31   Önceki Bölüm 

Buz Körfezi'ni kış aylarında tasvir eden bir manzara resmiydi bu. Her zamanki fırça çalışmasıyla Richard, acı kış mevsimini göz kamaştırıcı ama olağanüstü güzelliğini ince ayrıntılarıyla resmetmişti. Uğursuz ve histerik olan önceki çalışmalarına kıyasla, bu çizim sonunda Richard'ın normal çalışmalarına dönüş yaptığının belirtisiydi. Ancak bu resmin çizgilerindeki güç hala büyücünün tüylerini ürpertiyordu. Rahatlamış bir iç çekişten sonra aniden Richard’ın bakışının hala kendi üstünde olduğunu fark etti. Çocuğun dipsiz gözbebekleri mavi mücevherler gibiydi.
“Bu resim çok daha rahatlatıcı görünüyor mu?” Richard'ın nazik sözleri aslında maestronun soğuk soğuk terlemesine neden olmuştu. İçgüdüsel olarak koltuğunda zıplayarak neredeyse cübbesinin kenarına takılıp düşüyordu. Ne kadar derbeder göründüğü konusunda hiç rahatsızlık duymadan Richard'a “Sen… Sen…” diyerek parmağını salladı.
Aksine Richard adeta bir buz dağı gibi soğukkanlıydı. Zarif ve güzel bir gülümseme yüzüne yayılmış, yine de onu tuzağa düşürmeye çalışan bir şeytanın cazip ifadesi gibi görünüyordu. Ama şeytanın mırıltıları ne kadar çekici olursa olsun, maestro onun ardında çok daha acı verici bir bedel olduğunu biliyordu: Ruhu sonsuza kadar derin uçurumlarda kaybolacaktı! Richard'ın yüzündeki nadir gülümsemeyi görünce adamın sırtından daha fazla soğuk ter damlamaya başladı. Onu en çok korkutmuş olan şey şuydu; eğer yanlış hatırlamıyorsa, Richard daha yeni 12 yaşına basmıştı!
12. seviyeli büyücü, Richard'a zihnini nasıl okuduğunu sormak istemişti istemesine fakat sözcükler, dilinin ucunda olsa bile geri döndü. Bu öğrenci nasıl öğrenmiş olursa olsun, aklındakilerin hepsini biliyordu. Adam, Richard'ın hala söyleyecek daha çok şeyi olduğunu fark ederek kendini sakinleştirdi. O sadece 12 yaşında bir çocuktu ama onu anlamak çok güçtü. Bu resimler, genç çocuğun iç dünyasının ne kadar çılgın olduğunu hatırlatan şeylerdi.
Büyük sanatçı derin bir nefes alıp üstüne çeki düzen vererek oturmadan önce bir öğretmenin uygun tavrını takındı ve Richard'a da oturması için işaret etti. Çocuk oturmayıp bunun yerine derslerle ilgili ona danışan herhangi bir Acolyte gibi, saygılı bir başını eğerek selamladı. Daha sonra incelikle, önceden çalışılmış bir şekilde şöyle dedi:
“Profesör, her şeyden önce bir rün ustasının dünyasının nasıl olduğunu sormak istiyorum.”
Maestro bu soru karşısında sersemlemişti ancak başını yanıt olarak salladı.
“Ben rün ustası değilim, sadece işe yaramaz 12. seviye bir büyücüyüm. Eğer rün ustalığı hakkında bilgi sahibi olmak istiyorsan büyük büyücü Fayr'a sor, o da ders veriyor sana. Profesör Huru'yu da deneyebilirsin, her ikisi de benden çok daha fazla rün bilgisine sahip... ”
Richard maestronun sözünü kesti, “Hayır,  rün ustalığı hakkında profesyonel bilgi istemiyorum. Dış dünya hakkında daha çok şey öğrenmek istiyorum: Bir rün ustasının yaptığı şeyleri, sahip oldukları görevleri ve hayatlarını nasıl yaşadıklarını. Şu anda hangi rün ustalarının ünlü olduklarını, kendilerine bir isim yapmadan önceki hayatlarını, geçmişteki başarılarını vb. şeyleri bilmek isterim. Profesör Fayr ve Huru, zamanlarının çoğunu Koyumavi'de geçirmiş ve sizin gibi çok yolculuk etmemişler. Aynı zamanda üç insan imparatorluğunun kraliyet ailelerinde bir ara onur konuğu olmuşsunuz, bu yüzden bu konular hakkında diğerlerinden daha fazla şey biliyor olmalısınız.”
Richard’ın sorusu, adamı bir kez daha şaşırtmıştı. Çocuğun konuyla ilgisi olmayan hikâyeleri neden sormak istediğini anlamıyordu ya da daha ziyade olası bir sebep gelmişti aklına ancak bunu pek de gerçekçi bulmamıştı. Geleneksel mantığa göre 12 yaşındaki biri böyle şeyleri düşünmezdi. Yine de tedbirden “Bütün bunları neden bilmek istiyorsun?” diye sordu.
“Ben bir rün ustası olmak istiyorum, bu yüzden rün ustalarının dünyasının neye benzediğini ve bu sektörde nasıl üstünlük elde edebileceğimi bilmem gerekiyor. Tarihi ve gerçek büyük rün ustalarının hayatlarını öğrenmek, bana bir zamanlar karşılaştıkları zorlukları ve deneyimleri gösterecek. En azından geçmişten ders çıkarıp yaptıkları hatalara düşmemeye dikkat edebilirim.” diye yanıtladı Richard. Kısa bir aradan sonra şunları ekledi:
