1.2   Önceki Bölüm  Sonraki Bölüm   2.2 



Birinci Kısım 
‘’Eğitimini hızlandırmamız nasıl fikir. Sınavları erken verirsin bu sayede.’’ Öğretmeni ona bu teklifi yaparken danışman okulunda bir sınıfta oturuyorlardı. Arami bir süre düşündü. Sonra başını sallayıp;
‘’İyi olur efendim. En kısa sürede girmek istiyorum sınava.’’ Dedi. Shainoux başını sallayıp kitabı kapatarak;
‘’O zaman son bahar sınavına hazırlanmanı istiyorum. Bir ay kadar süren var. Bahara veda için yapılan şenliklerden sonra olacak sınav. Senin için gidip bildireceğim. İster misin?’’ dedi. Arami hızlanmak isteyerek;
‘’Fazlasıyla istiyorum efendim. Elimden gelenin en iyisini çıkaracağım.’’ Dedi. Shainoux başını sallayıp;
‘’İki gün gelmemen bile birçok şeyi kaçırmana sebep oldu. Bunların telafisi için okumanı istediğim bazı kitaplar ve belgeler var.’’ Dedi. Sonra hatırlama çabasıyla;
‘’Kütüphanede bir kâtibe yazdırdım aslında kitapları. Gidip adımı vererek alabilirsin.’’ Dedi. Arami başını sallayıp;
‘’Elbette efendim. Teşekkür ederim.’’ Dedi. Bu sırada öğretmen onunla gelen diğer öğrenciye bakıp;
‘’İkinizin çok iyi bir başarı elde edeceğine inanıyorum sınav ve mülakatta. İkinizde çalışı.’’ Dedi. Bu öğrenci oldukça kültürlü ve zengin bir ailenin oğlu gibi duruyordu. Danışman olarak başlayıp sonra parlamento üyesi olmak istiyordu. Arami gibi erken sınav talebinde bulunacaktı. Arami kadar olmasa da oldukça bilgi birikimine sahip ve açık görüşlü bir gençti. Kıvırcık kısa kumral saçları vardı. Aldığı görgü dolayısıyla çok nazik davranıyordu. Öğretmeni ikisine özel olarak eğilim göstermişti. Arami’den daha eskiydi okulda. İleri düzeyde dil biliyordu. Birçok uygarlıktan insanlar tanıma şansı vardı. Beraber bir çalışma sürecine giriyorlardı. Arami genci çok dikkate almadı. Hayatına yeni insanlar almayı sevmiyordu. Hele ki bir şeyler bildiğini kanıtlama çabasında olan bu genci hiç almak istemiyordu.
Danışmanlık okulundan çıktılar. Yan yana yürüyerek kütüphane yolunu tutmuşlardı. Arami sessizlik isterken o büyük bir heyecanla;
‘’Seni öğretmen bana anlattığında heyecanlandım. Nasıl oluyor da bu kadar çok şey öğrendin? Ben çocukluğumdan beri gezer görürüm ama öğretmenim senin daha çok şey bildiğini söyledi. Ama seni geçmek için elimden geleni yapacağım.’’ Deyince Arami dönüp ona baktı ve;
‘’Rekabetten haz etmem. Hele ki, boş rekabet hiç sevmediğim bir şeydir. Öğrenmek için bir sebep arıyorsan bu merak olsun.’’ Dedi. Genç ona bakıp;
‘’Senin sebebin bu mu? Merak yüzünden mi bu kadar şey öğrendin?’’ dedi. Arami cevap verme gereksinimi duymayarak yürümeye başladı. Genç onun sessizliğine uyum sağlamak zorunda kaldı. Kütüphaneye girdiler. Genç biraz övünme gereksinimi duyarak;
