269   Önceki Bölüm  Sonraki Bölüm   271 



“Demek atalarımız
için böyle şeyler yapmak işten bile değildi!”



Onlu yaşlarının ortalarına henüz bu sene ulaşmış iki druid,
içinde elementleri temsil eden hayvanların yüzdüğü koyu yeşil kalkandan
gözlerini alamıyorlardı.



“Ainle’nin
söylediğini göre, yeterince istersek bizde rahatlıkla başarabilirmişiz!”



Öğlenin yakıcı ışıkları yüzlerinde kırmızı izler bıraksa da,
boyunları artık lütfen önünüze dönün dese de, genç druidler kafalarını bir
saniye bile olsun eğmemişlerdi. İzledikleri atalarının onları korumak için
bıraktığı kutsal bir kalkan değildi, uzun süredir tanıdıkları ve çok da
yetenekli olmayan bir druidin kendi başına yaptığı bir şeydi.



“Bir gün bende bu
kadar güçlü olacağım, o zaman kim gelirse gelsin sevdiklerimi incitemeyecek!”



Ana Druid Yerleşkesi halkının kalbinden geçen sözleri dile
getiren küçük druidin gözleri alev alev yanarken, Kutsal Ağacın içinde daha
küçük bir grup toplantı halindeydi.



Beş kök dramatik gelişmelerin tedirginliğini üzerlerinden atamamıştı,
diken üstünde halleri kendileri için orada bulunan koltuklara oturmamalarından
belli oluyordu.



“Diyorsun ki bize bu
yeri sunan atamızla iletişime geçtin ve sana tüm bu gücü o bağışladı!”



Ainle yaşadıklarını küçük düzenlemeler yaparak konseye
anlatmıştı, şiddet içeren kısımları genel olarak kesse de, elinde tuttuğu gücün
mahiyetini kavramaları için bazılarını da dile getirmişti.



“Ulusumuz için
yepyeni bir çağ başlayacak ancak geçmemiz gereken son bir sınavımız daha var!”



Genç druid konuşurken istisnasız tüm beş kökün yüzünde
inanamamazlık dolu ifadeler beliriyordu, doğduğu andan itibaren tanıdıkları
haşarı, hayalperest ve aklı bir karış havada çocuk muydu karşılarındaki.



“Düşmanlarımız ne ile
karşı karşıya olduklarını anladılar, çok daha güçlü bir şekilde geri gelmeleri
an meselesidir!”



Sıradan bir karşılaşma esnasında söylenmiş klasik
sözlermişçesine ağzından çıkan cümleler, karşı tarafta yani Konsey de bomba
etkisi yaratacaktı.



Onları koruyan kalkan yok olmuştu ve şimdi kurtarıcıları
olduğunu düşündükleri kişi çok daha büyük bir bela ile yüzleşmek zorunda
kalacaklarını müjdeliyordu.



“Neler konuşuyorsun
Ainle, bizi savunmasız bıraktıktan sonra mı aklına geldi bunları anlatmak!”



Birinci Kök, kendisini ne kadar tutmaya çalışsa da
nihayetinde dayanamayarak çıkışmıştı genç druide.



“Ben üstüme düşeni,
bizi bu güne kadar koruyan atamızın vasiyetini yerine getiriyorum. Amacı
soyumuzun devam etmesiydi ve istediği de oldu, ne yazık ki o dahi durumun böyle
gelişeceğini düşünemedi!”



Bir zamanlar deli gibi korktuğu insanlardan birinin sesini
yükseltmesi karşısında istifini bozmadı Ainle, Birinci Kök’e zarar verme niyeti
yoktu fakat karşı karşıya geldiklerinde üstün taraf olduğunu bilmek yeterliydi
onun için.



“Atalarımız kimseye
zorbalık yapmadı, yapana engel oldukları da söylenemez. Bize bu yeri sunmak
için kendilerini feda edenler düşündü ki, bir süre sonra insanların kini diner,
hayatta kalan druidler de barış içerisinde yaşamlarını sürdürürler!”



“Ezilenlerin hırsının
bu denli büyük olacağını, nesiller süren bir intikam zincirine döneceğini
kestiremediler, zalimin yanında durmamızı engellemek isterken dünya üzerinden
silinip gideceğimiz günlerin geleceğini göremediler!”



Beş Kök geçmişte onları koruyan kutsal kalkanın son
zamanlarda zayıfladığının farkındaydı, tam olarak tarih veremeseler de yakın
zamanda onun da kendilerini terk edeceğini biliyorlardı.



“Olan oldu, bu
saatten sonra hayıflanmanın faydası yok. Söyle bize, şimdi ne yapacağız oğlum!”



Ainle’nin annesi olan Dördüncü Kök, evladına güvenini
belirtircesine her kelimeyi üstüne basa basa söylemişti, genç druidin arkasında
bir köşede oturan Nafız’ın gülümsemesini sağlayan bu olay sonrası tüm plan
gözler önüne serilecekti.



“Durduğumuz yer bizim
son savunma hattımız olacak, üzerimize gelen düşmanı tam burada karşılayacağız!”



Genç druid sustuğunda onun ağzından detaylı bir açıklama,
belki de fantastik fikirler bekleyen Konsey üyeleri aptala dönmüştü, bu çocuk
kurtarıcıları mı yoksa felaketleri mi olacaktı?



“Ork savaşçıları,
sizler medeniyetinizden destek isteyebilir misiniz?”