“Bir rün ustasının dünyası muhtemelen seyircilerin gördüklerinden farklıdır.”
Büyük usta aniden soğuk terler dökmeye başladı tekrar. Bu tam olarak aklındaki ihtimaldi.
Artık Richard'ı reddedemiyordu. Ayrıca bilgisini, karşısındaki bu genç çocuğa sadece canı istediği için bilgilerini aktarmaya hazırdı. Richard'la aralarındaki onun resimleri aracılığıyla yaşanan sessizlikten sonra çocuğun diğer öğrencilerinden oldukça farklı olduğunu hissetmişti.
Kafasındaki düşünce zincirini bir düzene koyup yavaşça dedi ki:
“Tamam. Birincisi, benim fikrime göre, rün ustaları mucize yaratan kişiler değil, onun yerine kâbusları dokuyan kişilerdir. Onlar, rün şövalyelerinin dişlerine kadar silahlanmasının, bir zamanlar demir toynaklarının altında parçalanamayacakları düşünülen kale, kontrol noktaları ve dağ geçitlerini kırabilmelerinin sebebidir. Ortaya çıkışları dünyayı değiştirdi ve Norland’ın diğer düzlemlere doğru genişlemesini büyük ölçüde hızlandırdı. Onlar olmasaydı, dünya aynı olmayacak ve pek çok hayat kaybedilmeyecekti… ”
“Başka bir deyişle, rün ustaları aslında savaş birliklerinin yaratıcıları.” diyerek sanatçının sözlerini yine kesti Richard. Adam derin üzüntüyle iç çekti.
"Öyle de diyebilirsin. Ama…” Büyük usta Richard'ın böyle bir sonuca varması konusunda tereddütteydi ve kendini haklı çıkarmaya çalıştı. Ancak, çok düşündükten şöyle demeden de edemedi. “Peki, haklısın.Tıpkı efsanevi varlıkların kraliyet aileleri ve diğer soylular için ölümcül bir tehdit oluşturduğu gibi. Efsanevi varlıklar, mesleklerinden bağımsız olarak suikastçıların en tehlikelisi hale gelebilirler. Öte yandan, rün ustaları isterlerse ülkeleri bile yok edebilecekleri için hürmet görüyorlar. Küçük bir rün şövalyesi birliği, ne kadar küçük olduklarına bakılmaksızın binlerce insandan oluşan büyük bir orduyu yenebilir.”
“Şimdi Lord Rodandar ile başlayalım. O, gerçek bir adalet duygusuna sahip olan kıtadaki ilk rün ustasıydı…” Maestro'nun anlatımı öz ve hareketliydi. Onun birkaç kelimesi, bir zamanların görkemli rün ustası Richard'ın tam karşısında duruyormuş gibi hissettiriyordu.
Rün ustaları, sayısız şövalye birliği yaratmak için bilgeliklerini ve yeteneklerini kullanıyorlardı ve bu şövalyelerin her biri onları yaratan rün ustasının damgasıyla mühürleniyordu. Tüm rün ustaları kişiliğini ve doğuştan gelen yeteneklerini sergilemelerini sağlayan çok farklı yaratımlara sahipti. Tarihin en ünlü rün ustaları, Lommen’in aldatıcı giysileri, Ricardimo’nun kırmızı şövalyeleri veya Aziz Petrus’un kutsal donanımı gibi kendi başyapıtlarını bırakmışlardı arkalarında. Bu şeyler sonunda kopyalanmış olsalar da asla üstünlük açısından aşılamadılar.
Maestronun rün ustalığı tarihinin açık bir taslağını çizmesi bir saat sürmüştü. Eğer ayrıntılı bir şekilde konuşsaydı, muhtemelen anlatması on gün ila bir ayını alırdı.
Richard, maestro ara verdikten sonra bir kez daha konuştu.
“Teşekkürler, Profesör. İkinci isteğim, beni biriyle tanıştırmanız.”
Sanatçı başını sallayarak yanıtladı, “Ben Koyumavi'deki birçok insan tanıyorum, hatta özel olanların çoğunu bildiğim söylenebilir. Seni ne tür insanlarla tanıştırmamı istiyorsun? Kadınlarla mı? Haha!”
Maestronun esprisi karşılığında bir gülümseme bile yaratmamıştı. Richard onun yerine kafasını indirdi ve yüzünde kararlı bir ifadeyle yukarı bakmadan önce uzun bir süre sessiz kaldı “Bana nasıl öldüreceğimi öğretecek birini arıyorum.”


Bu bölümde emeği geçen; çevirmen ve düzenleyici arkadaşların
emeklerinin karşılığı olarak basit bir minnet ifadesi yani teşekkür etmeyi ihmal etmeyelim.


31   Önceki Bölüm 



DISQUS - Mangaya Ait Yorumlar

*Not: Yorum Yazmadan Önce;

  • Spoiler,
  • Küfür, siyasi ve seviyesiz yorumlar,
  • İçerikle alakasız link paylaşımları yasaktır.
  • İçeriği çeviren gruplar dışında site reklamı yapanlar sınırsız uzaklaştırılacaktır.