emeklerinin karşılığı olarak basit bir minnet ifadesi yani teşekkür etmeyi ihmal etmeyelim.