4   Önceki Bölüm  Sonraki Bölüm   6 



-Luar'ın Ağzından-
Gece olmuştu ve Vladimir'in odasında yatağın üstünde bekliyordum.

Yavaş adımlarla odadaki içki dolabına doğru gidip şarabını çıkarttı hem kendine hem bana bir kadeh doldurdu. Benim kadehimi yatağın yanındaki masaya koyduktan sonra oraya yaslandı, yudumlamaya başladı. Önce ona baktım ve bana neden şarap ikram ettiğini anlamaya çalıştım sonrasında da kadehe uzanıp yudumlayarak ona eşlik ettim. 

Vladimir: "Tadı nasıl?"

"Nedense... biraz yoğun gibi" bardağa bakıyordum. Bir an için aklımı kirli düşünceler sardı, ciddi bir şekilde onun üstüne yürüyüp şarabı boynundan aşağı döktüm, "Uh... sanırım çok sakarım efendim." Ona her zamanki gülümsememle gülümsemiştim. "Sizin için temizleyeyim." Gömleğinin düğmelerini açtım. Karnındaki kaslarının arasından süzülen şarabı görmek beni etkiledi, gözlerimi kapatıp şarabın olduğu yerleri yalamaya başlamıştım. Kısılan gözleriyle beni seyrediyordu. "Normalde Blood Slave'ler efendilerine karşı bu kadar cüretkar davranmaz tabii~ ölmek istemiyorlarsa ama siz böyle olmamdan mutlu oluyor gibisiniz." Ona biraz daha yaklaştım, "Bundan rahatsız olduğunuzu söylediğiniz zaman her türlü cezayı kabul edeceğim efendim."  Sırıttı ve üzerime doğru yürümeye başladı. 

Vladimir: "Pekala, o halde... ödülünü merak ediyor olmalısın."

"tabii ki merak ediyorum~" her attığı adımda onunla olan mesafemi koruyarak geriye yürüyordum.

Vladimir: "O halde sana göstereceğim."

Yatağın yanına ulaştığımızda istemsizce arkaya doğru devrildim. Ona meraklı aynı zamanda da arzulayan gözlerle bakıyordum. Tek eliyle şarabını tutmaya devam ederken diğer eliyle kotumu ve baksırımı yırtarak çıkardı kadehi benimkinin üzerine boşaltmıştı, sırıtıyordu. "Sanırım çok sakarım." Bedenimi sırt üstü yatacağım konuma getirdi ve yatağa çıktı. Bacaklarımı omuzuna geçirdi. Dilini yavaşça benimkine sürttü, "E- ef- efendim!? Lütfen durun!!" İki elimi kafasına koydum. Bana bakıp biraz durup konuştu. 

Vladimir: "Bana ne yapacağımı söyleme."

İki bileğimi kavrayıp yatağa bastırdı ve tekrar ağzına alıp dilini üzerimde hareket ettirmeye başladı. Yüzüm kızarmıştı. "efendim... Ödül için benim istediğim bir şey olamaz mı?" Durdu ve kafasını kaldırdı.

Vladimir: "Bu Hoşuna gitmedi mi? Pekala, ne istiyorsun?"

"Gitmemesinden değil, sadece... Bundan hoşlanmadığınıza eminim. Sizin de yapmayı sevdiğiniz bir pozisyonda yapalım..." Kendimi yavaşça geriye çektim ve yatakta oturur pozisyondaydım. Hala yüzümün kızarık olduğunu hissediyordum derin bir iç çektim. Huh... Gerçekten bunu yapacaktı... 

Vladimir: "Bazen biraz bencil olmana izin veriyorum." 

Vücudunu dikleştirdi ve üstüm deki gömleğin düğmelerini yavaşça açmaya başladı. 

Vladimir: "Her neyse benim isteklerimi bu kadar önemsiyorsan..."

Gömleğimin düğmeleri açmayı bitirdiğinde ceketiyle birlikte hızla ikisini de üzerinden çıkarıp yere fırlattı. 

