39   Önceki Bölüm  Sonraki Bölüm   41 



“Herkes beni
dinlesin!”



“Bundan sonra her gün
4 saat boyunca size bir adet Düşmüş kestireceğiz, bu işin düzenlenmesi ve
günlük kesme sırasının organize edilmesi Kakao adlı arkadaşın
sorumluluğundadır. Kendisini Akıncılar partisinin bir üyesi olarak görmenizi
tavsiye ederim, aksi bir hareketinizde sınırsız olarak yardımımızdan mahrum
kalırsınız!”



İçten içe fokurdayan kalabalık anonsumdan sonra düdüklü
tencere gibi ötmeye başladı, içlerinde biriken tüm gazı çıkarmadan da
rahatlayacak gibi değillerdi.



“Şimdi oldu mu
arkadaşım?”



Kar beyazı kirpikleri şaşkınlıktan pırpır eden adam,
inanmamışlık dolu gözlerle yüzüme bakakalmıştı, ben ise sanki dejavu
yaşıyordum. Ölmeden öncede benden yaşça biraz daha büyük kimseler hareketlerim
karşısında sık sık kitlenir kalırdı, Kakao’ da aniden üzerine yıktığım
sorumluluğun altında çırpınmakla meşguldü.



Rimel, partiyi bana
verir misin tekrardan?



Tam olarak düşündüğüm gibi genç kızımız ikiletmeden
liderliği bana geri verecekti, hiç fark etmiyordu, iki cihanda da güvenilir
insanlarla beraber olmanın verdiği keyif tarif edilemeyecek kadar güzeldi.



“Parti daveti yolla
Kakao”



Yeni arkadaşa ne yapmasını söylemeye gerek yoktu, sadece
kalkanın dışına çıkıp bir mob keserek yanıma gelmesini bekleyecektim.



“Bundan sonrası artık
sende, dört saat boyunca her turda beş kişiye Düşmüş kestirmeyi düşünüyorum.
Planını programını yapmak sana kalmış, yüzümüzü kara çıkarma tamam mı?



İlk başta biraz şaşıran Kakao, geri geldiğinde daha net
bakışlara sahipti. Yüksek bir algısı olduğuna inandığım bu kişi, ışık huzmesinin
sözlerinden sonra neler döndüğünü az çok anlamış gibiydi.



“Memnuniyetle gerekli
düzenlemeleri yaparım lakin bana yardım edecek birkaç kişi lazım olacak!”



Haklıydı adam, her ne kadar otuzlu yaşlarının başındaki bir
erkeğin dinç görüntüsüne de sahip olsa, üstlendiği görev boyunu aşacak
cinsteydi.



Yalnız boy deyince aklımda bazı anılar canlanıverdi; elimde bir
dolu kutu, kalabalık bir ortamdaydım fakat burada epey huzursuz olduğumu
hissediyordum.



Neyse, hemen deneyimlediğim ana dönerek yaşı büyük boyu
küçük arkadaşıma biraz yardım etmeliydim.



“Bedavacı, Boşboğaz,
Aragaz!”



Komedi Dans Üçlüsü kıvamındaki kafadarlar, çağrım üstüne
adeta ışınlanmış gibi yanımda bitivermişlerdi, ağızları kulakları varmıştı
enayilerin.



“İlk Düşmüşlerinizi
kestiniz mi?”



Cevabını neredeyse bildiğim bir soruyu sormak her zaman
canımı sıkmaya yeterdi lakin emin olmak için bunu yapmak zorundaydım şu anda.



“Evet abi,
sayenizde!”



Bir ağızdan yüksek sesle verdikleri cevabı tüm köy duymuştu
neredeyse, bu tipler tahmin ettiğimden bile çakal çıkmışlardı.



Yaptığım konuşmayı, benimle olan yakınlıklarını herkese
duyurmak için bir fırsata çevirmeyi başarmışlardı. Onlara az sonra
söyleyeceklerimi bilselerdi, böyle bir şark kurnazlığı yapmalarına gerek
olmadığını anlarlardı fakat ne demişler, huylu huyundan vazgeçemezdi.



