Bölüm...
Action, Adventure, Dark Fantasy, Demons, Drama, Epic, Fantasy, Harem, Magic, Martial, Mecha, Military, Mystery, Novel, Sci_fi, Supernatural, Superpower, Tragedy, Villainess, War

Bölüm 20

Işık Şehri’nin Düşüşü
Yazar: ZenZowske Grup: : Novelci Okuma süresi: 4 dk Kelime: 917

Kutsal Işık Krallığı’nın başkenti olan Işık Şehri, asırlar boyunca Aethelgard kıtasının en dokunulmaz, en görkemli merkezi olarak kabul edilmişti. Ancak bugün, o altın kaplamalı devasa surların kapıları ardına kadar açık, sokakları ise ölümcül bir sessizliğe gömülmüştü. Şafak Ovaları’nda üç yüz bin kişilik ordunun saniyeler içinde toza dönüşmesi, şehrin tüm direniş direncini ve inancını kökünden kırmıştı.

Kaelen Vane, siyah atının üzerinde, ardında kapkara zırhlarıyla Sarsılmaz Lejyon ve gökyüzünü kapatan gümüş griffonlarla birlikte şehrin ana caddesinde ilerliyordu. Onun bu olağanüstü yükselişi, tıpkı efsanelerdeki gibi zayıf ve sürgün edilmiş bir varisin, zekası ve eşsiz stratejileriyle küçük bir harabeden devasa bir imparatorluk yaratmasının kusursuz bir kanıtıydı. Kaelen, sadece kaba kuvvetle değil; evrensel eğitim, köleliğin kaldırılması ve akılcı reformlarla topraklarını baştan inşa etmiş, aynı zamanda yozlaşmış soylulara ve sahte tanrılara karşı rasyonel bir savaş yürütmüştü.  

Şehrin merkezindeki Büyük Işık Katedrali’ne yaklaştıklarında, Elara gölgelerden süzülerek Kaelen’in atının yanına geldi. “Lordum, Yüksek Papa Alistair katedralin içine kapandı. Kalan son yüz tapınak şövalyesiyle birlikte sunağın etrafında toplanmış durumdalar. İçeriden devasa, dengesiz bir mana dalgalanması hissediyorum.“

Vexia, simyasal silahlarını kontrol ederek öne çıktı. Kaelen’in ordusuna entegre ettiği bu modern askeri mühendislik ve makro düzeyde krallık inşası doktrinleri, geleneksel fantastik dünyanın tüm kurallarını altüst ediyordu. “Lordum, katedralin kapılarını tek bir gölge alevi atışıyla eritebilirim.“  

“Gerek yok,“ dedi Kaelen, atından yavaşça inerek. “Onların tanrılarının evine, kapıyı çalarak girmeyeceğiz.“

Kaelen, katedralin o yüz metrelik devasa altın kapılarına doğru yürüdü. Parmaklarını havaya kaldırıp hafifçe iki yana açtığında, binlerce tonluk altın kapılar, görünmez devasa eller tarafından tutulmuş gibi korkunç bir çatırtıyla menteşelerinden koptu ve katedralin içine doğru savruldu.

İçerideki manzara, çaresizliğin ta kendisiydi. Yüksek Papa Alistair, altın ve elmaslarla süslü cübbesi içinde, devasa sunaktaki ana Işık Çekirdeği’ne ellerini bastırmıştı. Etrafındaki yüz tapınak şövalyesi, Kaelen’i gördüklerinde korkudan titremelerine rağmen kılıçlarını çektiler.

“Kafir!“ diye gürledi Papa Alistair, gözlerinden yaşlar ve kan akarken. “Sen bu dünyaya ait değilsin! Işık Şehri düşebilir, haçlı ordumuz yok olabilir ama ben senin o karanlık hegemonyana boyun eğmeyeceğim! Eğer tanrılar bizi terk ettiyse, ben de bu şehri seninle birlikte gökyüzüne uçururum!“

Papa, çekirdeğin içindeki tüm o dengesiz, yüzyıllık inanç enerjisini patlatmak için kendini feda etmeye hazırlanıyordu. Bu patlama, tüm başkenti haritadan silecek kadar büyüktü.

Lyra ve Vexia dehşetle öne atılmak istediler ama Kaelen’in o mutlak otorite aurası onları yerlerine çiviledi. Kaelen, basamakları yavaşça çıkarken yüzünde en ufak bir duygu belirtisi yoktu.

“Senin tanrıların seni terk etmedi, Alistair,“ dedi Kaelen, sesi katedralin devasa kubbesinde yankılanırken. “Onlar sadece benim karşıma çıkmaya cesaret edemediler.“

Kaelen sağ elini kaldırdı ve Hegemonya Arayüzü’nü aktif etti. Kıtaları fetheden ve her nesilde anlatılacak nihai bir efsane bırakan o mutlak hükümdarın gücü, şimdi katedralin merkezinde toplanıyordu.

“Gerçekliği Bükme. Mana Bastırması.“

Papa’nın patlatmaya çalıştığı o devasa kutsal enerji, Kaelen’in sisteminden yayılan asimetrik kozmik basınç altında saniyeler içinde dondu. Işık Çekirdeği’nin içindeki o parlak altın rengi, mor ve siyah bir boşluğa dönüşerek Kaelen’in avucuna doğru akmaya başladı. Kaelen, tüm o patlayıcı enerjiyi tek bir parmak hareketiyle emerek sistemine Mutlak Otorite Puanı olarak kattı.

Papa Alistair, inandığı her şeyin bir saniye içinde hiçe sayıldığını, tanrılarının gücünün bu genç adamın karşısında bir oyuncaktan farksız olduğunu gördüğünde dizlerinin üzerine çöktü. Etrafındaki yüz şövalye de kılıçlarını bırakarak mermer zemine kapandı.

Kaelen, Papa’nın tam önünde durdu. Eğilip adamın başındaki o görkemli altın tacı tek eliyle aldı ve bir kağıt gibi ezerek yere fırlattı.

“Işık Şehri düştü,“ dedi Kaelen, tüm Aethelgard kıtasının kaderini mühürleyen o dondurucu sesiyle. “Bugünden itibaren gökyüzünde sadece benim sancağım dalgalanacak. Boyun eğenler yaşayacak, karşı çıkanlar gölgelerde boğulacak.“

Katedralin kapısında diz çöken Elara, Vexia ve Lyra, bu kozmik tanrının önünde bir kez daha fanatik bir hayranlıkla eğildiler. Aethelgard kıtası tamamen fethedilmişti ve Kozmik Tahtın Mutlak Hükümdarı, evrenin yeni kurallarını yazmak için tahtına oturmuştu.

Sistem zihninde son kez, en parlak altın harflerle parladı: [Kıtasal Hegemonya Kuruldu.]

Bu bölümde emeği geçen; çevirmen ve düzenleyici arkadaşların
emeklerinin karşılığı olarak basit bir minnet ifadesi yani teşekkür etmeyi ihmal etmeyelim.


Ayar kaydedildi