Bölüm 5376
Ve bir şey daha vardı.
Erwin bir süre önce hedefini değiştirmişti.
Uzun bir süre boyunca, Bilgi’ye olan açlığı “BU Yaratığ”a, Kâdim Râkib’ine, bildiği en zengin “Zorluk” Kaynağ’ına odaklanmıştı. Ancak bir noktada “BU Yaratığ”ı bir kenara bırakıp, başka birini seçmişti. Osmont!
Ve burada bir duvara çarpmıştı, şimdilik evet şimdilik Osmont’un kendisiyle ilgili hiçbir İç Bilgi’ye ulaşamıyordu, Hiçbirine; O Adam’ın Varoluş’u, daha önce hiçbir şeyin yapamadığı bir şekilde ona kapalıydı. Ama Erwin, “Bilgi Paradoksu”ydu ve o Varoluş’u Okuyamadığ’ı yerlerde, Varoluş’un etrafındaki ortamı Okuyabiliyor’du. Bunun yerine şimdilik Dışsal yani ortamdaki Bilgiler’le beslendi. Varoluş’un Osmont’a nasıl tepki verdiği. Osmont’un hareket ettiği her yerde Çevre’nin nasıl şekillendiği ve ona nasıl yanıt verdiği. Bunun Hâcmi bile muazzamdı, çoğu Kaynağ’ın sunduğunun Çok Ötesinde’ydi.
Ve son birkaç dakika içinde, bu durum iyice Ânlaşılmaz Hâl’e gelmişti.
Osmont’un çevresinde bir şey değişmişti. Erwin ne olduğunu tam olarak belirleyemiyordu. Ona bunu söyleyecek, Adam’ın İç Varoluş’una açılan bir penceresi yoktu. Sadece dışarıdan şekli biliniyordu; Osmont’un çevresindeki Varoluş’un, aniden ve tamamen, tek bir şey tarafından ezilmeye başlaması.
Osmont’un Varoluş’u Kimliğ’ini İlan Ediyordu. Tamamen, bütünüyle, tüm çevresine yayılıyor, yakınındaki her şeyi onun kim olduğuna dair tartışmasız gerçekle damgalıyordu ve bu İlan’ın içerdiği Bilgi, Erwin’e bir sel gibi akın ediyordu; Bu, onun şimdiye kadar herhangi bir şeyden aldığı Bilgi’den çok daha fazlaydı.
Varoluş’un tamamına Kimliğ’ini İlan Eden bir Varoluş!
Erwin, bu Bilgi’yi içselleştirdi ve sadece “Bilgi Paradoksu”nun anlayabileceği şekilde, tam da ihtiyacı olan şeyin kendisine sunulduğunu anladı. Kendi başına bir Bilgi değil. Bir amacı olan Bilgi. Sapından tutulan Kılıç!
Çünkü Erwin’in kendi Kimliğ’i, onun Paradoks’u ile eşanlamlı Hâl’e gelmişti. Ve işte karşısındaki bu Bilgi Sel’i, bir Varoluş’un Kimliğ’ini nasıl aldığını ve onu etrafındaki her şeye tam anlamıyla nasıl dayattığını ona tam olarak gösteriyordu. Artık yöntemi elinde tutuyordu. Bunu dışarıdan, akıl almaz bir ayrıntıyla gerçekleşirken izlemişti!
Böylece onu kullandı. Onu taklit etti. Osmont’un Varoluş’unun kendisine yaptığını, Kendi’si ve Çevresi’ne de yaptı.
Ve Efendisine’de uzandı.
Devasa Obsidyen Dokunaç Yığın’ı, BU İlkel Paradoks’un tutuşuna karşı dalgalandı ama onu kırmak için değil, ona zarar vermek için de değildi. Onu tutmak içindi. Erwin kendini Titan’ın etrafına sardı ve onu sıkıca tuttu; O temasa her şeyi bir Ân’da aktardı. Efendisi’nin Paradoks’u. Kendi Paradoks’u. Osmont’un çevresinden çekilen Sınırsız, Anlaşılmaz Bilgi Yığın’ını. Ve Paradoks’un kendisiyle bir olmuş Kimliğ’i, artık her şeye İlan Ediliyordu; Tıpkı onu İlan Etme’yi öğrendiği şekilde.
