30   Önceki Bölüm 

Pierce ileriye doğru bir adım attı ve Oleg'e öfkeli bir şekilde bağırdı, ''Seni ödlek tavuk! Saçmalamayı bırak! Sadece ölmekten korkuyorsun... Bekçi Oleg, evet, sen bir köle olmak zorunda kalmayacaksın ama diğer insanlara ne olacak? Hepimiz, köle olmanın ne kadar kötü ve iğrendirici bir şey olduğunu biliyoruz, savaşta ölmek bundan daha iyidir!..''
Konuştuktan sonra arkasına dönmüş ve Fei'ye gözlerindeki öfke ateşiyle bakmıştı. ''Majesteleri! Tek bir emriniz yeterli. Kardeşlerim ve ben, ailelerimizle birlikte düşük sınıflı köleler olmaktansa bu surda, Chambord'u korurken ölmeye gönüllüyüz!''
Pierce oldukça duygusal bir adamdı. Brook da aynı zamanda ileri bir adım atmış ve bir dizini yere yerleştirmiş, ciddi bir şekilde konuşmuştu, ''Kral Alexander, ben de Pierce'nin söylediklerine katılıyorum! Köle olacağıma savaş alanında bir kahraman olarak ölürüm daha iyi!''
''Hua! Hua!''
Brook konuşmayı bitirdikten sonra diğer tüm asker ve insanlar bir dizlerini yere koymuştu.
Azeroth Kıtası'nda, bir kölenin hayatı ölümden bile daha beterdi, Efendilerinin isteği doğrultusunda öldürülebilir ya da satılabilirlerdi. Ayrıca aynı şekilde ordudaki ölüm timlerine zorla sokulabilir ya da nefes almaya bile vakti olmayan bir işçi konumuna getirilebilirlerdi. Kötü bir hastalığa ya da bitkinliğin er ya da geç vücutlarında baskın gelmesine, yani ölmelerine kadar herhangi bir umutları kalmazdı. Torunları da aynı şekilde köle olurdu, onlar için hiçbir umut olmazdı.
''Majesteleri! Hepimiz krallığı korumak uğruna ölmeye razıyız!'' Askerler Chambord'un genç Kral'ına bakıyorlardı ciddiyetle, hepsinin kanı kaynıyordu.
Fei de bundan etkilenmişti elbette. Aklındaki tüm endişeler kaybolmuş, yerlerini gurur ve cesarete bırakmışlardı. Tam bir şey söylemek üzereydi ki, aklından bir şeyleri geçirmiş ve arkasına dönerek, sessizlik içinde olan Bazzer'e sormuştu. ''Bazzer, sence neyi seçmeliyim?''
''Savunma yapmak şu anki en iyi seçeneğimiz. Bir şansımızın olduğuna inanıyorum, kesinlikle Majesteleri teslim olmamalı!'' Bazzer de ciddiyetle cevapladı.
Bu cevap Fei'yi şaşırtmıştı doğrusu. Bu kırmızı giyimli ve kasvetli yaşlı herifin epey korkak olduğunu ve teslim olmayı tercih edeceğini düşünmüştü. Bazzer'ın, seçeneklerden yalnızca savunmanın tarafında, tam anlamıyla bir ciddiyetle bulunacağını kim tahmin edebilirdi ki?
Ancak, Fei'nin daha fazla vakti yoktu düşünmek için. Biliyordu ki son kararını vermek zorundaydı, sadık destekçilerini hayal kırıklığına uğratamazdı. Dikkatle ona bakan birçok insanın gözlerinin önünde mazgallı sipere döndü ve bağırdı, ''Askerlerimin cevabını duydunuz mu? Gidin de şu çakal efendinize söyleyin, eğer ki Chambord Kalesi'ni istiyorsa, bunu gerçek bir savaşçı gibi kılıç ve silahlarla yapmalıdır! Böyle boktan yöntem ve hilelerle bizim birliğimizi bozmaya çalışmak size hiçbir şey kazandırmayacak! Chambord'da, savaşçılar ancak savaşta yara alır ve ölür, korkaklar gibi zincir altında değil! Burada teslim olmayı isteyecek kadar korkak kimse yok!''
Fei'nin sözleri askerlerin moralini yükseltmiş ve onların savaş arzusunu yoğunlaştırmıştı.
Son cümle, diz çöküyor olan askerleri derinden etkilemiş ve heyecanlandırmıştı. Göğüslerinde patlayıp dışarı çıkmak üzere olan bir şey varmış gibi hissetmişlerdi. Vahşi canavarlar gibi kükremek istiyorlardı.
Surun altında.