Vladimir: "Sana zevkin her türünü tattıracağım." 

Yatağın kenarına oturdu ve belimden kavradı. Hızlı bir hamleyle yüz üstü bacaklarına uzanmamı sağladı. Elini kalçama yerleştirdi ve bir süre üzerinde gezdirip ardından tırnaklarıbı bastırarak sıkıştırdı. Elini kalçamdan iyice uzaklaştırıp sertçe tokatladığı sırada bağırmıştım.

***

Vladimir: Sigaramı yakıp derin bir nefes aldım. Ayın ışığı odayı loş bir şekilde aydınlatıyordu. Yataktan kalkıp diğer kenarına ilerledim ve çömelip Luar'ı uyurken bir süre seyrettim. Elimi yanağına götürdüm ve hafifçe yanağını okşadığım sırada 'Üzerine çok fazla mı gidiyorum?' diye düşünmeden edemedim. Bunu düşünmek benim için fazlasıyla yeniydi. Normalde siktiğim kişilerin ne düşündüğü hiç umurumda olmaz. Derin bir nefes alarak ayağa kalktım ve üzerime geceliğimi giyerek önünü bağlamadan yavaş adımlarla balkona yürüdüm. Bir elimi taştan parmaklıklara yasladım ve diğer elimle sigara içmeye devam ettim. "Değişiyorum... Bu hoşuma gitmedi..." 

Yatakta hafif döndüm ve Vlad'ın yanımda olmadığını farkettim. Pencereden onu gördüm, rüzgar kısa saçlarını hafif hafif dalgalandırıyordu... Bir şeyler düşündüğü çok belliydi, sürekli sigara içen birisi değildi ancak bu nadir anlardan birisiydi. Kendi kendine 'Bana neler oluyor?' diye sorar gibi kafasını birkaç saniye kaşıdı. Yanına gitmeyi düşündüm ama rahatsız olup olmayacağını bilmiyordum. Bir dakika sonra karar verip balkona, yanına gittim. "Iyi misiniz efendim?" Sigarasını balkondan aşağı atıp bana döndü. Gözleri kısılırken bana bir kaç saniye baktı. Yüzümde ne olduğunu anlamamış bir ifade vardı. Birden Bileğimi kavradı ve kendine çekerek kollarını boynuma doladı. Yaptığı hareket beni oldukça şaşırtmıştı vücudum kas katı kesildi. İkimizde bir şey demeden bir kaç saniye daha öyle durduktan sonra adeta bir rüyadan uyanırcasına ne yaptığının farkına vardı, benden uzaklaşıp gözlerime baktı. Az önce yaptığını sorgulayan tuhaf bir ifadesi vardı. Üstümdeki şoku atlatmam biraz zaman aldı ama kendimi toparlar toparlamaz "Belki de çok yoruldunuz efendim biraz dinlenmeniz iyi gelecektir..." dedim. Onun yüzüne bakarken garip bir şeylerin olduğunu hissediyordum.

Vladimir: "Ben asla yorulmam." 

Vampir hızını kullanarak ışık hızında deri koltuğuna oturdu. Gücüne hala alışamadığım için büyük bir şok daha yaşamıştım. Elinde şarap şişesi vardı. Kafaya dikip yarıladı. Neden bu kadar stresli olduğunu, ona karşı yanlış bir şey mi yaptığımı ve Neler döndüğünü merak etmeden duramıyordum. Belki de biraz yalnız kalması gerek diye içimden geçirdim. "Efendim izninizle kendi odama gidebilir miyim?" Kısa bir bakış atıp gidebileceğimi söyledi. Sessizce kapıya doğru ilerleyip dışarı çıktım. Belki de birisine haber vermem gerek diye düşündüm ancak bu fikir onun hoşuna gitmeyeceğinden adım gibi emindim. Bir süre sonra kendimi onun için endişelenirken buldum ve kafamı sağa sola sallayıp hafif şekilde yanaklarıma vurdum. Bir şey olduğu yok! sen bir Blood Slavesin, bunları düşünme Luar! derin bir nefes alıp verdim ve odama yaklaştım. Bu sabahtan itibaren normal bir Blood Slave gibi sadece istediği şeyleri sorgulamadan yapacağım. Onun için bu kadar endişelenmeme gerek yok, her halükarda onun için yemekten başka bir şey değilim.

