26   Önceki Bölüm  Sonraki Bölüm   28 



Wang Chong başını iki yana sallayarak Wei Hao’ya doğru baktı. Düşüncesizce hareket etmiyordu. Dışarıdan bakıldığında günlük %2’lik faiz muazzam bir miktar gibi görünüyordu, fakat Hidrebad cevherlerinin dağıtım haklarını alabildiği sürece bu paraların tamamı devede kulak kalacaktı.

 “Su Bai, bu sözlerim sadece senin için geçerli değil. Diğerlerine de sesleniyorum. Bana verecek paranız olduğu sürece, kanıt olarak bir borç notu yazacağım.” Dedi Wang Chong. Yüksek sesle konuşmuyordu ama herkes onu duymuştu. O esnada şaşkına dönmeyen bir kişi bile yoktu.

  Sekiz Tanrı Köşkü’ndeki bütün genç efendiler saygıdeğer ailelerden geliyordu ve hepsi birbirinden zengindi. Bu insanlar yaşam sıkıntısı çekmeyen kimselerdi.

 Fakat, aileleri ne kadar olursa olsun, günlük harçlıkları ne kadar yüksek olursa olsun, kim fazladan paraya hayır diyebilirdi ki? Aileleri onlara büyük paralar veriyor olsa da, Wei Hao gibi sık sık düellolara ya da bahislere karışan kişiler sık sık ayın sonunu getirmekte zorlanıyordu.

 “Heheh, Dük Jiu’nun torunu bu hallere düşecek deseler, buna asla inanmazdım! Wang Chong, paraya ihtiyacın varsa fazla uğraşmana gerek yok. Bu gümüş külçeyi al; benden sana hediye olsun!” Su Bai ilk şoku atlattıktan sonra güldü. Bir gümüş külçe çıkardı ve onu Wang Chong’un oturduğu masaya fırlattı.

 Günlük %2’lik faiz, yani ayda %60!

 Wang Chong’un önerdiği oran gerçekten cezbediciydi!

 Fakat Su Bai aniden bir şeyi hatırlamıştı. Dük Jiu’nun klanı asla ve asla yozlaşmayacağı bilinen klanlaradandı; yani bu yüzden ‘fakir’ oldukları söylenebilirdi.

 Wang Chong da Dük Jiu’nun torunu olarak ayda sadece birkaç gümüş külçe alabiliyordu. Bu kadar parayla ne kadar faiz ödeyebilirdi ki? Wang Chong akılalmaz bir faiz oranı önerse bile, geri ödemeyi yapamayacağı için bunun bir anlamı kalmayacaktı. Bu yüzden gönlü bol biriymiş gibi davranan Su Bai ona bir gümüş külçe vermişti. Böylece onunla dalga geçmiş de olacaktı.

 Fakat beklentilerinin aksine, Wang Chong elini savurduğu gibi gümüş külçeyi yere fırlattı.

 “Su Bai, bu para dişimin kovuğuna yetmez. Bence kendin için kullansan daha iyi edersin.” Wang Chong küçümseyen bir ifadeyle sırıttı.

 “Hmph! Az mı buldun? İyi, al sana bir tane daha!” Su Bai ona bir gümüş külçe daha fırlattı ama Wang Chong bakışlarını bile çevirmeden bir kahkaha patlattı ve ikinci gümüş külçeyi de yere fırlattı.

 “Yetmez!” dedi Wang Chong, kayıtsızdı. Gözlerindeki küçümseyici ifade Su Bai’yi deli ediyordu.

 “Velet, fazla kaşınma. Bugün keyfim yerinde olduğu için sana iki gümüş vereyim dedim. Kaç tane istiyorsun? Üç mü? Dört mü? Yoksa daha fazlası mı? Bir altın külçe falan mı? Aylık aldığın parayı biliyorum; bu kadarını geri ödeyebileceğine emin misin?” dedi Su Bai.