Dört şövalyenin ifadeleri değişmişti. Gümüş maskeli şövalyenin bu şekilde Chambord'un moralini düşürüp, içerideki birliğe zarar vermek istediğini biliyorlardı; Kraliyet Ailesi ve vatandaşların ordu ile bir fikir ayrılığına girmelerini istemişti, böylece o da krallığı daha hızlı ve basit bir şekilde fethedebilecekti. Zenit İmparatorluğu'nun derinliklerindelerdi. Eğer bu kuşatma çok uzun sürer ve Zenit İmparatorluğu onları fark ederlerse, tüm çaba ve uğraşları boşa gitmiş olurdu.
Chambord'un salak kralının bu olayı strateji haline getirerek kendi avantajı yapacağını, böylece askerlerini etkileyip onların moralini yükselteceğini beklemiyorlardı. Gümüş şövalyenin planı tam anlamıyla suyun dibini boylamıştı.
[Bir] adlı siyah şövalye oldukça sinirliydi, gülmeye başlamıştı bir anda. Elindeki mızrağı bükmüş, miğferi yakalamış ve onu sura çarparak paramparça etmişti.
Daha sonra da surun üstündeki Fei'yi hedef alarak mızrağı fırlatmıştı. Kibirli bir şekilde küfür ediyordu, ''Sen, değer bilmez bok böceği! Efendim cömert bir şekilde senin yaşamana izin vermişken; sen şu acınası cesaretinle bir domuz gibi ölmeyi yeğledin!.. Düşük sınıflı pis hayatını düşünerek titremeye başla, kararının bedelini ödeyeceksin! Kale fethedildiğinde kadınlar gözlerinin önünde paramparça edilecek, yaşlı ve çocuklarının kafatasları üst üste yığılarak adeta bir dağ olacak, daha sonra sen de...'' diyerek Fei'yi işaret etmişti. ''Seni gerizekalı! Sen de parçalara bölünecek ve atlarımıza verilmek üzere pişirileceksin! Yemin ediyorum!''
Bitirdikten sonra arkasına dönmüş ve atına atlamıştı, gitmek üzereydi. Ancak, surun üstündeki sert adam, Pierce, [Bir]'in söyledikleriyle öfke dolmuştu. Yanındaki bir okçudan yayını ve okunu alarak sertçe çekmiş ve bağırmıştı: ''Ulan piç! Kralıma hakaret ettikten sonra öylece gitmek mi istiyorsun?! Al bunu da bir taraflarına sok!''
''Woosh--''
Ok kara şövalyenin sırtını hedef almıştı.
''Tink--''
[Bir] mızrağını kaldırmış ve oku basitçe engellemişti. Daha sonra da kafasını çevirerek Pierce'ye bakmış, ''Beyaz saçlı serseri, senin gücün aşırı düşük daha... Seni hatırlayacağım ama, bekle sen, kaleyi fethettiğimizde kafanı kesip bu mızrağın başına geçireceğim!''
Pierce insanüstü bir güçle doğmuştu, ama herhangi bir enerjiye sahip değildi ve Yıldız Seviyeleri'ne adım atmış bir savaşçı değildi; ancak [Bir], uzun bir süre önce bir Yıldız Savaşçısı olmuştu. Aynı seviyede değillerdi. Pierce'nin [Bir]'e zarar vermesinin pek bir yolu yoktu bu yüzden, [Bir] de ciddi bir şekilde karşılık bile vermemişti.
[Bir] surun üstündeki yüzlere kibirli bir şekilde bakmış ve seslice gülerken kafasını tekrar çevirmişti.
Ama tam o anda...
''Sen bi' kafanı bırakıp gitsen daha iyi olacak gibi!''
Surdan bir kükreme duyulmuştu. Mavi enerjili bir figür bir anda uzun duvardan atlamış, kılıcını havadayken hızlıca çekmiş ve onu savurarak, [Bir]'e karşı, mavi enerji dalgaları yollamaya başlamıştı hızlı bir şekilde. Büyük bir momentuma sahiplerdi ve durdurulamaz gibi görünüyorlardı.
''Bu...''
Tam o anda, [Bir]'in aklının üzerinde ölümün gölgesi gezinmeye başlamıştı Enerji dalgalarını yapabildiği kadar hızlı bir şekilde mızrağıyla engellemeye çalışırken göz bebekleri büzülmüştü. Bu durumdan çıkmak için bir plan düşünüyordu...
Ama...
''Çat, pat, bam, güm!''
Birkaç keskin sesten sonra, büyük mızrak geniş birkaç parçaya ayrılmış durumdaydı. Figürü çevreleyen mavi enerji genişlemiş ve [Bir]'i izleyen gözlemcilerin gözlerinde parlamıştı. Daha sonra o bir kere zıplamış ve surun merkezini yakalayarak momentumunu tekrar kazanmış, bir anda kendini iterek surun üstüne zıplamıştı.
Olan bitenler hızlı ve temizdi. Herkes bununla birlikte şok olmuştu.
