Bölüm...
Action, Adventure, Dark Fantasy, Demons, Drama, Epic, Fantasy, Harem, Magic, Martial, Mecha, Military, Mystery, Novel, Sci_fi, Supernatural, Superpower, Tragedy, Villainess, War

Bölüm 13

Kozmik Ezici
Yazar: ZenZowske Grup: : Novelci Okuma süresi: 6 dk Kelime: 1.405

Kurtboğan Boğazı’nın üzerindeki gökyüzü, gün ortası olmasına rağmen aniden kurşun gibi ağır ve morumsu bir karanlığa büründü. Kanyonun üzerinden esen rüzgarlar durmuş, yerini kulakları sağır eden, derinden gelen boğuk bir uğultuya bırakmıştı. Kaelen’in kanyon sınırları boyunca ördüğü o devasa, görünmez altıgen kalkan, gökyüzünde parlak altın ve mor rünlerle bir anlığına belirdi ve üzerinde devasa çatlaklar oluşmaya başladı.

Boşluğun derinliklerinden gelen yabancı bir enerji, kalkanın sınırlarını adeta bir asit gibi eritiyordu.

Kaelen Vane, kanyonun en uç noktasındaki basalt kayalığın üzerinde, pelerini rüzgarsız havada hafifçe dalgalanarak duruyordu. Gözlerindeki o dipsiz kozmik boşluk, gökyüzündeki çatlaklara odaklanmıştı. Onun hemen arkasında duran Lyra, elindeki gümüş asaya sıkıca sarılmıştı. Vücudu hafifçe titriyordu ve yüzünde, yüzlerce yıllık yaşamı boyunca hiç göstermediği bir panik vardı.

“Lordum...“ dedi Lyra, sesi rüzgarsız havada yankılanırken. “Bu büyü değil. Bu... bu doğanın veya bu dünyanın bir gücü değil. Kadim elflerin kutsal parşömenlerinde anlatılan ’Boşluk’ bu. Onlar boyutların ötesindeki o mutlak karanlığı, dünyadaki tüm yaşamı yutan o canavarları çağırıyorlar. Kalkanımız... kalkanımız bu baskıya dayanamaz!“

Vexia, elindeki yeni ürettiği gölge alevi bombalarını sıkıca kavramış, dişlerini sıkmıştı. “Lordum, ateşimin en sıcak safhalarını kalkanın zayıflayan noktalarına yönlendirebilirim! Eğer o canavarlar bu boyuta adım atarsa, onları geldikleri cehenneme geri gönderene kadar durmayacağım!“

Elara ise gölgelerin içinden tamamen sıyrılarak Kaelen’in hemen arkasında belirdi. Hançerlerini ters tutuyor, her an ölüme atılmaya hazır vahşi bir yırtıcı gibi bekliyordu. “Lordum, canımı sizin önünüzde bir kalkan yapmama izin verin. Gölgelerim, o karanlığın içine sızıp onu içeriden çökertmek için emrinizdedir.“

Kaelen, arkasındaki üç kadının bu telaşlı ve korumacı tavırlarına karşı en ufak bir duygusal tepki vermedi. Onun rasyonel aklı, bu durumu bir tehdit olarak değil, tamamen sistemin ona sunduğu yüksek değerli bir kaynak olarak görüyordu. Zihnindeki Hegemonya Arayüzü, gökyüzündeki çatlaklar derinleştikçe kırmızı uyarılarla parlamaya başladı:

[Mevcut Mutlak Otorite Puanı: 3200]

Kaelen, “Demek amcam Valerius elindeki tüm dünyevi orduları kaybedince karanlık kültlerin kucağına düştü,“ diye düşündü. Bu, zayıf ve çaresiz bir yöneticinin atacağı son, acınası adımdı. Portallar kapalı olduğu için iblisi doğrudan kanyonun içine çağıramamışlar, onun yerine kalkanı dışarıdan kırması için boyut dışı bir yırtıcıyı serbest bırakmışlardı.

Tam o anda, gökyüzündeki mor çatlak tamamen yarıldı.

Kanyondaki tüm askerlerin ve elflerin gözleri dehşetle yukarı kilitlendi. Yarılan boşluğun içinden, yüzlerce metre uzunluğunda, üzerinde binlerce kırpışan kırmızı göz barındıran, zifiri karanlıktan yapılmış devasa dokunaçlar süzüldü. Canavarın bu dünyaya yaydığı o çürümüşlük ve delilik aurası, aşağıdaki zayıf iradeli bazı muhafızların anında diz çöküp çığlık atmasına neden oldu. Normal bir insan, bu varlığa sadece bakarak aklını kaçırabilirdi.

Canavarın devasa gövdesi kanyona doğru alçalırken, dokunaçlarından biri Kaelen’in kurduğu boyutsal kalkana muazzam bir şiddetle çarptı. Kanyon, sanki kıyamet kopuyormuş gibi büyük bir gürültüyle sallandı. Altıgen kalkanın mor rünleri, darbenin etkisiyle havada tuzla buz olmaya başladı.