‘’Bu kütüphane birçok yere daha çok kitap barındırıyor. Ayrıca babam burada devlet belgeleri olduğundan söz etti. Eski kütüphaneci Cohin babamı tanırmış. Ölünce yerini kızı almış.’’ Dedi. Arami bir anlık durup;
‘’Ölünce mi?’’ dedi. Genç onun bir şeyi bilmediğini fark edince övünerek;
‘’Evet. Sen bu şehirde yaşamıyorsun galiba. Oğlu evi terk edince o gece can vermiş.’’ Diye kibirle konuştu. Arami ona bakıp kaldı. Bir şey demek ister gibiydi. Ve bir ses yankılandı rafla arasında;
‘’Tanrılara şükür Arami!’’ dedi kızın sesi. Ona doğru yürürken Arami başını çevirip ona baktı. Kız onun yanına gelip ellerini sıkıca tutup;
‘’Ah sevgili kardeşim hiç göremeyeceğim seni sanıyordum.’’ Dedi ve boynuna sarıldı ama Arami onu mesafe koyarak omuzlarında tutup uzaklaştırarak;
‘’Efendi Cohin öldü mü?’’ diye sorunca Mariana donup kaldı. Az önceki canlı sesi yoktu. Fısıltıya benzer kısıklıkta bir sesle;
‘’Kainos sana söylemedi demek.’’ Dedi. Mariana ona baktı sonra gözlerini kaçırarak;
‘’Bir sene önce bir hastalıktan öldü.’’ Dedi. Arami onu süzüp;
‘’Neden yalan söylüyorsun. İki sene önce biz gidince öldüğünü söyledi.’’ Dedi. Mariana bir an şaşkınlıkla ona bakıp;
‘’Ben sen kendini suçlama diye söylemek istemedim. Zaten kalp ağrıları oluyordu. Biliyorsun.’’ Diyerek onunla konuşma çabasına girdi. Arami sırtını raflara dayayıp;
‘’Mezarı nerede?’’ dedi. Kesik kesik nefes almaya başlamıştı. Mariana onun için endişe ediyordu.
‘’Yakılmak istediğini biliyorsun. Bizde yakıp denize savurduk. Bunda sizin bir suçunuz yok.’’ Dedi. Sonra Arami’nin siyah deri eldivenle kapanmış elini avuçları içine alıp;
‘’İşte yine aynı şeyi yapıyorsun! Kendini suçluyorsun.’’ Dedi. Arami bir süre ona baktı sonra elini anlına götürüp;
‘’Suçlamıyorum. Ölümde doğum kadar normal… Ama keşke bir mezarı olsaydı. En azından bir lahit yaptırsaydın.’’ Dedi. Mariana onun yaslandığı yerden doğrulmasına yardım edip;
‘’Babamı bilirsin maddi şeylere hep bir öfke duyardı. Son arzusunu yapmamak bana ihanet gibi geldi.’’ Dedi. Arami onun elleri üzerine elini koyup;
‘’Haklısın. Seninle bir gün külleri döktüğünüz yere gidelim. En azından son bir dua etmeliyim.’’ Dedi. Mariana gülümseyerek;
‘’Elbette. Sen ne zaman istersen!’’ Dedi. Sonra tekrar gence sarıldı ve derin bir nefes alıp;
‘’Seni bir daha göremeyeceği diye çok korktum. İyi ki döndün.’’ Dedi. Arami ona sarılıp;
‘’Uzun sürede gitmeyi planlamıyorum. Artık buradayım.’’ Dedi. Yürümeye başladılar. Yanlarındaki genç, kıza bakıp;
‘’Ben Nemon. Danışman adayı.’’ Dedi. Mariana onun elini sıkıp;
‘’Mariana! Kütüphanenin yeni başkâtibi!’’ Dedi. Genç gülümsedi ve
‘’Arami ile beraber danışmanlık sınavı için çalışmaya geldik.’’ Dedi. Mariana Arami’ye bakıp;
