Yukarı Çık

Alyon, Vahşi Bataklık Kıtası tarihindeki unutulmazlar arasında yerini bugün alacaktı, daha önce en sessiz anların yaşanmasını sağlayan bu ork, arkasındaki askerlerin çıkardığı sesle de tarih yazmıştı.

“Varız!”

Sorusuna aldığı cevap buydu kır saçlı Alyon’ un, daha fazla içinde tutamayıp dile getirdiği duyguları aynı coşkunlukla karşılık bulmuştu.

Boz Sırtlanlar Organizasyonu, emrine aldıkları bu insanları her daim korku ve kendilerini aşağılık hissetmelerini sağlayan saçma bir ast-üst ilişkisi ile idare ediyordu. Tam buna boyun eğmiş ve sanki hayatın yegâne gerçeği buymuş gibi yaşamaya alışmışken, neredeyse hiç tanımadıkları vahşi bir ork onlara en çok ihtiyaçları olan şeyleri vaat etmekteydi.

Sadece insan oldukları için bile hak ettikleri saygıyı ve onlara sırtını rahatça dönebilecek kadar güvenen bir lideri müjdelemişti Alyon, nasıl olurda avazları çıktığı kadar bağırmazlardı.

“Hareketimle beraber saldırıyoruz!”

Konuşmuyor adeta kükrüyordu ork savaşçısı, arkasına aldığı askerler hırsla ayaklarını yere her vurduğunda, kuşatmak için geldikleri son karakolun metal duvarları titriyordu.

Seyyar Kalenin üzerinde mevzilenmiş Kara Zambak Savaşçıları, yüreklerine kâbus gibi çöken seslerin esiri olmuştu adeta, dört karakol bir yere toplandıkları için tavan yapmış özgüvenleri, karşılarında evrim geçiren insanların görüntüsü nedeniyle dibe çökmüştü.

“Korkmayın, bu duvarlar bir üçüncü seviye ruh savaşçısının saldırılarına dayanabilecek şekilde imal edildi, Lord Galeno’nun kendisi dâhil kolay kolay onları yıkamaz!”

Son karakolun içinde bir komutan, paralize olmuş birliklerin moralini düzeltmek için bağırınıyordu, yalan da değildi söyledikleri, Seyyar Kale tam olarak dediği özelliklere sahipti.

Beş komutandan dördü savaşçılarının şevkini yükseltmekle uğraşırken, bir tanesi surların üstünde durmuş silahını kafasının üstünde tutan orku izliyordu.

“Hayır, bu olamaz, cahil bir ork nasıl olurda enerjisini silahını aktarmayı başarabilir?”

Gözleri ile gördüklerine inanmamak için kendisini soru bombardımanına tutan komutanın izlediği kişi, Alyon’dan başkası değildi.

İri yarı orkun devasa silahında biriken enerjiyi gören komutanın yetişimi, sorumlu olduğu yere layık olarak epey düşüktü, eğer bu enerjinin nereden geldiğini görebilseydi belki heyecanda oracıkta bayılacaktı.

“Şimdi benim savaşçılarım oldunuz işte; siz bana hiddetinizi bağışlıyorsanız, ben de size elimde ne varsa sunacağım!

Şefin Hiddeti

Ayakları ile yere, ellerindeki baltalarla da kalkanlarına çılgınca vuran askerlerden iri yarı orka doğru deli bir enerji akıyordu. Abarran’ın ucube silahının üstünde biriken, işte bu tutkulu bağlılığın getirdikleriydi.

Alyon, bu cömertliği görmemezlik gelemezdi, o da elindeki en büyük kartı oyuna sürüyordu. Kendisi farkında olmasa dahi o doğuştan bir liderdi, arkasına aldığı savaşçıları ile bütünleşince neler olabileceğini bilmediği içindi kendisini yetersiz görmesi belki de.

“Hücum!”

Yeri göğü inleten narasından sonra, kafasının üstünde tuttuğu silahını gaddarca aşağı doğru savurdu iri yarı ork savaşçısı, bir süredir baltanın üstünde biriken jet siyah renkli enerji nihayet özgür kalmıştı.

Zemine hiç temas etmedi Alyon’ un saldırısı, bunun yerine sanki gök semada asılı duran bir hilal misali süzülerek hedefine ilerliyordu. Seyyar Kale’nin duvarları yirmi adımdan fazla bir yüksekliğe sahipti, onların üstünde duran biri aşağıdakilere büyük bir gurur ile bakabilirdi fakat şu anda gözlerinin önünde onları küçük görecek bir saldırı son hızıyla yaklaşıyordu.

“Kaçın!”

Dilinin tutulması Alyon’ un enerji saldırısı surlara değdiği an çözülen bir savaşçı sadece tek kelime edebilecekti, muhtemelen bu onun son sözüydü, tıpkı yüzlerce silah arkadaşının da olduğu gibi.

Birinin, boş Ana Destek Karargâhına saldıran Lord Galeno ve Alyon’ un şu anda yaptığı iki saldırıyı da görme şansı olsaydı, eminim aralarındaki benzerlikten dolayı epey şaşırırdı.

İkisi de vurdukları suru parçalayıp askeri birim boyunca ilerlemiş, etkisi dağılmayan saldırılar tam karşıda kalan ikinci suru da yıktıktan sonra uzakta bir yerde son bulmuştu.

Gür saçlı yaşlı adam değilse de iri yarı ork şanslıydı, boş karargâhtan geçip giden saldırının aksine onun ki şanını akıttığı kanlarla gösterme fırsatını yakalayacaktı.

“Saldırın, komutan orku takip edin!”

“Kimse ölmesin, Ork Steplerine hep beraber gideceğiz!”

