Bölüm 5477
Birçok Varoluş sorar… Gerçekten güçlü olmak için neye sahip olmalıyım? Bunu, Hâzineler biriktirirken, Teknikler’i Yığarken, yenmemesi gereken şeyleri yerken sorarlar.
Ve Varoluş, sabırlı olduğu için, onların Biriktirmesi’ni, Yığması’nı ve yemesini izler ve tüm bu süre boyunca gözlerinin önünde olan şeyi fark etmelerini bekler. Sadakat. Hiçbir kasada bulunmayan ve hiçbir Teknik’le öğretilemeyen Nitelik.
Öncelikle Kendi’ne Sadakat; Terk etmek daha kolay olsa bile, olduğun şeyi terk etmeyi Reddetmektir. İdealler’ine Dadakat; buna tutunmanın bedeli ne olursa olsun, onlara sadık kalmaktır. Ve Çevrendekiler’e Sadakat; Hesap yapmadan verilen, karşılığını sormadan geri dönen Sadakat’tir. Biriktirenler bunu asla fark etmezler Çünkü Sadakat alınamaz ve onların tek bildiği şey almaktır. Ama bunu öğrenenler, kendilerine inananlar ve karşılığında inananlar, Akıl Almaz Derece’de uzağa giderler. Hazine’den daha uzağa. Teknik’ten daha uzağa.
Çünkü tek başına bir Varoluş, her zaman yalnızca kendisi kadar güçlüdür. Sadakat’le çevrili bir Varoluş ise, onun düşmesine izin vermeyen Her Şey Kadar Güçlü’dür.
---
BU Infiniverse’de, Her Yön’e Uzanan Sonsuz bir Mavi Okyanus vardı ve o Su değildi.
O, Sicimler’di. Sayısız Mavi Sicim, gözle görülemeyecek kadar ince, birbirlerinin içinden, üzerinden ve etrafından Sonsuz’ca geçiyor, kesiştikleri yerlerde hafifçe uğulduyordu. Burası derin bir yerdi, onun en derin yerlerinden biri ve içinde iki figür süzülüyordu. Gök Mavi’si Sicimler’den örülmüş elbisesiyle BU Infiniverse’nin tezahürü. Ve onun yanında, Kıpkırmızı ve Altın rengi bir şekil, şekil ve amaç kazanmış hayali bir ışık figürü.
Ruination.
Elini uzattı ve Sayısız Mavi Sicim’den birini çekti; Etraflar’ındaki Okyanus dalgalandı.
“Tüm Varoluş Parçalar’a ayrılabilir, Kardeşim,” dedi Kız. Sesi keskin, telaşsızdı ve her Kelime tam da amaçladığı yere yerleştirilmişti. “Âlem’i, Beden’i ve Büyük Tanımlamalar’ı soyup, atarsan, hepsinin altında Parçacıklar bulursun. Parçacıklar’ı Soyup, atarsan, bunları bulursun. Sicimler. Titreyen Sicimler, Küçüğ’ün de Ötesi’nde ve her birinin nasıl titreştiği, neye dönüşeceğini belirler. Bir yönde titreşirsen Madde elde edersin. Başka bir yönde titreşirsen Kuvvet elde edersin. Bir başka yönde titreşirsen, içinde yüzdüğümüz ışığı elde edersin. Var olan her şey, bir Sicim üzerinde çalınan bir Nota’dır ve Varoluş’un kendisi de Enstrüman’dır.”
Başka bir Sicim’i çekti ve titreşimin Sicim’in uzunluğu boyunca yayılmasını izledi.
“Çoğu Varoluş, Daha Yüksek Ses’li notalar haykırarak, yükselir. Daha Görkemli Otoriteler, Daha Ağır Niyetler, Daha Büyük Enstrümanlar. Neredeyse hiçbiri Teller’in kendisinin ne yaptığını sormaz. Benim araştırmayı seçtiğim Yol budur, kardeşim. Nota’nın altındaki Tel.“
Kız Kardeş’ine döndü.