‘’Demek öyle. Doğru bana birkaç kitap bırakmışlardı. Sizin için olmalı.’’ Dedi. Arami dalgın yürürken Mariana ona bakıp;
‘’Şehirde nerede kalıyorsun? Kainos ile mi?’’ dedi. Arami ona bakıp;
‘’İki gün onda kaldım. Sonra geri kampa döndü. Genel olarak bir tüccar adam var, Kainos'u evlat edinen adam onunla kalıyorum. Ama değişiyor.’’ Dedi. Mariana ona bakıp;
‘’Biliyorsun seni ben evden kovmadım. Hala odan ve yatağın duruyor. Eğer dönmek istersen…’’Arami ona bakınca sustu. Arami oldukça sakin bir sesle;
‘’Olmaz Mari! Ben yeni bir yol çizdim hayatımda ve geriye takılıp kalmak istemiyorum. Zamanım çok kısıtlı ve anılar yeterince beni oyaladı.’’ Dedi. Mariana ona bakıp;
‘’Yine de kütüphanedeki çalışma masana dokundurmadım. Sonuçta onu sana Aleksa yapmıştı. En azından orada çalışabilirsin.’’ Dedi. Arami başını sallayıp;
‘’Teşekkürler.’’ Dedi. Mariana bir şey söylemek ister gibi ona bakıp başını çevirdi. Sonra dayanamayıp;
‘’İki sene ne yaptın sen? Neden iki satır olsun mektup yazmadın. Babama kızdığın için beni de mi sildin?’’ dedi. Arami duygusal sömürüden nefret ederdi. Durup ona baktı. Gözlerini ona çevirip;
‘’Bir Nazo tarafından ağır disiplin altında kampta kaldım ve iki sene işkence gördüm. Bence mektup yazacak zamanım yoktu.’’ Dedi. Mariana ona bakıp bir süre gözlerini sabit tuttu sonra ikinci soru ile
‘’Kainos nasıl komutan oldu peki? Neden seni korumadı? Vaat ettiği şey seni korumak değil miydi?’’ dedi. Sesi yüksek çıkmıştı. Arami ona bakıp;
‘’Onu suçlama. Babandan farkın kalmıyor. O beni korumak için kendini kaç defa riske attı bilemezsin. Şu anda onun sayesinde burada nefes alıyorum.’’ Dedi. Mariana onun buz gibi sabit sesi ile ürkmüştü. Eski Arami’den eser yoktu. O çocuksu bakıp gülümseyip hep bir ara durma çabasında olan kişi gitmiş yerini duygulardan yoksun sabit bir insan almıştı. Mari ona baktı ve
‘’Amacım Kainos’u kötülemek değil. Aksine onu severim. Sadece benimle bir şeyler konuşmanı istediğim için öyle söyledim.’’ Dedi. Arami yürümeye başlayıp;
‘’Konuşmak gereksiz geliyor Mari.’’ Dedi. Mariana onun her yeri kapalı bedenine bakarken aklına iki gün önceki Arami’nin bedeni geldi. Buruk bir sesle;
‘’Konuşmak istemiyorsan seni anlarım. Çalışma odan aynı yerde. Orada birkaç masa daha var. Sen gidince aldığımız bazı kâtipler için. Ben size kitapları yollarım.’’ Dedi. Arami yürümeye başladı. Nemon bir süre genç kıza bakıp;
‘’İsterseniz size yardım edeyim kitapla için.’’ Dedi. Mariana ona bir süre baktı sonra;
‘’Sizi çalışmanızdan alı koymuş olmayayım. Zaten hazır kitaplar birisi ile gönderirim.’’ Dedi. Yürümeye başladı. Yürürken Arami’nin kampta başına ne geldiğini düşünüyordu. Ne onun tüm sinirlerini, duygularını, sevgisini yok edebilirdi? Ne onu bir taş kadar duygusuz yapabilirdi? Rastladığı bir kâtibi durdurup;