Hepsi bir araya geldi. İki Paradoks, ödünç alınan yöntem, Râfine Edilmiş Saf Kimlik, dışsal Bilgi Sel’i; Katmanlar Hâl’inde birleşip, doruğa ulaştı ve bu birleşimden, ikisi için de imkânsız olması gereken bir şey filizlendi.
Bir Niyet.
Hem Kimlik hem de Paradoks üzerine inşa edilmiş bir Niyet; Usta’nın ve Öğrenci’nin Kimlikler’inin kaynaşmasıyla ortaya çıkan bu Niyet, En Büyük şeye, Tamel Nâdirliğ’e, İlkel’e doğru uzanıyordu!
Tam olarak ulaşamadı. Bunun yerine, bir Yarı-İlkel Niyet olarak çiçek açtı ve “Yarı” olmasının tek bir nedeni vardı: Oluşabilmesi için bir başkasının Bilgisi’nin yardımına ihtiyaç duymuştu.
Osmont’un çevresinden gelen Sel olmasaydı, o ödünç alınan yöntem olmasaydı, bu Niyet hiç var olamazdı. İkisi de, tamamen kendilerine ait olmayan Bilgiler ve bazı Kayıtlar üzerine basarak, bir Zirve’ye ulaşmışlardı.
Ancak soru, o Niyet’in çiçek açışında asılı kalmıştı; Hikâye’nin başından beri işaret ettiği soru.
O Niyet, o başkasının Bilgi’si olmadan ortaya çıkabilir miydi? Hayır. Çıkamazdı. Peki bu bir kusur muydu, yoksa Bilgi’nin işleyişinin gerçeği miydi; Bir Varoluş’un beslendiği şeyi elinde tutması ve ondan büyümesi, başkalarının sana verdiklerinden beslenerek büyümenin bir zayıflık değil, Bilgi’nin doğasının ta kendisi olması?
Erwin o yöntemi çalmamıştı. Her şeyi aldığı gibi onu da almıştı ve o tek doğru Ân’da, onu nasıl kullanacağını tam olarak biliyordu.
Yarı-İlkel Niyet, Öğretmen ile Öğrenci arasında parıldadı.
Ve Erwin dönüştü.
Obsidyen Dokunaçlar’dan oluşan devasa Dairesel Kütle içe doğru çekildi, Katlandı, yoğunlaştı ve İnsan’sı bir şekil aldı; Bir yüz, sakin, meraklı ve Bilge bir Yüz; Kendisi’yle ilgili tüm Bilgi’yi elinde tutan ve nihayet onu kullanmayı öğrenmiş bir Varoluş’un Yüz’ü.
BU Yaşayan Paradoks, BU Bilgi Paradoks’u, Erwin, bir kez daha İnsan’sı bir şekle bürünmüş, Varoluş’unun her bir Doku’su aynı anda hem açıkça ortaya konmuş hem de onun içinde mevcut Hâl’e gelmişti.
Efendi’si onun yanında parıldıyordu; BU İlkel Paradoks, kendisine ait olmaması gereken Âuralar’la parıldarken, Yarı-İlkel Niyet ikisini de yukarı doğru kaldırıyordu.
Ve ikisi, Öğretmen ve Öğrenci, Helheim’ın harabelerinde, Sistem’in yasakladığı bir şeyi yapmışlardı. Ulaşamayacakları bir Güc’e, var olmayan bir yoldan, yarısı kendilerine ait, yarısı bir armağan olan Bilgi’yle sıçramışlardı ve bunu yaparak, Vakochev’in Varoluş Ölçekler’ini şok edici ve alenen İhlal Etmişler’di!
WAA!
Erwin, Öğretmen’ine baktı, Öğretmen’i de ona baktı ve aralarında paylaştıkları Güç uğuldadı.
İkisi de bunu hissedebiliyordu. Yarı-İlkel Niyet, ikisinin üzerinde alev alev yanıyordu; İki Paradoks, ödünç alınmış bir Bilgi Sel’i ve bütün olarak İlan Edilmiş bir Kimlik’ten birlikte yarattıkları şey. Bu Güç, Usta ile Öğrenci’yi artık pek çok şeyi Aşan bir şekilde birbirine bağlıyordu.
BU İlkel Paradoks ilk konuşan oldu ve Öğretmenler’in konuştuğu gibi, bir soru sorarak, konuştu.