Panik halindeki Birinci Kök, toplantının başından itibaren
sessizliklerini koruyan ikiliye dönerek son bir umut ışığı aradı.



“Orkların Yüce Han’ı,
kurtardığımız druidler ve bize katılan insanların geri dönüp savaşmasına izin
verecektir, daha fazlası için sadece kendimize güvenebiliriz!”



Böyle bir cevabı hiç beklemiyordu yaşlı druid, yanı başlarında
yurtlarını kurmayı başarmış olan orkların, kendilerine daha fazla destek
vermesi gerektiğini düşünüyordu içten içe.



“Yaşlılar, kaderimizi
şekillendirmek için başkalarının eline bakmayı bırakmazsak eğer, kısa süre
sonra yeryüzünde druid adında bir ırk kalmayacak. Atalarımızı ve onların kudretini
kendi gözlerimle gördüm, dönün içinize bakın eminim sizde benim gördüklerimi
orada bulabileceksiniz!”



Ainle son sözünü söylemişti, ne derse desin bu yaşlı
insanların kemiklerine kazınmış önyargı ve korkuları nedeniyle onunla bir
noktada buluşamayacağını anlamıştı.



Dev ağacın dışına çıktığında onu karşılayan çocuklar ve
gençlerle birlikte olmak şu an için en önemli konuydu, biliyordu ki soyunun
devamını sağlayacak bu tohumları ne kadar iyi beslerlerse, ileride açacak olan
çiçekler bir o kadar güzel olacaktı.



Zaman dediğin delicesine akan nehrin suları misali göz açıp
kapayana kadar geçerken, dünyanın kalanı çoktandır gömdükleri bir kâbusun
tekrar hortlaması sonucu tedirgindi.



Vahşi Bataklık kıtasında büyü kullanabilen druidlerin olduğu
dedikodusu yedi düvelde duyulurken, panikle kuvvetlerini bu topraklardan çeken
güçler bir kez daha durum değerlendirmesi yapmak adına toplanmıştı.



Hararetli tartışmaların yaşanması kaçınılmazdı, ortak bir
düşmana karşı bir araya gelmek zorunda kalınmıştı ancak birbirinin kuyusunu
kazmak için fırsat kollayan insanların tatsız samimiyeti vardı herkesin
üzerinde.



Bir hafta sonra nihayet kararı açıkladıklarında ise ne kadar
korktukları belli oluyordu, her medeniyet elindeki 2. Sınıf güçlerden birini
Vahşi Bataklık Kıtası üzerindeki tehdidi ortadan kaldırmak adına bölgeye
gönderecekti.



Sadece üçüncü sınıf kuvvetlerle yürüttükleri operasyon bir
üst kademeye taşınmıştı, aslında birinci sınıf güçleri göndermek isterlerdi
fakat herhangi bir aksilik durumunda çekirdeklerini oluşturan birimlerini kaybetmekten
korkan medeniyetler, böylesine cüretkâr hareketlerde bulunmaktan korkmuşlardı.



“Evinize hoş geldiniz
Druid Kardeşlerim!”



Dünyanın kalanının yılanın başını küçükken ezmek adına
ordularını yola çıkardığı anlarda, Druid Yerleşkesi kavuşmanın tatlı hissi ile
dolup taşıyordu.



Kıta üzerinde uzun yıllardır eziyet çeken ve iki orkun
peşinde maceraya çıkan tüm druidler ait oldukları yere, vatan dedikleri küçük
toprak parçasına geri dönmüştü.



Yerleşkeden ayrılarak bilinmeze doğru yola çıkan druidler
tek eksik olmadan geri dönünce, onları merak eden sevdikleri sevinçten deliye
dönecekti. Onlar bu haldeyken, belki de onlarca yıldır göremediği yakınlarını
bir anda karşılarında gören diğerleri neler hissediyordu acaba.



Oğlunun öldüğünü zorlukla da olsa kabul etmiş anneler, ebeveynlerini
kaybetmenin acısını yoldaş yaparak büyüyen çocuklar, geceleri rüyalarında
görmek için dua ettikleri kişileri karşılarında bulmuşlardı.



Burnunun sızladığını hissetti Nafız, iki hayatında da
sevdiklerinin kaybı ile sınanan birine has duyguların tenini yaktığı anları
yaşıyordu.



“İyi misin?”



Alyon, doğduğu andan beri beraber olduğu arkadaşının
kederini nasıl olurda hissetmezdi? Cılız dişi orkun kudretini, vahşiliğini ilk
elden tecrübe etse de, derinlerde, kimsenin ulaşmasını istemediği yerde
gizlediği, kırılgan bir yanı olduğunu da çok iyi biliyordu kır saçlı ork.



--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------



Sağlam çocuklar
yetiştirmek, bozulmuş yetişkinleri düzeltmekten daha kolaydır.



 Dostoyevski



 



 




Bu bölümde emeği geçen; çevirmen ve düzenleyici arkadaşların
emeklerinin karşılığı olarak basit bir minnet ifadesi yani teşekkür etmeyi ihmal etmeyelim.


269   Önceki Bölüm  Sonraki Bölüm   271 



DISQUS - Mangaya Ait Yorumlar

*Not: Yorum Yazmadan Önce;

  • Spoiler,
  • Küfür, siyasi ve seviyesiz yorumlar,
  • İçerikle alakasız link paylaşımları yasaktır.
  • İçeriği çeviren gruplar dışında site reklamı yapanlar sınırsız uzaklaştırılacaktır.