‘’Shainoux’un ayırt ettiği kitapları kâtip odasına götürün.’’ Dedi. Kâtip onun dediğini yapmak için hemen işe koyuldu. Bu sırada Arami çalışma odasına girmişti. Birkaç kişi masa başında yazı yazıyordu. Onu tanıyan eski bir kâtip şaşkınlıkla;
‘’Arami Efendi.’’ Dedi. Arami ona baktı sonra köşede pencereye yakın el yapımı çalışma masasın yöneldi. Üzerine dokunulmamıştı bile. Divit ve okkası oradaydı. Kâğıtları… Son çalıştığı kitabı… En son karaladığı yazı… Bir süre masaya uzaktan baktı. Çam ağacından yapılma masayı Aleksa yapmıştı. Onun için. Divitini ona Mariana almıştı. Arami bir anlık eskiye dönüşle masaya yavaşça elini sürdü. Cilası özenle yapılmıştı. Kenar süslemeleri tamamen Aleksa yapmıştı. Simsiyaha boyalıydı masa. En sevdiği renk… Nemon masaya yaklaşıp;
‘’Güzel el işçiliği! Arkadaşın maharetliymiş.’’ Dedi. Arami onu yok sayar gibi aldırmıyordu dediklerine. Masanın sandalyesi bile elle yapılmış ve kolluklarından birine ‘’Arami’’ adı kazınmıştı. Parmaklarını isme sürdü. Sonra yavaşça sandalyeye oturdu. Son yazdığı şeyle deniz ticareti hakkındaydı. Kendi yazısı ona çirkin gelmişti. Kâğıtları toparlayıp kenarı koydu. Kâtip ona yönelip;
‘’Efendim masanızdan kitabı bir süreliğine alıp kopyalamak zorunda kaldık. Hanım efendi dokunmamız konusunda ısrar etti ama mecburduk.’’ Dedi. Aram ona kitabı uzatıp;
‘’Bunu da alın. İşim bitmiş bununla.’’ Dedi. Parmağını masaya sürüp kaldı. Toz yoktu. Kâtip kitabı alıp;
‘’Hanım efendi masanızı her hafta temizledi.’’ Dedi. Arami bir anlık gülümseyip;
‘’Toza katlanamaz.’’ Dedi. Nemon ona gösterilen masaya yerleşip;
‘’Senin başkâtibin kardeşi olduğunu bilmiyordum. Hiç de benzemiyorsunuz.’’ Dedi. Arami cevap vermeyince Kâtip araya girerek;
‘’Eski başkâtibimiz Cohin onu evlat edinmişti. Öz kardeş değiller.’’ Dedi. Nemon meraklanarak;
‘’Neden peki?’’ diye sordu ama Kâtip, Arami ile göz göze gelince susup kitap ile dışarı çıktı. İçeri yeni birisi girdi onun çıkışı ile. Kâtiplerin kahverengi soluk cübbeleri vardı. Bunu giyme sebepleri mürekkep lekelerine engel olmaktı. Arami gelen kitaplara bakıp masasında boş yer açarak;
‘’Savaş ve Yönetim kitabını buraya alabilir miyim?’’ dedi. Kâtip ona kalın kitabı verdi. Geri kalan üç kitabı Nemon’un masasına koydu. Nemon bir süre Arami’ye bakıp;
‘’Neden o kitabı tercih ettin?’’ dedi. Arami ona bakmadan kendini kitabın el yazmalarına vererek;
‘’Savaş ve Yönetim o üç kitap içinde genel olarak politikayı yansıtan en iyi kitap. Bir kopyası daha olacak. Onu çalışmanı tavsiye ederim. En temel noktaları veriyor.’’ Dedi. Nemon merakla;
‘’Daha önce okumuş gibisin.’’ Dedi. Arami ona bakıp;