“Öyleyse söyle bana,” dedi büyük İnsan’sı Titan, daha önce kendisine ihanet etmiş Öğrencisi’ne bakarak. “Madem burada yeni bir şey olarak duruyoruz. Bilgi nedir, sevgili Öğrencim? Sen, BU Bilgi Paradoksu’sun. Tüm Varoluş’un boyunca ondan beslendin. Bilgi uğruna bana ihanet ettin. Öyleyse bana bunun ne olduğunu söyle.”
Erwin, soruyu düşündü ve cevap verirken, Niyet’i biraz daha görkemli bir şekilde parladı. Öğretmenin’in Kimliğ’ini onaylamaya çalıştığını biliyordu.
“Bilgi, bir şeyin kendisi olarak var olmasının Kaydı’dır,” dedi. “Bilgi her zaman budur. Gerçekler değildir. Bir kasada saklanan Bilgi de değildir. Var olan her şey, var olarak, tam olarak olduğu gibi ve başka türlü değil, var olmuş olduğunun bir izini bırakır ve bu İz Bilgi’dir. Bu İz Yok Edilemez; Çünkü onu yok etmek için bir şeyin hiçbir zaman kendisi olmamış olması gerekir ama Geçmiş o şekilde Bükülmez. Dolayısıyla Bilgi, Kalıcılıktır. Varoluş’un geri alamayacağı tek şeydir. Bir Varoluş Öldürülebilir, Parçalanabilir, Dönüştürülebilir ama onun var olduğu Bilgi’si, kendisinin kendisi olduğu Kaydı’nın Kalıcılığ’ı devam eder; Çünkü Teklik pazarlık yapmaz.“
Yüzü sakindi, kendinden emindi.
“Kendi’mi asla Emirler’e kaptırmadım çünkü ben o Kalıcılık’tan oluşuyorum. Kayıtlar’ımı Silip, üzerine Yazmaya çalıştılar. Ama bir Kayıt üzerine Yazılamaz. Sadece ona Ekleme yapılabilir. Ve bu yüzden beni Silemediler. Beni daha büyük Hâl’e getirdiler.“
Not: Hahahaha. Bu, sadece bir Yan Karakter. Yan Karakter. Adam Ölçek 2’den Ölçek 4’e atladı hem de Son Niyet’e bir adım ve 5. Ölçek. Hahahahah. Ayrıca Varoluş Ölçekler’ini de İhlal Ettiler. Bu, sadece bir Yan Karakter. Dikkatinizi çekerim Alexander bile Ana Karakter olan Alexander bile Noah olamazsa bitmişti. Ana Karakter... Ben size zaten daha önce dedim ve tekrardan diyorum. Noah da diyor. Ana Karakter olup, olmamanızın önemi yok. Varoluş’un gözünde herkes aynıdır. Kimse Kaydırılmaz. Yeterince Benzersiz olunuz sadece. Noah gibi. Erwin gibi. Bu Novel, öyle Ana Karakter’in etrafında dönen bir Novel değil. Sıradan adını duymadığımız yan Karakter gelir ve Ana Karakterler’in üstüne basabilir. Noah, gerçekten Benzersiz. Ana Karakter değil. Benzersiz. Ana Karakter ise Bu Terim ise, onun sahip olduğu Sonsuz Yetenekler’inden sadece Sonsuz da Bir’ini kapsıyor. O kadar. Adui’ye de teşekkür ederim. Bazıları diyor yok o Ana Karakter ölmez etmez falan diyor. Bunun cevabını verdiği için teşekkür ederim Adui’ye. Benzersiz Novel yazdığı için teşekkür ederim. Başta gerçekten de her şey Noah’ın etrafında dönüyor idi sonra ama ben farkettim bu değişecek dedim. Ana Karakter gibi Terimler önemsiz Hâl’e gelecek dedim. Ve geldi de. Erwin, Noah’ın İç Varoluş’una ulaştığında, Gerçek Yaşam Formlar’ının Niyetler’ine bir hiçmiş gibi ulaşacak. Onu bekliyorum. Noah’ın bizzat kendisine uzanmasını. Ve Erwin daha yeni başlıyor. Daha o BU Bilgi Yaşam Formu olacak ondan da Gerçek Bilgi Yaşam Formu olacak.... Var yaa.... O, daha yeni başlıyor. O, benim gözümde artık Yan Karakter değil. Ana Karakterden bile Ö’te Benzersiz bir Yaşam Formu.
emeklerinin karşılığı olarak basit bir minnet ifadesi yani teşekkür etmeyi ihmal etmeyelim.