-Victor'un Ağzından-
Luar'ın kokusu tüm koridora yayılırken yavaş adımlarla ona ilerleyip önüne çıktım. "Nihayet sonunda karşılaştık gözde köle." Kafasını kaldırdı ve direk olarak gözlerime baktı.

Luar: "Merhaba?"

Elimi ona uzattım, "Ben Viktor." Yüzümde fazlasıyla sıkkın bir ifade vardı. Ben tüm güzelliğimle karşısında dururken neden bunun gibi çirkin birini kabul etti!? Elini çekingen bir biçimde uzattı. 

Luar: "Ben de Luar efendim."

Parmağının ucunu tuttum ve ardından elimi geri çektim. "Evet biliyorum." Ona doğru bir kaç adım daha attım ve boynuna eğildim. Kanının kokusu bile güzel değil. "Neden seni kabul etti ki?" Derin bir nefes alıp bedenimi dikleştirdim, "Seni özel yapan şey ne?"

Luar: "Kanımın kokusu her ne kadar normal olsa da tadının vampirler için oldukça lezzetli olduğu söyleniyor ayrıca çabucak kan yenileyebilen bir vücudum var efendi Victor. Ayrıca... sanırım diğer Blood Slave'lerden farklı davranış biçimine sahip olduğum için Efendim beni seçti. Gerçi bundan pek emin değilim kendimden başka pek fazla Blood Slave görmedim o yüzden karşılaşma yapamıyorum ama bir kaç kez bunu söylediğini duydum."

Ben bu anlattıklarından çok daha fazlasıyım... Neden ben değil... Sinirlerime engel olmak için gözlerimi bir kaç saniye kapadım. "Neden odana gidiyorsun? Seni kovdu mu?"

Luar: "Hayır, bugün ikimiz için de fazla yorucu bir gün oldu. O yüzden efendimi biraz yalnız bırakmak istedim." Şüpheli bir şeyler var.

"Hmm..." Yorulmak mı? Vladimir ve yorulmak. Belli ki yalan söylüyor. "Pekala. Sana iyi geceler." Hızlı adımlarla Vladimir'in odasına ilerledim. Neye güvendiğimi bilmiyordum ama nedense şu an bana karşı çıkamayacakmış gibi bir his vardı içimde. 

Vladimir: Birinin duygularımı yönetmesine izin veremem... Kapının açılma sesini duyduğumda oraya bakmadan konuştum, "Neden odana gitmedin..?" cevap alamayınca kafamı kaldırdım. Victor'u görmemle gözlerim kısıldı, "Burada ne işin var?"

Kapıyı yavaşça kapadım. "İyi misiniz Efendi Vladimir..." Sesinden sarhoş olduğunu anladım. Onu bir kaç defa bu şekilde görmüştüm. İçimde bir umut belirdi. Yavaş adımlarla yanına yürüdüm. "Neden yine alkol aldınız? Kafanızı kurcalayan bir şey olmadığı sürece bunu yapmazsınız." yavaşça geceleğimin fiyonkunu çözdüm ve Vladimir'in kucağına çıktım."Kendinizi kötü hissediyorsanız... Size iyi hissettirecekse..." Geceliğim kollarımdan dirseğime kadar düşerken ona iyice sokuldum. "Benimle istediğiniz her şeyi yapabilirsiniz..." Ellerimi boynu ile yanağı arasındaki noktalara yerleştirdim ve bana bakmasını sağladım. "Sizi içimde istiyorum efendim.."