‘’Evet. Kopyasını çıkarmıştım. Oradan aklımda kalanları tazeleyeceğim.’’ Dedi. Nemon kâtibe bakınca kâtip başını salladı ve raflara yöneldi. Raflardan aynı kitabın kırmızı ciltlisini alıp getirdi. Nemon sayfaları karıştırdı ve
‘’Temiz iş çıkarmışsın. Tek bir mürekkep kayması yok. El yazını sevdim.’’ Dedi. Arami ona bakıp;
‘’Teşekkürler!’’ dedi. Bu ilk kendi arzusu ile cevap olmuştu. Nemon sırıtarak;
‘’Teşekkür etmek mi? Bu bir ilerleme dostum.’’ Dedi. Arami ona bakınca kitaba dönüp;
‘’Tamam, bir şey demedim.’’ Dedi. Arami ve ikisi çalışmaya başlamışken havada kararmaya başlamıştı. Saatlerdir hareketsizlerdi. Hava kararıp yazılar okunmaz hale gelmeye başlayınca Arami yavaşa sandalyeden kalkıp gerilerek;
‘’Mumlar nerede?’’ dedi. Kâtipler odada değildi. Nemon ona bakıp;
‘’Ben nerden bilebilirim?’’ dedi. Arami boş masalara bakıp;
‘’Kâtipler gitmiş.’’ Dedi. Nemon bir anlık gülerek;
‘’Sana iyi akşamlar bile dilediler. Ama sen bırak cevap vermeyi duymadın. Kasten yaptın sandım ama sen cidden fark etmemişsin.’’ Dedi. Arami etrafa bakmaya başlayıp;
‘’Kitap okurken çok şeyi duymam görmem.’’ Dedi. Nemon ayağa kalkıp;
‘’Mum bulsak iyi olur. Kitap kendine bağlıyor. Özellikle yönetimin ve dinin bağlantısını açıklayan bölüm.’’ Dedi. Arami başını sallayıp;
‘’Kesinlikle. Dinin yönetime dâhil edilip kirletildiği doğru. Ama buna mecbur insanlar. Yoksa iki tane yasa olur her zaman.’’ Dedi. Nemon kapıya yönelip;
‘’Katılıyorum. Yasları din korkusu ile tamamlamak insanları baskı altında tutmayı sağlar.’’ Dedi. Arami başını sallayıp;
‘’Hızlı bir okuyucuymuşsun.’’ Dedi. Nemon elini göğsüne koyup;
‘’Övünmek olacak ama kitaplarla çok uzun sene bende ilişki içinde bulundum. Onları okumuyor adeta yaşıyorum.’’ Dedi. Arami bir anlık gülümseyince Nemon sırıtıp;
‘’Demek hala yüz kasların çalışıyor.’’ Dedi. Arami ona bakıp gülümsemesini silmek istedi. Ama Nemon ona doğru dönüp;
‘’Sakın silme şu tebessümü. O sahte tebessüm gibi değildi. Gülünce daha güzel oldun.’’ Dedi. Arami yutkunup;
‘’Bunu bir daha söyleme!’’ diye çıkıp onu geçti. Nemon ne olduğunu anlamasa da Kainos ona bunu hep söylerdi. Sürekli gülümseyince daha güzel olduğunu söyleyip onu gülümsetmek için zırvalardı. Nemon onun ardından koşuşturarak;
‘’Arami bir kız gibi nazlısın! Ben ne dedim ki şimdi? İltifat ediyorum olmuyor! Arkadaş olalım diyorum olmuyor.’’ Dedi. Arami daha karanlık koridorda el yordamı ile yön bulma çabasına girmişti. Geceleri ve karanlıkta hiç iyi görmezdi. Bir şeye takılmam çabasında ilerleyerek;
‘’Arkadaş mı? Biz seninle rakibiz.’’ Dedi. Nemon ona yetişti. O gayet rahat yürüyerek;
‘’Rakip mi? Hani rekabet sevmezdin?’’ dedi. Arami ışık gelen odayı fark edip;