 “Altın külçe mi? Bir tanecik mi? Hmph, Su Bai hiç de göründüğün kadar zengin değilmişsin. Madem öyle, o vakit senden yarar gelmeyeceği açık. Şuna ne diyorsun; diğerlerinden borç aldıktan sonra sana birkaç tane altın külçe vereyim? Sağa sola harcarsın, cebine harçlık yaparsın…” Wang Chong burnundan soludu.

 O esnada Su Bai’nin ifadesi tamamen kararmıştı.

 Göründüğüm kadar zengin değil miyim? Ne demek istiyorsun sen?

 Saygıdeğer ve zengin bir ailenin genç efendileri bile ayda sadece birkaç altın külçe alabiliyordu. En fazla birkaç düzine alabilirlerdi.

 Kraliyet ailesindeki genç efendiler bile altın külçeye toprak muamelesi yapamıyorken, bu Wang Chong kendini ne sanıyordu? Harçlık yaparsın diye birkaç altın külçe mi verecketi?

 Şaka gibiydi!

 “Su Bai, senin ne kadar inanılmaz biri olduğunu söylüyorlardı; bugün gördüm ki hepsi laftan ibaretmiş. Madem cebinde beş paran yok, o zaman kenara çekil de kalabalık yapma!” Wang Chong doğruldu ve elini kışkışlarmış gibi sallayarak Su Bai’ye işaret etti.

 “Millet, bana kulak verin; bir aylığına günlük %2 faiz diyorum. Buna herkes dahil. Kaç para vermeye razıysanız hepsini alacağım! Bana borç verenler bir ay sonra %60’lık faizini geri alacak!”

 “Wang Chong, ciddi misin?”

 Aniden bir ses daha duyuldu. Yan taraftaki Su Bai’nin ifadesi gitgide çöküyordu.

 “Tabii ki ciddiyim!” dedi Wang Chong. “Sekiz Tanrı Köşkü’nde yalan konuşmak olur mu hiç?”

 “Peki ya zamanı gelir ve ödeyemezsen?” Bir ses daha duyuldu.

 Su Bai’nin ifadesi akrarıyordu.

 “Şaka mı bu! Ödeyemesem bile arkamda Wang Klanı duruyor! Borç kağıdı alacaksınız, unutmayın! Buna rağmen hala paranızı alamayacağınızdan mı endişeleniyorsunuz?” Wang Chong soğuk bir ifadeyle sırıttı.

 İnsanlar kahkahalara boğuldular. Doğruydu! Wang Chong ödemeyi yapamasa bile, Wang Klanı gereken yerde müdahale edebilirdi.

 Wang Klanı’nda Dük Jiu olduğu sürece onlar asla ve asla etkilerini yitirmeyeceklerdi.

 “Tamamdır! Wang Chong, madem öyle, benden sana iki altın külçe!” Kalabalığın arasından bir genç efendi sıyrıldı ve gülümseyerek masaya iki altın külçe bıraktı.

 Sadece borç vererek parayı neredeyse ikiye katlama fırsatları vardı.

 “Benden de bu kadar çalışır! Wang Chong, borç kağıdını unutma!”

 Su Bai öfkeliydi. Ama olay çıkarma fırsatını bulamadan bir genç efendi daha öne çıktı ve masaya birkaç küle fırlattı.

 Ardından bir üçüncüsü ve bir dördüncüsü…

 “Bu şerefsizler bilerek mi gonzgiye karşı çıkıyorlar?”

Su Bai’nin yanındaki insanların ifadeleri de kararıyordu. Bu genç efendilerin yaptığı hareketler Su Bai’nin suratına adeta bir tokat gibi iniyordu. Buna rağmen, insanlar çekinmeden Wang Chong’a para vermeye devam etmekteydi.

 Su Bai bile bu insanların düşmanı olmaya cüret edemezdi.

 “Wang Chong, kafayı yemiş olmalısın! O kadar parayı ne yapacaksın?”

 Wei Hao başından beri olayı takip ediyordu ve Wang Chong’un kulağına fısıldamadan duramıyordu. Kaygılı ve sinirliydi. Onun ayda kaç para aldığını biliyordu ve ne tür harcamalar yaptığının da farkındaydı. Mantıken bu kadar paraya ihtiyacı olmamalıydı.