Ne olduğunu akıllarına getirmeye çalıştıklarında, tanrısal figür çoktan surun üstünde dönmüştü ve parmaklarının arasında, gözleri hala geniş bir şekilde açık olan bir kafayı tutuyordu.
Bu kafa [Bir]'e aitti. Dahası, o kafayı tutan kişi Chambord'un bir numaralı savaşçısı, Üç Yıldız Seviyesi savaşçı Frank Lampard'dı.
Onun gücü savaş alanındaki herkesi şok etmişti. Tüm savaş alanı ölüm sessizliğine gömülmüştü...
Aniden...
''Pa!''
Surun alt tarafında, [Bir]'in kafasız cesedi atın üstünden düşerek zemine yapışmıştı.
Boğazında bir kan çeşmesi varmışçasına kan akmaya başlamış ve altındaki toprağı hızlıca kızıla boyamıştı. Bir saniye önceye kadar bağırıp çağıran kibirli kara şövalye, Lampard'ın kılıcının altında birkaç saldırıda ölmüş ve kafasını kaybetmişti; Pierce'ye söylediklerine kendisi maruz kalmış gibi görünüyordu.
Kimse, bir sessizlik içerisinde olan Lampard'ın aniden saldıracağını tahmin etmemişti. Üç Yıldız Seviyesi'nde olan bir savaşçının olağanüstü gücü Lampard tarafından iyice gösterilmişti.
''Pıt, pıt...''
Surun üstündeki Lampard, hala düşmanların önünde bir şeytan gibi duruyordu. Tuttuğu kafadan kan damlamaya devam ediyordu. Kafanın gözleri sonuna kadar açılmıştı, dehşet ve pişmanlıkla dolulardı.
''Kralıma hakaret etmek ve müzakere miğferini parçalamak... Ölümle sonuçlanacak suçlardır!''
Lampard, enerjisini kullanmaya devam ederken öfkeyle bağırmıştı. Her bir düşman askerinin, hatta nehrin öteki tarafındaki gümüş maskeli şövalyenin dahi duyabileceği kadar keskin ve sesliydi bu. Ses bir gök gürültüsü gibi duyulmuştu, özellikle ''ölüm'' kelimesi vurguluydu. Düşmanlar şok olmuş ve düzenlerinde küçük bir kargaşa oluşmaya başlamıştı.
Azeroth Kıtası'ndaki kural ve geleneklere göre, müzakere sırasında, müzakere başarısız olsa dahi hiçbir taraf mızrağın ucundaki miğferi kıramazdı. Böylesine büyük bir saygısızlık yapmak, direkt olarak Savaş Tanrısı'na bir saygısızlık yapmakla eşdeğerdi. [Bir] miğferi kırmış ve karşı tarafın kralına hakaret etmişti; bunlar kesinlikle yasaklı hareketlerdi. Bu yüzden de o ölmeyi hak etmişti.
Fei Lampard'a bakıyordu, o da şok içindeydi.
''İşte bu, gerçek bir savaşçı!''
Dünkü savaşta Lampard düşmanın Üç Yıldız Seviyesi'nde olan savaşçısı Landes ile karşı karşıyaydı ve yeterince parlayamamıştı, ama Yıldız Seviyesi'ndeki bir savaşçıyı pasta yermişçesine öldürmek, bir anda askerlerin saygısını hak etmesine yol açmıştı.
Fei kendi gücünün bu kadar fazla olmadığını biliyordu. Ama bir şeyleri göstermeyi seven bir kral olarak, bu şansın böylece geçip gitmesine izin verecek de değildi. Mazgallı siperin üstüne atlamış, baltasını savurmuş ve hala şok içinde olan diğer üç kara şövalyeye bağırmıştı: ''Defolun lan!''
Aynı zamanda da bağırırken barbarın çığlık yeteneği [Uluma]'yı kullanmıştı.
Kendisiyle kara şövalyelerin arasındaki mesafeden dolayı, onlar yalnızca şaşırmış ve dehşet verici baskıyı hissetmemişlerdi. Ancak, Fei'nin amacı o Yıldız Seviye savaşçılar değildi, daha çok...
Onların üstünde olduğu atlardı; o hayvanlar Yıldız Seviyesi bir savaşçının gücünün yanına dahi yaklaşamazdı.


Bu bölümde emeği geçen; çevirmen ve düzenleyici arkadaşların
emeklerinin karşılığı olarak basit bir minnet ifadesi yani teşekkür etmeyi ihmal etmeyelim.


30   Önceki Bölüm 



DISQUS - Mangaya Ait Yorumlar

*Not: Yorum Yazmadan Önce;

  • Spoiler,
  • Küfür, siyasi ve seviyesiz yorumlar,
  • İçerikle alakasız link paylaşımları yasaktır.
  • İçeriği çeviren gruplar dışında site reklamı yapanlar sınırsız uzaklaştırılacaktır.