‘’Sevmem ama bu rakip olduğumuz gerçeğini değiştirmez.’’ Dedi. Işık gelen odaya yaklaştığı sırada eli duvarda bir boşluğa geldi. Mum vardı orada ama bu anlık boşlukla sendeleyip duvara omzunu çarptı ve bir anlık sarsıntı ile öksürmeye başladı. İki büklüm olurken öksürükler artıyordu. Nemon yere düşen mum ve şamdanı seçebiliyordu. Ve iki büklüm gence bakıp;
‘’Ne oldu?’’ dedi. Sese odanın kapısı da açılmıştı. Elinde mumla duran Mari onları görünce hızla yaklaşıp;
‘’Arami?’’ diye bağırdı. Eteği ayağına dolanmasın diye eliyle toplamıştı. Arami ağzına gelen kanı hissedince ona durmasını söylemek için elini ağzından çekip;
‘’Yok, bir şey! Gelme!’’ dedi. Kanı siyah kaftana silme çabasında doğruldu. Yine ciğerlerinden hırıltı gelmeye başlamıştı. Omzu da acıyordu. Bir anlık boşluğu fark edemeyince çarpmıştı. Ve şimdi adeta ciğerleri yanıyordu. Geri biraz aydınlık odaya doğru dönüp;
‘’Bir şey yok Mari ben artık çıkıyorum.’’ Dedi. Odanın yakınında bulunan koridordan çıkış kapısına döndü. Yürürken arkasından gelen ayak seslerini duyuyordu. Nemon onu yakalamak üzerken Arami olduğu yere çöktü. Nefesi daralmıştı. Kaftanın boğazını genişletme çabasıyla gözleri doluyordu. Nemon ana çıkış kapısından gelen ışıkta onu fark etti. Yanına çöküp kaftanın boğaz kuşağını gevşetip;
‘’Derin derin nefes al!’’ dedi. Arami yavaş ve derin soluklar alırken Nemon gülümseyerek;
‘’İşte böyle!’’ dedi. O Mari’ye onula ilgileneceğini söylemişti. Arami dolan gözlerini kapatınca birkaç damla yaş süzüldü. Nemon onun siyah eldivenindeki sıvıyı fark edip dokununca;
‘’Bir yerinden mi geldi bu kan?’’ dedi. Gözleri dudağına kaydı. Arami gözlerini açıp bir süre konuşamadı. Sonra kesik kesik kelimelerle;
‘’Sakın burada gördüğünü bir kişiye bile söyleme.’’ Dedi. Nemon meraklı ve zeki bir adamdı. Ona bakıp;
‘’Bir şartla. Ne olduğunu bana anlat.’’ Dedi. Arami başını yukarı doğru kaldırıp gözlerini kapayıp;
‘’Bir meyhaneye gidelim… Buradan çıkalım.’’ Dedi. Duvarlar üzerine yıkılıyor gibi hissediyordu. Eliyle kaftanı biraz daha açtı.
Farkında değildi ama Nemon onun gibiydi. Onun kadar zeki, onun kadar meraklı, onun kadar farklı düşünen bir genç adamdı. Onunla aynı dili konuşabilirdi. Ama hayat şartları karakterlerini farklı kılmıştı. Arami’yi o ne kadar tanımak için çaba ederse Arami o kadar onu itecekti. Çekişmeli bir dostluk başlayacaktı. Düşünce yapılarının aynı olduğunu öğretmenleri fark etmişti. Arami’nin yalnızlığı ile onun yalnızlığı aynıydı. Konuşup tartışacak bir insan. İkisi de kimse ile sıkı bir tartışma yapamıyordu. Çünkü onlardan fazla biliyorlardı. Ama birbirleri ile girecekleri tartışmada kazanan olmazdı. Olmazdı çünkü eş değer bilgiye sahiplerdi. Ama birisi ne kadar siyahsa değeri o kadar beyazdı. Zıt karakterde aynı zihniyet…
Nemon onun yakasını açık görünce soluk tenine bakıp kaldı. Birkaç yara izi gibi kabarıklıklar vardı.