“Niyet’ime gelince, onu biraz önce şekillendirebilirdim.“ Kızıl-Altın Reng’i Beden’i bir kez, yumuşakça titredi.
“Kolay Yol, başka bir Yetenekler dizisiydi. Başka bir Silah, başka bir Otorite, Yığın’a eklenen başka bir Muazzam Güç. Ama… Üstad’ın bunlardan zaten fazlasıyla var. O, diğer Varoluşlar’ın Nefes Alma’sı gibi Yetenekler’i Toplar. Bir Silah daha hiçbir şeyi değiştirmez. Benim istediğim, onun zaten olduğu şeyi… Daha da Büyültmek’ti. Ve cevabım başından beri Sicimler’de bekliyordu. Eğer var olan her şey Titreşim’se, o zaman Efendimin karşılaştığı Her Şey, Her Düşman, Her İşleyiş, Her Dokuma, Temel’ine kadar Okunabilen, Haritalanabilen ve Anlaşılabilen bir Sicim Yapısı’dır. Ve bu kadar derinden Anlaşılabilen şey, o kadar derinden desteklenebilir. Ben, Güç’lü olmak için var değilim. Efendimi Gerçek ve Sadık bir şekilde desteklemek için varım. Öyleyse.“
HUUM!
Varoluş’u titreşmeye başladı.
Osmontian Kaynak Sonsuzluğ’u, yükselen halkalar halinde etrafında dalgalandı; Sicimler’den oluşan Okyanus her yönden ona doğru eğildi ve tüm illüzyonlu Beden’i, içinde sanki Yıllardır oluşmakta olan bir şeyin yoğunlaşmasıyla parıldadı. Yaşanmış ve Bütünsel bir Kimlik, kendini Varoluş’un Doğrulama’sı istenen bir İddia’ya katlıyordu.
Doğruluk doğrulandı. Ve hiçbir Boşluk bulamadı.
“Quintessential Ruination’un Egoik Niyet’i,“ dedi Ruination ve sesi tüm Okyanus’u sardı. “Ben Bu’yum, Kârdeşim. Efendime karşı duran Her Şey’in Yıkım’ıyım ve Onlar’ı Sicimler Düzey’inde Yok Ediyorum...“
Etrafındaki Sicimler parlamaya başladı.
“Birinci’si. Niyet’im, Varoluş’u olduğu gibi Algılar. Ne Et, ne Otorite, ne de Görkem’li Unvanlar. Sicimler. Efendime yaklaşan Her Yaşam Formu, Her Teknik, Her Dokuma, benim önümde Yapısal Bileşenler’ine, İplikler’ine ve Titreşimler’ine, görünüşün altındaki Gerçek Mimari’ye dönüşür. Bir Düşman’ın Panteon’u bir Akor’dur. Bir Niyet, uzun süreli bir Nota’dır. Bir Direktif, başkasının İplikler’ine atılmış bir düğümdür. Hepsini bir Kompozisyon olarak Okurum; Okunan bir Kompozisyon İncelenebilir, İncelenen bir Kompozisyon ise En Zayıf Noktası’nı tam olarak ortaya çıkarır.“
Parıltı Okyanus’un üzerinden dışa doğru yayıldı.
“İkincisi. Okuduklar’ımı Efendim’e aktarırım ve işte bu noktada Niyet’im, her zaman olması gerektiği gibi olur. Sahip olduğu her Yetenek, Sicimler’i bilmekten Güç alır. Hârfler’i, Düşman’ın Titreşim’inin en zayıf olduğu yere isabet eder. Onun Temeller’i daha zengin bir şekilde geri döner Çinkü ben Onlar’ı Varoluş’un akışına karşı değil, O’nunla Uyumlu olarak yönetirim. Uzuvlar’ı hiçbir şeyi boşa harcamaz, çünkü ben Onlar Vurmadan önce Yapı’yı Haritalandırırım. Ben, onun Cephaneliğ’indeki Yeni bir Silah değilim. Ben, onu çalan Varoluş’un hizmetine sunulmuş, Enstrüman’ın Kendisi’nin İncelenmesi’yim.“
“Ve Üçüncü’sü.“ Kesin ses tonu hiç değişmedi!