Vladimir: Gözlerimi yavaş bir biçimde açıp kapıyordum. "Ne yapıyorsun..." elimi alıp kalçasına yerleştirdiğinde niyetini yeni yeni kavramıştım. "Victor..." Aniden dudaklarımızı bir birleştirdiğinde onu uzaklaştırmak için diğer elimi boynuna yerleştirdim. Sarhoş olmam yüzünden gözlerimin önünde Luar belirdi ve donup kaldım. Eli benimkine baskı uygulamaya başladığında karşı koyacak enerjim yoktu. Bedenimi serbest bıraktım.

İşte böyle... Sadece kendini bana bırak... Elimi yavaşça baksırının içine ittirdim ve onunkinin okşamaya başladım. O sırada boynuna eğildim ve dilimi teninde gezdirdim. Kafasını arkaya yasladı. Bir süre sonra kollarımı boynuna sardım ve dudaklarını öperek ona sürtünmeye başladım. Neden sertleşmiyor? Çok sarhoş olduğu için mi? Dudaklarımı daha sert dudaklarına bastırıp dilimi ağzına iktirdim.

-Luar'ın Ağzından-
Odama varıp üstümü değiştirdiğim sırada boynumdaki kolyenin artık orada olmadığını farkettim. Biraz düşündükten sonra Vladimir'in odasındaki masada unuttuğumu hatırladım. "Tekrar gitsem rahatsız olur mu ki?" Ayna karşısında kıyafetlerimi giyerken bir kaç kez düşündüm. Belki de sabah almalıyım? Peki ya unutursam? Sessizce alıp çıkabilirim bence.

    Vladimir'in odasına vardığım sırada kapıyı tıklattım. 'Gel' sesini duyduktan sonra kapıyı yavaşça açtım. Victor'un Vladimir'in kucağında olduğu ve öpüştükleri bir sahneyle karşı karşıyaydım. Hiçbir şey olmamış gibi davranarak kolyemin olduğu masaya doğru gittim. "Böldüğüm için özür dilerim efendim." Yavaş adımlarla odadan çıkıp kapıyı sessizce kapattım. Elimi tişörtümü sıkarak göğsüme koydum. "Sakin ol..." O sana sahip, sen ona değil. Üzerinde hiçbir hakkın yok Luar. Tekrar odama yürüdüğüm sırada karşıma Alfred çıktı. 

Alfred: "İyi misin?"

Kafamı kaldırıp ona baktım. "Evet, iyiyim." Dikkatlice yüzüme bakıyordu. 

Alfred: "Pekala. yardımcı olabileceğim bir şey olursa beni bulman yeterli." 

"Teşekkürler..." Sessizce oradan uzaklaşmaya karar vermiştim. Alfred'i geçip dört adım attıktan sonra derin bir nefes aldım ve arkamı döndüm. "Efendim hep birileriyle takılır mı?"

Alfred: "Senin böyle şeylere alışık olduğunu sanıyordum." 

"Ah.. o yüzden değil." Özel olduğum için ısırılmam bile yasaktı kanımı bile kolumdan tüplerle alıyorlardı. Partilere bile gösteriş için götürüldüm. Nasıl alışık olabilirim? Her zamanki gülümsemem ile gülümsedim. "İyi geceler." 


Bu bölümde emeği geçen; çevirmen ve düzenleyici arkadaşların
emeklerinin karşılığı olarak basit bir minnet ifadesi yani teşekkür etmeyi ihmal etmeyelim.


4   Önceki Bölüm  Sonraki Bölüm   6 



DISQUS - Mangaya Ait Yorumlar

*Not: Yorum Yazmadan Önce;

  • Spoiler,
  • Küfür, siyasi ve seviyesiz yorumlar,
  • İçerikle alakasız link paylaşımları yasaktır.
  • İçeriği çeviren gruplar dışında site reklamı yapanlar sınırsız uzaklaştırılacaktır.