‘’Onlar orduda mı oldu?’’ dedi. O anda Arami onu tutan gençten kurtulup yakasını kapatarak cevap vermek yerine kuşağı sarmaya çabaladı. Nemon bir adım gerileyip;
‘’Onu sarmasan daha iyi olur. Yoksa yine nefesin kesilir.’’ Dedi. Sonra onunla göz göze gelmek için başını hafifçe eğip;
‘’Bak ben sana bir daha o yaraları sormayayım. Sende şu boğazını sıktırmaktan vaz geç. Kendine zarar veriyorsun.’’ Dedi. Bir adım atıp hızla siyah küçük kuşağı kapıp;
‘’Bunu anlaşmış olarak kabul ediyorum.’’ Dedi. Arami istemsizce bir şokla ona bakıp kaldı. Bazı hareketleri Kainos’u anımsatıyordu. Bu hoşuna gitmemişti. Ona elini uzatıp;
‘’Eşyalarıma dokunulması hoşuma gitmez.’’ Dedi. Hala hırıltılı nefes alıyordu. Nemon kuşağı ona uzattı. En yakın meyhaneye geçip oturdular. Nemon ona baktı ve
‘’Sana ne oldu koridorda?’’ dedi. Arami ona bir açıkla yapmak zorundaydı.
‘’Beni dar alanlar ve karanlık yerler boğuyor. Bir anlık buhran gibiydi…’’ dedi. Nemon ona bakıp gözlerini kıstı ve
‘’Benim buna inanmam için bana birkaç şişe içki ısmarlamalısın.’’ Dedi. Arami başını çevirip;
‘’Buraya bir şeyler getirin birde şarap!’’ diye ekledi ve ona döndü. Nemon gülümseyerek;
‘’Anlat bakalım biraz meyhane laflaması yapalım. Neden danışman olmak istiyorsun?’’ dedi. Arami ona bakıp cevap vermedi. Nemon hiç bozuntuya vermeden;
‘’Sessiz ve gizemli kişilik… Daha doğuda senin gibi dilsiz cellatlar var biliyor musun?’’ dedi. Arami başını salladı. Şimdi biraz şarap içip kalkıp gidecekti. Konuşmaya ihtiyacı yoktu. Ama Nemon dayanılmaz derecede ısrarcı bir adamdı. İstediğini alana kadar peşini bırakmayacaktı.
‘’Demek evlat edindi seni kütüphaneci! Ailen yok mu?’’ diye sordu. Arami ona bakıyordu. Nemon başını sallayıp;
‘’Yok, olarak kabul ediyorum bunu. E… O zaman şu genç komutan Kainos’u nerden tanıyorsun? O da mı kardeşlerinden. Yanı kütüphanecinin yanına aldığı çocuklardan...’’ Dedi. Arami ona bakmaya devam edince Nemon olduğu yerde biraz salındı ve
‘’Sohbetin beni sardı. En azından atık yüzüme bakıyorsun. Ne kadar bana sokaktaki pis bir köpekmişim gibi baksan da...’’ dedi. İçkileri gelmişti. Nemon biraz sessiz kaldı sonra;
‘’Bir annen olmalı. Babanda. Ne oldu onlara? Yoksa köle falandın da seni satın mı aldılar?’’ dedi. İçkisini kafasına dikti. Tahtadan, maya içkisinin bardağını sertçe masaya koyup hızla yutkunup;
‘’Dur sana bir hayat hikâyesi yazdım. Sen başka ülkenden geldin. Ki bize hiç benzemiyorsun. Efira insanları hep yanık tenli olur. Seni köle olarak Helyanpo’dan getirdiler. Köle pazarında seni sattılar. Çok acımasız bir efendin oldu. Seni hep dövdü. Sende kaçtın. Buradan döşündeki yaraları açıklığa kavuşturuyorum. Sonra sokakta yaşadın. Bu sayede Efira şehrini dip bucak öğrendin. Sonra kütüphaneci seni buldu ve eğitti. Sonrada Komutan ile tanıştın asker olup para kazanmak istedin. Ama olmadı çünkü seni attılar. Ne demiştin...? İşkence demiştin. Evet. Yanlışlıkla düşman eline düştün ve işkence gördün ve sonra sana göre olmadığını öğrendin askerliğin ve danışman olup para kazanmaya karar verdin. Ve kütüphanecini kızına âşık oldun. Bak bir de masalların sonunu yazıyorum sana. Ve sonra evlendiniz. İki çocuğunuz oldu. Sende çok başarılı bir danışman oldun ve hayatının sonlarına doğru bir kitap yazdın.’’ Dedi ve takdir bekler gibi Arami’ye baktı. Arami bir süre aynı bakışlarla onu izledi sonra;
‘’Buna inan! Güzel hikâye. Masal gibi. Evet, bu benim öyküm.’’ Dedi. Nemon elini çenesine dayayıp;
‘’Bu değil. Eğer bu olsaydı kabul etmezdin. Şimdi yeni bir hikâye geliyor.’’ Dedi. Hızla biraz daha içki içip heyecanla;
‘’Sen aslında bir asilsin ve ailene haksızlık yapılıyor sokaklara düşüp zor bir hayat yaşıyorsun. Sonra bir kütüphaneci ile tanışıp okuyup öğrenip intikam yeminleri ediyorsun. Aileni yok edenleri öldürmek için. Önce asker oluyorsun ama senin asil olduğunu anlayan Nazo seni yok etmeye çalışıyor ve sen kaçıyorsun. Sonra danışman olup içlerine sızmaya ve yok etmeye karar veriyorsun.’’ Dedi. Arami ona boş boş bakınca Nemon elini saçlarına götürüp;
‘’Bu en iyisiydi ama çok boşluk var. Mesela o komutanı unuttum. Sonra şu yaralar.’’ Dedi. Arami derin bir nefes alıp;
‘’Hayal gücüne şaşırdım. Çok masal dinlemişsin.’’ Dedi. Nemon ona bakıp;
‘’Her çocuk masal dinler.’’ Dedi. Arami bir anda gözlerini kaçırınca Nemon ilginç bir şey yakalamış gibi;
‘’Sen dinlememişsin. Anladığım kadarıyla.’’ Dedi. Arami ona bakıp;
‘’Masal anlatacak bir annem yoktu.’’ Dedi. Nemon kendini doğrular gibi;
‘’Yetim ve öksüzdün.’’ Dedi. Arami ona bakıp bıkmış bir halde iç çekip;
‘’Annem vardı. Babam yok. Yeter mi sana?’’ dedi. Nemon sırıtıp;
‘’Bu bile bir ilerleme.’’ Dedi. Arami şarap kadehinin yarısına kadar dolu olduğunu fark etti. Başına dikip bir anda hepsini içti. Ona bakıp;
‘’Al sana hikâye. Annem bir yosmaydı. Ve bende onun piçi. Sonra bok bir hayat ve onunla gelen iğrençlikler yaralar hastalıklar. Pis ve kirli ruhlar ve sonra boş bir aydınlık. Ve daha sonra seni sahiplenen birkaç insan... Sen şimdi buna karakterlerini oturt.’’ Dedi ve bir kaç gümüş parayı masaya bırakıp ayağa kalktı. Nemon ona dur bile diyemeden bastı gitti. Öylece kalmıştı. Masada duran içkiyi eline alıp kendi kendine;
‘’Karakterlerden biri sensin değil mi? Ve sahiplenenler…’’ içkisini kafasına dikip ayağa kalkıp;
‘’Dikkat çekici.’’ Dedi. Çok meraklıydı. Bu rahatsız edici boyuta ulaşabilirdi.



Bu bölümde emeği geçen; çevirmen ve düzenleyici arkadaşların
emeklerinin karşılığı olarak basit bir minnet ifadesi yani teşekkür etmeyi ihmal etmeyelim.


1.2   Önceki Bölüm  Sonraki Bölüm   2.2 



DISQUS - Mangaya Ait Yorumlar

*Not: Yorum Yazmadan Önce;

  • Spoiler,
  • Küfür, siyasi ve seviyesiz yorumlar,
  • İçerikle alakasız link paylaşımları yasaktır.
  • İçeriği çeviren gruplar dışında site reklamı yapanlar sınırsız uzaklaştırılacaktır.