 Wang Chong’un ne yapmaya çalıştığını anlayamamıştı.

 “Wei Hao, sakin ol. Bu paraları boş yere harcamak için almıyorum. Aklımda bir plan var, yakında anlayacaksın.” Dedi Wang Chong sakince. Bir mürekkep kabı, fırça ve kağıt aldıktan sonra borç kağıtlarını yazmaya koyuldu.

 Borç kağıtlarını gören insanlar Wang Chong’a iyice güvenmeye başlamıştı.

 “Wang Chong, gümüşlerimi al. Bana da bir borç kağıdı yazarsın!”

 “Bana da!”

 “…”

…..

 Wang Chong’un etrafı iyice kalabalıklaştı. Bu manzarayı gören Su Bai artık daha fazla dayanamadığı için gitmeye koyuldu.

 “Gongzi, hiçbir şey yapmayacak mıyız?” Kalabalığın arasından sıyrılan Gao Fei hemen Su Bai’nin yanına geldi. Durumdan hiç memnun değildi.

 Wang Chong araya girmeseydi bir düzine altın külçesini kaybetmiş olmayacaktı. Onun peşini bırakmak istemiyordu.

 “Gitmek mi? Hmph, niye gidecekmişiz?” Su Bai duraksadı ve Wang Chong’a doğru bakarak sırıttı. “Onu duymadın mı? Günlük %2 faiz dedi. Üstelik alabildiği kadar borç alıyor. Önümüzde böyle bir fırsat varken çekip gitmek olur mu hiç?”

 “Gongzi, ne demek istiyorsun?” Gao Fei şaşırdı. Ne yapabilirlerdi ki?

 “Hmph, bu adam para istiyor, değil mi? Tamam, o halde ona büyük bir hediye vereceğim. Bakalım ayda aldığı birkaç gümüşle bu faizleri nasıl ödeyecek. Yao gongzinin yanına git ve burada yaşananları ona iyice açıkla. Ne yapman gerektiğini yakında öğreneceksin.” Su Bai sırıttı.

 “Anlaşıldı! Hemen gidiyorum!” Gao Fei bu sözleri duyar dumaz aydınlandı. İyice keyiflenen adam hızla Yao Feng’in yanına fırladı.

 Onun gibi sıradan genç efendiler ayda en fazla bir düzine altın külçe alabilirdi. Fakat Yao Feng farklıydı. İstese anında yüzlerce altın külçe toplayabilirdi.

 Eğer Wang Chong borcunu ödeyemezse, bu durum Wang Klanı’nın itibarına bir darbe daha indirebilirdi. Öte yandan, eğer Wang Chong borcu ödeyebilirse o vakit iyi para kazanmış olacaklardı.

 Yani iki durumda da kazanıyorlardı. Böyle iyi bir fırsatı kaçırmayı kim isterdi ki?

 Haberler hızla Yao Feng’e ulaştı.

 “Ne? Wang Chong Sekiz Tanrı Köşkü’nde borç mu topluyor?” Köşkün yakınlarındaki bir tavernada bulunan Yao Feng’in alnında derin kırışıklıklar vardı.

  Daha bu sabah Wang Chong’un iki yabancı rahiple görüştüğünü öğrenmişti. Şimdiyse, söz konusu adam köşkte boy gösteriyordu. Bu olayların birbiriyle alakasız göründüğüne şüphe yoktu.

 “Evet, gongzi. Haberler doğru!” Gao Fei saygıyla konuştu. Gözlerinde gergin bir ifade vardı.

 Onu duyan Yao Feng’in yüzü iyice ekşidi.

 “Bekle biraz!” diyerek aniden ayağa kalktı, perdeyi araladı ve iç odaya geçti.

 “Baba, bu meseleyi araştıralım mı? Arkasında başka bir sebep yatıyor olabilir mi?” Yao Feng eğilerek bütün detayları babasına anlattı ve ondan fikir istedi. Babası son zamanlarda Wang Chong’un hareketlerine çok dikkat ediyordu.