“Bu andan itibaren Kakao
abiniz ne derse yapıyorsunuz, bu size verdiğim ikinci şansı umarım düzgün
kullanırsınız!



 İşaret parmağımı
gözlerine gözlerine sallayarak söylediğim sözlerin etkisi hemen kendini
gösterecekti, korkudan konuşamasalar da, üçü de kafalarını emme basma tulumba
misali sallamaktaydı.



“Aferin, yarın
görüşürüz!”



Yapamadığım alışveriş, Toraman’ın moblarla kafayı çekmesi ve
ardından gelen büyük çaplı sosyal sorumluluk projemizden sonra, artık aksiyona
geri dönme zamanı gelmişti.



“Rimel, Şükrücük,
hedefimiz Nalburiye Bölgesi!”



Henüz ayılmamış Toraman’ı sırtıma vurduğum gibi bende,
istikametimi türlü türlü uçucu ve yanıcı madde koklayanların diyarına doğru
çevirecektim.



Yanlış duymadınız, genç irisini uyandırmayacaktık, neredeyse
bossa kadar ona ihtiyacımız yoktu ve Toraman gerçekten çok mutlu görünüyordu.



“Şükrücük abi, tüm
gözler hala senin üzerinde farkında mısın?”



Hedefimi yolda belirlemiştim, amacım tankımızı çalıştırdığım
sırada Rimel’ den ben yokken neler olduğunu öğrenmekti.



“Bilemiyorum Max’ cim,
halk teveccüh gösteriyor!”



İyice assoliste bağlamaya başlamıştı orta yaşlı adam, hatta kendi
kuşağının sükseli bir ismi gibi konuşuyordu şu anlarda.



“Ben derim ki; şu
kalkanın önündeki alanı tek başına temizlersen, insanlar senin kudretini daha
iyi anlayabilirler!”



Parlayan gözlerine bakarsak sunduğum fikir aklına yatmıştı Şükrücük’
ün, silahını çekmeye utansa da elindeki kalkanla bile bu işi rahatça
halledeceğini gösteriyordu herkese.



“Gelin ulan buraya,
fukara müptezeller!”



Seviye 3 e kadar olan alandaydık henüz, etrafımızdaki bütün
Düşmüşleri bir anda toplamaktan çekinmeyecekti tankımız. Her vuruşunda, birkaç
adım arkamızdaki kalkanın bitiminde biriken kalabalıktan bir sevinç nidası
yükseliyordu, nasıl durabilirdi Şükrücük, hızını alamayıp içlere doğru ilerlemek
farz olmuştu onun için.



“Rimel, şimdi bana
her şeyi tek tek anlatıyorsun. Nasıl seçti bu yakışıklı partiye alacağınız
kişileri?”



Amacıma ulaşıp Şükrücük’ü yanımızdan uzaklaştırır
uzaklaştırmaz, merak ettiklerimi öğrenmemi sağlayacak soruyu soracaktım.



“Max abi hiç sorma,
beni çok zor durumlarda bıraktı Şükrücük abi, nasıl desem?”



Genç kız sanki yanlış bir şey söylemekten korkarmış gibi
aniden durmuştu, bazen bir konuşmaya başlarsam susamam diye çekindiğimiz anlar
oluyor ya, tam olarak orada durdurmuştu zamanı Rimel.



“Anlat abicim, söz
aramızda kalacak bu konuştuklarımız!”



“Kim sensin dediyse,
ona parti daveti göndermem için baskı yaptı, etrafına toplananlar içinde sesini
çıkaramayanları hiç görmedi bile. Hele en son yaptığına çok kızdım Max abi,
senin bunlara kesinlikle yardım edilmeyecek dediğin üç kişiyi zorla partiye
aldırdı!”



Ayarsız akan musluk misali açıldığı gibi püskürtmüştü tüm
cümleleri Rimel, içlerinden bazıları bir hayli ilgimi çekmekteydi.