Surlarda açılan gedikten içeri girmek için hareketlenen Alyon, çoktan güç hayvanın üstüne binerek ardındaki askerlere beş boy fark atmıştı. Şefin Hiddeti’nin etkisi altındaki askerler, bu manzara karşısında nasıl yerlerinde durabilirlerdi?

Arkasından gelen sesler kır saçlı orkun kulağında çınlamaktaydı, bambaşka bir ruh haline bürünen savaşçılarının durumu karşısında, kendisini sorumluluk almak zorunda hissediyordu.

Yalnızca bu sefer diğerinden çok farklıydı, Siyah Ayı’ya karşı giriştikleri savaşta her şeyi kendisi yapmak istemişti Alyon ve bu, kısa sayılabilecek hayatında yaşadığı en büyük hezimeti beraberinde getirecekti.

Şimdi ise gerçek manada önderdi, yine işin büyüğünü kendisi halledecek olsa da durum gerçekten tamamen farklıydı. Bu anlarda, arkasından deli gibi koşan kalabalık ile arasında bir bağ olduğunu biliyordu, sırtında onların kuvvet veren elini hissederken, kendisinden çıkan görünmez ipliklerin herkesle bir şekilde bağ kurduğunu görmekteydi.

“Açılın önümden bre gafiller!”

Dev silahın gerçekleştirdiği saldırının surlarda açtığı gediğin önüne biriken savaşçılar, düşmanlarını karşılamak için bekliyorlardı, gözlerinin önünde birçok arkadaşları ölse de onlara katılmamak için buna mecburdular.

Ne yazık ki bu hesapta bir yanlışlık vardı, hat safhaya kadar uyardığı ilkel güdülerinin çığlıkları eşliğinde gelen bir ork, onları ezip geçecekti.

Nafile barikatı aşan Alyon, iki nefeste kurulan Seyyar Kalenin ortasına gelmişti, dört yanı düşman ile çevrili olan iri yarı ork anormal bir biçimde kendini çok sakin hissediyordu.

Savaşçıları da ardından gelmekte geç kalmamışlardı, onun açtığı yoldan ilerlerken etraflarına ölüm saçmaktaydılar. Kır saçlı ork savaşçısının tekniği, emrindeki birliklere güç verirken düşmanın da direncini kırıyor, mücadelenin ibresinin kendi tarafına dönmesini sağlıyordu.

“Vurun, kırın, parçalayın! Bugün yeniden doğduğunuz gündür!”

Binlere düşmanın ortasında olmasına rağmen kasırga gibi esen Alyon’ un sesi metal duvarlarda yankılanıyordu, aynı anlarda uzakta bir yerde başka bir orkun da diyecekleri vardı.

Nafız, Vahşi Bataklık kıtasına girdiğinden beri olayları arka plandan yöneterek ilerliyordu, gerekli olmadıkça elini silahlarına uzatmamıştı bile. Aslında bu duruşunu da bozmak istemiyordu dişi ork fakat karşısındaki karargâhın içindekiler, arkadaşının aralarında terör estirdiği karakol muhafızlarından biraz farklıydı.

Destek karargâhlarında, nispeten yetişimi biraz daha yüksek savaşçılar konuşlanmıştı ve şu anda, arkasında oldukları duvarlarında verdiği güvenle bir hayli cüretkâr sözler sarf etmekten çekinmiyorlardı.

“Bir ork orospusunun ardına dizilmiş beceriksizler ordusu, hoş geldiniz!”

Pılını pırtını toplayıp geriye doğru kaçarak dört duvar arasına gizlenmiş birinin sözlerinin, Nafız’ın üstünde bir etkisi olmazdı lakin onunla gelen askerlerin yüzleri düşmüştü.

Bunu gören Dimitar öne çıkıp konuşmak isteyecekti fakat yolunu kapatan zayıf yeşil bir kol ona engel olmaktaydı.

“Birde bunlar kendilerine asker diyorlar; hadi canım, sizden olsa olsa paralı köpekler olur!”

Kuşatma ordusundaki durumu gören boşboğaz hız kesmeden tahriklerine devam etmekteydi, dişi orkun engellemesi yüzünden karşılık veremeyen askerlerin morali hızla dibi görmüştü.

“Kaldırın kafanızı geri zekâlılar!”

Birkaç densizin gazına gelmiş değildi Nafız; onun derdi, arkadaşı ile sözleştikleri saatte belirlenen yerde olmasını sağlayacak eylemi yapmaktaydı.

“Birazdan, kalenin içine girerek hakkınızda atıp tutanları parçalamanız için bir yol açacağım size fakat öncesinde önemli bir uyarım var!”

Savaşma isteklerini kaybettikleri anda gelen bu sözler, çöl sıcağı ile kurumuş dudaklara düşen bir damla su etkisi yapmıştı kuşatma birliklerinin üzerinde.

“Siz siz olun, tek parça olarak kalmak istiyorsanız on adım yakınıma gelmeyin!”

--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Ya ezenden yana olacaksın ya da ezilenden! Bu işin az şekerlisi çok şekerlisi olmaz.

Rıfat Ilgaz

 




Bu bölümde emeği geçen; çevirmen ve düzenleyici arkadaşların
emeklerinin karşılığı olarak basit bir minnet ifadesi yani teşekkür etmeyi ihmal etmeyelim.




230   Önceki Bölüm  Sonraki Bölüm   232 

DISQUS - Mangaya Ait Yorumlar

*Not: Yorum Yazmadan Önce;

  • Spoiler,
  • Küfür, siyasi ve seviyesiz yorumlar,
  • Seriyle alakasız link paylaşımları yasaktır.
  • Seriyi çeviren gruplar harici site reklamı yapanlar sınırsız uzaklaştırılacaktır.



  • 230   Önceki Bölüm  Sonraki Bölüm   232