 Yao Guang Yi’nin de yüzü ekşidi.

 “Düşüncesizce hareket etme. Bugün Wang Klanı’nın işini bitirecek hamleyi indirmek için sınıra gideceğim. Şimdilik, plan sonuca ulaşmamışken onları uyaracak bir şey yapmak doğru olmaz.”

 Üstteki düğmeyi ilikledikten sonra suratında sinsi bir gülümseme belirdi. “Ama meseleyi yakından takip et. Para istiyorsa, o halde bu isteğini yere getirelim!”

 “Tamamdır, anlaşıldı.” Yao Feng başını eğerek cevapladı. Babasının sözlerini duyduktan sonra heyecanlanmıştı.

 Bu mesele sona erdikten sonra kimse Engin Turna Köşkü’nde yaşanan o hazin ve alçak olayı hatırlamayacaktı!

 “Bu keseyi al ve Su Bai’ye ver.” Yao Feng odadan çıktıktan sonra ağır bir keseyi masaya koydu.

 “Anlaşıldı, derhal yola çıkıyorum.” Gao Fei onayladı ve keseyi alarak heyecanla yola koyuldu.

…..

 Sekiz Tanrı Köşkü’nde…

 Wang Chong hala borç almakla ve borç kağıtlarını hazırlamakla meşguldü.

 Külçe üzerine külçe yağıyor ve Wang Chong’un elleri hiç durmuyordu. Bir külçe, iki külçe, üç… Gelen en hafif kesede en azından birkaç külçe oluyordu ve toplam sayı düzinelerceydi.

  Süreç sona erdiğinde durumu bir kez daha kontrol eden Wang Chong, yaklaşık iki yüz altın külçe topladığını fark etti.

 Wei Hao ise kararan suratıyla onu izliyordu.

 Zengin bir aileden geliyordu ve bahis oynamayı severdi; ancak aylık sadece on bir-on iki külçe alabiliyordu. Fakat Wang Chong tek seferde iki yüzü aşkın külçe borç almıştı!

 Bu miktar Wei Hao için bile muazzamdı. Hala borç kağıdı yazan Wang Chong’a bakınca afallamadan edemedi.

 “Yeterli değil!” Öte yandan Wang Chong kaygılıydı. İki yüz külçe çoğu genç efendi için muazzam bir miktar olabilirdi ama Wang Chong’un cevher planı için 90.000 altın külçe toplaması gerekiyordu. Gerçi genç adam zaten Sekiz Tanrı Köşkü’nden bu kadar para toplayabileceğini düşünmemişti.

 Şimdilik demircileri davet etmek ve onlara birkaç Bulat silahı yaptırmak için 500-600 altın külçe yeterliydi. Bulat çeliğinden silah yapabildiği sürece bir ay içinde 300 junluk cevherin parasını ödeyebileceğine emindi.

 Fakat şu anda elinde sadece 200 altın külçe vardı. Wang Chong için bu miktar yeterli değildi.

 Nihayetinde, Sekiz Tanrı Köşkü’ne gelen genç efendiler henüz aile mirasını devralmış kişiler değildi. Ailelerinden her ay aldıkları harçlıklarla Wang Chong’un ihtiyaçlarını karşılayabilmeleri mümkün görünmüyordu.



Bu bölümde emeği geçen; çevirmen ve düzenleyici arkadaşların
emeklerinin karşılığı olarak basit bir minnet ifadesi yani teşekkür etmeyi ihmal etmeyelim.


26   Önceki Bölüm  Sonraki Bölüm   28 



DISQUS - Mangaya Ait Yorumlar

*Not: Yorum Yazmadan Önce;

  • Spoiler,
  • Küfür, siyasi ve seviyesiz yorumlar,
  • İçerikle alakasız link paylaşımları yasaktır.
  • İçeriği çeviren gruplar dışında site reklamı yapanlar sınırsız uzaklaştırılacaktır.