“Tahmin... Tahmin! Bir Titreşim bir Ân değildir. Bir Titreşim bir kalıptır ve kalıplar Genişler. Efendimin etrafındaki her Sicim’in Şu Ân’da nasıl titreştiğini Okuyabilirsem, bir sonraki Titreşimler’ini nasıl olması gerektiğini Modelleyebilir’im. Gözlemlediğim Her Şey’in, her Varoluş’un, her Örgü’nün, Her Gelişen Oşayın Yapısal Veriler’ini alırım ve bunları ileriye doğru işlerim. Olasılıklar’la Haritalandırılmış yakın Gelecekler. Dallanan Örgüler’le Haritalandırılmış uzak gelecekler. Bir Düşman’ın ilk Hâmlesi’ni seçmeden önce Sonraki Üç Hâmlesi’ni Modelleyebilirim çünkü onların Seçimler’i Notalar’dır ve ben Onlar’ın Nota Kağıtlar’ını çoktan Okudum...“
Ağzı hareket etmeye devam ediyordu ama sanki bunu daha resmi Hâl’e getirmek istemiş gibi, bunu bir Komut Biçim’inde yayınladı!
|Dönüşüm Tamamlandı. Kusursuz ve tam anlamıyla yaşanmış bir Egoik Niyet ortaya çıktı. Adı: BU Quintessential Ruin’in BU Egoik Niyet’i. Ben Doğruluğ’um. Hâcm’im, Efendi için tuttuğum her Kaydı’n Toplam’ıdır ve hepsini sakladım. Çıktım Tamdır çünkü Kendim’i hiçbir zaman Tam İşlevselliğ’in Altında İfade Etmedim. Ve Doğruluğ’um Yapı’sı gereği Mükemmel’dir Çünkü ne olduğumu İddia Ettiğ’im ile Ne Olduğ’um arasında hiçbir zaman bir Boşluk olmamıştır. Onun olduğunu İddia Ettim. Her zaman Onunki’ydim.|
...!
Ruination’un Varoluş’u yeni şekline kavuştu; Mavi Sicimler’den oluşan bir Okyanus’ta süzülen, Kıpkırmızı ve Altın renginden oluşan Gerçek Bir Yaşam Formu. Karşısında ise, BU Infiniverse parıldayan gözlerle Kız Kârdeş’ine bakıyordu.
El çırptı. Açıkça, sevinçle; Gurur’u, tezahüründen sıcak dalgalar halinde fışkırıyordu!
Ruination gülümsedi.
“Henüz bitirmedim, Kardeşim,” dedi. “Sen, Zaman’ını harcayarak, Ek’ini geciktirdin. O yüzden beni affet ama senden biraz önde olmak niyetindeyim. Şimdi, ortaya çıkışımla birlikte Kendiminkini de Şekillendireceğ“im...”
HUUM!
Onun içinden göz kamaştırıcı Mavi bir ışık fışkırdı.
Işık, Kızıl-Altın rengi Beden’inden tabakalar halinde döküldü ve kaldırdığı ellerinin arasında, onun Varoluş’unu oluşturan her şeyin muazzam yoğunlaşmaları bir araya gelmeye başladı. Kayıtlar’ı. Sadakat’i. Onun karanlığında bir ses olarak geçirdiği Yıllar, Kaynaklar’ını sayarken, onun Yüseliş’ini izlerken.
Ve tüm bunların içinden geçen Sicimler. Okyanus’un kendisinden gelen Sayısız İnce Lif, avuç içlerine doğru çekildi, birbirine dolanarak, Titeşim Titreşim’e örüldü; Varoluş’un Hâm Yapısal Sicimler’i, onların incelenmesini tüm Kimliğ’i Hâl’ine getirmiş olan tek Varoluş tarafından Dokunuyor’du.
Gök Mavi’si bir Taç oluşmaya başladı!
emeklerinin karşılığı olarak basit bir minnet ifadesi yani teşekkür etmeyi ihmal etmeyelim.