Vexia çaresizce bağırdı: “Kalkan kırılıyor!“

Kaelen yavaşça bir adım öne attı. Ayak bastığı boş hava, sanki görünmez bir basalt basamak varmış gibi onu yukarıda tuttu. Adım adım gökyüzüne, o devasa kozmik canavara doğru yürümeye başladı. Ne bir koruma büyüsü yaptı ne de kılıcını çekti. Sadece ellerini arkasında birleştirmiş, rasyonel ve dondurucu bakışlarını iblisin binlerce gözüne dikmişti.

Zihnindeki sistem arayüzünde mağazanın “Mutlak Otorite ve Kozmik Cezalandırma“ sekmesini açtı. Bu canavarı sadece durdurmak, bir hükümdarın şanına yakışmazdı. Onu tamamen ezmeli ve gücünü kendi sistemi için bir yakıt yapmalıydı.

[Gerekli Puan: 2500]

Kaelen, gökyüzünün ortasında durdu. İblisin devasa dokunaçlarından biri, onu tek bir hamlede yutmak için korkunç bir hızla üzerine doğru savruldu. Dokunaç Kaelen’e sadece birkaç metre kala, Kaelen sağ elini yavaşça ileri doğru uzattı ve parmaklarını hafifçe sıktı.

“Kozmik Ezici,“ diye fısıldadı Kaelen.

O anda, kanyondaki uğultu ve canavarın çıkardığı o delirtici çığlıklar bıçak gibi kesildi. Evrenin fizik kuralları, Kaelen’in parmaklarının arasında yeniden yazıldı. İblisin etrafındaki uzay, görünmez ve devasa bir mengene gibi kendi içine çökmeye başladı.

Canavarın yüzlerce metrelik o heybetli, karanlık gövdesi, bir anda inanılmaz bir basınç dalgasıyla sarsıldı. Dokunaçları havada büküldü, binlerce kırmızı gözü yüksek basınçtan dolayı aynı anda patlayarak mor sıvılar halinde boşluğa saçıldı. Canavar, boyutların ötesinden gelen o kadim karanlığın yırtıcısı, şimdi kendisinden katbekat daha üstün, kozmik ve mutlak bir gücün avucunda sıkışmıştı.

Kaelen elini biraz daha sıktı. Uzay büküldükçe, canavarın devasa gövdesi bir tüy gibi kendi merkezine doğru çekilmeye, sıkışmaya başladı. Yüzlerce metrelik canavar, saniyeler içinde sadece bir futbol topu büyüklüğünde, yoğunlaştırılmış siyah bir küreye dönüştü. Kürenin etrafından yayılan yerçekimi o kadar yoğundu ki, kanyondaki taşlar havada süzülüyor ama Kaelen’in iradesi yüzünden kimseye zarar vermeden tekrar yere düşüyordu.

Kaelen parmaklarını tamamen kapattığında, o siyah küre de sessizce yok oldu. Canavar, arkasında tek bir toz zerresi bile bırakmadan, tamamen evrenin dokusundan silinmişti.

Gökyüzü aniden açıldı. Güneş ışığı, Kurtboğan Boğazı’nın basalt duvarlarına tekrar vururken, kanyonda ölümcül bir sessizlik hakim oldu.

Aşağıdaki yüzlerce muhafız, madenci ve elf okçusu, dizlerinin üzerine çökmüş, gökyüzünde tek başına duran o genç hükümdara sanki yaşayan bir tanrıymış gibi tapınarak bakıyorlardı. Lyra, gözlerinden yaşlar süzülerek alnını basalt kayaya değdirdi. Vexia’nın ellerindeki bombalar yere düşmüş, ağzı açık bir şekilde Kaelen’in o pürüzsüz ihtişamını izliyordu. Elara ise gölgelerin içinden çıkıp diz çökerken, kalbinin daha önce hiç olmadığı kadar hızlı çarptığını hissetti. Bu adam, dünyadaki tüm kralların, tüm imparatorların ve hatta tüm tanrıların ötesindeydi.

Kaelen, yavaş adımlarla havada yürüyerek kayalığa geri döndü. Yüzünde en ufak bir nefes darlığı bile yoktu. Zihnindeki sistem arayüzü, altın harflerle parlayarak zaferini ilan etti:

[Kazanılan Mutlak Otorite Puanı: +3500]
[Mevcut Mutlak Otorite Puanı: 4200]

Kaelen, arkasındaki üç kadına baktı. “Amcam,“ dedi soğuk ve sakin bir sesle. “Kendi sonunu getirecek olan o kapıyı kendi elleriyle açtı. Artık Başkent’in bizi beklemesine gerek yok. Sarsılmaz Lejyon, rüzgar okçuları ve gölge suikastçıları... Hepsi hazırlansın. Yarın şafak vakti, İmparatorluk’un taht odasına yürümek için yola çıkıyoruz.“

Üç kadın da aynı anda, yeri göğü titreten bir sadakatle haykırdı: “Emriniz bizim için mutlak kanundur, yüce Hükümdarımız!“

Bu bölümde emeği geçen; çevirmen ve düzenleyici arkadaşların
emeklerinin karşılığı olarak basit bir minnet ifadesi yani teşekkür etmeyi ihmal etmeyelim.


Ayar kaydedildi