“Sanırım yanıma
çağırdım tiplerden bahsediyorsun değil mi, hayırdır nasıl kafaladılar bizim
Şükrücük’ü?”



Yanımdan tozu dumana katarak ayrıldıkları andan itibaren,
kalkanın içine girip bir mob keseceklerinden adım gibi emindin Komedi Dans
Üçlüsünün, şimdi sıra nasıl olduğunu öğrenmekteydi.



“Nasıl yaptılar nasıl
ettiler bilmiyorum ama onca insanın çevrelediği Şükrücük abinin yanında
bitiverdiler bir nefeste, ikisi bacaklarından yakaladıkları koca adamı
omuzlarına aldığı an kalan bir tanesi deli gibi bağırmaya başladı!”



Bu çok ilginçti, hep beraber iki üyemizin yanına
geldiğimizde üçlüye azap çekmemek için Şükrücük’ ün onayını almaları
gerektiğini söylemişti. Yanlış hatırlamıyorsam, o an orta yaşlı tankımız ile
aramızda Rimel’ in bahsettiği tarzda bir bağırmayı duyamayacak kadar çok mesafe
yoktu.



 Ya ben, yaşadıklarımızı
anlamlandırmaya çalışırken dışarıya dönük algımı kapatmıştım veya genç kız
sinirinin verdiği hırsla biraz abartıyordu olayı.



“Bir başladılar ‘Âlemin Kralı geliyor, geliyor,
geliyooooorrr!’
diye bağırmaya, herkes olduğu yerde donup kaldı!”



“Sadece Şükrücük abi
çok mutluydu, sürekli daha yüksek sesle diye direktif veriyordu utanmaz
üçlüye!”



İtiraf edeyim, olanları ilk duyduğumda suratıma nasıl bir
ifade vererek duracağımı bilemedim, içten içe kaynıyordum adeta. İnsanın
gülmemek için kendisini tutması ne kadar zor bir işti, zaten kısıtlı imkânlara
sahip olduğumuz bu yerde, ben de daha fazla dayanamayıp basacaktım kahkahayı.



“Sana da kızgınım
zaten Max abi, o haydut kılıklıları yanına çağırıp konuştun!”



İşte bunu hiç beklemiyordum, bizim çekingen ve naif Rimel
gerçekten kızmıştı bana galiba. Hemen birkaç öksürük ile gülmemi bastırarak,
onun sözlerinin beni çok etkilediğini gösterecektim zira ne olursa olsun
partimizin içindeki en değer verdiğim kişi oydu.



“Hiç kendimi
savunmayacağım, ne desen haklısın ama gel beni bir dinle sen yine de!”



Rimel’ in kızgın bakmaya çalışan gözleri, onlara ait
olmadığını adeta bağıran gerginliği yavaşça kendisinden uzaklaştırırken, ben de
sesime biraz şefkat katarak devam edecektim.



“O üçünü düşman
listesine aldırdığımda çok kızgındım çünkü amaçları arkadaşlarımı savunmasız
yakalayıp zarar vermekti. Hala tam olarak affetmiş değilim fakat bir kendine
baksana Rimel; değil o üçü, otuzu birden gelse sana zarar verebilir mi?”



“Önümüzde uzun bir
yol ve bilmediğimiz düşmanlar varken, çoktan geride bıraktığımız birkaç küçük
olayı sırtımızda yük olarak taşımamıza gerek var mı güzellik!”




Bu bölümde emeği geçen; çevirmen ve düzenleyici arkadaşların
emeklerinin karşılığı olarak basit bir minnet ifadesi yani teşekkür etmeyi ihmal etmeyelim.


39   Önceki Bölüm  Sonraki Bölüm   41 



DISQUS - Mangaya Ait Yorumlar

*Not: Yorum Yazmadan Önce;

  • Spoiler,
  • Küfür, siyasi ve seviyesiz yorumlar,
  • İçerikle alakasız link paylaşımları yasaktır.
  • İçeriği çeviren gruplar dışında site reklamı yapanlar sınırsız uzaklaştırılacaktır.